İçeriğe geç

No 9

Bölüm 8 · 47 dk okuma

No 9

Bölüm 8

Bölüm 7: elektirik kesintisi

Karanlık.

En çok korktuğum şeylerden birisi de karanlıktı. Karanlık beni içine çekiyormuş beni kendisine hapsetmek zorunda bırakıyormuş gibi hissediyordum. Şu an karanlıktan daha çok korktuğum kişinin kollarının arasındaydım. O da benim karanlık görünmeyen görünmediği için kimse tarafından bilinmeyen tarafımdı. Evet çocuklugumu hatırlamıyordum ama onlara çok çabuk alışmıştım bu bile onlarla önceden çok yakın olduğumuzun kanıtı oluyordu.

Karanlıktan korkan ben şu an karanlığın ta kendisine sarılıyordum.

Korkuyordum. Paramparça olmaktan. Bir hiç gibi ortada kalmaktan. Annem gibi olmaktan çok fazla korkuyordum. Annemin yaşadıklarını yaşamak istemiyordum bu yüzden de hayatıma kimseyi almıyordum. Korkuyordum. Seviyormuş gibi davranıp hiç sevmemiş gibi yapan bir insana aşık olurum diye çok fazla korkuyordum. Bu aralar irademin dışında olaylar gelişiyordu kendime engel olamıyordum. Geldiğimden beri kendimi hep Karunun kollarının arasında buluyordum. Ona bağlanmak istemiyordum.

Çocukken de bağlıydın..

Sarılışıma karşılık veren kollar belime dolanmıştı. Onda anlam veremediğim bir huzur vardı. Sürekli tartısıyorduk fikir ayrılıkları yaşıyorduk ama itiraf etmem gerekirse Karunla tartışmak bile huzurlu hissettiriyordu. Şu an bu düşündügüm düşünceleri yarın yok sayacaktım Karuna yine nefret dolu gözlerle bakmaya ondan gıcık alıyormuşum gibi davranmaya başlayacaktım. Öyle davranmak zorundaydım. Aksi takdirde duygularım beni esir alırdı.

Saçımı okşayan parmaklar saçlarımın arasına karışıyordu. Karun varlığını hissettiriyordu bu da korkumun azalmasını sağlıyordu. Saçlarımın arasında dolaşan parmakları bir an olsun bile yavaşlamıyordu aynı ritimde saçlarımı okşamaya devam ediyordu. Titreyen ayaklarımın az da olsa dindiğini hissettmiştim. Karunun kolları belimden ayrıldı bir an boşluğa düşmüş gibi hissettim. Daha sonra parmakları çenemi eşi almıştı. Huzur veren his tekrardan yerini almıştı. Karunun yüzümü hafifçe yüzüne doğru kaldırdığını anlamıştım.gök yüzünü kıskandıracak kadar güzel gözleriyle bana bakıyordu. Karanlık onun gözlerini görmeme engel olamamıştı.

Baş parmağı tüy kadar hafif bir şekilde çenemi okşamaya başladı. Yüzüme hafifçe eğildiğini nefes seslerinden anlamıştım.

Daha ne kadar rezil olabilirsin Hazel?

Karun yarın benimle kesin dalga geçecekti. Yavru kedi gibi kollarımın arasındaydın falan gibisinden laflar atıp duracaktı. Bende her zamanki gibi kendimi haklı çıkarmaya çalışıp saçmalamaya başlayacaktım.

"Sakinleş.. korkma ben yanındayım tamam mı güzelim?" Kalbime bişeyler oluyordu. Karanlığı unutup bir an için onun yanından kaçmak istedim. Onun bana bu kadar yakın olması benimle bu denli ilgilenmesi başımıza fena bela olurdu. İkimiz de Bir daha sönmemek üzere yanardık. Onun ateşi beni küllerimden kurtarıp alevlere yol açardı. Güzelim demesi şart mıydı? İşleri bu denli zorlaştırmaması gerekiyordu.

" Karanlık..beni korkutuyor Karun" konuşurken bir an susmuştum. Sert bir şekilde yutkunmuştum. Bunu yeşimden annemden ve teyzemden sonra itiraf ettiğim ilk kişi karun olmuştu belkide küçükken zaten demiştim. Çocukluğumuzu hatırlayamadığım için söyleyip söylemediğimi de bilmiyordum.

