Şu an uyanmamak için direniyorum. Örtüme daha sıkı sarılıyordum. Uyuduğum en huzurlu uykulardan birisi olabilirdi. şu an gözlerim kapalı olsa da uyanmıştım. Yatağım sallanıyordu. Kuşların sesleri kulaklarıma ulaştığı an içimi huzur kaplamıştı. Saçımda hissettiğim okşamayla daha çok mayıştım. Kafamı kedi misali örtüme sürtmüştüm.
Boynumda hissettiğim nefes sesiyle olduğum yerde kıpırdandım. Dün yaşanan olaylar gözümün önünde canlanmaya başlamıştı. Karun salıncakta uyuyakalmıştı. Ben
Ben nerdeydim lann ? Yatağımda değil miydim yatağım sandığım sallanan şey yoksa Abbooooovv
Bir anda gözlerimi kocaman açtım. Karun benim hakretlenmelerim yüzünde uyanmış gibi gözüküyordu bakışları kısıktı hala ayılamamış gibi bakıyordu. Örtü sandığım şey Karun muydu. Karunun kolları belime dolanmıştı. Benim bir elim onun yanağındaydı diğerini ise gelişi güzel göğsüne atmıştımm Allah senin belanı vermesin Hazel
Göz göze geldiğimiz an yüzünde her zamankinden bir tane küçümseyici bakış vardı. Kendime geldiğim an Karundan elektirik çarpmış gibi ayrıldım. Bana engel olmamıştı Belimdeki kollarını çekmişti.
" Sen niye bana sarılıyorsun olum?" Hem suçlusun hem güçlüsün Hazel. Çocuğa örtüsü sanıp kedi gibi sırnaşan eben mıydi kızım senin? Yok ama yinede hiç bir şey yapmamış gibi davranmam lazımdı.
" Önce sen yanaştın bana kızım" diyerek o da kendisini savunmaya geçti. Allah gerçekten herkesi kuru iftiradan sakınsındı. Suçu hemen bana atmıştı. Neymiş önce ben yanaşmışım öleceğimi bilsem öyle bişey yapmam ki ben.
" Ne saçmalıyorsun sen yaa!" Diye bağırdığımda benden biraz daha uzaklaştı. Daha sonra ellerini kulaklarına götürerek kulaklarını kapattı bana alttan alttan bakmaya başladı. " Bağırma Hazel bağırma ses tellerin kopacak" Ne kadar da düşünceli bir arkadaşım vardı benim ya gözlerim yaşaracaktı az daha
" Telde benim seste benim sana ne koparsa veya kopmazsa benim değil mi benim ister kopmasını sağlarım isterr sağlamam buna da mı karşacaksın keyfim ve kahyası belki koparmak istiyor belkide koparmamak istiyor sana ne özgür bir insanım ben bu da benim kararım olmalı sana mı sorcam ben Karun ne yapıp ne edeceksem seni ilgill.." lafımı yarıda kesen şey Karunun elinin ağzıma kapanması olmuştu. Beni susturmak için yaptığı bu hareket karşısında gözlerim kocaman açıldı. Neydim ben çeneci mıydım? Onu mu ima etmeye çalışıyordu bu
" Utanmadan Karunun Allah belasını versin diceksin " dediğinde konuşmak için ağzımı kıpırdattım ama eli buna izin vermiyordu. Bir kere daha konuşmaya çalıştım.
" Çokksonoo suu eluunoo" yamuk yumuk kurduğum cümleden sonra Karunun hafifçe içten bir şekilde tebessüm ettiğini gördüm. Ellerimle kolunu tutup onu istemeye çalıştım ama nafileydi son Cara olarak dişlerimi çıkardım ve ellerini düşledim. Acıyla inleyerek parmaklarını dudaklarımdan çekti.
" Ohh canıma değsin" dedikten sonra ellimle yakamı silkerek ohh der gibi yapıyordum. Karun ellerini çektikten sonra avcunun içine baktı. Gördüğü dış iziyle gözleri masa böyle çippiill çiiippill olmuştu. Kendi kendime düşündüğüm düşünceyle gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
" Ee bende sana bunu ödetmez miyim sinsiii boncuk" Karun bir anda üzerime doğru atıldığında kendimi geri çekerek ondan kaçmayı başardım. Sürgülü kapıyı çekerek balkondan kurtuldum salona doğru koşmaya başlamıştım arkama dönüp baktığımda Karunun gerçekten de arkamdan geldiğini anlamış olmuştum. Onun aramdan geldiğini görmek koşmak için eylemde bulunan bacaklarımı daha da hızlandırdı. Salona girdiğim an gördüğüm manzaralara olduğum yerde bir iki saniye çakılı kaldım.
Barın Bartu ve Mert bizde mi kalmıştılar? Bartu bir kanepeye genişçe uzanmıştı. Sırtı ile göz göze geliyordum. Bir kolunun altına yastık almıştı. Bir bacağı aşağıya şarkıyordu. Barın da bir başka kanepede uzanıyordu. Onun da sırtı ile göz göze gelmiştim bir eli aşağıda sarkmıştı saçları dağılmış gibiydi.
Mert'in uzandığı yeri görmem ile kahkahayı basmamak için kendimi tutmak zorunda kalmıştım. Kesin gece kavga edip çocuğu küçük bir tane kanepeye atmışlardı. Klima yanıyordu. Yeşim bunları burda bırakıp kendi odasına gitmiş olmalıydı. Mert ağzı açık sürt üzeri uzanmıştı. Bir gözü açıktı. Şu an çok komik bir tipi vardı. Bu şekilde Yeşim yatıyor olsaydı net fotoğrafını çekerdim.
Onlara kısaca göz attıktan sonra salonun ortasında koşmaya başladım Karunun bir anda dibimde bitmesiyle kendimi Mert'in uyuduğu kanepenin arkasında buldum.
" Uzakk dur benden piss katil" kanepenin arkasında ben önünde Karun vardı. Kenepenin kendisinde ise masumca uzanmış olan Mert duruyordu. Ellerimle kanepeyi tuttum daha sonra Karunda kalıyormuş gibi yaptım Karun bunu yedi ve üzerine doğru koşmaya başladı. Bende onun koştuğu yere ters bir şekilde koştum koşmadan önce de kanepeyi tuttugum gibi hafifçe yana çevirmiştim. Ona kanepenin kenarından girebileceği bir alan bırakmamıştım. Hareketinden sonra olduğu yerde sıçrayan kişi Mertten başkası değildi. Hortlak görmüş gibi bizi bakmya başladı
Gözlerini ovusturdu ardından tekardan bana baktı. Olduğu yere geri uzanacakken kanepeyi tutup eski haline getiren Karunla beraber tekrardan olduğu yerde sıcramıştı. " Allah'ım ne günah işledim ben ya" diye bağırdı ardından elini anlina götürdü. Ordan oraya deli danalar gibi Salonda koşustururken Merte "günaydın" dedim
" Size aymıs bana bir bok işlevi olmadı amkodugumun gününün" dikkatli bakarsanız uyandığı zaman birazcık huysuz olduğunu anlarsınız. Merte tam cevap verecekken Karun bileğimi tutacakmis gibi oldu. Kendimi Bartunun yattığı kanepede buldum.
" Karrunn uzakk dur benden ya!" Diye cirlamayı da ihmal etmiyordum.
" Bu elin hesabını vereceksin " dedi.
Üzerime doğru geldiğinde kaçmak için yer aradım ama Bartu yatakta yatıyor olduğu için bişey yapamadım. Kanepenin koluna atladığımda Karun da bana doğru geliyordu. Ne yapacağımı bilemes bir şekilde ileri geri giderken bir anda dengemi kaybettim. Kendimi Bartunun üzerine düşmüş bir vaziyette bulduğumda gözlerim kocaman açıldı. Kafam Bartunun kafasına çarpmıştı. Bartu olduğu yerde doğrulup bana bakmaya çalıştı ama başarısız oldu çünkü çocuğun üzerine düşmüştüm. Ellimle yüzüme gelen saçlarımı geriye doğru atmaya çalıştım tipimin çok komik gözüktüğüne emindim.
Olduğum yerden kalkmaya çalıştığımda Karunla göz göze geldik bir anda dengemi tekrardan kaybettim. " Hayy sikeyimmm" Bartu neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi.
" Bartuuuu" Bartunun üzerinden kalktım ve ötürü pozisyona geçtim Bartu bana kaşları çatılmıştı bir şekilde bakmaya başladığında dudaklarımı aşağıda doğru büktüm daha sonra ağlamakla bir ses çıkardım. Bartu da uzandığı yerden kalktı başını kapeden geriye doğru attı ve tavanı izlemeye başladı.
" Ne var ne, siz hiç değişmez misiniz ya? Küçükken nasılsanız hala öyle olmaya devam ediyorsunuz" Karunla bana kızmıştı. Karunun daha fazla beklemeye niyeti yokmuş gibi baş doğru tekrardan yürümeye başladığını gördüm. Başımı tavus kuşu gibi Bartunun koluna gömdüm.
