Leyladan
Sabah çalan alarmın sesiyle gözlerimi açtığımda kendimi yatağımda bulmayı asla beklemiyordum.
" Allah Allah nasıl geldim ki ben buraya?"
Olanları kavramaya çalışırken hâlâ alarmı kapatmamıştım.
" Ya kızım salak mısın? Kapasana şu alarmı?" Salondan gelen böğürme karışımı sese gözlerimi devirmeden duramadım.
" Kapatacağım , öldün mü?"
Beni sinir ediyordu.
" Leyla sabrımı zorlama. Şurdan gelip saçlarını yolmama az kaldı yani."
Denesene diyemedim.
Yapardı.
Yapmıştı önceden de.
Ellerim alarmı buldu ve hızlıca kapattım.
" Oldu mu?"
" Aferin."
Bu neydi şimdi?
Yataktan doğrularak salona ilerledim.
" Uraz?"
" Hı?"
" Kalk hadi."
" Uykum var."
" Okula gideceğiz?"
Evimden ne zaman defolup gidecekti ki?
Belki okuldan sonra kendi evine giderdi.
" Git sen."
" Sen gelmeyecek misin?"
" Sanane annesinin kızı?"
Sustum. Sinirle ketıla su koydum ve gidip elimi yüzümü yıkadım.
Ben gelene kadar kaynamıştı. Hemen çayı demledim ve üstümü giyinmek için odama girdim.
Üstümü giyinmiş , saçımı yapmış ve çantamı hazırlamış bir şekilde geri salona döndüğümde Uraz yoktu.
Mutfağa ilerledim ve tost makinesinin fişini taktım.
Tost yapacaktım.
Bir yandan da elimdeki salatalığı ısırıyordum.
Birden bire belime dolanan kollar ve yanağıma değen dudaklar ile olduğum yerde kaldım.
" Günaydın güzelim."
Geri çekilmeden salatalığımdan ısırmıştı.
Sakin olmaya çalışarak arkamı döndüm ama sakin olmak çok zordu.
" Uraz ne yaptığını sorabilir miyim?"
" Sevgilimi öpüyorum ne var bunda?"
" Peki benim neden haberim yok seninle sevgili olduğumuzdan?"
" Artık var işte"
" Hayır öyle bir şey olmayacak. Hem ben salonda uyuyordum , nasıl yatakta uyandım."
" Bilmem." dedi muzipçe gülümseyerek ve masaya oturdu.
" Hadi ben çok açım. Sevgiline ne yapacaksın?"
" Az ye de kendine bir uşak tut. Kalk kendin yap banane!"
" Bende bir kaşarlı tost yerim."
" Evde kaşar yok."
" Neden?"
" Çünkü kaşar kullanmıyorum."
Ayağa kalktı ve buzdolabını açtı.
" E bu dolap boş?"
" Yoo dolu?"
" Peynire dair hiçbir şey yok. Zeytin de yok. Eee?"
" Söylediğin şeyleri tüketmiyorum. Ama yersen bal var , reçel var , sucuk var , domates var , salatalık var , yumurta var , çikolata var.. var da var yani."
" Yok kalsın. Ben okulda tost yerim."
" Canın çekerse."
Tostum olmuştu.
Peçeteye sarıp bir tabağa koydum.
Bir bardak da çay aldım ve masaya oturdum.
Uraz ise dik dik bana bakıyordu.
Elimle tostu uzattım.
" Tadına baksana bir. Güzel yaparım ben tostu."
O da bir şeyler yerse bana dik dik bakmayı keserdi.
" Yok istemez."
" E çay koyayım sana da?"
" İçerim."
Ayağa kalktım ve Uraz'a çay koymak için bir tane ince belli bardak çıkarttım.
" Demli , açık?"
" Orta olsun."
Kafamı salladım ve çayını doldurdum.
" Al bakalım."
" Sağ ol."
" Rica ederim."
Oturdum ve tostumu kaldığım yerden yemeye devam ettim.
Kahvaltım bitmişti.
Uraz da çayını bitirmişti.
O giyinmeye gittiğinde ben de mutfağı topladım. Sonra da birlikte evden çıktık.
" Yine o motora bineceğiz deme bana?"
" Yok , bu etekle seni asla bindirmem motora."
" Aaa ne varmış eteğimde."
" Eğilsen kıçın gözükecek , sence ne var?"