Karunun baş parmağı çenemden dudaklarıma doğru bir yol çizdi. Dudağımın kenarını hafifçe okşadı. Ona Karşı gelmek için tek bir hareket bile yapmıyordum. Şu an başka bir erkek olsaydı değil baş parmağıyla dudağımı okşaması. Sırf bana biraz yakın olsa bile kıyametler koparırdım ama siktiğimin kuralı onda ters tepiyordu. Adama kendi isteğimle sarılmıştım. Daha önce hiç kimseye yapamadığım şeylerdi bunlar.

" Karanlıktan korkmana gere yok. Ben yanındayım."

Gözlerimde yoğun duygu akışı vardı. Sonum olabilecek adama bakıyordum. Ona bakmak normal bir insana bakmak gibi değildi. Ona bakmak çok şey anlatıyordu. Bakışları fazla hüzünlüydü her ne kadar benim yanımda bunu göstermiyor olsa da anlaşılıyordu. Ona bakan herkes görür müydü onda bunları bilmiyordum. Geçmişinin yaşanmışlıklarının izi var gibiydi. Ona bakınca bütün her şey susuyordu. Sadece o ve ben kalıyor gibiydik. Kuşlar güzel sesleriyle ötmeyi bırakıyorlar. Hareket eden ne varsa duruyormuş gibi oluyordu o zamanın içinde bizden başka birileri varsa yok oluyorlarmış gibi oluyor anlıyor musun beni okur arkadaşım. Ona herkes bakardı ama ben ona sadece bakmıyordum onun içindeki görüyordum da.

" Sende karanlıksın."

Bir süre sustu. Bende susmustum sadece nefes derslerimiz duyuluyordu. Yeşim hala salonda olmalıydı. Karunun bişey demesini bekledim ama o sessizliğini korumaya devam ediyordu. Daha sonra ağzında bişeyler geveledi tam olarak ne dediğini anlamamıştım çenemdeki parmakaları durmuştu.

" Ama benden korkmuyorsun"dedi

Kendimden hiç beklemediğim bir anda bende parmaklarımı Karunun çenesinin arasına yerleştirdim çenesi parmaklarımın arasına küçücük kalmıştı. Parmağım Karunun elmacık kemiğinin üzerinde gezintiye çıkmıştı. Bir hareketimle beraber Karunun başını hafifçe arkaya doğru yatırıldığını görür gibi oldum. Şu adem elmasının belirginleştiğini görmesem de biliyordum.

Titremelerim dinmek üzereydi. Ağlamayı elimin ayağımın titremesini siktiğimin bu şeylerini sevmiyordum beni güçsüz gösteriyorlardı.

" Sen benim en korktuğumsun bir o kadar da cesaret ettiğimsin" Dudaklarımdan çıkan cümlelere karşılık olarak tek bı kelime bile etmemişti. Etmesini isteyen de yoktu. Her şey çok ani gelişmisti. Karunlarla çocukluk arkadaşı olduğumuzu bu kadar erken öğrenmiş olmak insanın ne yapacağını unutmasın sağlıyordu. Karun sessizdi bende sessizdim Düşünsenize çocukluk arkadaşlarınız var ama siz onlara dair tek bir şey hatırlamıyorsunuz bir tane şerefsiz yüzünden yaşadığınız evden başka bir şehire gitmek zorunda kalıyorsunuz ve gittiğiniz yerde de ne çocukluk arkadaşlarınızı hatırlıyorsunuz ne de Gülhan diye annenizin önceden arkadaşı olan bir kadının olduğunu en beteri de sapıktan kacarken gittiğiniz o yerdeki ikinci üçüncü gününüzde ordaki çok gürültü yapıyorlar diye kavga ettiğiniz komşularınız sizin çocukluk arkadaşınız çıkıyormuş bu çok anormal bir durum gibi gözüküyor biliyorum farkındayım ama bu böyle sevgili okur.