" Barttuugggg kurtttaaar beeennii bundddaaa nogggluuuurrrr" Diyerek acitasyonn yapmaya başladım. Barının uzandığı kanepeden hareketlenme sesleri geliyordu yavaş yavaş uyanmaya başlıyordu demek ki. Bir anda kafamı kendine doğru çeviren birisi olmuştu. Dudaklarımı fok balığı gibi yaparak Karuna bakmaya başladım. Gözlerimi de şasi yapmıştım. Mert'in kahkaha attığını duyuyordum ama etraf bulanıktı. Karunu da bulanık görüyordum.
Beklemediğim bir anda olayların çok hızlı gelişmesiyle evet olaylar çok hızlı gelişmişti. Benim kontrolüm dışımda olan bir olay olmuştu. Karun yüzüme doğru eğilmiş ve beni yanağımdan öpmüştü. Dudaklarım tekrar eski halini aldı. Ardından iki karış açılan dudaklarımla Karuna bakıyordum bir anda şası yaptığım gözlerimi düzeltmediğim aklıma geldi hemen onları da düzeltip kocaman açtım. Karunun nefesi boynuma çarpıyordu. Öptükten sonra birazcık nefesimi boynuma üfledi ardından yüzünü yüzümden uzaklaştırırken burnunun ucu benim burnumun ucuna sürtünmüştü. Karnımın cayır cayır yandığını hissediyordum. Bir fenalık basmıştı beni. Bir anda terlemeye başlamıştım. Karun bana göre hala yakın olduğunu düşündüğüm bir noktada durdu.
" Cezan buydu" dedi.
" Aboooovvvvvv beeenn az önce romantik dizilerin romantik sahnelerinden daha romantik olan bir sahne mi izledim?" Mert heyecanla bağırıyordu. Bartu kanepede bulunan yastıklardan bir tane alıp Merte fırlattı. Yeşim koridordan içeriye doğru giriyordu. Gözlerini ovusturarak ayılmaya çalışıyordu. Ben kocaman açtığım gözlerimle Karuna bakıyordum.
"Nee olduu size yine?" Neler olduğunu bilmeyen Yeşim öğrenmek adına soru sormuştu. Mertt kocaman açılan ağzıyla bir bana bir Karuna bakıyordu. Barın da yeni yeni ayılıyor gibiydi. Kanepede otur pozisyona geçmişti. Yeşim onun oturduğu kanepeye Barindan azcık uzak bir yere yerleşmişti.
Mert ıslık çalıp alkış tuttuğunda diline çok fena bir şekilde düştüğümüzü anlamıştım. Karunun yanına gelerek omzuna vurmaya başladı. " Afferin kardeşim böyle devamm et" diyerek Karunu destekliyordu. Açıp ağzımı tek kelime edemeyecek durumdaydım şu anda
Karun gönder gönder dercesine elini hafif havaya kaldırıp gelişi güzel sallamaya başladı. "Ben neyi kaçırdım ya" Yeşim bir yandan esniyordu bir yandan da bir elini saçlarına götürmüş hafifçe dağıtmıştı.
" Karun Hazeli öptü" Mert çok normal bir şeyden bahsediyomus gibi konuştuğunda gözlerim mümkünmüş gibi daha çok açılmıştı. Şu an dudaklarımı yiyordum.
Yeşim anlamaya gözlerle Merte bakıyordu. "Neee Karun Hazeli mi öptü" diye sordu. Şu cümleyi söylemeseler olmuyor muydu ? Zaten burda evrenden yok olmak istiyordum. Mert yesimi başıyla onayladığında olduğu yerde zıplamaya başladı. " Dünde beraber uyudularr ohhhhh oldu buu iş hoştt çakallll cansuyaaa bayyybayy " kendi kendine dans etmeye başlamıştı
" Dudağından mı " dedi Yeşim.
Ellerim refleksle saçlarımı bulmuştu. " Hayır saçmalama " diye bağırdığımda Karun sakince bizi izliyordu. Gözlerini oyup firelere yem etmemek için zor duruyordum.
" Yakında o da olur" hızlı bir şekilde bartuya döndüm. Saçmalama işine o da katılmıştı. Ondan hiç beklemezdim. "Evlilik ne zaman kardeşim" Mert elini Karunun boynuna dolanmıştı. Karun merte baktığında kulağına bişeyler fısıldadı daha sonra Mert. "o iş bende reis sen kafanı yorma " dedi. Barının " öptüyse öptü size ne özel hayatları sonuçta " dediğini duydum. Ona döndüğüm an bana baktı. Yüzümdeki ifadeyi görünce umursamaz bir şekilde omuz silkti. Yarabbim bugün dünya Hazeli sınama günü falan mı
Şu an çok pis sınanıyordum.
" Nedenden öptü o zaman?" Yeşim hem merakla hemde anlamadığım anlam veremediğim bir duyguyla bana bakıyordu. Ben hiçbir şey diyemiyordum ki çok utanıyordum.
" Yanağından" dedi Mert.
" Ohh şükür" yeşim elini kalbinin üzerine koyarak derin bir nefes aldı. Kuzen bozuntusu insan gider sen benim kuzenimi nasıl öpersin der ümüğünü sıkar ne bilim bişeyler yapardı. Bu öylece durmus dudak değil de yanak olduğu için seviniyordu ona olan kısık bakışlarıma aldırış etmemişti.
Sinirle yanlarından ayrıldım ve lavaboya doğru yürümeye başladım. Aptall heriff insan birsorar izin alır belki ben sana kendimi öptürtmek istemiyorum dimi nazaketen bir sorsaydın. Kaba herif. Lavaboya girdiğimde çeşmeyi açtım başımı içine sokarak yüzümü yıkadım. Beni öptüğü yanağımda parmaklarım gezintiye çıkmıştı. Bakışlarım yanağındaki elimdeydi. Aklıma öptüğü an düştüğünde başımı sallayarak görüntüyü unutmaya çalıştım. Unut kızım hatırlama akıla niye getiriyorsun ki sen saçma sapan bişeydi. Benim cezam baymuş kendisi de biliyordu onun beni ölmesini istemediğimi yoksa beni opmesinin benim cezam olduğunu niye söylesindi.
Avcumu hafice suyla doldurdum saçlarımı kuru olan elimle tuttum. Islattım avuç içimle ensemi ıslattım. Herkes bizim yüzümüzden uyanmıştı. Bu kadar kısa sürede bu hale nasıl gelebilmiştik anlayamıyordum. Hiç imkan vermediğim halde çocukluk arkadaşı çıkmıştık. Ve bunu basot bir yemekde öğrenmiştik daha da tesadüf olanı hiç kismenin bunu yadırgamamasıydı acaba nasıl çocukluk yaşamıştık. Anlattıklarına göre baya iyi çocukluk geçirmiş olmalıydık.
Babamın anneme çektirdiği zulümlerden dolayı bir gece yarısı annem beni alıp o evden kaçmıştı. Teymezle annem o zamanlar birbirlerinden çok uzak kalmışlardı. Annemin anlattığına göre teyzem annemi aradığında ve bize gelmek istediğini söylediğinde telefonla annem konuşuyor olsa bile onu babam yönlendiriyormuş böylelikle teyzem bize geliyormuş. Onlar evlendikten iki yıl sonra ben doğmuştum. Ben tam beş yaşıma girdiğimde başka bir eve yerleşmistik. Babamın bizi hiç bulamayacağı bir yere yerleştiğimizi sanıyorduk ama babam bizi bulmuştu. Daha sonra annem babamı şikayet etmişti. Çektiği tüm zulümleri polise anlatımıştı babam yasal işler çeviriyordu annem onları da anlatmıştı. Şu anda hapisteydi. O adamın yüzünü bile görmek istemiyordum.
Annem babamdan kurtulduğu zaman sık sık teyzemle görüşmeye başlamışlar. Teyzemin yaşadığı siteye benide alıp gitmişti Gülhan abla da orda yaşıyordu. Annem öyle demişti. Demek ki o zamanlar tanışmıştık Karunlarla.
Daha sonradan Gülhan abla oradan ayrılmış ve bu apartman gibi olan yeri satın almış olmalıydı. Karunlarla beş yaşımda tanışmış olmalıydım. Karun benim dokuz yaşımdaki halimi hatırlıyordu dört yıldan fazla bir süre çocukluk arkadaşı olarak kalmayı başarmıştık galiba sekiz dokuz yıldır ayrıydık galiba birbirimizden
Aynada son kez kendime baktım. Daha sonra lavabodan çıktım. Tekrardan salona geçtiğimde Karunun ortalıkta olmadığını görmüştüm. Balkona mı çıkmıştı.. Bartuyla barın salonda oturuyorlardı Bartu barına bişeyler gösteriyordu barın da "senin göz zevkini sikim Bartu" diye söyleniyordu. Yeşimle mert ortalıkta yoktular ama mutfaktan gelen sesleri duymam yetiyordu nerde olduklarını anlamama
Yesimle mert kahvaltıyı hazırlıyor olmalılardı. Adımlarım onların oldukları yöne doğru ilerlemeye başladı. Onlara yardım edecektim.
" Yaa sen omletii bana bırak bende o iş" Mert parmaklarını göğsüne bastırıp yesime laf anlatmaya çalışıyordu. Yeşim Merte pek güvendiğini belirtmeyen bakışlar atıyordu. Yanlarına gittiğimde ikisinin sırtına vurdum.
