İçeriğe geç

No 9

Bölüm 6 · 27 dk okuma

No 9

Bölüm 6

Bölüm 5: Orion meselesi

Bedenim suyla buluştuğu an ikinci şokumu yaşıyordum. Karun neden bu kadar sinirlenmişti ki? Kendimi ifade ederdim. Beni korumasına gerek yoktu. Aslında böyle bir hamileyi ondan beklemiyordum. Yani işte Karunla ben tanıştıgımız günden beri tartışıyorduk.

Nefesimin kesildiğini hissediyordum. Suyun yüzeyine çıkmaya çalışsam da başarısız oluyordum. Ben yüzme bilmezdim ki denize gittiğimizde bile karada yüzerdim fazla ileriye gitmezdim boğulmaktan korkuyordum. Şimdi ise korktuğum şey resmen başıma gelmişti. Nefes alamıyordum.

Ellerim refleksle boğazıma doğru gitti. Boğazımı sıvazladım sanki böyle yapınca artık nefes alabilecekmişim gibi. Kollarımı kullanarak yukarıya doğru yüzmeye başladım. Başım göletten dışarı çıkmıştı. Biraz daha çırpındım ama tekrardan göletin içine girmişti batmıştım.

Nefesim kesiliyordu.

Çırpınıyordum.

Boğuluyordum.

Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlıyordu. Hadii Hazel biraz daha gayret göster. Yeşim'in bizimkilere seslendiğine emindim benim göle düştüğümü görmüştü. Karun hala adama mi vuruyordu?

Bir anda göle atlayan bir bedenle boğulmaktan son anda kurtulacağımı fark etmiştim. Bir bedenin suyla birleşmesiyle oluşan sesten birinin havuza atladığını anlamıştım. Bacağım yere değmiyordu bile çok derindi.

Bedenime sarılan kollara teslim etmiştim kendimi. Sağ elimi çenesine yerlestirmiştim. Diğer elim göğsünde dururke elimi göğsüne doğru bastırdım ve gözlerimi açılmaları için zorladım. Araladığım gözlerimle beni kurtaran gözlerle göz göze gelmiştim. Gök yüzü kadar güzel gözleriyle bana bakan kişi Karundu. Gözlerimi kırpıstırdım. Beni daha sıkı sardıktan sonra benimle beraber gölün dışına çıktı. Ona koala gibi sarılmıştım resmen. Göz göze geldiğimizde gözlerinde öyle bir ifade vardı ki kelimelere bile dökemiyordum. Hani derler ya kelimeler yetersiz kalıyor diye. Öyle işte

Yüzeye çıktığımızda tek derdim nefes almaktı. Derin derin nefesler alıyordum. Karun saçlarımı okşuyordu. Karnımdaki hareketlenmeler tekrardan başlamıştı. Daha önce hiç böyle olmamıştı. Ellerim Karunun omuzlarına güçsüz bir şekilde tutulmuştu. Ağzımdaki su çenemden aşağıda doğru süzülüyordu.

" Şşş tamam sakinleş...Yanındayım"

Karunun beni sakinleştirmek için kurduğu cümleler biraz daha sakinlesmemi sağlamıştı. Saçlarımı geriye doğru attım. Karunun baş parmakları çenemi okşuyordu. Parmaklarının arasında güçsüz bir şekilde kalan başımla nefes almaya Çalışıyordum. " Evet böyle yavaş yavaş nefes almaya çalış" Nefes almaya çalıştığım için Karunun kuruduğu cümlelere karşılık veremiyordum. Onun yerine bacaklarımı beline sarmalamıştım.

Nefesi nefesime fazla yakındı.

Yavaş yavaş kendime gelmeye başlıyordum. Karunun gözlerinin içine baktığımda korku görmüştüm. Kesin bişey olursa o ittiği için başına kalkarım diye korkuyordu. Aksi taktirde ölse Korkmazdı bu

" Özür dilerim şu an sana yaşattığım durumdan ötürü" Bu anı not alır mısınız? Karun benden özür diliyorda ben buna şaşıracak durumda değilim benim yerime şaşırır mısınız?

" Herife bak hayatımda ilk defa birisinden özür dilediğini duyuyorum" Mert'in kendi kendine söylediğini duymuştum. Bizi izliyor olmalılardı. Varlıklarından habersiz gibiydik.

Sanki sadece Karun ben vardık.

Bizim dışımızdakileri duymuyorduk.

Kendimden hiç beklemedigim bir hamleden bulunmuştum. Nefeslerimi daha iyi almaya başlamıştım. Karun özrüne karşılık bir tepki vermem için bana bakıyordu. Bakışları milim milim yüzümün her bir karışında geziniyordu. Yüzünü parmaklarımın arasına aldım. Bunu başka bir zaman olsa yapmazdım su an yapasım gelmişti çünkü artık Karunu da alıp daha fazla olay yaşanmadan buradan gitmek istiyordum.

" Ö-özrünü istemiyorum Karun, özre falan gerek yok. Sadece gidelim burdan olur mu?" Gözlerimin içinin kıp kırmızı olduğuna emindim burnumun direği sızlıyordu. Karunun yüzüne konuşurken daha fazla yaklaşmıştım. Sanki yeterince dip dibe değilmişiz gibi

"Emrin olur boncuk" Dedi

Bonncuk bak sana dondurma aldım.

Git başımdan boncuk!!

Benden başkasıyla oynamayacaksın boncuk tamam mı?

İyi uykular boncuk

Zihnimde canlanan bu seslerin sahibinin kime ait olduğunu bilmiyordum. Karun bana niye öyle seslenmişti ki?

Daha fazla konuşmamı beklememişti. Önce beni yüklediği bedeninden ayırdı. Yeşim'in yardımıyla ayakta durmuştum.

" İyi misin?" Yeşim renk değiştirmişti resmen sap sarı yüzüyle bana bakıyordu. " İyiyim" diyebilmiştim. Karunun patakladığı adam ortalıkta yoktu. Kaçmış olmalıydı. Mert'in Bartunun ve Barının da yanıma doğru yürüdüklerini gördüm.

" Şükür iyisin" Bartu bana bakıp iyi olduğuma emin olduktan sonra konuşmuştu.

"Korktuk kızım" Barın bana doğru bir adım attı daha sonra ondan beklemediğim bir hamlede bulundu ve bana sarıldı. Bu haldeyken bile dudaklarımın ucunun yukarıya doğru kıvrılmasına engel olamamıştım. Ellerimle sırtını sıvazladım.