Geçmişi hatırlamak ister miydim? Evet isterdim neden istemeyeyim ki geçmişti yaşadığım olaylar beni bu güne getirmiş böyle bir insan olmamı sağlamış. Geçmişi yok sayarak görmezden gelerek ondan nefret ederek sadece ona ihanet etmiş oluruz.

Aramızdaki sessizlik çığ gibi büyümeye başlayacakken bize doğru gelen adım sesleri işitmiştim. Karunun parmaklarının arasına ne zaman doladığını bilmediğim parmaklarıma inanilmaz gözlerle bakıyordum sanki görebiliyormuş gibi Karun elimi sımsıkı tutmuştu. Adım sesleri biraz daha yaklaştığında adım seslerinin geldiği yöne doğdu baktım. Elinde iki tane mumla bize bakan yeşim ve hemen onun arkasından onunla beraber gelen Mert vardı.

Yeşim beni gördüğünde adımlarını hızlandırmıştı. Karanlıktan korktuğumu biliyordu. Adımları durdu konuşmak için dudaklarını aralamıştı etraf şimdi daha aydınlıktı böylesi daha iyiydi.

" Hazel ben mum alıp hemen gelecektim s-sen ne zaman uyandın çok korktun mu" telaşla sorularını arka arkaya saymaya başlayacaktı

Araya girerek " çok korkmadım" dedim. Tatmin olmak istermiş gibi yüzüme baktı.

"Benim güzel bir fikrim var" Mert kendisinin de orda olduğunu belli etmek istermiş gibi konuşmaya girmişti. Ne diyeceğini merak ediyordum. Ama hiç bir şekilde konuşmadım onun söylemesini bekledim.

" Bence bu gece bizde kalın. Hem daha rahat olursunuz. Yani salonda herkes bir köşede yatar hemm Hazellişkooo biliiyon mu karanlıktan bende korkuyorum" Mert'in bu anı teklifi karşısımda bir an için afallamıştım. Yeşime baktığımda bana Mert'in teklifini kabul etmemi istiyormuş gibi bakıyordu. Burda kalmayı istiyor olmalıydı. Bir an burada kalırsak onlara rahatsızlık verebiliriz diye düşünmüştüm. Yeşim'in bana yalvaran gözlerle baktığına şait olmuştum. Yeşime garip garip baktım. Onlara alışıyordu. Belkide bağlanmaya başlamıştı bile hep böyleydik.

Yeşim insanlara çok çabuk güveniyordu. Onlara alıştığı zaman da bağlanıyordu onları bırakmak ona zor geliyordu. Çevresi hep geniş olmuştu okulda da çok sosyal birisiydi. Kimseyle sorunu yoktu. Herkes onu severdi. Onunla iyi anlaşırlardı benim aksime. Ben hep sorun çıkaran kimsele anlaşamayan taraf olmuştum. İnsanlara kolay güvenmezdim. Daha doğrusu ben kimseye güvenmiyordum. Annem teyzem Yeşim haricinde kimse..

Karun.. Aydınlığımın bitişindeki karanlık nokta. Ulaşması da zor elde etmesi de Karunun sevdikleri dışındaki kişilere nasıl davrandığını bilmiyordum açıkçası merak ediyordum. Cansu denilen kıza davranışları bana göre rahatsız olduğunu belli eden davranışlar değildi Mert her ne kadar Karunun cansudan nefret ettiğini söylese de pek inandırıcı gelmemişti bu fikir gözüme Karun bana her dokunduğunda içimde bişeyler kopuyordu. Bana yakın davranıyordu bu küçüklügümüzde onların anlatışlarıyla birbirimize olan ilgimizden gelen bı koruma iç güdüsü gibi bir şey olmalıydı.

Bunun aksini düşünemiyordum. Aksini düşünmemin sebebi Karunla ilk fırsatta kavga edip birbirimize bağırıp çağırmamızdı.

Aksini düşünemediğin için mi sana yaklaştığında kalbin bu denli delicesine atıyor içimdeki arsız ses benim iç güdülerimi dürtüklemeye çalışıyordu o sesi susturmak istedim alıp bir kuyunun içine atmak istedim. Kalbimin hızlandığı yoktu sadece Karunla yakınlaştığım gibi bir başkasıyla yakınlaşmamıştım.