" Mutfağın ustası geldi çekilin Lenn" diyee bağırdım. Mert bana küçümseyici bir bakış attı. "Pabucumun ustasına bakk" diye söylendi. Kafasına bir tane patlatmamla acıyla bağırdı. Avuç içini vurduğum yere bastırdı. "Canımı kadın uzak dur benden" diye bağırdı. Yeşim gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. Mert işaret parmağını beni tehdit edercesine salladı.
" Bana bak omlett yapmak benim işim ona göre" diyerek az önce Yeşimi uyardığı gibi beni de uyarmıştı.
" Tamam patron, krepleri yapmak da bende o zaman" diyerek kendi görevimi belirlemiş oldum. Mert canının patates kızartması çektiğini söylemişti. Yeşim öğlene doğru patates kızartması yapıp metre göndereceğini söylemişti. Belesten öglen yemeğimiz de belirlenmiş olmuştu.
" Hele bı gönderme ben sana yapacağımı biliyorum" Mert açık açık yesimi tehdit ediyordu.
" Söz verdim ya göndercem işte" diyerek Mert'in onun sözüne güvenmesini istediğini belli etmeye çalışmıştı. " Ee iyi mademm" mert imalı imalı konuştuktan sonra adımlarını buzdolabına yönlendirdi buzdolabının kapağını açtı içerisinden beş adet yumurta çıkardı.
Su bardağı alarak ağzına kadar un doldurdum. Daha sonra aşağı dolaplardan birisinden bir tane kap çıkardım ve içine bardaktaki unu boşalttım. Buz dolabından kabartma tozu alarak kabın içine onu da boşalttım. İki yemek kaşığı yağ yine aynı şekilde iki yemek kaşığı şeker dolaba yumurta almaya buzdolabına gitmek yerine Mert'in yanına sinsice yaklaştım. Mert bana anlamaz gözlerle bakıyordu. Ona şirin olduğunu düşündüğüm bakışlar atıyordum.
Mert benim sırıtışıma karşılık o da bana gülümsedi. Vahhh zavallım kim bilir yumurtasını alınca ne tepki verecekti. Yeşim dolaptan zeytin reçel peynir falan çıkartıp tabağa salata domates doğrayacağını söylemişti. Hiç beklemeden bir anda Mert'in yumurtalarından birisini alıp kaçırdım. Mert tökezlemişti. Bir anda anlamaz gözlerle bana bakmaya başladı.
O ne olup bittiğini anlamadan yumurtayı hızlı bir şekilde kabın yanına vurdum ardından kabin içerisine boşalttımm onda on gerilim aksiyon ve enerji patlaması yaşamalık bir durumdu. Kaba yumurtayı koyduktan sonra Mert'in tepkisini merak ederek ona baktım. Avuç içlerini yüzüne kapatmış gözlerini kocaman açarak bir bana bir de kabın içine boşalttığım yumurtaya bakıyordu. Aslına kaba bakıyordu ama yumurta onun için önemliydi.
Ona yine aynı sırıtışla baktım.
" Seniii alcçakk gargameell o hain gülüşünle beni etkileyipppp sarayımmdannn yumurtami çaldın" dudaklarını aşağıda doğru büktü daha sonra işaret parmağıyla her iki yanağındaki sahte göz yaşlarını sildi.
" Bana ne sizde gözünüzü açık tutsaydınız sehzadem " Kendimi savunmaya gecmiştim.
" O yumurtada benim emeğim varr yemedim yedirdim içmedim icirdim giymedim giydirdim bunlar NİYEEE bir bilginnn varmı seninnn?" Şu an gülmemek için dudaklarımı yiyordum. Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım Mert sağ elini yumruk yaptı ve kalbinin üzerine yaptığı yumrukla vurmaya başladı bu sırada konuşmak için de dudaklarını aralamıştı.
" Tabii olmazs ona bakan sen degilsin nerden olacak bir bilginn bunları oooo büyüyünce bana güzel birr omlet olsunnnn diyeeee yaptımmmmmm sennn nerden anlayacan anlamazsın tabiii" omuzlarını çaresizce indirip kaldırdım Yeşim hafifce güldügünde Mert'in ona olan bakışlarıyla karşılaştı tökezledi. Gülüşü yüzünde soldu.
" Gören de yumurtayı kendi çıkardı biyerlerinden sanacak" Dediğinde dudaklarımın arasından tiz bir sesin çıkmasına engel olamamıştım. Mert yine işaret parmağını ikimize doğru salladı.
" Siziii idammm etiririmm sarayımdan menn ederimmm ikinizi dee" ovvv galiba korkmuştum. Yanına yavaşça yaklaştım. Daha sonra elimle omzunu sıvazladım.
"Amann sehzadem yapmayın evde çocuğum cocuğummm beklerrr" Bu sefer ben ağlıyormus gibi yaptım. Yanımda biten kişi yeşimden başkası değildi. İnandırıcı olsun diye burnunu çekiyormus gibi yaptı. "Bennimm aaggaamm beni evdee beklerr şehzademm etmeyin egleemeyin" vayy vahh vahh der gibi iki elini birbirine vurdu. Bende ellerimle dizimi dövüyordum. Bu sırada barın mutfağa girmişti. Mert yumruk yaptığı elini bozdu daha sonra kalbinin üzerine parmaklarını bastırdı.
" Nayıırr nooolaaammazz. Ahhh benim merhametli kalbimmmmm... Galiba affedeceğim " diğer elini alnına götürdü Nayır derken başını havaya kaldırdı. Gözlerini kapatmıştı. Arada bir göz kapaklarının altından bize bakıyordu. Yeşimle yüzümüzde yalvarırcasına bir ifade vardı.
" Şuuu bakışlar galibaa beniii alteettmeye yetiyorrr" dediğinde Yeşimle heyecanla olduğumuz yerde topladık ellerimle alkış tuttum yesimde benim gibi yapıyordu daha sonra Yeşimle birbirimize dönüp ellerimizi birbirimize çarptık.
Barın dudaklarından su bardağını uzaklaştırdı. "Yine ne saçmalıyor bu göt lalesi" Mert tam bişey söylicekken onun cümle kurmasına izin vermedim. Cümlesini daha o başlamadan kesmiştim.
" Çık çık çık.." başımı olumsuz anlamda sallamaya başladım. Barın kaşlarını hafava kaldırmıs ne dicegimi bekliyordu. Mertten çektiğim bakışlarımı barına yönlendirdim. " Senn benim sehzademmee ne biçim hitaplarr kuruyorsun iğrencccc seniii idamm etiririmm heee" tehdit edermiş gibi konuşmuştum gülmem lazımdım ciddi durmaya çalışıyordum.
" Yalan mı göt lalesi işte."
Merte döndüm. Elini ellerimin arasına aldım daha sonra göz kırptım. " Şehzaademm bence biz bu arkadaşı krallıgımızdan menn edelim" dedim. Mertt heyecanla başını onayladı. "Afferin size pikachularım beni gururlandırıyorsunuz" az önce Yeşimle beni idam ettirmek isteyen mert bizi unutmuştu bile
Yeşime benimle gelmesi gerektiğinı belli eden bir bakış yaptım daha sonra benimle gelmek için adımladı. Gelmeden önce Merte baktı "Sınır dışı etmeye hazırız şehzadem" dedi Mert'in yanağından makas aldıktan sonra Benim arkamdan geldi Barının önünde durduk. Barın kollarını birbirine doladı. Bir Yeşime bir bana bakıyordu.
" Seni krallığımızın sınırları dışına almak zorundayım" Barın bir süre dudağının sağ tarafını kemirdi. Daha sonra dudağını serbest bıraktı.
" Gitmiyorum" dediğinde Yeşim elini silah gibi yaptı. Bartinin başına doğrulttu. " Zoru kullanmamızı istemiyorsan yürü" dedi. Barın yapmacık bir şekilde korkmuş gibi yaptı daha sonra kollarının ikisini teslim oluyormuş gibi havada kaldırdı.
" Offf sertt kız tamam gidiyorum bana bişey yapma" dedi
Başımı çevirip Merte baktım. Gurur duyoyormus gibi bize bakıyordu. " İşte hep ben yetistirdim bunları. Kraliyetimle gurup duyuyorum" tezgahın üzerindeki pecetelikteki peceteden koparttı daha sonra burnunu siliyormuş gibi yaptı. Ona bakarkan hafifce gülmüştüm.
" Sırtını dön ve burdan git" Yeşim barına son kez baktı ve elini alnına daha çok bastırdı. Barının yüzünde hala yapmacık korku vardı. Yeşim'in sözünü dinleyerek sırtını bize döndü. Yeşim onu kapının dışında kadar çıkardı. Sınır dışına çıkmıştı bile
Barın Yeşime dönüp baktı. " Bunun bedeli ağır olacak bir gün çok güçleneceğim ve tekrardna geleceğim o günü bekleyin " son sözleri bu olmuştu çünkü Mert yanımıza ışınlanmıştı. Barın daha cümlesini bitirmeden ona orta parmak çekmiş ve kapıyı onun yüzüne kapatmıştı. Onun bu hareketiyle kendimi daha fazla tutamadım ve gülmeye başladım. Onlarda kendilerini fazla tuttmuşlar gibi benim gülüşümle beraber gülmeye başladılar.