Yaklaşık bir dakika boyunca sarılmıstık. Bu sırada Karunda sudan çıkmıştı. Mert'in barını itmesiyle barının bana sarilan kolları benden ayrılmıştı. "Ehh çekil be sende Hazellişkooomlaaa bende sarılcam!!" Diye bağırmıştı. Barının dudağının arasından küfür kaçırıldığını duyar gibi olmuştum. Merte onu öldürmek istediğini belli eden bir bakış atmıştı. Mertse onu umursamadan kollarını kocaman açarak bana sarılmıştı. Ona sarıldığımda "Bişey olcak diye aklım çıktı kızım sen ve Yeşim benim için çocukken değerliydiniz şimdi de öylesiniz benim sizden başka kız arkadaşım hiç olmadı" Şu an kendimden nefret ediyordum. Küçüklüğümde onlara dair olan anıları neden hatırlayamıyordum. Gerçekten birbirimize çok bağlı olmalıydık ki hepsi hatırlıyordu. Bir ben hatırlamıyordum.

Onların sevgisini hak etmiyordum.

Tek bir anı bile hatırlamıyordum. Nedenini bilmiyordum kendimi zorlamaya çalışıyordum ama hatırlamıyordum. Mert'in sarılışına karşılık vermiştim ama içimde beni huzursuz eden bir şey vardı. Nedeni şu çocukluk meseleleri mıydı onu da bilmiyordum. Ondan ayrıldığımda Karunla kesişti bakışlarım.

Kendime beklediğimden daha çabuk gelmiştim. Sadece biraz başım ağırıyordu. Karun yanıma geldiğinde gözlerimin içine bir süre baktı. Bakışlarım patlamış olan kaşına ve dudaklarına kaymıştı. Acıyor olmalıydı. Hepsi benim yüzümden olmuştu.

Saçmalama Hazel!

Karun'un beni bacaklarımdan tutup beline atmasını beklemediğim için dudaklarımın arasından tiz bir çığlık sesi koparıvermiştim. Herkes bize bakıyordu. Cansunun Sinirden gözlerinin döndüğüne emindim. Şu an fok balığı gibi olmuş tipiyle bizi izliyordu.

"Ne yapıyorsun?" Diye bağırdım.

" Sen gitmek istedin bende seni götürüyorum boncuk" diyerek Gölün içinde kurduğum cümleyi bana hatırlatmış bulundu.

" Yaa dağa kaçırıyormus gibi ne alıyon beni sırtına?" Diye çemkirdim

"Başın dönüyor yürüyemiyorsun naz yapma işte kızım" o kadar belli oluyor muydu hâlim ya daha fazla konuşmam durumunda rezil olacağım belli olmuştu. Ağzıma hayalî bir fermuar çekmiştim.

" Eşşek sıpası büyüdü de kızı kaçırıyor " Mertin kurduğu cümleyle gözlerimi kocama açarak ona doğru baktım o beni umursamadan gözlerindeki hayali yaşları siliyormuş gibi yaptı. Allah'ım ben neyin içerisine düştüm böyle?

" geç bile kaldı " Bartunun ne demek istediğini anlamamıstım.

Karun sırtındaki benle hiç zorlanmadan sanki ben hiç sırtında değilmişim gibi Barının yanına doğru yürüdü. " Biz gidiyoruz siz de halledin şuraları gelin " dedi Barın ona onları merak etmemesini bizim gidebilecek olduğumuzu söyledi. Karun orda daha fazla beklemeden benle beraber yürümeye başladı

Yürürken hiç zorlanmıyordu. Sırtına değen başımı kaldırdım ve yüzüne bakmaya çalıştım. Patlamış kasıyla göz göze geldiğimde içimin acıdığını hissettim.

"Rahat dursana kızım!" Karunun beni uyarmasına aldırış etmiyordum. " Nereye bakıyorsun sen öyle?" Diye sordu hiç düşünmeden cevap verdim. "Kaşına" dedim öylece bana üstten üstten bakıyordu. Bu hali yukardan bakınca çok komigime gitmişti gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

" Ne olmuş kaşıma? " Diye sordu

Kaşına bakarken onun sorduğu soruyla dudaklarım aşağıya doğru büküldü. Gözlerim da bı hüzünlü bakıyordu artık.

"Patlamış" dedim.

Bir süre sustuk. Ne o konuştu ne de ben dudaklarımı konuşmak için aralıyor ama sonrasında geri kapatıyordum. Ya hadi Hazel ne kadar zor alabilir söylemek sen böyle bi şeyi söylemeye çekinmezdin noldu kızım sana böyle birden bire?

" Acıyor mu?"

" Hmm"

Hmm mı hmm neydi ya? Acıyor muydu acımıyor muydu anlamamıştım ki ben böyle. Acıyor demek veya acımıyor demek çok mu zordu?

" Acıyor demek mi bu?"

" Bilmem"

Hala gıcıklık yapıyordu. Bir kaşık suda bogacaktım o olacaktı. Buna insanlık edip soru soranda kabahattı. Hayır yani öküzden insan gibi cevap vermesini bekleyen salak sensin Hazel. Bu adam kim insanlık kim?

" Karunn!"

" Acıyo işte kızım.. öp geçsin"

son kurduğu cümleyle beraber tükürüğüm boğazıma takıldı. Ben hala gölde falan mıydım su an da serap falan mı görüyordum. Aslında hala boğuluyor muydum? Bu bana gölün oynadığı bir oyun muydu? Ölmüş müydüm ben ya?

Şu an boğuluyor gibi olmamın sebebi zaten ölüyor olmam mıydı?

Ben Karunu mu öpecektim yok artik daha neler

" Pislikkk!" Diye çemkirdim. Eliyle bacağımdan tutup hafifçe sarstıığında tekrar sırtıyla göz göze gelmiştik. Bıyık altından o her zamanki yapmacık gülümsemesiyle yolu izlediğinden emindim. Sanki az önce hiç bir olay yaşamamıs gibiydik.

" Ne var kızım ya" diye yapmacık bir sesle konuştu.

" Sus karun sus"

Sessizlik.

Susması için uyardığım zamandan sonra susmuştu gerçekten. Demek ki susmayı da biliyormuş paşamız. Eve gidene kadar hiç söylenmeden beni sırtında taşıdı. Yorulduğuna dair tek bir ses çıkarmamıstı. Sanki belinde ben yokmuşum gibi rahattı. Sırtına başım daha çok sarsılıyordu. Başım ağırıyordu.