Erkeklere "sizden iğreniyorum tek hücreli yaratıklar" düşüncesiyle baktığın için olabilir mi?

Elimde olsaydı iç sesime bir tane patlatırdım. Bir yanım onu haklı buluyordu aslında. Gerçekten de karşı cinsten dişi sinek bile görsem cephe alıyordum. Değil adım atmalarına izin vermek bunu düşünmelerine bile meil vermiyordum. Serttim. Ulaşılmaz olandım. Yeşim bana bu hareketlerim yüzünden evde kalacağımı söyleyip duruyordu. Bende beni beğenen kisinin olduğum şekilde beğenmesini beğenmezsede siktir olup gidebileceğini dile getiriyordum.

Karşı cinste bir kişiye cephe almayı unuttuk galiba

Aklıma gelen ilk isim neden şu an karşımda bana hala bir cevap vermemi bekler gibi bakan adam olmuştu neden o olmak zorundaydı ki? Karun benim tüm cephelerimi aşıyormuş gibi hissediyordum. Aramızdaki bariyerleri yıkıyor ulaşılmaz olana ulaşmak istiyordu. İstekli ve kendinden emindi. Ne istediğini biliyordu bu da beni çok fazla zora sokuyordu.

Mert'in elini yüzümün önünde sallamasıyla beraber elektrik çarpmış gibi daldığım fırtınada savrulmuş düşüncelerimden sıyrıldım. Şu an bana bakan üç merakli göz vardı. Üçünün üzerinde gözlerimi yavaş yavaş gezdirdim genzimi yakan bir şey var gibi hissetmiştim. Hafifçe genzimi temizledim.

" Biz rahatsızlık vermiş gibi olmayalım" mahçup bir şekilde konuşmuştum. Yeşim'in bakışları değişmişti ama bakışlarındaki anlamı anlayamamıştım. Karunun anlının ortasında derin bir çukur oluştu. Şu an çatık kaslarıyla bana bakıyordu.

" Saçmalama istersen" Karun Mert'in bile konuşmasına izin vermeden kurduğum cümleyle karşı çıktığını belirtti. Hafifçe omuz silktim neden silktiğimi anlamamıştım bile Mert beni omzumdan tuttuğu gibi ittirmeye çalıştı. Evet Karundan sonra onlardan geliyordular onlardan da rahatsız olmuyordum. Onlarda farklı bişeyler vardı. Diğer erkeklerden igreniyordum evet ama bu onlar için nedense geçerli olmamıştı.

" M-mert ne yapıyorsunn?" Diye çıkmıştım.

" Kapıları kitleyinn, bu gece burda kalıyorsunuz" Mumların loş ışıkları etrafımızı aydınlatmaya yetiyordu. Artık korkum geçmişti şu an daha iyi hissediyordum. Yaşadığım şok dalgasını iliklerime kadar hissetmiştim.

Karunun kapıyı kilitlemeye gittiğini göz ucuyla görmüştüm. Yeşim Mertin alnından öpecekti nerdeyse o derece sevinmişti. Ona benim özel güçlerim var demiş gibi baktım. Hafifçe omuz silkti ve mertle benim arkamdan gelmeye başladı. Salona girdiğimizde yere yer yataklarının konulmuş olduğunu gördüm. Bartu yerde uzanıyordu barınsa kanepede uzanıyordu boş boş karşısına bakıyordu. Bizim sesimizi duyduklarında bakışları bizi bulmuştu.

" Hoşgeldin Hazel" Barın zoraki hir şekilde konuştuğunda nedensizce benimle zorla konuşuyormuş gibi hissettim. Bu çok saçma bir düşünceydi bu düşünceyi bir kenara attım. Bakışlarımı ondan çektim ve bartuya yönelttim. Başını hafifçe sallayarak " ooo hoşgeldin Hazel" dedi. Ona hafifce başımla selam vermiştim. Yeşim elinde bulunan muma garip garip baktı daha sonra bir köşeye koydu. Etrafta altı tana mum vardı. Şu an birazda olsa daha çok aydınlanmıştı etrafımız. Mert kısaca bizim bu gece burda kalacağımızdan bahsetmişti. Bartu karanlığı sevdiğini uyuyacagı zaman odasına çekileceğini söylemişti. Barın hepimizin salonda bir köşede uyumasını istemişti ama Bartu diretmekte kararlı duruyordu.