Gülmekten karnıma kramplar gülmek üzereydi. Mert kapıyı yüzüne kapatırken Barının yüzündeki ifadenin taklidini yaptı. Yeşim Mert'in yaptığın bu herekete karşı beni kolumdan dürttü daha sonra Mert'in işaret etti zaten görüyordum. Yeşim'in hereketini izlediğimde ve Mert'in hareketlerini gördüğümde kahkahalarım daha çok arttı. Barın kapının önünde bir süre durmuş Merte küfürler yağdırmıştı sonrada çekip gitmişti.
' ayy yeterrr bir kahvaltı yapamadık" Yeşim kendi kendine söylenemeye başladı. Haklıydı da şimdiye kahvaltı hazır bile olurdu onu haklısın der gibi onayladım daha sonra gülerken düştüğüm yerden kendimi kaldırdım. Evet gülerken kendimi yere atmıştım. Gülüşümü Durdurmak için ellerimle karnımı tutuyordum. Yerden kalktıktan sonra krepimin başına geçtim.
" Ayy bende omletimi yapim bari" mert benim ondan çaldığım yumurtanın yerine başka bir yumurta çıkardı buzdolabından. Krep için tüm malzemeleri koydukta sonra mertin yanına ocağa gittim. Tava çıkartıp yaptığım ocağın üzerine koydum. Krepler istediğim gibi oluyordu. Plastik spatulayla önünü ve arkasını iyice kıvamında yaptıktan sonra tavadan aldım. İsteyen kendi krepine çikolata sürerdi artık.
Merttt peynirli omlet yapıyordu.
" Off ebenn de mi omletciyydiii bee" yaptığı omlete baktığımda gerçekten de güzel iş çıkarmıştı. Laf arasında Yeşimle bbenim ağzımı yokluyordu. " Siz şu tavadan bir sürü kişinin elini bandirarak yemesinden igrenen kızlardan mısınız" soru sorduğu zaman krepleri çevirmekle meşguldüm. İki kişide fazla insandık normalde olsa Yeşimle bana on tane krep yetiyordu. Yeşim ekmek yemiyordu zaten yiyeceği her şeyi krebe katıyordu krep yaptığımız zamanlarda. Elimi yok be der gibi sallddım "Valla ben kimseden igrenmem yiyebiliriz aynı tavadan bence" Yeşim Mert'in cümlesine net bir cevap vermişti. " Yok ya ne igrencez köy ortaya tavayı iğremeyen yesin" dedim.
Mert omleti ocaktan aldı. Üzerime bir rahatlık etkisi sinmişti iki kişi ocağa zor sığmıştık çünkü. Ben köşede parmak uçlarıma yükselerek krepleri çeviriyordum Mert'in omleti bir an önce bitirmesi işime gelmişti.
" Aradığım o kız arkadaşlar mükemmelsiniz ya" dedi Mert. Ona hafifce gülümsedim. Biraz daha övmeye devam ederse koltuk altlarım kabaracaktı. Şımartıyordu bizi.
Ben krepleri bitirine kadar mertle Yeşim gerekli her şeyi salona götürmüştüler bana da gelirken sekerliği getir diye seslenmişlerdi. Salonda bir köşede bulunan yemek masasında yemeğimizi yiyecektik. Karun gelmiş mıydi tekarardan salona acaba? Aman sana ne Hazel geldiyse geldi. Sen ona sinirlisin.
Ne zaman olmadın ki?
Elimdeki kreplerle salona girdiğimde bakışlarım yemek masasının üzerinde gezindi herkes masadaydı Karun haricinde herkes
Başlarda balkona çıktığını sanmıştım ama çocuk bayağı ortada yoktu.
Mertle Yeşim benden önce masaya kurulmuslardı. Karunun nerde olduğunu sormak istemiyordum. Sonra yanlış anlıyorlardı bir sürü imalarda bulunup duruyorlardı. Krepleri masaya bırakıp bende Yeşim'in yanindaki sandalyaye oturdum Mert içimi okumuş gibi
" Karun nerde ya?" Diye sordu.
Umursamıyormuş gibi davranıyordum. Masanın üzerinde bardaklara çay dolduran yesimin doldurma işlemini ilk bitirdiği bardağı elime aldım ve içmeye başladım. Çayı şekersiz icmezdim ki ben ahh Hazel düştüğün hallere bak çaya şeker atmadan içtiğimi gören Yeşim bana şüpheli şüpheli bakmaya başladı. Ona hiçbir şeyin farkında değil mişim gibi masumca gülümsemeye çalıştım. Cayımdan bir yudum daha alıyordum ki Barının konuşmasıyla içtiğim çay boğazıma kaçtı.
" Cansu denilen kız aradı onu onun yanındadır Karun" Öksürük dalgası bedenimi esir almıştı. Boğazımı sıvazladım. Daha sonra boğazındaki elim enseme gitti. Ensemi bir iki saniye ovaladım. Daha sonra elimle yüzümü yelledim.
"Kızın kalbine incekti.." Bartuya attığım sert bakışlar susmasina yetmişti.
" Cansu mi?" Diye sordum
Hala öksürüyordum.
" Evet orda kahvaltı yapacakmış" Barının kurduğu cümleyle ellerim yumruk olmuştu.
" Haa bidee kahvaltılı mahvaltılı" diye fısıldadımm kendi kendime sesli bir şekilde düşünmüştüm. "Nası anlamadım?" Barının tekrar konuşmasıyla bakışlarım önce etrafta gezindi daha sonra barına baktım yüzüme kocaman bir gülümseme yerleşirdim.
"Allah muhabbetlerini arttırsın diyorum" Haa der gibi bir hareket yaptı ve önüne döndü. Mertin şu anda bana nasıl bakışlar attığını hissedebiliyordum. Özellikle ona bakmıyordum. Karunun da canı cehennemeydi. İstediğiyle istediğini yapsın umrumda değildi ki
" Ya onu bunu bırakın yarın acıyor mıyız mekânı?" Ekmekte bir dilim böldüm yumurtaya batırdım. Yesimde benimle aynı şekilde omlete uzanmıştı. Ekmeğin arasına aldığım omleti ağzıma attım ve çiğnemeye başladımm. Dudağım kendiliginden begendigimi belli eden bir ifadeyle Kıvrıldı. Omlet gerçekten de güzel olmuştu.
" Emre abi yarın açılışı yaparız diyor ama çalışan eksikmiş" dedi Bartu. Yeşimle aynı anda birbirimize bakmıştık. Fırsat ayağımıza gelmişti resmen Emre abi diye bahsettikleri kişi kimdi acaba?
" Ya buluruz işçiyi basit o" dedi Barın.
" Tamam ben bugün nenemle konuşayım kadının oğlu sonuçta nenemin de fikrini almamız lazım" nasıl yani Emre dedikleri kişi Mert'in dayısı veya amcası falan mıydı? Mert hep nenem diyordu. Babaannem veya anneanne demiyordu. O yüzden adamın onun dayısı mi amcası mi olduğunu bilmiyordum.
"Aslında..." Masadaki tüm bakışların hedefi ben olmuştum. Herkes bana bakıyordu. "Yani sizin işciniz eksik ya biz gelebiliriz. Elimizden ne geliyorsa yaparız yani garson da olabiliriz" diyerek ortaya fikrimi attım. Krepime çikolata sürerken konusmuştum. Krepimi ısırmaya başladım. Yeşim bana katıldığını belli eden bir ses çıkardı.
" Valla bizi işe alırsanız çok güzel olur" dedi. Barın onun konuşmasıyla bende olan bakışlarını ona yönlendirdi. Bartu ekmeğe sürdüğü recelinden bir ısırık aldı. Çiğnemeye başladı. Yuttuktan sonra boğazını temizleyerek konuştu.
" Güzel olurr bence hem siz o aşkoo hesabında takılan kızlardan da değilsiniz" Yani benim öyle olmadığım kesindi. Yesimde benim gibiydi sadece o süsüne biraz daha düşkündü. Ben sadece harbiydim o hem harbi hem Barbieydi.
Mert'in fikrini merak ettiğim için ona bakmaya başladım. O çay yerine meyvesuyu içiyordu. Meyve suyundan iki üç yudum aldı daha sonra dudaklarını eliyle temizledi.
" Ohoo benim fikrimi sormaniza gerek bile yok dünden razıyım Pikachularım " Ona genişçe gülümsedim. Barın yemeğiyle meşguldü. Daha sonra fikrini beyan etmek yerine" bı karunla konusalım onun da fikri önemli" dedi.
Karunun ne tepki vereceğini pek kestiremiyordum. Her an hayır da diyebilirdi çünkü bana gıcıklık yapması lazım. Her an kabul de edebilirdi ama
Barını başımla onayladım daha sonra yemegime gömüldüm. Hepimiz doyduktan sonra bulaşıkları yapmıştık. Ben suyla durulamıştım mert makineye dizmişti. Yeşim de dolaba reçelleri zeytinler falan koyuyordu daha sonra masayı silmek için salona tekrardan gitmişti. Bulaşık da bittiğinde Mertler kendi evlerine gitmişlerdi.
Bugün sadece evi çekmiştik. Başka bir iş ellememiştik. Evi cekme işini de Yeşime postalamıştım zaten. Mutfaktaki dolan çöpü aşağıdaki çöp kutusuna atmak için merdivenlerden indim.
Terliklerim şekildi. Dünkü kıyafetleri soymuştum daha rahat bişeyler giyinmiştim. Yani daha doğrusu Açık kahve rengimsi bir tulum giyinmiştim. İçinde beyaz crop vardı. Terligimin siyah olması uyumu bozuyordu.