Sonunda bizim apartman gözüktüğünde derin bir nefes aldım. Kollarım karunun sırtında öylece hareketsiz bir şekilde duruyordular. Karun her hareket ettiğinde kollarım onun hareketlerine uyuyordular bir süre sadece onları izledim. Apartmanın önüne vardığımızda Gülhan ablanın biz görmemesi için dua ediyordum.

"Karun"

" Buyur boncuk"

" Merdivenleri ben kendim yürürüm yoruldun o kadar " dedim.

Şu an kaşlarını çattığına emindim. Bu görüntüsüne üstten bakınca çok komik gözüküyordu. Bı anlığına Karunun hayatını merak etmiştim. Acaba nasıl birisiydi. Çevresine nasıl davranıyordu. Her zaman böyle gıcık ve anlaşılması zor birisi mıydı? Benimle atıştığı gibi başkalarıyla da atışıyor muydu mesela

" Saçmalama Hazel seni şimdi bıraksam basının ağrısından dengeni kaybedersin" dedi. İlk defa doğru bir şey söylüyordu. Başım ağrısından beynim çalkalanmıştı resmen.

" Haklısın " dedim.

Merdivenleri çıkarken bir zorlanma yaşar diye beklemiştim ama beyefendide tık Yoktu. İlk kata çıktığımızda asansörü görmüştüm. Karun adımlarını yine merdivenlere yönlendirdiğinde başımı gördüğüm sırtından kaldırdım. Karunun bedeni yürürken ara ara geriliyordu. Karunla göz göze gelmeyi başardığımda ona çok yakın bir mesafeden bakıyordum

" Karun bence asansörden gidelim hadii" konuşurken dudaklarım kendiliğinden aşağıda doğru büküldü gibi hissetmiştim. Karun bu hareketime karşı zoraki bir şekilde yutkundu ve erkeksi bir ses çıkararak boğazını temizledi.

Beni başıyla onayladığında merdivene yönelen adımları asansörü buldu. Asansörü yanımıza çağırdı. Tuşa bastıktan iki dakika sonra asansör aşağıda indi. İçinden bir teyze çıkmıştı. Karunla beni gördüğü an bize gözlerindeki ayıplayan bir ifadeyle baktı. Sanki ne yapıyorduk. Karun kadına hafifçe bir selam verdikten sonra benimle beraber asansöre bindi. Kadın giderken kendi kendine şöyleniyordu ama umrumda bile değildi.

Karun sırtındaki benle beraber çıkacağımız katın tuşuna bastı. Ayndaki görüntümüze baktım. Karunun yüzünde sakın bir ifade vardı. Karunla ayndan göz göze geldiğimizde "indir beni Karun" demiştim. " Hayır" diye net çıkan bir sesle cevap vermişti. "Karun indirsene başımın döneceğini biliyorum. Ama zaten yürümüyoruz adımlarım tökezlemezler yani sana tutunacam" son kurduğum cümleden sonra tatmin olmuş gibi duruyordu. Yüzündeki izin vermeyeceğini belirten ifade silinmişti.

" Öyle desene" dedikten sonra bir çırpıda beni sırtından yere bırakmasını beklemiyordum. Düzeltiyorum resmen beni yere fırlatmıştı. Bedenim onun bu tepkisine karşı sarılmıstı. Başımın ağrısı daha çok artmıştı. Yere düşmemek adına Karunun kolana parmaklarımı doladım. Karun bu hareketimi bekliyormuş gibi ellerini belime doladı. "Düşmemen için" diyerek de neden ellerini belime doladığını açıkladı. Onu başımla onaylamıştım.

" Odunsun biliyorsun dimi?"

" Ben de seni"

Başımın ağrısı Karundan ayrılmama izin vermiyordu. Karunun elini saçlarımda hissetiğimde irkilmiştim. Karun ikinci defa saçlarımı okşuyordu. Bedenimin gerildiğini o da hissetmiş olacaktı ki "sakiin ol" demişti. Asansör sonunda durduğunda Karun bir elini bel kıvrımımdan geçirdi ve bana sarıldı. Yan bir şekilde sarılmıştı bana. Nefesimin neredeyse kesileceğini hissediyordum.kalbim neden bu kadar hızlı atıyordu anlamıyordum. Başım ağırdıği için böyle oluyordu herhalde. Bedenimin daha çok gerildigini hissediyordum. Karnımdaki hareketlenmeler başlamıştı.

" Bizim eve gidelim balkonda otururuz salıncaklı koltuk var onu ortaya getirir uzanırız" Karun cümlemi bitirene kadar beni sakince dinlemişti. Cümlemi bitirdigimde ona ne tepki vereceğine bakmak için başımı kaldırdım yüzü bakış acıma girdiğinde beni başıyla onayladığın gördüm. " Ha bide senin yüzüne pansuman yapalım" dedim. " Ne gerek var ?" Diye sordu. "Sus beee" diye bende ona çemkirdim. Yüzü kanıyordu. Canının yandığını biliyordum ama o sanki hiçbir şeyi yokmuş gibi davranıyordu. Karunun yüzü çok sertti. Gerektiğinden fazla sert bakıyordu. Ama bazen mimikleri ona ihanet ediyordu. Yüzü çocuğumsu bir hal alıyordu. Bı an için uyuz olduğu aklımdan gidiyordu o zamanlarda. Evin önüne geldiğimizde kafamın artık zonklamadıgını sadece hafif bir baş ağrısı bedenimi esir almıştı.

Karun bir süre bana baktı. Neden baktığını anlayamadığım için bende ona bakmaya başladım. Bakışmalarımız garip bir hal almıştı. Daha sonra kafamı sola doğru yatırdım ne oldu der gibi göz kırptım.

" Anahtar Hazel!" Sesi bezmiş bir şekilde çıkmıştı. İki saatir ne demek istediğini anlamadığıma şaşırıyor olmalıydı. Şeytan yüzüne bir tane patlat diyordu ama kaşını ve dudağını görünce vijdan azabı çekiyordum. Anahtarı çıkarıp ona uzattığımda bana son kez baktıktan sonra kapıyı açtı. İçeriye beni hiç beklemeden girdi. Onun arkasından bende girdim. Kapıyı kapattım. Kitlememiştim. Yeşim gelecekti Karunda evine gidecekti zaten. Karun salonun yolunu ezberlemiş gibi salona ardından balkonun yönünü hedefine alarak balkona çıktı. Bende onun yanına gittiğimde köşede duvara sabitledigimiz salıncaklı koltuğu gördüğüm. "Karun işte bunu diyorum ortaya katalım" Karuna işaret parmağımla salıncağı olduğu yeri gösterdim. Karun salıncağın yanına gitti. Bende onu taklit ederek arkasından gittim. Salıncağın bir köşesini ben tutuyordum diğerini Karun.

