Ellerini belimden çekti ve aramızda mesafe oluşacak kadar geriledi.
" Dediklerimi unutma , sevgilim. Şimdi gidebilirsin."
Masasına geri oturup kalan tostunu yemeye devam etti.
Diğerleri ise - çete - hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Belki de Uraz'ın bu tarz hareketlerine alışıktılar? Kim bilir...
Çantamı da alıp hızlıca sınıfa ilerledim.
Sınıfa girerken güzel bir başlangıç olması amacıyla " Günaydın" dedim.
Lakin kimse cevap vermedi.
Bu ne kabalık?
Fazla takmadım ve sırama oturdum.
Defterimi ve kalemliğimi çıkarttıktan sonra biraz ders öncesi tekrar yaptım.
Çalışmaya öyle dalmıştım , hiç bir şey duymuyordum bile şuan.
Bu kadar yeteceğini düşünüp başımı kaldırdığımda saçımın sağa doğru hareketlendiğini fark ettim.
Kafamı çevirip yan tarafıma baktığımdaysa masaya kafasını koymuş , bir eli kafasının altında bir eli ise saçlarıma dolanmış bir şekilde beni izleyen Uraz ile karşı karşıya kaldım.
" Sen ne zaman geldin?"
" Senden sonra"
" Ben dalmışım. Derse kaç dakika var?"
" İkinci dersin başlamasına 10 dakika var."
" İkinci ders mi?"
" İlk ders boştu ve sen öyle dalmıştın ki söylemlerimi duymadın bile"
" Evet dalmışım."
Uraz ayağa kalktı.
" Neyse bu kadar ders yeter , gel hadi."
Elimi tutarak beni de sıradan kaldırdı ve sürüklemeye başladı.
" Nereye?"
" Bahçeye"
En son orda olanlar aklıma gelince
" Uraz bence gitmeyelim" dedim.
" Neden?" Cevap vermedim ama sanki bakışlarımdan anlamış gibi sırıttı.
" Acaba birileri korkuyor mu??"
" Beni öpmeni ya da bana dokunmanı istemiyorum."
" Ama ne yapayım? Sana bağımlı oldum ben. Temas etmeden duramıyorum."
" Uraz sen bana gerçekten.."
" Ne? Ben sana gerçekten ne?"
" Aşık mısın?"
Durgunlaştı.
Düşünür gibi oldu bir kaç saniye sonra ise tüm yalınlığıyla " bilmiyorum " dedi ve devam etti. " Bildiğim tek şey değişik hissettiğim. Senden nefret ediyorum ama bir o kadar da beni iyi hissettiriyorsun. Seninle olmak umudunu asla yitirmemek gibi.. " üstüme eğildi ve kokumu içine çekti. " Kokun.." dedi. " umut vaat ediyor.."
Hayretle dinledim tüm dediklerini.
Uraz KORKMAZ bana aşık mı oluyordu?
Ya ben?
" U-Uraz ben böyle hissetmiyorum." dedim bir çırpıda.
" Nasıl?" dedi.
" İşte tarif ettiğin gibi.. ne bileyim senden sadece nefret ediyorum ama nefret ettiğimden bile emin değilim. Seninleyken mutlu muyum? Sanmıyorum.. aksine sen yokken daha huzurluyum. Sen varken hep korkuyorum."
Evet gerçekler bunlardı. Hislerim bunlardır ve doğruydu ama doğru olan bir şey vardı.
" Ama her şeye rağmen kıyamıyorum. Sen zor bir durumdaysan mutlaka yardım etmem gerekiyor gibi geliyor. Korkuyorum ; insanlardan , hayvanlardan , senden, bu dünyadan..." derin bir nefes aldım.
" Ama senin yanında bir tek senden ürküyorum. Çünkü biliyorum ki senin yanında sen istemedikçe kimse bana dokunamaz. Ama senin bana zarar verebileceğinin de farkındayım."
Sessizce beni dinledi.