Birinci katta vardığımda cansuya Karunun sesi kulaklarıma dolmuştu. Hala cansudaydı demek ki. Adımlarımı yavaşlatmıştım. Cansuyla göz göze geldiğimizde bana imalı bir bakış attı daha sonra kollarını Karunun boynuna doladı. Annesi görmüyor muydu bu kızı?
Sevgili değillerdi bişey değillerdi.
" Ahh görüşürüz Karuncum" daha fazla görüntüyü modemin kaldıramayacağını düşündüğüm için onlara bakmayı kestim. Cansu sinsisinin bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Apartmandan çıktığımda temiz havayı içime çektim. Çöp dolu poşeti çöp kutusuna attım. Dışarısı serindi biraz. Saçlarım ara ara esen rüzgarla savruluyordu. Çöpü döktükten sonra tekrardan apartmana doğru yürüdüm. Karun beni görmemisti bana sırtı dönüktü. Birinci katın önünden tekrardan geçtim bu sefer etraf boştu. Karun sonunda evinin yolunu hatırlamış olmalıydı.
Sallana sallana bizim kata çıktım. Bacaklarım yorulmuştu resmen. Yeşim'in kapıyı açması için zile basmıştım. İlk çalışta acmamıştı. Parmakalarım zilin üzerine gitti ikinci kez kapıyı çalmak adina zile tekrardan bastım. Bizim no 9 numaralı komşuların kapısı da açılmıştı. İçinden çıkan Karunu görmemle şankı ona doğru hiç bakmamışım gibi önüme geri döndümm
Yeşim nerde kalmıştı ya? Bir kapıya gelip açmak bu kadar uzun sürmemeliydi. Karun telefonda konuşuyordu. "Tamam anne ben seni sonra aricam" annesiyle konusuyordu. Bir süre karşı tarafı dinledi. Dinlerken bezmiş gibi bir hal vardı yüzünde. "Sende anne sende hadi görüşürüz sonra" dedi bir iki saniye daha bekletti telefonu kulağında daha sonra telefonu kapattı. Çaktırmadan ona bakıyordum ama telefonu kapattığı an tekrardan önüme döndüm
" Komşucumm duyduğuma göre bizim bir kaç güne açacağımız cafede çalışmak istiyormuşsunuz" ben ihtiyacım olmasaydı senin ağzını kapatmasını bilirdim de sen dua et
" Öyle" diyerek kısaca cevap verdim. Daha sonra Yeşim sonunda kapıyı açmaya teşvik etmişti. Karuna bakma gereği duymadan içeriye girdim.
" Nereye öyle alelacele?" Karunun arkamdan seslendiginii duyduğumda ters bir cevap vermemek adına kendimi sıkıyordum resmen.
" Evime komşucum" dedimm
" Sen trip mi atıyorsun" diye sorduğunda bir elimi kapının koluna dayadım dudağıma alaycı bir ifade yerleştirmiştim.
"Hayaller hayatlarr işte yazık"
" Nazz yapmaaaa daaa" dediğinde yüzüne kapıyı kapattım.
" Kızım sen nerdesin ya iki saatir kapıda bekliyorum seni" Yeşim bir Karunun yüzüne kapattığım kapıya bir de bana bakıyordu.
" Evi çekiyordum duymadım" diyerek açıklama yaptı.
" Sen iyi alıştın kapıları yüzüme kapamaya " Karun kapının arkasından bana bağırıyordu.
"Hak ettigin seyi yapıyorum sadece" dedim.
" Nedense ben naz yapıyorsun diye yorumladım" dediğinde sanki yanımdaymıs gibi kapıya doğru bir adım attım.aramizda kapı olduğunu bir an için unutacak gibi olmuştum.
" İnsan öyle olmasını istediği şeyi dillendirirmiş"
Karun arkamda bişeyler diyordu ama ben onu umursamdan salona doğru yürüdüm. Yeşim zaten çoktan gitmişti.
Günün geri kalanı acayip sıkıcı geçmişti. Bugün kurutma makinemiz gelmisti artık çamaşırları kurutma makinesinde kurutacaktık dernekle uğrasmayacaktık.
Yeşim bir kanepeye uzanmış ben bir kanepeye uzanmıştım. Karunların sesleri içeriye kadar geliyordu. Balkonda olmalılardı. Gözümün önüne Cansunun Karunun boynuna sarılışı geldi. Karunun da hoşuna gidiyordu ilgi görmek. Mert her ne kadar bunu inkar ediyor olsa da Karun Mert'in cümlelerinin tersine hareket ediyor gibiydi.
Yeşim'in aklına yeni bir şey gelmiş olmalıydı ki kendi kendine kızıyordum mutfağa doğru koştu iki tane kap aldı. Sebzelikten bir kabın içine patates doldurduğunda aklıma sabah Merte verdiği söz gelmişti. Ona patates kızartması yapacağını söylemişti. Yanıma geldi sehpayi kanepeye doğru yaklaştırdı. Kanepeye oturup patatesleri soymaya basladi.
Ona yardım ettim. Patatesleri soyup ince ince doğramıştık. Yeşim tavaya yağ koyup yağı kızartıyordu bende doğradığımız patatesleri sudan geçirmiştim. Daha sonra patatesleri tuzladım. Tuzu iyice patateslere yedirdimm kabın içindeki patatesleri hafifçe havaya atıyor sonra da tekrardan kabın içine alıyordum. Tek bir tane patatesi bile düşürmemiştim. Kendimle gurur duyuyordum bu performansım için
Yeşim patatesleri kızarmaya başlamıştı. Bense onu izliyordum.
" Balkonda mı onlar?" Diye sordu o da seslerini duymuştu demek ki
" Bilmiyorum sesleri çok yakından geliyor" beni başıyla onayladı
" Yapıp balkondan uzatalım bence kapıya kadar gidip zile basmamiza ne gerek var" haklıydı hazır dışardalarken uzatırdı. Mert zaten patates kızartmasını bekliyor olmalıydı.
Patatesler hazır olduğunda Yeşim balkona doğru yöneldi. Bende tekrardan salona gidip kanepeye uzandım. Yeşim'in sesini duyuyordum. Balkona çıkmıs olmalıydı.
" Offf beeee patatess kızartması mıı oo" Mertt heyecanla bağırıyordu sesi içeriye kadar gelmişti. Yeşim Merte bişeyler diyordu. Tahmin ettiğimiz gibi balkonda oturuyorlardı. Yeşim diğerleri yesin diye fazlaca yapmıştı. " Hazeliiişkom nerde?" Mert Yeşime beni soruyordu. Daha doğrusu bağırarak soruyordu. Genel olarak bağırıyordu zaten.
Ama komik çocuktu yinede
" ...ama o da yardım etti patates kızartması yapmama" cümlenin başını duyamamıştım ama sonunu duymuştum. Mert teşekürler ettiğini belli eden bir şeyler söylüyordu.
" Karnım kazındı benim ya birden Mertt getir su patatesi bende yicem" Konusan kişi Karunun ta kendisiydi. Zıkkım yesindim cansusu yapmıştır zaten ona bizim yaptığımızı niye yiyordu. O kadar ilgili davranan cansucuğu yemek yapmayı bilmiyor muydu yoksa? Ahh yazık.
Yesim biraz daha dışarda oyalanmıştı. Tabağı onlara verdiğini ve onların patatesleri yemeye başladığını Karunun
" İçerdeki digerrr komşucum seninn dee ellerine sağlıkkk zehir katmıssındır diyeee birazz korktum ama hala bayılmadıgıma göre öldürme planların yok bu aralar herhalde"
Öldürme planlarına zehirlemelere ne gerek vardı bu güne bu gün dağ gibi beddualarım vardı benim be
" Boğazında kalsın" diye ona çok samimi bir şekilde cevap verdim.
" Ammmmiiiiinnnn" dedi ettiğim bedduanin kabul olması için amin demişti. Ölmek istiyordu galiba Karunun beni görmeyeceğini bildiğim halde umrumda olmadığını belli etmek için omuz silktim. Çocuk beni görmüyordu ama olsundu. Mert patates kızartmasını bayağı beğendiğinden bahsediyordu. Bartunun sesi geliyordu
" Barın sende yesene " Yeşim barına yaptığı yemekten yemesini istediğini söylemişti Barının ne dediğini duymamıştım. Bir süre dudaklarımı ısırarak genişçe yayıldığım kanepede öylece etrafı izliyordumm. Bir süre sonra öksürme sesi duymuştum. Bir iki saniye olduğum yerde bekledim ama ses kesilmemişti.
" Karun iyi misin?" Yeşim'in sesi telaşlı geliyordu. Allah'ım istediğim şeyler neden bu kadar kısa sürede olmak zorunda. Hayır ben ciddi anlamda dememiştim ki
Öksürük sesleri daha çok arttığında kendimi mutfağın içerisinde elimdeki su bardağına hazır su dolduruyorken bulmuştum. Doldurduğum suyla balkona doğru koştum. Yeşim'in hemen sağına geçmiştim. Elimdeki suyu Merte uzattım. " Al şu suyu" mert bana baktı ve elimdeki suyu hemen almıştı.
