Aradan birkaç gün geçmişti.
Okulda proje sunumlarının yapılacağı gün gelmişti.
Gökçe sabah erkenden sınıfa geldi.
Sunum yapmayı düşündükçe heyecanlanıyordu.
Elleri hafifçe titriyordu.
Göktuğ bunu fark etti.
"Heyecanlısın."
Gökçe gülümsemeye çalıştı.
"Biraz."
Göktuğ sakin bir sesle konuştu.
"Başaracaksın."
Bu iki kelime bile Gökçe'yi biraz rahatlattı.
---
Sıra onlara geldi.
İkisi birlikte sınıfın önüne geçti.
Hazırladıkları sunumun konusu **"Umut"**tu.
Göktuğ konuşmaya başladı.
Gökçe de hazırladığı bölümü anlattı.
Sunum bittiğinde sınıf alkışladı.
Öğretmen gülümseyerek,
"Çok güzel hazırlanmış bir çalışma. Tebrik ederim."
dedi.
Gökçe'nin yüzü ilk kez gururla aydınlandı.
---
Ders çıkışında öğretmen ikisini yanına çağırdı.
"Okulumuz gelecek ay düzenlenecek bilgi yarışmasına iki öğrenci gönderecek."
İkisi merakla bekledi.
"Sizi seçtik."
Gökçe şaşkınlıkla Göktuğ'a baktı.
Göktuğ da ilk kez bu kadar şaşırmış görünüyordu.
"İkinizi de tebrik ederim."
---
Okuldan çıktıklarında Gökçe'nin gözleri dolmuştu.
"Hayatımda ilk kez bir konuda seçildim."
dedi.
Göktuğ gülümsedi.
"Çünkü bunu hak ettin."
Tam o sırada Gökçe'nin telefonu çaldı.
Arayan akrabasıydı.
Telefonu açtı.
Kısa bir konuşmanın ardından yüzündeki mutluluk kayboldu.
Telefonu kapattığında sessizce yere baktı.
"Ne oldu?"
diye sordu Göktuğ.
Gökçe'nin sesi titriyordu.
"Yine bağırdılar..."
Bir an daha konuşamadı.
Sonra gözyaşları dökülmeye başladı.
Göktuğ etrafına baktı.
Kimse yoktu.
Sessizce Gökçe'nin yanına yaklaştı.
"Gel."
dedi.
Gökçe bir adım attı.
Göktuğ onu nazikçe sarılarak teselli etti.
Gökçe önce şaşırdı.
Sonra gözyaşlarını tutamadı.
Uzun zamandır ilk kez kendini güvende hissediyordu.
Göktuğ hiçbir şey söylemedi.
Sadece yanında durdu.
Bazen en güzel teselli...
Hiçbir şey söylemeden verilen bir sarılmaydı.
Bir süre sonra Gökçe gözyaşlarını sildi.
"Teşekkür ederim."
Göktuğ hafifçe gülümsedi.
"Her zaman."
İkisi birlikte yürümeye devam etti.
Fakat bilmedikleri bir şey vardı.
Geçmiş, henüz son sözünü söylememişti.
Ve onları bekleyen en büyük sınav...
Çok yakındaydı.