" Bire ikkii üç kaldırır" Karunn bir anda bağırınca refleksle parmaklarım onun komutuna uyumuştu. Ne kadar ağırdı be bu kambur kambur yürümemi sağlayan bir illetti. Karun benim halimi gördüğünde gülümsemişti.

" Ne kadar ağırmış ve bu" diye söyleniyordum.

" Öff sende amma nazlı çıktın" Karun yüzünü değişik bir hale sokmuş bana laf yetiştiriyordu.

" Nazlı değilim ben be" dedim.

" Gördük az önce" dediğinde salıncağı ortaya getirmiştik bile Tam yere indirecekken bacağımın demirin altına geldiğini fark ettim ve hemen çektim. Refleksle salıncağı tutan kollarım da salıncaktan çekilmişti. " Karun çekil" diye bağırdım. Onun bacağına düşmesini istemezdim. Karun ne olduğunu yeni idrak ediyormuş gibi bir anda salıncağı bıraktı ve çekildi. Yanında koşarak onu omzundan ittim ve salıncaktan biraz daha uzaklaşmasını sağladım. Salıncak artık yerindeydi.

" Ben niye seninleyken hep bir aksiyon hep biir gerilimmm yaşamak zorunda kalıyorum kızım!" Karunn hayıflanan bir sesle bana bağırıyordu.

" Sen mi benimleyken aksiyon yaşıyorsun..." İşaret parmağımla onu gösterdim sonra benimle derken parmağımı göğsüme bastırdım. " Asıl ben seninleyken hep bir aksiyon yaşıyorum bee bu ne arkadaş, hayatım türk dizi gibi" Karunun gözleri kocaman açılmıştı.

"Azz yavaş art çarpılcan" diye bağırdı. Biz şu an neden yükselmiştik ve niye bağırıp bağırıp duruyorduk. " Ben mi yalan atıyorum bunu bana yalanın kitabını yazabilecek olan sen mı söylüyorsun" dedim. Gözleri mümkünmüş gibi biraz daha açılmıştı. Oltaya gelmiş balık gibiydi. Başını hafifçe yana doğru yatırdı. "Hep bı haksız durum hep bir suç atma hep bir yalanlama" diye kendi kendine söylendi.

" Ayy canım sen kendinden mu bahsettin şimdi" dedim. Konuyla alakasız bir şekilde sınırlı halini bıraktı ve her zamanki alaycı gülümsemesini dudağına yerleştirdi.

" Canın " dedi.

Allah da beni kahretmesin niye öyle dediysem. Hayır yani ben lafın gelişi demiştim. Ahh Hazel her anını her dediğini koz olarak kullanan bu adama karşı biraz daha dikkatli cümleler kurmazmısın sen ya

" Lafın gelişi dedim ben onu ya" hemen kendimi savunmaya geçmiştim. Karun kurduğum cümleden sonra elini yav he he der gibi salladı.

" Sen hep böyle ilgisiz mi kaldın ya kimse sana güzel söz söylemedi mi? Benim her söylediğim en ufak şeyi bile büyütüyorsun bu kimsenin sana ilgi göstermemesinden kaynaklı mı?" Bir çırpıda hiç nefes almadan konuşmuştum. Karunun bakışları değişmişti. Yüzündeki piçimsi gülümseme daha çok artmıştı. "Bence benim sana kızların üzerimdeki etkilerini söylememe gerek bile yok" aklıma Cansunun Karuna olan ilgisi gelmişti. Resmen gözümüzün önünde yemişti adamı. Ellini boynuna dolamalar. Yüzüne yaklaşmalar falan Mert en son bu kızı boğardı zaten.

İstemeden dişlerimi sıkmıştım. Karun bunu gördüğünde. Sırıtışından ödün vermemişti ama kaşları da alayla yukarıya doğru kalkmıştı. "Nee oo niye sinirlendin?" Dediğinde

"Ne sinirlencem ben be" diye çemkirdim ellerimi saçlarımın arasına geçirerek saçlarımı dağıttım Mert'in yaptığı örgüler buna pek izin vermiyordu. " Sende otur artık bu salıncağa" diyerek de cümleme devam ettim.

"Bana diyen kendisi neden oturmuyor?" Diye sordu.

" Ben içerden bişey alıp gelcem" dediğimde merakla bana bakmaya başladı. Meraklı meraklı baktığı zaman yüzü çocuk gibi oluyordu insan istemsizce yumuşardı.

" Ne alacaksın ki" dedi.

" Alıp gelince görürsün"

Hala ayakta dikilmiş bana bakıyor olduğunu gördüğümde onun yanına giderek onu sırtından iteklemeye başladım "Yaa hadiiseeene" bana uyarak bme ittikce ilerliyordu çocuk gibiydi yemin ederim. En sonunda salıncaga oturttugumda bekle dercesine bir işarette bulundum. Yüzündeki ifadeyle hala beni izliyorken başını olumlu bir şekilde salladı. İçerden ilk yardım çantasını alacaktım. Karunun Kaşına ve dudağına pansuman yapmam gerekiyordu. Beyefendinin keyfi yerindeydi. Benimle resmen istediği gibi eğleniyordu. Ama suç sende Hazel çocuğun eline devamlı koz veriyorsun.

Kendi kendime söylenirken mutfağa girmiştim bile. İlk yardım kutusu duvarda asılıydı. İçerisinde de kullanılabilecek şeyler vardı. Bana lazım olacakları aldım son olarak sargı bezini de bir çırpıda alıp tekrardan Karunun yanına doğru ilerledim. Görüş acıma girdiğinde salıncağa genişçe yayılmıştı. Öylece yeri izliyordu. Balkonda bulunan pufu önümüze çektim. Üzerine elimde getirdiğim tüm malzemeleri koydum. Karun başını hafifçe sağa yatırmış beni izliyordu.

" Bana doğru dön" diyerek beyefendinin rahatını bozmak zorunda olduk yüzünü bu durumdan hoşlanmadığını belli eden bir ifade almıştı. İyiliğini isteyende kabahat. Sözümü dinleyip nihayet bana doğru döndüğünde nefesimi bıkkın bir şekilde içme çektim.

