
O huzurlu ve sessiz sabahın büyüleyici dinginliği, Sligo’daki malikanenin ağır dış kapısının şiddetle çarpılmasıyla saniyeler içinde paramparça olur. Marianne ve Connell için dış dünyadan kaçıp sığındıkları o güvenli liman, artık kaçmaları gereken tehlikeli bir kapana dönüşmek üzeredir.
1. Sahne: Davetsiz Misafir
Mutfakta, akşamki fırtınanın ardından geriye kalan mum lekelerini temizleyen Marianne ve kahve fincanlarını durulayan Connell, kapının sesini duyunca donakalır. Adım sesleri mutfağa doğru yaklaşmaktadır. İçeri giren kişi, Marianne’in öfkeli, manipülatif ve kibirli abisi Alan’dır.
Alan, elindeki anahtarlığı tezgahın üzerine fırlatır. Gözleri önce Marianne’e, ardından şaşkınlık ve gerginlikle ona bakan Connell’a kayar. Yüzünde o nefret dolu, alaycı gülümseme belirir.
Alan: (Connell’ı baştan aşağı süzerek) Bak sen... Malikanemizde kimleri görüyorum. Bizim temizlikçinin oğlu liseden sonra kariyer basamaklarını hızlı tırmanmış. Marianne, bana evde bir yardımcıya ihtiyacımız olduğunu söylememiştin.
Marianne: (Sesi titrer ama dik durmaya çalışır) Alan, hemen şimdi burayı terk et. Seninle uğraşacak gücüm yok.
Alan: (Connell’a doğru bir adım atar) Sen hala bu evin sınırları içinde misin? Annene söyle, dün temizlediği odalarda hala toz var. Yoksa işini bitirip kız kardeşimin odasını mı temizlemeye başladın?
Connell yumruklarını sıkar. Lise yıllarında olsaydı, bu sınıfsal aşağılama karşısında sessiz kalır, ezilir ve oradan uzaklaşırdı. Ama artık o eski, korkak Connell değildir.
2. Sahne: Patlama Noktası
Alan’ın durmaya niyeti yoktur. Marianne’in üzerine yürür ve onun kolunu sertçe kavrar.
Alan: Annem ve ben yokken bu herifi eve sokmaya nasıl cüret edersin? Kendini ne sanıyorsun sen?
Marianne: (Acıyla inler) Alan, bırak kolumu! Canımı yakıyorsun!
Marianne’in acı dolu feryadı, Connell’ın içindeki tüm sınırları yıkar. Yılların biriktirdiği vicdan azabı, koruma içgüdüsü ve öfke bir anda patlar. Connell iki adımda Alan’ın üzerine atılır, onun elini Marianne’in kolundan sertçe ayırır ve Alan’ı mutfak tezgahına doğru şiddetle iter.
Connell: (Sesi adeta kükrer gibidir, gözleri öfkeden kararmıştır) Ona bir daha dokunursan, yemin ederim seni bu evden sağ çıkarmam! Dokunma ona!
Alan: (Şaşkınlık ve öfkeyle doğrulur, yakasını düzeltir) Sen kime el kaldırıyorsun lan? Burası benim evim! Sizi polise şikayet ederim, hayatınızı karartırım!
Connell, Alan’ın üzerine tekrar yürümek ister ama Marianne onun önüne geçerek göğsüne elini koyar. Gözleri yaşlı ama kararlıdır.
Marianne: Connell, hayır! Değmez. Lütfen gidelim buradan. Yalvarırım gidelim.
3. Sahne: Yağmurda Kaçış
Fırtına dışarıda hala hafifçe devam etmektedir. Connell, Marianne’in elini sıkıca kavrar. Evin o soğuk, travmalarla dolu duvarlarını arkalarında bırakarak kapıdan dışarı fırlarlar. Alan arkalarından küfürler savurarak bağırsa da durmazlar.
Sırılsıklam bir halde, Connell’ın eski arabasına doğru koşarlar. Yağmur damlaları yüzlerine çarparken nefes nefesedirler. Kapıları kapatıp arabanın içine sığındıklarında, dışarıdaki dünyanın gürültüsü aniden kesilir. Connell anahtarı çevirir, motor hırıldayarak çalışır ve lastikleri asfaltta çığlık attırarak malikanenin bahçesinden hızla uzaklaşırlar.

4. Sahne: Güvenli Liman (Arabanın İçi)
Sligo’nun dar ve virajlı yollarında hızla ilerlerlerken arabanın içindeki tek ses, sileceklerin hırçın ritmi ve ikisinin de hızla çarpan kalplerinin sesidir. Adrenalin hala damarlarında dolaşmaktadır.
Connell, arabayı ana yolun kenarındaki tenha bir cebe çeker ve motoru durdurur. Elleri direksiyonda hala titremektedir. Marianne’e döner. Marianne koltuğunda büzülmüş, ağlamamak için dişlerini sıkmaktadır.
Connell uzanır ve Marianne’in soğuk, titreyen ellerini avuçlarının içine alır.
Connell: (Nefes nefese) İyi misin? Sana zarar verdi mi?
Marianne: (Connell’ın gözlerinin içine bakar, gözyaşları nihayet süzülür) Hayır... Ben iyiyim. Ama sen... Onunla benim için kavga ettin.
Connell: (Marianne'in ellerini öper, sesi titremektedir) Bir daha asla, Marianne. Bir daha asla kimsenin senin canını yakmasına, seni küçümsemesine izin vermeyeceğim. O günlerde seni koruyamadım ama bu kez buradayım. Kaçmıyorum.
Marianne: (Connell’ın elini daha da sıkı tutarak) Korkmuyorum Connell. Seninle bu arabanın içinde, bu yağmurun altında olduğum sürece dünyanın neresine gidersek gidelim, güvendeyim.
Dışarıda yağmur arabayı döverken, onlar sığındıkları bu küçük metal kutuda birbirlerinin ellerini bırakmazlar. Bu kaçış, sadece Alan’dan değil; onları esir alan tüm geçmişlerinden bir kurtuluştur. Yol artık önlerinde uzanmaktadır ve bu kez yan yanadırlar.