Kendimi Karunun oturduğu kanepenin yanına attım. Şu an ondan kaçmakta diretmek istemiyordum. Normalde olsa ondan uzak bir yere oturmaya çalışırdım o benim dibime girerdi bana inat yapacak ya beyefendi.

Şimdiyse ben onun dibinden ayrılmıyordum. Allah'ım karma mı bu yarabbim.

Neredeyse yarım saat boş boş olduğumuz yerde susarak durmuştuk. Ben etrafa boş bos bakıyordum. Mert çenesinin arasına ellerini almış etrafa boş bakışlar atıyord. Yeşim telefonunda birisiyle mesajlasıyordu. Barın tehlikeli bakışlarla yesimi izliyordu. Dişlerini sıktığını oturduğum yerden bile görebiliyordum. Bartu yattığı yere gömülmüştü yüzünü yastığa gömmüştü. Ne kadar cekinsem de başımı hafifçe yana yatırdım ve Karuna bakmaaya başladım. Zaten bana bakıyor olduğu için göz göze gelmiştik. Yani yanımda oturduğu için az önce ne yaptığını bilmiyordum şimdi ise bana bakıyordu. Onunla bakışmakla meşguldüm. Kirpiklerinin arasından bana attığı bakışlar çok keskindi. Harelerinde yangınlar vardı. Kimsenin görmesini istemediği acılarını harelerine çukur açıp oraya gömmüştü sanki

Kirpikleri bir kadını kıskandıracak kadar güzeldi. Uzun kirpikleri göz alıcı gözüküyordu. Bir an icimde kirpiklerine dokunmak isteği doğdu parmaklarım onun güzel kirpiklerine dokunmak adına karıncalanıyordu.

" Amannn sıktığınız heee böyle boş boş oturacak mıyız" Sessizliği bölen kişi Mert olmuştu. Karuna son kez baktım daha sonra bakışlarımı Merte çevirdim. Bartu elini yastığa hafifçe vurdu daha sonra yüzü yastığa gömülü olduğu için boğuk çıkan sesiyle konuşmaya başladı

" Daha güzel bir fikrin mi var boş boğaz" Diye sordu. Yüz ifadesini göremiyordum. Mert biraz düşündü ardından aklına bir fikir gelmiş gibi Bartuya tip tip küçümseyici bakışlar attı tabi Bartu onun bakışlarını görmemisti.

" Bence bir oyun oynayabiliriz" Aslında kulağa hoş geliyordu. Ama düşünce insan ne oyun oynanır ki diye düşünüyordu.

" Ne oyun oynayacağız ki" dedi Yeşim.

" Tabu oynayabiliriz" diye fikrini sundu Mert.

"AA bizz onu Hazelle ara ara oynuyoruz yüklü telefonlarımızda" Yeşim oyunu bildiğini belli eden bir heyecenla konuşuyordu. Mert onu sakın sakın dinledi konuşmak için dudaklarını araliyordu ki cümlesine başlamasına izin vermeden araya ben girdim.

" Benim telefonun şarjı bitmiş" Dedim.

" Benimkinden bakarsın beraber takım arkadaşı oluruz" Karun konuşmaya başladığında ona tip tip baktım.

" Sen komşu olmayı bile beceremiyorsun bide takım arkadaşı mı olacağız?" Dedim bilmiş bilmiş. Karunun aşağılayıcı bakışlarının altında edildiğimi hissettim. Tek kaşını havaya kaldırdı.

" Dedi. Kapıyı komşusunun yüzüne kapatan kız " diyerek küçümseyici bir sesle konuştu. Sesinden resmen alay akıyordu. Bir an ona aval aval baktım kapıyı yüzüne kapatmamı hak etmemiş gibi davranması yok mu?