Elime birazcık pamuk aldımm üzerine tentürdiyotu yavaşça döktüm. Bizim oralarda hep böyle yapıyorlardı. Onlardan gördügüm gibi yapıyordum. Karun sadece beni izliyordu. Ona bakıp hazır olup olmadığında emin olmak istedim Karunun bana put gibi durup sop soğuk bir ifadeyle baktığını gördüm. Bakışlarından hissizlik dışında hiç bir şey okunmuyordu

" Hazır mısın?" Diye sorduğumda yüzüme ben uzaylıyım demişim gibi baktı. "Niye hazır olmayim ya baş işte şunu" diye söylendi yontulmamıs odunun vücut bulmuş halı

"Açılabilir onun için soruyoruz herhalde" dedim.

" Erkek adama bişey olmaz" hay ben senin erkekliğini errkokkk adooomuu buussooyy uullmuuzz saçmaydı böyle seyler yok neymiş efendim erkek adama bişey olmaz erkek adam hiç ağlar mı falan fistan böyle diyenlerin hiç birinin cümlelerini doğru bulmuyordum. Erkeklere ağlamama özelliği mi verilmiş veya ne yaşarsa yaşasın hiç hissetmeme özelliği mi verilmiş onlar da insanlar sonuçta. Güç gösterisine gerek yoktu bana göre.

Karuna yapmacık bir şekilde gülümsedim. Ben şu an elimdeki pamuğu canını alacak derecede hızlı bastırmasını bilirdim. Ahh ahh işte benim şu merhametli vijdanım. Karunun Kaşını yapmak için bir elimi alnına doğru çıkardım ve pamuğu bastırmadan önce kanı temizlemek adına bir bezi alnına bastırdım.Diğer elimi çenesine koymuştum. Çenesinden destek alıyordum. Karuna bakmamaya çalışarak kaşındaki kanı önce temizliyordum. Temizleme işlemi bittiğinde elime az önce tentürdiyot döktüğümüz pamuğu aldım. Onu masaya bırakmıştım Karunun kaşındaki parlayan yerdeki Kanı silerken.

Pamuğu bastırdım an nedenini bilmediğim bir şekilde Karuna baktım. Galiba canının yanıp yanmadığını merak etmişti. Tabi onu önemsedigimden değildi sevgili okur arkadaşım. Sadece o kadar çok konuştu ya bu erkek adama bişey olmaz falan diye bende merak ettim işte.

Karun ile göz göze geldiğimizde ona bakmış olmamın ne kadar yanlış bir karar olduğunu şu an fark ediyordum. Çocuğun dibindeydim şimdi bide yetmezmiş gibi göz göze geliyordum. Ben çocukla uzaktan göz göze gelsem bile tüylerim ürperiyordu. Karun ifadesiz bir şekile bana bakıyordu gerçekten canı yanmamış gibiydi. Dudaklarım kendiliğinden aşağıya doğru büküldü demek ki beyefendimizin canı gerçekten de yanmamıştı belkide açıyordu ama bana çaktırmıyordu sonuçta erkek adamdı o. Pabucumun erkeği.

" Acıdı mı?" Salaksın Hazel harbiden salaksın

" Acımadı boncuk" diyerek bana karşılık verdiğinde elektirik çarpmış gibi ona bakan bakışlarımı kaşına odaklamıştım. Hayır adam durmuş buz gibi bakışlarla sana bakıyor bide acıdı mı desin. Bana niye boncuk demeye başlamıştı bu birden bire ya

Kaşına iyice pamuktaki tentürdiyotu yedirdim. Elim çenesinden hafifçe yukarıya doğru çıktı.karunun bedeni kasılmıştı aldırıp etmedim. Kaşıyla işim bittiğinde yüzüne son kez baktım. Gülümsüyordu ama o piçimsi gülüşü yoktu dudaklarında bu ara sıra gösterdiği içten gülümsemelerinden birisiydi.

Kaşlarım anında çatıldı.

" Ne oldu bee" dedim. Gülüşü daha çok arttı. Eliyle yüzümü gösteriyor bir yandan da boşta olan elini karnına götürmüştü. "bir işe konsantre olunca dilini hala dışaro çıkarıp ısırıyor musun sen?" Buna mı gülmüştü bu kadar çok? Evet vardı öyle bir alışkanlığım bir aralar unutmaya çalışmıstım ama olmamıştı bu bana doğuştan yüklenmiş bir özellik gibi bişeydi.

Karun yuktundu daha sonra gülümsemesini yüzünden silmeye çalışırken aynı zamanda tekrardan konuşmaya başlamıştı. " Küçükken de böyledin" demişti. Çocukluğumu hala hatırlıyordu. Ben bir anını bile hatırlayamazken onlar utanmasalar her saniyesini milimi milimine hatırlayacaklardı. Belki bir gün hatırlardım ama şu anda aklımı zorlasam bile hatırlayamıyordum.

Karuna cevap vermek yerine yeni bir pamuk çıkardım ve yine tentürdiyot döktüm. Onu da pufun üzerine koyduktan sonra elime az önceki bezi aldım dudağındaki kanı canını acıtmayacak şekilde temizledim. Dudakları ne çok dolgundu ne de çok küçüktü tam olması gerektiği gibiydi. Dudaklarına baktığım an bakışlarım donuklaşmıştı. Nedenini bilmediğim bir şekilde daha hızlı nefes alıp vermeye başlamıştım. Avuç içlerimin terlediğini hissettim. Karuna kaçamak bir bakış attığımda onun bana değil dudaklarıma bakıyor olduğunu gördüm. Bu zaten gerilen bedenimin daha çok gerilmesini sağlamıştı.

Tam dudaklarımı aralayacaktım ki dilimi dışarı çıkarmış ve dişlerimle dilimi eziyor oldugumu daha yeni idrak ediyordum. Dudaklarıma gözlerim şasi olmuş bir şekilde bakmaya başladım. Daha sonra Karuna baktım. Dudaklarını temizlediğim bez durmuştu. Karun bu hallerin hoşuna gidiyormuş gibi bakıyordu. Yüzüne bir tane çarpacaktım diğer kaşını da ben patlatacaktım.

