İçim umutla doldu.
Sıradan çıktım ve Uraz'ın masasına tekrar kafamı çevirdim.
O esnada göz göze gelmiştik.
Dudaklarımı oynatarak " teşekkür ederim" dedim. Güç bazen de umursamamaktı ve ben değişimimin ilk adımında kendimi çok güçlü hissediyordum.
Anlamsızca suratıma baktı.
Güldüm. Evet , günler sonra ilk kez gülüyordum.
Neydi beni bu kadar mutlu eden?
Kurtulmuş olmak mı yoksa başka ve güzel bir hayata olan inancım mı?
Yerimde duramadığımı fark ettiğimde okulu gezmeye karar verdim.
Üçüncü kata hiç çıkmamıştım.
Oraya gidebileceğimi düşündüm.
" Leyla!"
İsmimi duymamla arkamı döndüm.
Seslenen Kaandı.
" Selam." dedim yabani olmamaya çalışarak.
" Selam" dedi o da öncesinde. " Urazla ayrılmışsınız sanırım." Gözlerimi devirdim.
Kendisi gitmişti ama pislikleri hâlâ devam ediyordu.
" Urazla hiçbir zaman sevgili olmadık. Ve evet sonunda beni rahat bıraktı."
Gülümsedi ve eliyle omzumu sıktı.
" Eğer bir sorun olursa bana söyleyebilirsin. Seni korurum , emin ol."
Ayıp olmasın diye gülümsedim.
" Düşündüğün için teşekkür ederim ama gerek yok."
Biraz bozulmuş gibi oldu ama yine de elini çekmedi.
Omzumu birdaha sıvazladı ve " sen yine de aklında bulundur" dedi.
Geçiştirmek için hızlıca " tamam " dedim.
Uraz zorbasından kurtulup Kaan zorbasına yakalanacak değildim.
" Nereye gidiyorsun?"
" Şey.. üçüncü katı gezecektim."
" İstersen birlikte gidelim. Hem sana genel bir okul turu yaptırabilirim."
" Olur."
Tek başına gezmektense birileriyle gezmek daha iyiydi.
" E hadi gidelim."
Elini belime koyup beni öne ittirdi.
Kendisi de tam yanıma geçti.
Son kez Uraz'ın tarafına baktığımda onun da bu tarafa baktığını gördüm.
Takmadan ilerledim ve kantinden çıktık.
" Söyle bakalım , okulu sevdin mi?"
" Sevdim ya da sevmedim diyebilecek kadar tanıyamadım daha. Bu soruyu gezi sonunda tekrar sor."
" Sen nasıl istersen."
" Hangi şubedesin Kaan?"
" 11-C"
" Bizim sınıfın alt katı oluyor , değil mi?"
" Evet , öyle oluyor."
Bence biraz bilgi öğrenebilirdim.
" Peki ya şu bölge muhabbeti de nedir?"
" Uraz ve benim kendimize ait çetelerimiz var ve bizlere her hafta görevler veriliyor. Bu görevleri önce bitirene de okulda bazı ayrıcalıklar sunuluyordu. Ama Uraz seninle çok meşgul olduğundan olsa gerek bu aralar görevlerini tamamlayamıyor.
" Alp kim peki?"
" Alp Güven. Okul sahibi Sadri Güven'in oğlu. Görevleri ondan alıyoruz."
Cevap vermedim.
" Yani şimdi Uraz'ın çetesinden olmayanlar onun bölgelerine giremez mi?"
" Aynen öyle ve şuan benim bölgemdesiniz!" Arkadan gelen ses , Uraz'a aitti.
Neden gelmişti ki?
" Okula ait bir yer , herkesindir. Burası babanın yeri değil!"
" Senin dilin uzamış yeni gelen."
Yanımdaki Kaan güldü.
" Vay be! Dün benim kızım diye ortalığın anasını inletiyordun şimdi de gelmiş yeni gelen diyorsun."
" Dediğim gibi , dün dündü ve bugün de bugün."
" Yani peşimizden kıskandığın için gelmedin?"
" Sana hesap mı vereceğim , Kaan?"
" Haşa , olur mu öyle şey? Uraz efendimize nasıl karşı gelebilirim?"
Uraz alayla sırıttı.
" En azından yerini biliyorsun , aferin."
Kaan gülerek elini belime attı.
" Neyse biz gidelim. Daha gezilecek çok yer var."
Uraz'ın çenesi hafiften kasılmaya başlamıştı.
Hızlıca yanıma geldi ve Kaan'ın elini belimden adeta fırlattı.
Sol eliyle sağ kolumu kavradı ve beni sürüklemeye başladı.
" Uraz bırak!"
Duymuyordu.
" Ya senin derdin ne ya? Rahat bıraksana artık beni.!"
Arka bahçeye gelişimizle sürükleme de bitmişti.
Sırtımı duvara yasladı ve kendi de tam önümde durdu.
İki eliyle başımın yanındaki duvara tutunmuş destek alıyor hem de sakin kalmaya çalışıyormuş gibi bir havası vardı.
" O muydu?" dedi kırgın bir ses tonuyla.
" Ne?"
" Hani şu sevdiğin çocuk?" dedi dişlerini gıcırdatarak.. " Kaan mıydı?"