" Sen dua et kapıyı yerinden söküp beynini patlatmıyorum." Mert'in hafifçe kıkırdadığını gördüm. Bartu başını koyduğu yastıktan kaldırdı Merte öcü görmüş gibi bakmaya başladı. Mert yüzünü şekilden şekile sokarak güzel olduğunu düşündüğü hareketler yapıyordu komik gözüktüğünün farkında mıydı bu çocuk?

" Lannn ben senle mi Olcam takım arkadaşı, bak içimden bir ses öyle diyor ben senlen olmam takım arkadaşı falan" Bartunun bu anı çıkışını kullanma kararı aldım benim işime gelirdi zaten.

" Ee tamam işte ben Mertle olurum sende Karunla takım arkadaşı ol" Tok bir sesle konuştuğumda Mert'in bana beni dövmek istediğini belli eden bir bakış attığını gördüm. Allah bilir benle Karun hakkında o beyninden neler neler geçiriyordu. Bartu kurtuluş biletini bulmuş gibi yüzüme baktı ardından heyecanlı bir şekilde olduğu yerde doğruldu artık yattığı yerde oturur pozisyondaydı tam beni başıyla onaylayacaktı ki gözü benim hemen yanımda bir adim arkamda duran bir yere kaydı. Daha sonra dudakları hafifçe aşağı doğru büküldü. Arkama döndüğümde Karunun çocuğa tehdit eden bakışlar atıyor olduğunu gördüm. Karun benim ona baktığımı gördüğünde elini yumruk yaptı ve dudaklarına doğru götürdü genzini temizliyormus gibi yaptı ardından sertçe yutkundu yüzünde yakalanmıs olmanın verdiği garip bir ifade vardı.

" Çocuğu tehdit etme Karun!" Diyere onu uyardım.

"Ben kimseyi tehdit etmedim mızıkçı!" Diyerek o da bana çıkıştı gözümle gördüğümü yalanlıyordu.

" Yaptığın hareketi gördüm uyuz ve mızıkçı değilim sen hilecisin" Dedim.

" He hee sen hep boyleydin zaten.." eliyle gelişi güzel beni gösterdi daha sonra üstten üstten bana bakmaya başladı. Yüzünde hala küçümseyici bakışlar vardı. Dik kafalı birisiydim. "Hep bir mızıkçılık hep bir oyun bozanlık.." bir süre sustu bir elini beline koydu daha sonra beni asagilayan bakışlarını üzerimden çekip yeşimlere baktı bakışları hepsinin üzerinde gezindi daha sonra onlara beni işaret etti. " Bu varya çocukken de böyledi" yaptığım tek şey olduğum yerde gözlerimi iki karış açmış bir şekilde ona bön bön bakmak olmuştu. Beni gömmeye dünden razıydı kendini beğenmiş ukala. Hemen bı gömmeye çalışmalar hiç bir fırsatı da kaçırmazdı. Kaşlarım olabildiğince çok çatılmıştı. İşaret parmağımı tehtid eder gibi ona doğru uzattım başımı kaldırdım ve meydan okuyan gözlerle ona bakmaya başladım. Bana hareketlere bak der gibi bakıyordu.

" Bikere sen hilecisin çocuğu resmen tehdit ettin" işaret parmağımı ona sallayarak konuşmuştum bana doğru bir adım attı daha sonra yüzüme yaklaşmaua başladı. Yakınlığından Kurtulmak adına bir adım geriye atacaktım ki bacaklarım bana ihanet ederek olduğu yere çakılıkladılar. Onlara lanet ederek her ne kadar zor olsa da Karunun yüzüne bakmaya devam ettim şu an delicesine gözlerimi ondan kaçırmak istiyordum. Yine aynısı olmuştu yanımızdakiler susmuşlardı sanki sadece ikimiz vardık. Karunun dilini üst dudağında gezdirmeye başlaması fazla dikkat dağıtan bir hareket olmuştu. Dudaklarına bakmamak için çabaladım. Diliyle ıslattığı dudağını Serbest bıraktıktan sonra konuşmak için dudaklarını araladı

" Sor Bartuya ben onu tehdit etmiş miyim?" Bartunun tabikide beni tehdit etti demeyeceğini biliyordum ama yinede Karundan ayrılan bakışlarım onu buldu. Bartunun az önceki heyecanı yüzünden silinmişti. Ben ona döndüğümde Karuna pis pis bakıyor olsa da benim bakışlarımı gördüğü zaman toparladı ve hafifçe gülümsedi.

