İçeriğe geç

​Normal People

Bölüm 2 · 2 dk okuma

​Normal People

Bölüm 2

SESSİZLİĞİN YANKISI

Sahildeki o beklenmedik karşılaşmanın yarattığı duygusal sarsıntı henüz dinmemişken, Marianne ve Connell, kasabanın dışındaki o çok tanıdık kafeye sığınırlar. Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, içerideki gerilimi daha da körükler.

Kafede Yüzleşme

Masaya oturduklarında aralarında uzun bir süre sessizlik hüküm sürer. Connell, elindeki kahve fincanını sanki dünyadaki tek tutunacak dalıymış gibi sımsıkı tutmaktadır. Marianne ise her zamanki gibi doğrudan, gözlerini Connell’dan ayırmadan konuşur. "Beni gördüğünde neden kaçtığını hiç sormadım," der Marianne, sesi o kadar sakindir ki Connell’ın içindeki suçluluk duygusunu tırmalar. Connell, üniversite yıllarında neden uzaklaştığını, kendi kimliğini bulma çabasının aslında onu Marianne’den nasıl kopardığını anlatmaya çalışır ama kelimeler boğazında düğümlenir.

Eski Defterler

Tartışma alevlenir. Marianne, Connell'ın onu bir zamanlar nasıl "sakladığını" hatırlatır. Connell ise Marianne'in o dönemki yalnızlığını yanlış anladığını ve aslında ona değil, kendi korkularına yenik düştüğünü itiraf eder. Bu, yıllar sonra ilk kez birbirlerine karşı bu kadar dürüst oldukları andır. Artık lise koridorlarındaki o utangaç çocuklar değillerdir; hayatın darbelerini almış iki yetişkin olarak, birbirlerinin üzerindeki yaraları izlerler.

Yağmur Altında Sürüş

Kafeden çıktıklarında yağmur biraz hafiflemiştir ama hava gri ve soğuktur. Connell, Marianne’i evine bırakmayı teklif eder. Arabanın içine dolan o tanıdık koku—Marianne’in parfümü ve arabanın eski döşemelerinin kokusu—Connell'ı bir zaman makinesine binmiş gibi hissettirir. Radyo cızırtılı bir şekilde çalarken, aralarında yine o meşhur, ağır sessizlik başlar. Ancak bu kez sessizlik rahatsız edici değildir; birbirlerinin varlığını kabul etmenin, o manyetik çekime teslim olmanın getirdiği bir huzurdur.

Yol boyunca tek kelime etmezler. Ancak Connell, vites değiştirirken elinin Marianne'in eline kazara değdiği an, arabadaki statik elektrik adeta havayı değiştirir. Marianne, camdan dışarıdaki ıslak yolları izlerken, Connell’ın arabanın aynasından ona attığı o kısa, hüzünlü bakışı fark eder. İkisi de çok iyi biliyordur: Bu arabadan indiklerinde hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler ama ruhlarının bir parçası, tam da o sahil yolunda ve bu arabanın koltukları arasında asılı kalmıştır.

Evine vardıklarında Marianne arabadan inmek üzere kapıyı açar, bir an duraksar ve Connell’a döner: "Yine görüşeceğiz, değil mi?" Connell sadece başını sallar. İkisi de bu vedanın ne kadar sahte olduğunu bilerek ayrılırlar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.