" Kıskanıyor musun sen beni?"
" Evet , ölüyorum kıskançlıktan."
" Çok komik."
Gözlerimi devirmemek için zor durmuştum.
Kapının önüne bir araba geldi.
Uraz arkaya bindi.
" Gel hadi."
" Ben aslında biraz yürüsem iyi olacak , seninle okulda görüşürüz."
" Neden?"
" Canım yürümek istedi."
" Tamam."
" Tamam mı?"
" Evet ama girişte beni bekle. Bensiz girme içeri?"
" Niye?"
" Kızım bir kere de sorgulamadan yap ya!"
" Ay tamam uğraşamam seninle."
Uraz arabaya bindi ve bende yürüyerek okula gitmeye başladım.
Ne has beni zorlamamıştı?
Nasıl olmuştu da beni rahat bırakmıştı acaba?
Bir de kendi yatağımda uyanmam var tabii.
Kıyamamış mıydı acaba bana?
Saçmalama Leyloş!
Bence de saçmalama Leyloş.
Düşüne düşüne yürürken sonunda okula vardım.
Okulun kapısının yanındaki duvara tek ayağını yaslamış , dayanan Uraz'ı görünce düşünmeden yanına ilerledim.
Bugün kavga edesim yoktu.
" Geç kaldın."
" Yürüdüm ya ben?"
Uraz'ın beyni vardı değil mi? Bazen yokmuş gibi geliyordu.
" Neyse hadi girelim."
" Beni niye bekledin ki sen?"
" Sevgilimsin."
" Değilim , anla artık , değilim!!"
" Öylesin güzelim ve inan bana buna asla karşı koyamazsın."
Elini belime attı ve birlikte okula girdik.
" Uraz elini çeker misin belimden."
" Cık" dedi.
Ofladım.
Birlikte kantine , her zamanki masaya oturduk. Tüm çete ordaydı.
" Günaydın." dedi Uraz.
Herkes karşılık verirken o da kendine bir kaşarlı tost söyledi.
" Bir şey ister misin?"
" Yok , sağ ol."
" Canın bir şey çekerse söyle , çekinme sakın."
" Ne münasebet? Canım bir şey çekerse ben kendim alırım."
" Ya da sevgilin olarak ben sana alırım."
Cevap vermedim. Ne desem boştu bu çocuğa. Bir kulağından giriyo diğer kulağından çıkıyordu.
" Tamam söylerim." dedim geçiştirmek adına.
" Yenge sen buraya hangi okuldan geldin?" Gelen soruyla kafamı sesin sahibine çevirdim.
" Yenge?"
" Sevgilisiniz ya Urazla. Ben ondan şey yaptım-" dedi bir elini ensesine atarak.
" Sen ondan şey yapma o zaman Efe!" dedim sinirle.
Uraz'a anlattığım yetmiyor gibi bir de arkadaşlarına mı anlatacaktım sevgili olmadığımızı??
" Bakın ben ve Uraz sevgili değiliz. Kendisi şizofreni hastası olduğu için öyle sanıyor ama değiliz!" dedim üstüne bastırarak.
Uraz çok sakin bir şekilde ona çevrilen gözlere " kızlar işte. Naz yapıyor siz bakmayın ona " diyerek konuyu kapattı.
" Ben sınıfa gidiyorum."
" Birlikte -" lafını kestim.
" Gerek yok. Ben giderim. Sen otur tostunu bitir."
Üstelemedi.
" Yolda kimseyle konuşma. Özellikle de Kara ile anladın mı?"
" Canım ne isterse yaparım." dedim inatla.
" Sonuçlarına katlanırsın o zaman." dedi.
" Senden korkmuyorum artık "
" Ha önceden korkuyordun yani."
" Öncedendi ama."
Hışımla ayağa kalktı ve üzerime doğru yürüdü.
Uraz ilerledikçe ben geri gidiyordum.
En son kaçacak yerim kalmayınca duvarla bütünleştim ve durmak zorunda kaldım.
İri elini belime koydu ve kendini bana yasladı.
Burnun
u boyun girintime soktu ve boynumu kokladı.
NE?
BOYNUMU MU KOKLADI??
Daha sonra ise oraya küçük bir öpücük bıraktı ve dudaklarını kulağıma yaklaştırıp fısıldadı.
" İstediğin kadar inkâr et , benden deli gibi korkuyorsun annesinin kızı!"