" Yok ya beni tehdit falan etmedi bakışlarıyla" bakışlarıyla demesi dikkatimi çekmişti ben bakışlarınla çocuğu tehdit ettin diye bir şey dememiştim bu bile Bartunun yalan söylediğini belli etmişti.

" Bak gördün mü? Demek ki neymiş, ortada tehdit edilme durumu falan yokmuş her zamanki gibi haksız çıktın mızıkçı boncuk" diye fısıldadı. Kulağıma doğru fısıldayarak konuşması bedenimin gerilmesine sebep olmuştu. Bedenimi kendine getirmeye çalıştıgımda yeni kelimlerini kulağıma üflüyor ve beni iyice çıkmaza sokmayı başarıyordu.

" Hileci"

" Mızıkçı"

" Tartışmanız bittiyse oyuna dönelim" Barının tartışmaya son vermek istediğini belli eden bıkkın sesinden sonra Karuna son kez baktım göz devirerek önüme döndüm. Delice bakışlarını üzerimde hissediyordum. Bu bedenimin kap kaptı kesilmesine yetiyordu. Şu an olta görmüş balık gibiydim.

" Bartuyla Mert takım olduğuna göre bende seninle takım oluyorum bu durumda" barın Yeşime mertle bartuyu işaret etti Bartu midesi bulanmış gibi karnını tuttu ve sahte bir şekilde kusuyormuş gibi yaptı mert ona her iki orta parmağını göstererek doğrulttu. Yeşim'in bakışların barını bulduğunda gözlerindeki ifade değişimini görmüştüm.

" Bana uyar" diye fısıldadı. Sesini zar zor duyabilmiştim. Bu kız ne ara bu kadar uysal olmuştu. Takımlar kurulduktan sonra ilk hangi takımın oyuna başlayacağını belli etmek adına taş kağıt makas oynamıştık. Ben Karunu öne sürmüştüm " ben ne anlarım kızım" dediğinde onu umursamamıstım sonunda ısrar etsede homurdana homurdana taş kağıt makas oynama kararı almıştı. Yeşimlerin gurubundan Yeşim Mertlerin gurubunda da Mert taş kağıt makasa katılmıştı. Mert kazandığında sevinçten havalara uçmuştu.

Bartunun alnından öptüğünde kahkahayı basmıştım. Bir an için Karunun bakışlarını tekrar üzerimde hisseder gibi olmuştum. Ona bakmamıştım sadece bir histi. Yeşim'in de kıkırdadığını duymuştum. Karun yanıma geldiğinde onunla bir işi beceremediği adına tartışmıştım. Her zamanki gibi biz tartışırken bizimkiler bunun bir sonunun olmayacağını bıraksalar sabaha kadar tartışacağımızı bildikleri için aramıza girmişlerdi.

Hepimiz kanepelere oturmuştuk. Ben Karunun yanındaydım benim sağ tarafımda Yeşim Karunun sol tarafında Barın vardı. Mertlerin . iki dakikaları vardı bu iki dakika içinde en çok bilen takım kazanacaktı. Mertle Bartu ortaya geldilar Mert telefondan yüklediği uygulamayı açtı. Soran kişi Mert bilmeye çalışacak olan kişi ise Bartu olmuştu.

" Hazır mısınız" Yeşim süreyi başlatmak için onlara hazır olup olmadıklarını sormuştu.

" Bu yarım beyinliyle ne kadar hazır olunacaksa artık" Dedi Bartu mert ona dil çıkardı. "En azından bende yarım olsa bile var bişeyler seninki gibi bom boş değil kafamızın içi" Bartu Mert'in üzerine atılacak gibi olduğundan Yeşim süreyi başlattığını söyleyerek araya girdi. Mert bı süre telefon ekranına baktı yasaklı kelimlere bakıyor olmalıydı.

"Bu nasıl anlatılır ki amınakoyayım" Mert ekrana öcü görmüş gibi bakıyordu. Ekranın dili olsaydı Merte çek len o bakışlarını üzerimden carparım ha diyebileceğine emindim.

