İçeriğe geç

​Normal People

Bölüm 3 · 3 dk okuma

​Normal People

Bölüm 3

ÇÖZÜLME

O gerilimli kafe buluşmasının ve sessiz araba yolculuğunun üzerinden üç koca gün geçmiştir. Ne Marianne ne de Connell Dublin’deki derslerine, sınavlarına odaklanabilmektedir. Dublin kampüsünün kalabalığı içinde yürürken bile akılları Sligo’nun o rüzgarlı sahilinde, birbirlerine ilk kez bu kadar yakın ama bir o kadar da yabancı durdukları o saniyelerde asılı kalmıştır.

1. Sahne: Sessizliğin Ağırlığı (Connell'ın Odası)

Connell, Dublin’deki küçük, öğrenci evindeki odasında yatağın kenarına oturmuş, elindeki telefonla oynamaktadır. Rehberde Marianne’in adı açık durmaktadır. Arama tuşuna basmakla basmamak arasında gidip gelirken, içindeki o tanıdık sosyal kaygı ve "ona ne diyeceğim?" korkusu boğazını sıkar.

Aynı anlarda Marianne, ailesinin Sligo’daki o devasa, soğuk ve lüks malikanesinde tek başınadır. Annesi ve abisinin yokluğunda ev daha da sessiz, adeta bir müze kadar cansızdır. Marianne, şöminenin karşısında oturmuş, kahverengi battaniyesine sarınmış halde boşluğa bakmaktadır. Telefonu hemen yanında, sehpanın üzerinde durmaktadır.

2. Sahne: Gece Yarısı Çağrısı

Gece saat 02:14. Connell tam uykuya dalmak üzereyken telefonunun ekranı aydınlanır ve titremeye başlar. Ekranda Marianne’in ismi yazmaktadır. Connell telefonu neredeyse saniyesinde açar.

Connell: (Sesi uykulu ama tetikte) Marianne? İyi misin?

Marianne: (Hattın diğer ucundaki rüzgar ve yağmur sesi duyulur. Sesi titremektedir) Connell... Uyandırıp uyandırmadığımı bilmiyorum. Özür dilerim.

Connell: Hayır, hayır. Uyumuyordum. Bir sorun mu var?

Marianne: Evdeyim. Sligo'da. Elektrikler kesildi ve fırtına çok şiddetli. Biliyorum, kulağa aptalca geliyor ama... Bu evde kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. Buraya gelebilir misin? Sadece... konuşmak için.

Connell hiçbir şey sormaz. Sınıfsal farklar, geçmişin hayaletleri ya da "insanlar ne der" korkusu o an tamamen yok olur.

Connell: On beş dakikaya oradayım. Kendine dikkat et.

3. Sahne: Duvarların Yıkılışı (Malikane - Gece)

Connell, arabasını fırtınanın altında Marianne’in evinin önüne park eder. Kapıyı çalar çalmaz Marianne kapıyı açar. Üzerinde kalın yeşil kazağı vardır; gözleri ağlamaktan hafifçe kızarmıştır. Connell içeri adım atar atmaz dışarıdaki soğuk fırtına geride kalır, ama evin içindeki o duygusal fırtına yeni başlamaktadır.

Mutfaktaki mum ışığının altında yan yana otururlar. Connell, montunu Marianne’in omuzlarına bırakır.

Marianne: (Ellerini mumun sıcaklığına doğru tutarken) Bazen lisedeki o günleri düşünüyorum. Beni sakladığın, okulda kimsenin bilmediği o günleri. Benden utandığın için mi yaptın bunu Connell? Gerçekten o kadar sevilmez biri miydim senin için?

Bu soru, Connell’ın yıllardır kaçtığı o en büyük ve en karanlık vicdan azabıdır. Connell yutkunur, gözlerini Marianne’den kaçıramaz.

Connell: (Sesi titrer, gözleri dolar) Hayır, Marianne. Tanrı şahidim olsun ki hayır. Senden asla utanmadım. Ben... ben kendimden utandım. Sen o kadar zeki, o kadar her şeyin üstündeydin ki. Ben ise sadece futbol oynayan, arkadaşlarının ne düşündüğünü umursayan o korkak çocuktum. Senin yanına yakışmadığımı düşündüm. İnsanların benim hakkımda ne söyleyeceğinden korktum çünkü senin gibi güçlü duramazdım. Seni saklayarak aslında kendi acizliğimi sakladım.

Marianne şaşırır. Yıllardır içini kemiren o değersizlik hissinin aslında Connell'ın kendi korkularından kaynaklandığını ilk kez duymaktadır. Marianne sessizce ağlamaya başlar. Gözyaşları yanağından süzülürken Connell elini uzatır ve baş parmağıyla onun gözyaşını siler.

Connell: Özür dilerim Marianne. Seni o yalnızlığın içinde tek başına bıraktığım için hayatım boyunca kendimi affetmeyeceğim.

4. Sahne: Çözülme ve Teslimiyet

Connell’ın parmakları Marianne’in tenine değdiği an, aralarındaki o yıllanmış mesafe bir buz kütlesi gibi erir. Marianne, Connell'ın elini tutar ve göğsüne, kalbinin tam üzerine bastırır.

Marianne: (Fısıldayarak) Burası her zaman sadece senin için çarptı Connell. Ne kadar kaçmaya çalışırsak çalışalım, bu gökyüzünün altında benim sığınabileceğim tek yer sensin.

Connell daha fazla dayanamaz. Marianne’i kendine çeker ve ona sarılır. Bu sarılma, sadece fiziksel bir yakınlaşma değil; iki yaralı ruhun birbirini iyileştirme, geçmişin tüm günahlarından arınma çabasıdır. Dudakları buluştuğunda, yılların biriktirdiği o büyük özlem ve sevgi fırtınanın uğultusuna karışır. Mum yavaşça erirken, onlar birbirlerinin kollarında, hayatlarında ilk kez tamamen "kendileri" olarak teslim olurlar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.