Bir anda balkonun demirliklerinin üzerine çıkmıştım. Beni demirlerin üzerinde gören barın onların tarafına geçmemi sağlamıştı. Mert ne yapacağını bilmiyormus gibiydi balkona atladığım an Mert'in elinden suyu aldim vakit kaybetmeden Karunun kafasını hafifçe kaldırdım. Hala öksürüyordu. Bakışları üzerimdeydi. Elimdeki suyu dudaklarının arasına yerleştirdim. Suyu yavaşça içmeye başladı. Allah benim belamı versindi ya çocuk benim ettiğim bedua yüzünden ölümle cebelleşiyordu.
" Karun nefes al" nefes almayı unutuyordu.
Suyu icirdikten sonra hafifçe beline vurdum. Beni kolumdan tutup beline vurmamı istemediğini gösterdi. "Geçti geçti" diyerek beni rahatlatmaya çalışıyordu. Bir süre yüzüne korku dolu gözlerle baktım. Bakışlarıma karşılık vermişti. Ama daha sonra yüzümde nasıl bir ifade varsa dudakları hafifçe yukariya doğru Kıvrıldı
" Senin bedduan nasıl bişey be?" Dedi. Omuz silktim.
" Normal beddua alla alla sende amin demeseydin" gözlerini kocaman açtı
" Bak bak bak hem suçlu hem güçlü" çene çalmaya başlamıştı kendine gelmişti beyefendi. Domuz gibiydi domuz.
" Yo haklıyım sadece" dedim.
" Sen beddua etmedin mi kızım bana?"
"E-vet ettim ama..." Bir süre kal gelmiş gibi Karunun yüzüne baktım cümlemi bitirmemi bekliyordu. "Sende amin dedin demeseydin ya ben mi dedim sana amin de diye belkide rabbim senin sesini duydu." Kendimi savunmaya geçmiştim.
" Sen beddua etmeseydin bende amin demezdim" dedi
" Napim ya alla alla" dedim.
" Bunlar yine keçi gibi atışmaya başladılar" Mert araya girdiğinde Karunla yani anda " sen karışma Mert" diye bağırmıştık mert elini kalbinin üzerine koydu "üstümr iyilik sağlık iyi bee yeyin birbirinizi" yani kısacası canınız cehenneme diyordu. Daha sonra Karuna bekle sen bekle der gibi baktı tam konuşacaktı ki Karun eliyle Mert'in ağzını kapattı.
" Hazzooll.." bana mı bişey dicekti o? Ve Karun niye onun ağzını kaplıyordu kesin benim duyunca sinirleneceğim bişey dicekti. Karunun kolunu tuttum " çek bakım sen şu elini kolunu çocuğun ağzından " dedim. Karun bana yalvaran gözlerle bakıyordu.
" İyiydik ya böyle bence " diyerek beni ikna etmeye çalışmıstı. Mert bişeyler söylüyordu ama anlamıyordum karun ahtapot gibi yapışmıştı çocuğa
" Karun çekil dedim" kolunu itmeye çalıştığımda bana bunu yapmamamı istediğini bildiren bir bakış attı. Merttt Karunun elini ısırmaya her çalıştığında Karun elini çekiyordu mert tam cümleye başlayacağı zaman ise geri kapatıyordu çocuğun dudağını
" Sen kesin benden bişey saklıyorsun" hareketleri fazla süpheliydi. Barın Yeşimle bişeyler konuşuyordu o ikisi farklı alemdelerdi zaten Karunun kolunu tutup tekrardan çektim. Yine başarısız olduğumda son çare olarak dişlerimi koluna geçirmiştim inleyerek elini dudaklarını kapadığı Mertten cekti
Mert bu anı bekliyormus gibi konuşmaya başladı
" Karun rol yapıyordu?"
Karundan çektiğim bakışlarımı tekrardan Merte yönelttim Karun parmaklarını saçlarının arasına daldırdı. Merte onu öldürmek istiyormuş gibi baktı.
" Neee?" Diye sordum olayı tam idra edememiştim. Karun ne konuda rol yapıyor olabilirdi. Merak etmişti.
Mert eliyle Karunu gösterdi. Karun onun üzerine doğru atılacak gibi olsa da mert balkondan içeriye kaçtı. Onun arkasından Karun Karunun arkasından da ben girmiştim. Yeşim bizi kahkaha atarak izliyordu. Mert kanepelerde birisinin üzerine çıkmıştı. Bir kanepeden diğerine atlıyor Karundan kaçmaya çalışıyordu bir yandan da konuşmaya başladı.
" Karun aslına boğulmamıştı numara yapıyordu" bir Merte bir Karuna bakıyordum. Karun Mert'i tuttuğu gibi kafasına bir tane patlattı. Mert Karunun kollarının arasında tepinip duruyordu. Karunun ellerini Mert'in üzerinden çektim Mert kurtulduğuna sevinerek ellerini birbirine vurdu ve beni alkışladı. Başımı hafifçe sağa doğru yatırdım ve Karunun yüzünü incelemeye başladım.
" Sen.." baş parmağımla kendimi gösterdim. Sesim merak dolu çıkıyordu. " Banaa" dudağımın kenarını dişledim sakin kalmaya çalıyordum. Onun için korktuğumdan değildi ama böyle bir şey yapması yanlıştı. Böyle bir şeyin numarası mi olurdu? "Ha bide numara yaptın. Sennn salak mısın karunnn" Karun baş parmağıyla çenesinin biraz yukarısını kaşıdı daha sonra bana kaçamak bakışlar atmaya başladı.
" Şey şimdi komşucum.." diye cümlesinine başlamıştı ki sıkıldığımı belli etmek adına "ne şimdi nee??" Diye bağırdım. Benden korktuğunu belli eden bir hali vardı. Hafifçe sendeledi. Geriye doğru gitti. "Öyle salak falan demesek" Çocuğun tek derdi buydu. Ben ne diyordum o ne diyordu. Böyle eli ayağı birbirine doladığına göre Mert haklı olmalıydı.
" Tabi illa salak demeye de bilirim gerizekalı da diyebilirim. Size karşı olacak olan her türlü bu tip kelimelere açığız efendim. Ya sen nasıl bişeysin böyle şeyin şakası mi olur? " Karun işaret parmağıyla baş parmağını çenesine dayadı hafif düşünüyormuş gibi yaptı. Daha sonra karar vermiş gibi ellerini çenesinden çekti gelişi güzel sallamaya başladı bu esnada da dudaklarını aralayarak konuşmaya başladı.
" Aslında olur niye olmasın komşucum?" Omzunu indirip kaldırdı. Deli edecekti bu çocuk beni. Olduğum yerde sinirle solumaya başladım bu halimden keyif alıyormuş gibi gözüküyordu yüzünde her zamanki piçimsi sırıtış vardı. Kanepenin üzerine atılmış yastıklardan birini aldım. Karunun üzerine doğru fırlattım. Karun benden kaçarak o yastıktan kurtuldu. " Gııcccccııkkkk" diyee arkasindan bağırdım daha sonra kanepedeki diğer yastığı da arkasından fırlattım. Mert bizim gazabımıza uğramak istemediğini söyledi ve odasına kaçtı Karun ise onunla sonra görüşeceğini söylüyordu bir yandan da seke seke koşuyor ve benden kaçıyordu elime ne aldıysam arkasından fırlatmıştım
İki kolunu da açarak " aaa ama bu kadar sinir bu öfkeler fazla bak bünyene zarar benden söylemesi seni düşündüğümden söylüyorum ya... Ahh Kızım cani misin sen?" Lafını tamamlamasına izin vermemiştim elime geçen bir tane bibloyu ona fırlattım. Tam bacağına değiyordu ki çevik bir hareketle ondan da kurtulmayı başarmıştı. Yani afferin Hazel gerçekten tek bir taneyi bile doğru isabet ettiremedin.
Sinirle olduğum yerde çığlık attım.
" Sana çok pis uyuz oluyorum" diyerek hiç çekinmeden ona karşı olan duygularımı açık ettim. Bana yapmacık bir şekilde güldü. Dudaklarımı dişimin arasına aldım. Yüzümü ekşiterek onu taklit etmeye çalıştım.
" Bendee seni seviyorum canım" ellerimi sinirle saçlarımın arasına daldırdım. "Gıccııkkk eeeddiiyoosuun beniii gııcccıkk" diye bağırdım. Elini ay sapşik der gibi bana doğrulttu. " Bende seni çok seviyorum dedim ya "
Olduğum yerde sinirle soluyordum. Hırsımı alamadığım anladığım zaman arkasından kostum bu esnada elime başka bir yastık almıştım. Karunun yüzündeki yaralar hala yerli yerindeydi yeni pansuman yapılmış olduğu belli oluyordu. Belkide cansucuğu yapmıştı pansumanını. Elimdeki yastığı ona doğru fırlattım. Bu sefer tam kafasına çarpmıştı " bingo" sevinçle bağırmıştım. Karun kafasına yediği yastığı yere attı daha sonra ağlıyormuş gibi yaptı
" Kalbimi kırıyorsun ama" dediğinde "beter ol" diye karşılık verdim. Daha sonra onu daha fazla çekemeyeceğimi anladım.