Sinirle tekrardan işime odaklanmaya çalıştığımda Karunun erkeksi bir ses çıkardığını işittim. Gülmemek için zor duruyordu. Dudağının patlamış olan kenarını daha sert bir şekilde silmeye başladım. Karunun bir anda yüzünü eksitmesiyle bezi dudaklarından çektim. Bez dediğim şey tam olarak beze de benzemiyordu. Canını yaktığımı düşünerek yanağında olan ellimle yüzünü okşadım. Gözlerinin içine bakarak yapmacık bir şekilde "Acıdı mı?" Diye sordum. Sesimin üzgün bir şekilde çıkmasına özen gösteriyordum. Karunun numara yaptığı her halinden belliydi.

Aklınca beni kandırıp vijdanıma oynamaya çalışıyordu beyefendi. Karun oyununa inandı ve yüzünü daha çok ekşitti. Şu an çok garip gözüküyordu. "Bilerek yaptın acıdı işte" çocuk gibi söylenmey başlamıştı. Yüzündeki elimle yanağını biraz daha okşamıştım Karun bu hareketime karşı başını geriye doğru atmıştı şu an elmacık kemiği belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştı. Karun bir süre öyle kalıp tekrardan bana baktık. Gözlerini hafif kısmıştı baygın bakışlarıyla bana bakıyordu. Dudağımın ucu hafifçe yukarıya doğru kıvrıldı. Karunun her zamanki o yapmacık gülümsemesini takınmaya çalıştım.

Daha sonra Karunu yakasından tutup kendime doğru çektim. Karun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ve anlayamasa da bana ayak uydurdu. Yüzüne olması gerekenden daha fazla yaklaşmıştım. Bir süre öylece yüzünü izledim daha sonra nefesimi yüzüne üfledim. Karunun dişlerini sıktığını görmüştüm. Ne yapmaya çalıştığımi cidden anlamamıştı. Dudağındaki patlamış olan köşeye baktım. Daha sonra nefesimi dudaklarına üflerken konuşmaya başladım

" Beter ol" Dememle birlikte bakışları daha çok kısılmıştı. Cümlemi kurduktan sonra yakasından tutup kendime çektiğim ellerimi onun bedeninden ayırdı. Sonra da ondan uzaklaştım

Karun olduğu yerde bana bakıyordu. Onu umursamadan elimi az önce pufun üzerine tentürdiyotu döküp koyduğum pamuğu elime aldım. Bir elimi çenesine yerleştirdim diğer elimle ise dudağına tentürdiyotu bastırdım. Karuna bakmamıştım. İsim bittiğinde dudağına olan bakışlarımı çektim pansuman yaptığım yeri iyice kapattım ardından pufun üzerine bıraktığım her şeyi aldım ve koyduğum yere geri götürdüm.

Karunun yanına gittiğimde hemen onun yanına kendimi attım. Sağ bacağımı kırdım ve üzerine oturdum sol bacagimla salıncağı sallıyordum ben dik bir şekilde oturuyorken Karun bana nazaren genişçe yayılmıştı başını havaya kaldırmış gök yüzünü izliyordu.

" Yıldızlar çok güzeller" bende bakışlarımı gök yüzüne çevirmiştim. Karun konusmamla beraber hafifçe bana döndü. Bedeni değil sadece kafası bana doğru dönmüştü. "Küçükken de seviyordun, en sevdiğin takım yıldızı da Oriondu" hakkaten de öyledi. Hatırlıyordu demek.

" Evet en sevdiğim Orion ben bunu sana küçükken söyledim mi?" Diye sordum.

" Söyledin" dedi.

Daha sonra iç çekerek gök yüzünü izlemeye devam etti. Yüzünde huzurlu bir ifade vardı bişeyler düşünüyor olmalıydı. O gök yüzüne izliyordu ben onu.

" Bir keresinde Pamuk şekerci görmüştün deli gibi pamuk şeker yemek istiyordun. Ben sana gidip almıştımm " bir anda anlatmaya başlamasıyla ona kulak kesilmiştim. Bir an için kaç yaşına olduğunu merak etmiştim benden ve yeşimden büyük duruyordu. Yeşimle okulumuzu iki yıl dondurmuştuk o zamanlar zor bir dönemden geçiyorduk. Okulumuzu açığa aldıracaktık on ikinci sınıfı bu sene açıktan okumayı düşünüyorduk. Biz on sekiz yaşındaysak Karun kaç yaşındaydi ki?

" Sen kaç yaşındasın?" Diye sorduğumda hala salıncağı sol bacagimla sallamakla meşguldüm. Karun hiç düşünmeden "19" dedi demek benden bir yaş büyüktü sadece

"Mert?" Mert'in yaşını da sormuştum sonra sadece onun yaşını merak ettiğimi düşünür bana bel altı laflar sokmaya çalışır diye korkuyordum.

" Mert senin gibi on sekiz yaşında Bartu da öyle aslında ama o Mertten ay olarak büyük sayılır diyebiliriz Barın benim yaşımda" diyerek Mertle beraber diğerlerinin yaşlarını da bana söylemişti. Onu basınla onayladım bana bakıp bakmadığını bilmiyordum çünkü şu anda gök yüzüne bakıyordum.

" Bir keresinde sudem diye bir kız vardı. Yakan topta her iki takımın iki tane atıcısı oluyordu. Ben sudemle atıcı oldum diye cıngarr çıkarmıştın o zamanlar sekiz dokuz yaşlarındaydın." Bir süre sustu. Neden sustugunu anlamak için ona baktım başını iki yana olumsuz anlamda sallayıp gülümsemişti

" Kızın kafasına tam beş sefer topu geçirmiştin sonra da elimden tutup beni ordan götürmüştün ben sana beni kıskandın mı sen az önce diye sormuştum sende bana her zamanki gibi hayır ne kiskancam seni bee! Diye çemkirmiştin" bu anlattıkları bizim küçüklüğümze dair anılardi ama ben anı değil de masal dinliyromuşum gibi hissediyordum.

" Doğru demişim niye kıskanim seni ben alla alla" dediğimde elini anlina götürüp oluşturdu. Daha sonra başını gök yüzüne çevirdi ve konuşmaya başladı. " Allah'ım bir insan hiç mi değişmez" dedi. Ne değişecektim böyle iyiydim ben

"Senn beni kıskandın mı sanki?"

" Ne kiskancam be ben seni?"

" Yaa yalan atma kızım işte"

" Git başımdan Karun "

" Yalancı boncuk"

Kafamda yankılanan seslerin geçmişime dair olduğunu idrak ettiğimde hızlıca Karuna döndüm

" Sen.." dedim

" Ne ben" diye Karun da meraklı bir şekilde bana soru sormuştu.

" Sen bana küçükken de mi boncuklu diyordun?"