" H-hayır" dedim.
" O zaman neden benden ilk kurtuluşunda soluğu onun yanında aldın , annesinin kızı?"
" Sadece okulu gezdiriyordu. Ayrıca senin de dediğin gibi dün dündü ve bugün de bugün.." dedim tek gözümü kırparak.
" Yani Kaanla olmaya karar verdin , öyle mi?"
" Hayır tabiki de" dedim bir çırpıda.
" Hem sanane?!" diye de ekledim.
" Seninle ilgili her şey bana ve benimle ilgili her şey de sana Leyla.." dedi.
" Neden beni kıskanmıyorsun ki?" dedi isyan edercesine.
" Neden seni kıskanayım ki?" dedim bende.
Kıskanmamıştım.
Sadece , farklı hissetmiştim.
Uraz'ın benden başkasıyla ilgilenmesi tuhaftı.
Bugüne kadar bana en çok sarılan ve beni en çok öpen insan rekorunun da onda olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Bir de...
Yalandan da olsa bana ilk ve tek seni seviyorum diyen insandı.
Bunları düşündükçe yumuşuyor gibi oluyordum.
Şimdi bir başkasına seni seviyorum diyeceğini düşünmek kötü hissettirmişti bir an.
Zorbama alışmıştım.
" Çünkü sevgililer öyle yapar" dedi inatla.
" Uraz anla artık! Biz seninle sevgili değiliz ve hiçbir zaman da olmadık" dedim.
" Olalım o zaman" dedi son bir umutla.
" Biliyorum seni çok üzdüm. Ama lütfen kabul et Leyla. Seni gerçekten seviyorum.. Dün dediğin , başkası olması ihtimali bile beni mahvetti. Tüm gece uyumadım ve bu ihtimali düşündüm. Bugün ise seni belki kıskandırırsam bana karşı duyguların uyanır sanmıştım. Ama sen bu kadar mı sevmiyorsun beni? Hiç mi sevemezsin söylesene , hiç mi olamayız ikimiz?"
Ne diyeceğimi bilemeyerek öylece kaldım.
" Sana güvenmiyorum " dedim.
" Güvenmeni sağlarım" dedi kendinden emin bir ses tonuyla.
" Her zaman canımı yakıyorsun " dedim.
" Canın canım bundan sonra , insan kendi canını yakabilir mi?" dedi.
İnanır gibi oldum bir an.
Bakışları , sözleri.. kalbine işliyordu insanın.
Bu bakışlarla kaç kız kandırmıştır , kim bilir? Düşünmeden edemedim.
" Senden korkuyorum.." dedim çaresizce.
Bir bahanem olmalıydı her zaman. Biz asla olamazdık.
" Artık korkmayacaksın. Benim yanımdayken hiçbir şeyden korkmana gerek yok , hiçkimse sana zarar veremez. Ben de vermem söz." dedi büyük bir istekle.
Öyle bir bakıyordu ki sanki bin bahane sıralasam binine de bir cevap verecek , tüm sorunları ortadan kaldıracak ve bana kabul ettirecek.
Başarılı da oluyordu.
" Beni kısıtlıyorsun" dedim.
" Sadece , kıskanıyorum çünkü fazla mükemmelsin" dedi. Gülümsedim.
Umut belki de Uraz'ın ta kendisiydi.
Olamaz mıydı?
Her şeye yeniden başlayıp ikinci bir şans veremez miydim bize.
Kaybedecek neyim vardı ki?
" Bitti dediğim zaman bitireceğiz , zorlama ya da zorbalama yok."
" Yok " dedi.
" Peki o zaman kabul ediyorum , anlaştık." dedim elimi uzatarak.
O ise sırıtarak dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Geri çekildiğinde ise " sevgililer.." dedi önemli bir şeyden bahseder gibi. " Anlaşmalarını el sıkışarak kabul etmez , sevgilim."
" Nasıl kabul ederler peki?" dedim masumca.
" Böyle" dedi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Yerimde hareketsizce durmuş Uraz'ın dudaklarım üzerinde hareket eden dudaklarını izliyordum.
Aniden geri çekildi.
" Erkek olan kabul ettiğini öperek gösterir ve kız olan da karşılık vererek bu anlaşmayı onaylar. Anlaştık mı?"
Hızlıca başımı salladım ve Uraz dudaklarıma tekrar yapıştı.
Dediği gibi kabul etmek için dudaklarım beceriksizce karşılık verdiler. Daha sonra ise ayrıldık.
Öpüşme bitip , ayrıldığımızda alnını alnıma yasladı.
" Seni seviyorum" dedi fısıldayarak.
Sessiz kaldım.
Çünkü Uraz'ı sevmiyordum. Sadece ona alışmıştım ve deniyorduk işte.
" Bir gün.." dedi yemin eder gibi
ve gözlerini gözlerime dikti.
" Andım olsun bir gün gelecek ve sende beni seveceksin. İşte o zaman geri dönülmez bir yola da girmiş olacaksın."
Dediklerinden hiçbir şey anlamadım ama Uraz'ın yüzünde tehlikeli bir sırıtış oluşmuştu.
Umarım pişman olmam...