Arkamdan "kalbimden de vurdu başımda da zaalımmm" diye bağırıyordu. Kalbinden vurduğum kısmı yalandı. Blöf yapıyordu aklınca. Salonun kapısındaan tam çıkacakken ona dönüp dil çıkardım. Bu hareketime karşılık yüzü kapkatı kesilmişti. Dişini sıkmaya başladığında ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kendi kendine bir gülüyor bir surat asıyordu. Bu sefer ne olmuştu da böyle bakıyordu. Zoraki bir şekilde yutkunduğunu görmüştüm. Gözlerinde farklı bir ifade vardı.
Kapıdan çıkıp eve gelmiştim. Yeşim de balkondan içeriye girmişti. İçime çektiğim nefesle yanaklarımı şisirdim. Odama girmiştim. Kulaklığımı kulağıma takmıştım yatağıma uzanarak sevdiğim bir şarkıyı açarak dinlemeye başladım. Şarkı dinlemeyi seviyordum huzurlu hissettiriyordu. Şarkı dinlerken her şeyden her kezden uzaklaşmak istiyordum kendimi sadece şarkıların kollarına bırakmak istiyordum bu isteğim bazen oluyordu bazen de şarkılar beni dinliyormuş gibi hissediyordum öyle derin düşüncelere dalıyordum ki şarkı dinlediğimi bile unutuyordum
Saat yediyi çokta geçmişti. Sekize doğru geliyordu. Telefonumun şarjı otuzdu. Yeni başlayan şarkıyı su an dinlemek istemediğim için değiştirdim. Yaklaşık yarım saat sonra şarkı dinleyerek uykuya dalmıştım. Gördüğüm rüya çocukluğuma ait olmalıydı. Uyandığımda rüyamı unutacaktım bunun farkındaydım ben uyandığım zaman rüyalarımı yarım yamalak hatırlardım. Tamamını hatırlamaya çalışsam da başaramıyordum
Hazelle, Yeşim, mert bartu 6 yaşındalar
Karun ve barın 7 yaşındalar
Hazelin rüyasından...
"Hazell Hadiii geliylerr şimdi" Ayndan kendi yansımamı izliyordum. Üzerimde yesil bir tulum vardı. Haki yeşili rengine çok yakın bir renkteydi tulum. Karunlar bize geleceklerdi. Okula başladığımız günlerden beri hiç konuşamıyorduk. Yeşimle benim annem bize yasak katmışlardı. Hafta içleri ders çalışacaktık Mertle Karunla Barınla ve bide bartuyla sadece hafta sonları görüşecektik. Aynı mahalledeydik. Ama onlar başka apartmanda oturuyorlardı on dakikalık mesafe vardı aramazda ara ara Yeşimle plan kurup onlarla buluşmaya gidiyorduk ama eve geri döndüğümüzde annelerimiz bizi cezalandırıyorlardı.
" Gelldim yaa" dedim beni duyması için bağırmıştım. Saçıma çok sevdiğim tokami taktım daha sonra odamdan çıktım ve salona girdim. Acaba Yeşim bugün nasıl olmuştu. Üzerini giyindiği gibi bizim eve koşmuştu. Bizim çocukları göreceği için sabırsızlanıyordu. Onlarla iki haftadır görüşemiyorduk annemler hafta içi ard arda iki kere evden kaçtığımız için bize iki hafta ceza vermişlerdi.
Yeşim'in yanına koşup ona kocaman sarılmıştım. Sadece bizim erkeklerle değil Yeşimle de görüşmem kısıtlanmıştı tabi o teyzemin kızı olduğu için onu daha çok görüyordum. Yeşimle göz göze geldiğimiz an birbirimize gülümsedik. Yeşim bana kollarını açarak koşmaya başladı bende heyecenla ona doğru koştum. Minik parmakları belimi sardı. Onun sarılışına karşılık vererek bende ona sarıldım
Rüyamın başka bir kesitindeydik. Yeşimle bacağımızın yere değmedi kanepelerde oturmuş bacaklarımızı gelişi güzel sallıyorduk. Ara ara geldiler sanıyorduk boş ümide kapılıyorduk. Gözümüz kapıdan ayrılmıyordu bu hallerimizi gören teyzem anneme kaşlarıyla bir hareket yaparak bizi gösteriyordu.
" Baksanaa şunların heyecanına"
Annem şefkatli bakışlarıyla bizi izliyordu. Onlara baktığımı görünce bana hafifçe gülümsedi. Sonra o da teyzeme bişeyler demeye başladı.
Kapi zilinin sesini duyduğum an olduğum yerden hızlıca kalktım Yeşim sevinçle güldü " geldiilerrr" diye bağırıyor ordan oraya koşuyordu. Onun aksine ben direk kapıya doğru koşmuştum. Annemler onları beklememizi söylemişlerdi ama ben onlar gelmeden kapıyı açmayı başarmıştım.
Bakışlarım hepsinde gezindi. Annemlerin arkadaşı bana gülümseyerek baktı. Yeşim yanıma gelmişti. Karunla göz göze geldiğimde daha fazla dayanamayacağını belli eder bir şekilde bana doğru koştu. Ona genişçe gülümsedim. Kollarımı açarak en kocaman sarılmalarımdan birini yaptım. Birazdan kedi köpek gibi tartışacak olsak da şu an bunu düşünecek halim yoktu. İki hafta onlarsız geçirmem bayağı özlememe yetmişti.
" Boncukk"
" Kayunn"
Mert karunu bir anda ettiğinde ona çipil çipil gözlerle bakmaya başladım. Karuna pis pis bakmaya başladı.
" Aya allaa hep sen mi sarılcan çık suydan arkadaşıma sayılcam. Merti çok seviyordum. Karun ona sinirle bakıyordu ama o umursamadı bana sarıldı benden minik kollarımla ona sarıldım.
Annelerimiz den apartmanın önünde oyun oynamak için izin almıştık. Saklambaç oynamak için dışarı çıkmıştık. Şu an burda istemediğim tek kişi Aysun denilen kızdı. Sülük gibi Karuna yapışıyordu.
Aysunun Karunun koluna dolanmış olan elini çekmiştim. Karunu yanıma almıştım. Bu kızla konuşmasını istemiyordum. Karun bana çatık kaslarla bakmaya başladı ama kızın yanına tekrar gitmek için bro hamlede bulunmadı.
" Ne yapıyorsun sen ya" bu kız Karunun yaşındaydı bizden bir yaş büyüktü. Kendini beğenmiş birisiydi beni Karunun önünde küçük düşürmeye çalışıyordu.
" Sen bizlen oynamicaksın" Kız kurduğum cümleden sonra önce bana baktı daha sonra Karuna baktı. Dudakları aşağıya doğru bükülmüstü o zamanlar umrumda değildi
"Karun şu kardesine bişey der mısın?" Karuna bakarak konuşmustu benim bakışlarım Aysun denilen kızdan onun bakışları ise Karundaydı Karunun hangimize baktığını bilmiyordum.
" Ben onun kardeşi değilim"
" Bonncukk oynasın işte bizimle" Karun kulağıma doğru fısıldamıştı. Omuz silmekle yetinmiştim. Mert kızın kulağına bişeyler fısıldadı. Barın Yeşime saçlarının çok güzel gözüktüğünü söylüyordu. Bartu da ifadesizce bizi izliyordu.
"İstemiyomm ya " fikrim kesindi.
" Seni babama dicemm" Aysun denilen kız ağlamaklı çıkan sesiyle konuşmaya başladığında yavaştan sinirlenmeye başladığımı hissettim. " Git istediğine de lan" diye bağırdığımda başını kaldırdı bana tıp tip bakmaya başladığında Karun onun yanına gidecek gibi olmuştu. Ona yerinde durmasını belli eden bir bakış atmıştım. Olduğu yere çakılı kalmış gibi durmuştu.
" Git artık ya' mert kıza bağırdığında kız ağlaya ağlaya yanımızdan kaçmaya başlamıştı. O bunun iki katı beterini bana yapmıştı kendisi kasınmıştı.
Rüyamdan başka bir kesitte Karunla kavga ediyorduk. O beni suçluyordu ben onu. " Senin yüzünden ebelendik olum" diyerek ona bağırıyordum.
" Ayağı takıldı diye sees çıkaran kim acaba?" Bağırmamım haklı sebepleri vardı. "Oduna takıldık her halde. Sende üzerime yürümeseydin" diyerek üste çıkmaya çalışıyordum.
" Keyfimizden mi yürüdük sanki?" Dedi
Saçıma yaprak yapışmıştı Karun da onu anlamaya çalışmak için yüzüme eğilmişti kalbim çok hızlı şekilde atmaya başlamıştı. Heyecandan hafifçe geriye doğru gitmiştim daha sonra da sendeleyerek düşmüştüm barın bizi ebelemisti. Şimdi de Karunla ben ebe olmam senin yüzünden düştük senin yüzünden yakalandık tartışması yapıyorduk.
Rüyamın başka bir kesitinde başka bir zamandaydık. Ben yeni duş almıştım. Annem saçlarımı kurulamak istediğinde ona izin vermezdim huysuzluk yapardım. Saçlarım ıslak açık açık etrafta geziniyordum. Karunlar gelmişlerdi Karunla benim odama çıkmıştık.
Karun saç örmeyi biliyormuş Gülhan abla öğretmiş şimdi de benim saçımı ödüyordu örüşü yumuşaktı. Sonra hatırladığım tek şey Karun saçlarımı örerkwn uyuyakladığım parmaklarımın arasına dolanmış parmaklar olmuştu.