" Hatırladın mı " Soruma cevap vermek yerine o da bana soru yöneltmişti.

" Pek değil birazcık " diyerek onun sorusuna cevap vermiştim. Zaten sorduğu sorudan da geçmişten bir anıyı hatırlamış olduğumu anlamıştım. O kadar zorlayıp hatırlayamayan ben Karunlayken hatırlamıştım.

"Zamanla hepsini hatırlarsın belki" dediğinde hiçbir şey demeden gök yüzünü izlemeye devam ettim. Diyecek bir şeyim yoktu. Zamanla hatırlamaya yavaş yavaş başlar mıydım bilmiyordum sonuçta

Karun cevap vermeyeceğim anladığında bakışlarını o da gök yüzüne çevirmiş olmalıydı. Salıncağı hala sallıyordum. Karun da ara ara bana yardım ederek sallama girişiminde bulunuyordu.

" Orionun hikayesini biliyor musun Karun?" Diye sordum

" Küçükken de sormuştun bilmiyorum anlat dediğimde anlatmamıştın sinirliydin bana o gün " diyerek karşılık verdi. Niye sinirliydim. Allah bilir ne yapmıştı fark kadar Hazeli bile sinrilendirmişti.

" Kim bilir yine ne yaptın?" Diye kendi kendime söylenmiştim. Karun bilmiş bir şekilde konuşmaya başladı "Bişey yapmadım alt tarafı levent denilen bir çocuk vardı o zamanlar onunla oynamana izin vermedim" dediğinde küçükken de çok uyuz olduğunu fark ettim bide benim icin diyordu bir insan hiç mi değişmez diye

" Haklıymışım sana mı kalmış bana karşmak" dediğimde bak sen der gibi bir harekette bulundu. "Sonradan pamuk şeker aldığımda iyi ki izin vermemişsin canım karunum seninle daha çok eğleniyordum diyordun" ağzım iki karış açıldı çık çıkladım daha sonra

" Allah kuru iftiradan korusun. Ayak üstü ben geçmişi hatırlamıyorum diye beni kandırcak ben kanar mıyım be sana?" Konuşurken bir yandan da elimi gelişi güzel sallıyordum.

" Baya gerçek bir kere" diyerek kendini savunmaya geçti

Yav he he der gibi elimi salladım. Daha sonra konuyu dağıtmak adına "şimdi anlatabilirim orionun hikayesini" demişti. Karun utanmasa çocuk gibi sevinecekti. Yüzünde kocaman bir merak ve heyecan vardı " gerçekten mi?" Diye sordu çocuk gibi. Bir an için gözüme masum gelmişti. "Gerçekten" dediğimde sabırsızca yerinde kıpırdandı. Daha sonra

" Hadi hemen başla kaç yıldır bu anı bekliyorum" demesiyle kaşlarım çattım. Bakışlarım kasılmıştı. Yutkundum. İnternetten falan aratırsaydı karşına çıkardı bunu biliyor olmalıydı. Bizzat benden mi dinlemek istemişti?

Karun yüzünü gök yüzüne tekrardan çevirmiş sabırsızlıkla anlatmamı bekliyordu bir yandan da gök yüzüne izliyordu. Bu haline hafifçe güldüm. Daha sonra anlatmaya başladım.

"Orion oldukça iri bir cüsseye sahiptir, neredeyse dev gibidir ancak iri yarı fiziği, çok güzel bir yüzle taçlandırılmıştır. Babası Poseidon, Orion'a denizin üzerinde yürüyebilme yeteneği vermiştir. Yakışıklılığı ile nam salan Orion'un sayısız kere başı kadınlarla derde girermiş" derin bir nefes aldım daha sonra tam konuşmaya devam edecekken Karunun

" Benim gibi yani" demesiyle ona kulak kesildim

" Ne senin gibi yani?" Diyerek onu. Söylemiş olduğu şeyi anlamadığımı belirttim.

" Kadınlar peşinde koşuyormuş ya" dediğinde ona tip tip baktım ve ardından göz devirdim. "Yani bu kısmı mi takıldı aklına kadınlar zate senin için ölüp bitiyorlar başka dertleri yok Karun" diyerek söyledim.

" Tamam ya demedim bişey devam et anlatmaya" dedi

" Birincisi bana emir verme ikincisi susarsa devam edecek üçüncü ve son olarak da bir daha gereksiz yere konuşacaksan hiç konuşma anladın mı beni?" Diyerek sordum he he der gibi bir hareket yapmıştı.

Derin bir nefes aldım bir süre sakinleşmeyi bekledim daha sonra hikayeye kaldığım yerden devam ettim.

"Kral oinopion'un kızı meropeye kur yapan ancak başarılı olamayan orion içkiyi fazla kaçırınca meropeye saldırmaya kalkışır kral oinopion ise onu cezalandırıp gözlerini kör eder. Gözleri artık görmeyen Orion, yardım aramaya çıkar. Demir tanrısı Hephaistos'un çekiç seslerini dinleyerek ona ulaşır ve ondan gözlerinin açılması için yardım ister. Hephaistos ona, dünyanın doğusuna gitmesini ve doğan güneşin iyileştirici ışınları yüzüne vurduğunda yeniden görebileceğini söyler. Doğudaki Lemnos Adası'na doğru yola koyulan Orion'un burada gözleri yeniden açılır." Karuna baktığımda bakışları gök yüzünde hala beni dinliyor olduğunu gördüm. Ara ara mimikleri oynuyordu. Gülümsememe sebep oluyordu.

" Bir gün Orion tanrıça Artemis tarafından avlanırken görülür yakışıklılığı ve cazibesiyle tanrıçayı kendine hayran bırakır" esnemek adına elimi ağzıma götürdüm ve esnedim.

" Bu adamla da ne çok ortak yönümüz varmış" Karun orionu kendisine benzetmeye devam ediyordu hala

" İlk görüşte Orion'a aşık olan Artemis, kendi kendine aldığı evlenmeme kararını hiçe sayacak kadar bu adamın büyüsüne kapılır. Ancak Artemis'in kardeşi Apollon, kız kardeşinin bu iri cüsseli mahlukla evlenmesini istemez. Çünkü Apollon'un gözünde bu adam kardeşine layık biri değildir. Lakin Apollon ne yaparsa yapsın Artemis'i ikna edemez ve en sonunda çareyi Orion'u öldürmekte bulur."

" Vayy kansız puştt" diyen kişi Karundan başkası değildi.