" Sen sadece bir zorba değilsin bir de psikopatsın. Sana karşı hiçbir güzel sözüm yok. Sen hepsini bitirdin çünkü. Geldiğimden beri tek yaptığın zor olan hayatımı daha da zorlaştırmak ve şimdi de hiçbir şey yapmamış gibi gelip de farklı hissettiriyorsun diyemezsin. Seninle ne sevgili olurum ne de sana aşık olurum. Mümkünse artık bana bulaşma en azından seven birisi böyle yapar."
Hışımla yanından ayrıldım.
Neden böyleydi.
Bir gün nefret edip bir gün aşığım diyordu.
Benimle ne zoru vardı bunun?
Çantamı alıp okuldan çıktım.
Bugünü kendime ayıracaktım.
Telefonuma Uraz'ın çağrısı düştü.
" Efo?"
" Ne?"
" Efendim diyorum!"
" Düzgünce söylesene kızım.!"
" Ne var Uraz?"
" Nerdesin sen?"
" Okulda değilim."
" Onu anladık gerizekalı. Nerdesin?"
" Sanane"
" Bulduğumda görürsün sananeyi"
Telefonu hışımla kapattı.
Eve gidince yandım.
Amaan onu da o zaman düşünürüm.
İlk gördüğüm kitapçıya girdim.
Biraz kitap bakmaya başladım.
Beğendiğim bir iki tanesini elime aldım ve kasaya ilerledim.
" Bu ikisi ne kadar tutuyor?"
Arkadan bir el elimdeki kitapların üzerine kitap bıraktı.
" Abi sen bu 10 tanesini de hesapla. Biz alıyoruz hepsini."
Duyduğum sesle hemen arkamı döndüm.
" Uraz? Ne işin var burda?"
" Kitap almaya geldim. Gelemez miyim? Babanın yeri mi? "
" Değil de-"
" Hadi ver şu elindekileri."
" Yok ben kendim öderim."
" Leyla beni kızdırma bence."
" Uraz istemiyorum."
Uraz sinirle kolumu sıktı.
" Ver diyorsam ver işte."
" İyilik yapmaya çalışırken bile hayvanca yapıyorsun."
" İyilik yapmaya çalışmıyorum."
Ağzımdan bir 'hah' nidası döküldü.
" O zaman neden kitaplarımın parasını ödemek istiyorsun?"
" Çünkü karşılığında bana borçlanacaksın."
" Senden yardım istemedim. Bunları zorla alıyorsun. Bu yüzden sana borçlandığım falan yok."
Sırıttı.
" Sen öyle san istenmeyen."
Elimdeki kitapların parasını da ödedi ve 10 kitapla birlikte eve ilerlemeye başladık.
" Kitap okuyacağını tahmin etmezdim. Özellikle de aşk.."
" Aşk kitaplarını daha çok yazma taraftarıyım diyelim. Bunları sana aldım."
" İyi ama neden?"
" Seni gördüm. Alıp almamak konusunda çok tereddüt ettin. Ve bir tanesinin de konusu bize çok benziyor diye aldım."
" Ne ki?"
" İki üvey kardeş var. Önce düşmanlar ama sonra duygularına karşı koyamayıp aşık oluyorlar."
" Hiç de bize benzemiyor bu?"
" Bence tam biz."
dedi ve elindeki anahtarla kapıyı açtı.
" O anahtarı ne ara yaptırdın?"
" Bugün tüm eşyalarım buraya taşındı. Boş odayı kendi odam yaptım. Anahtarı da babam verdi. Yedekmiş"
" Gitmeyeceksin yani?"
" Sence "
" Off of."
Yılmış bir hâlde içeri girdim.
" Ben çok acıktım. Pizza mı sipariş versek?"
Aslında iyi olurdu.
" Bana uyar."
" Ben sipariş ediyorum o zaman."
" Tamam."
Uraz sipariş işini hallederken ben odama geçip üzerimi değiştirdim.
İşlerimi hallettikten sonra odamdan çıkarak salona geçtim.
Uraz de altına gri bir eşofman ve üstüne de siyah bir tişört giymişti. Saçları ise dağınıktı.
Bir an benim de aklım dağılmadı değil.
Ama hemen toparladım.
Evet Uraz çok yakışıklıydı.
Her kızın hayaliydi.
Ama.. karaktersizdi.
Kötüydü , zorbaydı ve en fenası da ondan nefret ediyordum.