Karun dedesiyle yaşıyordu. Rüyamın başka bir kesitinde ben Karunlara girmiştim. Dedesi evde yoktu bir tsne çalışan birisine Karunun nerde olduğunu sormuştum Karunun odasında olduğunu söylemişti. Hemen koşarak Karunun yanına gittim.
" Karunnn" diye seslendim. Ses vermedi. Odasının kapısını çaldığımda adım seslerini duydum. Kapıyı açmaya geliyor olmalıydı. Olduğum yerde heyecanla kıpırdandım. Karun kapıyı açtı. İçeri girdim
" Ne yapıyon karun?" Diye sorduğumda Karun bana sinirle baktı.
" Sus kızım konuşma" diye beni uyardığında yüzüm düşmüştü. "Ama niye?" Diyerek sorduğumda çok ödevini olduğunu benimle uğraşamayacağını söylüyordu.
Gözlerim dolmaya başlamıştı. Karun bunu far etmemişti odevene odaklanmıştı. Yapıştırıcıyla o zamanlar adını bilmediğim bir şeyler yapıstırıyordu. Düzenek gibi bir şeyler kuruyordu.
Bir yarım saat boyunca onu izlemiştim. Daha sonra pipetten daha kısa ama pipete benzeyen bir şeyi diğerlerine göre daha yamuk kattığını gördüm. Elimi uzatarak onu orda çıkardım " Karun bu yamuk olmuş" Diyordum. Minik kafamı kaldırıp Karuna baktm bir bana bakıyordu bir de yaptığı düzeneğe gözleri kocaman açılmıştı ne olduğunu anlamak için bende düzenege bakmıştım.
Düzenek falan kalmamıştı ortada hepsi yerle bir olmuştu. dudağımın kenarını dişledimm. Daha sonra parmaklarımın köselerindeki devrimi yemeye başladım stres olduğumda hep böyle oluyordu.
" Kayuunn ben özüy dileyim" mertle benim o zamanlar rleri y yapma özelliğimiz vardı. Karun bana sinirle bağırdığında olduğum yerde kalakladım. " Hazel defoll gitt bu evden" yüzüme birazcık daha yaklaştı. Ve daha çok bağırmaya başladı. "Her şeyin zarar. Ben ona iki gündür emek veriyorum. Uzaaa şuradan" Gözlerimin dolu dolu baktığını hatırlıyordum. Karun düzenegi sinirle fırlatmıştı. Bir an yutkunamadığımı hissettim.
" Ben hep zarar mı veriyorum sana?" Cümleyi kurarken dudaklarımın titremesine engel olamamıştım. Gözleri hemen dolan lanetli bir kız çocuğu olmaktan nefret ediyordum.
Karunun bakışları bir anda yumuşar gibi olmuştu. Yanıma yaklaşmaya çalıştı ama bir adım geriye çekilmistim. " Hazel ben öyle demek istemedim" burnumu içime çekerken başımla onu onayalamaya başladım. Anlamıştım ben anlayacağımı daha fazla Karunla konuşmamıştım onun yanından koşarak eve gitmiştim.
O gün bütün gece uyumamıştım Karunun kurduğu düzeneğin resmini görmüştüm. Aynısını bütün gece boyunca hiç uyumadan yapmıstım. Ertesi gün Yeşime verip karuna vermesini istemiştim. Karunların bize bir sonraki gelişlerinde aşağıya inmemiştim odamda kalmıştım. Yeşimlere gittiklerinde de gitmemiştim. Evde tek başıma en sevdiğim çizgi filmi açıp izlemiştim. Karun benden nefret ediyordu. Daha fazla gözüne gözükmeyecektim artık.
Rüyamdan bir anda uyandıım. Gördüğüm rüyaya dair tek bir an bile hatırlamıyordum. Uyandığımda tek hatırladığım şey dolu dolu gözlerle bakan küçük Hazel olmuştu. Onun dışında hicbir şey hatırlamıyordum. Gözlerimi yavaş yavaş açmaya çalışıyordum. Şarki dinlerken uyuyakalmıştı. Bir anda gözlerimi kocamam açmanın sebebi kısık bakışlarımın arasından etrafın kapkaranlık olduğunu görmüş olmamdı ben karanlıktan korkardım.
Karanlıktı. Uzandım yatakta cenin pozisyonunu aldım. Dilimle dudağımı ıslattım yanımdaki telefona uzandım açmaya çalıştım ama şarjım bitmişti. Şarkı dinlerken bitmiş olmalıydı. Allah kahretsindi şimdi ne yapacaktım. Odamdan hiç çıkmadan Yeşime doğru seslendim. " Yeşimmmm" Yeşim sesimi duymuyordu. Uyuyor muydu hala?
Aklına getirme Hazel!
Unut Hazel
Zihnimde berilen korkunç görüntüleri atmaya Çalıştım. Yeşime bir kere daha seslenmiştim ama beni yine duymamıştı. Hadi Hazel yapabilirsin git ve Yeşim'in yanında uyuu. Kendimden aldığım cesaretle olduğum yerde doğruldum. Bir adım attığımda bir an için devamı gelmeyecek sanmıştım ayağımın bağları çözülmüş gibiydi. Bacaklarım titriyordu. Odamdan çıktığımda gözlerimi koridorda gezdirdim. Her yer kapkaranlıktı. Yeşim'in odasinin kapağını açtımm. Yatağı sağ taraftaydı. Yatağına doğru yürürken bacağıma bişey çarptı.
" Hay sikeyim" parmağım zonklamaya başlamıştı. Yeşim'in yatağına giderek yanına uzanmak istedim ama yatağın bom boş olduğunu gördüm. Yeşim odasında yoktu.
" Yesssimmm " diye bağırmaya devam ettim beni hala duymuyordu
Odasından çıkıp koridora doğru gittim. " Yessim çık ortayaaa korkuyorum" koridora doğru bağırdım. Yeşim'in ses vermesini bekledim ama derin bir sessizlik bana kucak açmıştı. Koridorun köşesine çöktüm.
Dudağdan kaçan tiz çığlığa engel olmak için ellerimle dudaklarımı kapattım. Gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Karanlık korkutucuydu. Karanlığın sana sunacaklarını bilemezdin.
Karunlar evlerindeler mıydı acaba? Evde biraz daha böyle kalırsam kafayı yiyecektim bunun farkındaydım. Burnumu çektim dış kapıya doğru ilerledim. Ellerim kapının üzerinde gezintiye çıkmıştı kapı kulpunu arıyordum. Yeşim kadınlarda olmalıydı. Yani neden gittiğini merak ediyordum ama şu anda neden gittiğine dair ufak bir düşünce bile gelmiyordu aklıma.
Kapı tahmin ettiğim gibi açıktı. Etraf yine kapkaranlıktı. Duvara tutunarak Karunların kapılarına tutundum. Kapının benim uyguladığım baskıyla açılması bana büyük şok yaşamıştı. İçeriye girdiğimde koridorun kapkaranlık olduğunu gördüm.
Yeşime seslenmem saçma olur diye Karuna seslenmeye başladım.
" Karunnn" sesim titriyordu gerçek anlamda çok korkuyordum. Gözlerimden bir damla yaş daha süzüldü. Bir süre olduğum yerde durdum ve cesaretimi toplamaya çalıştım.
" Karun bari senn duy sesimi korkuyorum" çaresizce Karuna seslendimm o da sesime karşılık vermemişti. Olduğum yerde ofladım. İçeriye doğru yürümeye başladığımda bir anda yanıma yürüyen birisinin varlığını hisseder gibi oldum. Olduğum yerde irkilerek geriye doğru bir adım attım.
" Karun?" Sesim daha çok sorar gibiydi. Yanıma yaklaşan adım sesleri sesimin tonlamasini duyduğu an adımlarını hızlandırmıştı sesim ağlamaklı çıkmıştı. Bizimkilerden birisinin olması için dua ediyordum. Korkudan altıma yapacaktım.
" Hazel " sonunda son zamanlarda aşinası olduğum sesin kulaklarımı doldurmasıyla heyecanlanmıştım. Karun buradaydı. Sakinleş Hazel bak Karunda yanında kendine gel Karuna doğru bir adım daha attım. O da bana doğru yürüyordu. Parmakları yanaklarıma değdiği an kalbimin tekmelendiğini hisseder gibi olmuştum. " Boncuk sen ağladın mı?" Karunun sorduğu soruyla çipil çipil olmuş gözlerimle ona bakmaya başladım. Karanlık onun gök yüzünü kıskandıracak kadar güzel olan gözlerini görmeme engel olmamıştı. Gözleri çok güzeldi bunu inkar edemezdim.
" Çok korkuyorum Karun" Kendimi daha fazla tutamamıştım. Ağlamaya başladığımda Karunun parmakaları göz yaşlarımın üzerinde geziniyordu. Ağlamamın daha çok arttığını hissettiğimde Karun daha fazla dayanamayacağını belli eden bir ses çıkardı. Yüzüme doğru eğildiğini hissetmiştim. "Ağlama dayanamıyorum.. paramparça ediyor beni gözlerinden akan göz yaşları"
Bir anda Kollarımı karunun boynuna doladım. Karuna sarılmıştım.