"Karrunn" diyerek onu uyardığımda

" Tamam ya devam et" demişti

"Bir gün Orion denize girmiş yüzüyordur ancak kıyıdan o kadar uzaklasmıştır ki uzaktan başı küçük kara bir nokta gibi gözüküyormuş Eline geçen bu fırsatı değerlendirmeye kararlı olan Apollon, kız kardeşini yanına çağırır ve uzaktan görünen bu kara noktayı işaret ederek, 'Okunu oraya kadar fırlatabilir misin?' diye sorar. Heyecanlanan Artemis, o kara noktanın sevdiği adam olduğundan habersiz yayıyla okunu hazırlamaya koyulur ve oku hedefe doğru gönderir." Bu kısmı söylerken gözlerim dolacakmış gibi olsa da parmaklarımla göz yaşların almadan silmeyi başardım.

" Ohaa sevdiği adamı tanımamış mı?" Karun baya meraklı çıkan sesiyle sormuştu sorduğu soruyu

" Tanımamış " dudaklarım aşağıya doğru büküldü. Bir süre öylece boşluğu izledim. Karun onayladığını belli eden bir ses çıkardı

" Bence Artemis sevmiyormus zaten adamı " neden öyle dediğini merak etmiştim. Dahaa önce hiç böyle düşünen birisini görmemiştim.

" Neden peki?" Diye sorduğumda

" Bence Artemis orionun yüzüne aşık olmuş kalbine değil. Hem insan gerçekten sevdiği birisini ne olursa olsun tanır. Onun olduğunu hisseder içine kötü bir his düşer o yüzden gerçekten sevmiyordu bence " Karun ve mantıklı bir şey söylemek evet sevgili okur arkadaşım bende çok şaşırıyorum şu an

" İlginç bır bakış açısı " dedim

" İlginç değil doğrusu bu bence ve bu artemisin orionu gerçekten sevmediğini göstermek için bir işaretti bence" dediğinde

" Dur ve daha hikaye tam bitmedi" dedim. Merakı her an daha çok artıyor gibiydi. "Tamam devam et o zaman" diyerek devam etmemi istediğini bildirdi. Bildirmedi daha doğrusu emretti Beyefendi

"Çok iyi bir okçu olan güzeller güzli artemisin oku hedefi tam on ikiden vurur tanrıça bilmeden sevdiği erkeğin ölümüne sebep olmuştur. Bu ölüm, Artemis'i kahreder ve yaşamla olan bağı günden güne kopmaya başlar. Ay tanrıçası Artemis'in içindeki acı bir türlü dinmediği için ayın bu kadar soğuk, kasvetli ve cansız bir yer olduğu söylenir. Artemis, Orion'un cansız bedenini gümüşten yapılmış ay arabasına koyar ve kendi elleriyle gökyüzüne taşır. Sevgilisinin gökyüzündeki en parlak yıldız olabilmesi için en karanlık yeri seçer ve geceler boyu, parıl parıl parlayan Orion'u seyreder."

Ara ara soluklanarak anlattığım rivayetin nihayet sonuna geldiğimde Başımı hafifçe sağımda bulunan Karuna doğru çevirdim. Karunun gözlerinin kapalı olduğunu gördüm. Uyumus muydu o " Karun" diye seslendiğimde cevap alamamıştı. Onun İçin hikaye Artemisin okunu hedefe doğru gönderdiği zaman bitmişti. Devamını dinleme gereğinde bulunmamıştı mutlu sonla bitip bitmedigini zaten anlamıştı. Uyuyakalmıştı.

Belkide Karun haklıydı. Bir çoğumuz ruhlarına kalplerine aşık olduğumuzu söylediğimiz kişilerin sadece yüzlerine aşıktık aşk bizim için dış görünüşte ibaretti belkide bir kadının bir keresinde yüzünü görmeden kalbine nasıl dokunayim gibisinden bir post paylaştığını hatırlıyordum. Bir çoğumuz bu mantıkta hareket ediyor olabilirdik. Karunun nefes seslerini istiyordum. İçeriye ona ince de olsa bir örtü almak için girdim. Bulduğum ili örtüyü kapıp tekrardan balkona çıktım.

Karunu ayaktayken örttüm. Daha sonra bende örtünün içine girdim. Salıncağa rahat edebileceğim şekilde kuruldum daha sonra gök yüzünü izlemeye başladım. Gök yüzündeki en parlak yıldıza baktığımda onun zaten Orion olduğunu anlamıştım. Umarım Artemisi affetmissindir Orion

Bakışlarımı gök yüzünden çektiğimde Karunu izlemeye başlamıştım. Yüzü kusursuz bir güzellikteydi. İnanılmaz güzeldi. Estetik olmasına gerek olmayan bir burna sahipti estetikli insanlara taş çıkartabilecek güzellikteydi. Çene hatları, haresi gözlerinin güzelliğiyle her şeyiyle tam anlamıyla kusursuzdu yakışıklı ve farkında diyorlar ya Karun da öyledi. Kendisini seviyordu ama bir başkasının onun tipinden önce karakterine bakmasını isteyebilecek kişilerden olduğunu az önce yüzünde ciddi bir ifadeyle artemisin orionun tipine baktığını onu yüzünün güzelliğiyle sevdiğini ve bunun yanlış olduğunu söylediğinde anlamıştımm.

Onu izlerken uykum yavaş yavaş gelmişti. Çok geçmeden kendimi uykunu. Kollarına teslim etmiştim. Uykumun arasından tek hatırladığım şey battaniyeye daha sıkı sarılıyor olmam. Saçlarımın üzerinde bir baskı hissediyordum.

Son hatırladığım ses Mert'in sesi olmuştu."Sştt uyandıracaksınız güzel çekmiyorsun bir tanecik insan gibi bı fotoğraf çekmeyi bile beceremedin Bartusu ver şu kamerayı bana" demesi ve çıkan küçük bir gürültü olmuştu. Dahaa sonra kendimi uykunun kollarına teslim etmiştim. Örtü sandığım şeyin Karunun bedeni olduğunu saçımdaki baskının ise Karunun parmaklarının saçımds gezintiye çıkmış olduğunu bilmeden...

Yazardan..

nasıldı yeni bölüm? Biraz uzun sürdü yazmam bazı sebeplerden dolayı yazmadım pek ama sonunda bir bölümü daha gerimizde bıraktık. Umarım yeni bölüm istediklerinizi karşılar şimdiden iyi okumalarrr..

Bölüm sonu

6 yorum