Urazdan en uzak koltuğa oturduğumda ayağa kalktı ve tam yanıma oturdu.
" Yapma"
" Neyi?"
" Uzak dur benden Korkmaz!"
" Sadece bana ders çalıştırır mısın diyecektim?" dedi.
" Hayır" dedim hızlıca.
" Bu kadar kötü olamazsın annesinin kızı. Sınavlardan düşük alırsam babam her şeyimi elimden alır."
" Biraz daha yalvar " dedim. Hoşuma gitmişti.
" Yalvarırsam yardım edecek misin?"
" Düşünürüm."
" Lütfen Leyla.. sana ihtiyacım var."
" Tamam , bakarız biraz." dedim ve hızla kalkıp mutfağa ilerledim.
Neden bu kadar yakındı ki?
Neden ona karşı koyamıyordum?
Urazdan
Kendimi babasından korkan , aciz ve gerçekten ona karşı bir şeyler hissediyormuş gibi göstermiştim ve annesinin kızı inanmıştı.
Bu kız neden bu kadar salaktı ki?
Yalvar demişti az önce.
Yalvarmam hoşuna gitmişti.
Ben seni öyle bir yalvartacağım ki annesinin kızı , bir daha nefes almak dahi istemeyeceksin.
İntikam çanları Leyla Yılmaz için çalıyordu.
Leyladan
Anlamakta zorlanıyordum iyice.
Uraz neden böyle yapıyordu?
Bir iyiydi , bir kötü..
Bir aşıktı , bir nefret ediyordu.
Artık kafam karışmaya başlamıştı.
Derin düşüncelerle boğuşurken önce sesi sonra da Uraz'ın kendisi mutfağa giriş yaptı.
" Ee gelmiyor musun?"
" Yemekten sonra bakarız."
" Ha öncesinde başka şeyler yapalım istiyorsun yani?"
" Ne alakası var ya?"
Beni tezgah ile arasına sıkıştırdı.
Burnunu bir kaç defadır alışık olduğum gibi boynuma yasladı.
Usul usul kokladı boynumu.
Bu işin tadı kaçtı , Muhsin..
" Uraz yapma." dedim güçsüzce.
" Kokun başımı döndürüyor" dedi ilahi bir sesle.
" Uraz dur." dedim bir kez daha.
Yavaş yavaş öpücükler bırakmaya başladı boynuma. Bir eli belimde asılıyken bir eli de yanağımı okşuyordu.
" Ölümüm olacaksın bir gün."
" Nerde" dedim e harfini uzatarak.
Güldü.
Başını boynumdan kaldırdı ve alttan bakışlarını yüzüme çevirdi.
" Benden bu kadar mı nefret ediyorsun annesinin kızı?"
Yüzüme yaklaşmaya başladı.
" Mesela şöyle öpsem -" dedi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. " yine mi geçmez nefretin" dedi geri çekilirken.
Dilim tutulmuş gibi kalakaldım.
Konuşmayı unutmuştum sanki.
Tam dudaklarını tekrar dudaklarıma yapıştıracaktı ki kapı çaldı.
" Pizzalar geldi " dedim ve kaçarak kapıya koştum.
Uraz da sırıtarak peşimden geliyordu.
Kapıyı büyük bir heyecanla açtığımda karşımda onu görmeyi asla beklemiyordum.
" Kara?" dedi Uraz tehlikeli ve de sorgular bir ses tonuyla.
" Korkmaz?"
Uraz bir hışımla beni arkasına aldı.
" Leyla içeri gir"
" Uraz sende gel." dedim korkuyla. Biliyordum kavga edeceklerdi.
Bana döndü. Gözlerindeki şefkat beni dumur etmişti.
Gözlerindek
i şefkat mi?
Noluyo lan??
Ellerini yanaklarımda birleştirdi ve gülümsedi..
" Hemen geleceğim , güzelim. Hadi sen içeri gir."
Hipnoz olmuş gibi kafamı salladım.
" T-tamam."
İçeri girdiğim an kapı kapandı ve dışardan kitlendi. Duyduğum tek cümle ise
" Şimdi siktim seni" olmuştu ve bunu söyleyen Urazdı.