" Onu da bana mı soruyon göt lalesi" Bartu elini yumruk yapmış her an Merte saldırabileceğini belli eden bakışlar atıyordu. Mert tamam tamam der gibi elini salladı

"Şimdi biz yeni gelin izlemiştik orda doktor mu ne bir yere gitmişlerdi kadının adını unuttum lannnn" Merti ilk defa bu kadar gergin görüyordu oyunu bayağı ciddiye almış olmalıydı. Yeşim süreyi başlatmadan önce Mertle bartuya imalı imalı bakmıştı su an süreleri başlamıştı.

" Ne bileyim lan ben kim? Bana niye dizi anlatıyon olum sen" Bartu da dikildiği yerden Merte bağırıyordu. Mert'in haline bir yandan acıyordum ama bu o an gülmeme engel olmamıştı. Gülerken kafamı hafifçe sol tarafa doğru çevirdim Karunun yüzüne doğru güldüğümde Karunun bir aj için kapkatı kesildiğine şait olmuştum. Dişlerini sıktığı belirginleşen elmacık kemiklerinden belli oluyordu. Onun bu anı değişimi karşısında yüzümdeki gülmseme yavaşça küçüldü artık gülümsemiyordum

"Naaazzzgüüllldüü hatırladım lannn" Mert'in heyecanla bağırmasıyla bakışlarımı Karundan çekerek Merte yöneltmeyi başarabilmiştim. Mert'in demeye çalıştığı sahneyi hatırlamıştım. Doktorun nazgülü altınla hipnoz ettiği sahneydi ve cevap hipnoz olmalıydı.

" Kkaaafffaaayyıı miii yedin lann o kim?" Bartu da Merte bağırıyordu. Bir an kulağımı kapatma hissi gelmişti ama onu yok sayarak onları izlemeye devam ettim. Yeşimin bakışları bartuyla Mert'in arasında mekik döküyordu ara sıra da süreye bakıyordu. Barın ara sıra bakışlarını Yeşime çeviriyordu daha sonra ise çekingen bir şekilde onlara diktiği gözlerini çekiyordu.

Yeşim kelimenin ne olduğunu biliyordu. Mert'in elindeki telefona bakıp Bartunun bilmeye çalıştığı şeyin ne olduğunu görmüştü.

"Lann işte nazgülü elindeki altınla şey ediyordu ya" diye bir kez daha bağırdı Mert. Bartunun kaşları tam anlamıyla catıldı. Bartu Mert ona ben gayim demiş gibi bakıyordu Merte

" Ney ediyordu"

" Lan onu nasıl diyim"

" Demezsen ben ne ettiğini nerden bilcem Mert?"

" Olum kelime orda saklı zaten"

" Sikerim şimdi kelimesini de" Bartu dişlerinin arasından konuştuğunda ikisi de epey gerilmiş gibi duruyorlardı Mert cidden oynadığı oyunları Büyük bir ciddiyetle oynuyor olmalıydı. Neşeli hayatı umursamıyor gibi duran çocuktan eser yoktu. İkisinde fazlasıyla gerilmişlerdi gerildikleri ritimsiz bir şekilde kalkıp inen göğüslerinden belli oluyordu. Nefesleri hızlanmıştı. Vücutları ok gibi gerim gerim olmuştu.

Yanımdaki Karuna kısaca bir bakış attım daha sonra yüzüne dogru hafifçe eğildim çenemi kulağına doğrulttum ve dudaklarımı araladım. " Ben Mert'in bahsettiği kelimeyi buldum" diye sessizce fısıldadım. Karunun bedeni bir an kasıldı daha sonra kendini toparlamıştı göz göze gelmemiz için bir hamlede bulunduğunda bir an geriye doğru çekilmek istemiştim ama bunu eyleme geçirmemiştim. Mertle Bartu hala atışıyorlardı Bartu Mert'in ebesine sövuyordu Mert ise onu idam ettireceğinden bahsediyordu.

Yüzlerimiz çok yakın duruyordu sikktirr böyle bir şeyi hesaba katmamıştım. Bı an bana öyle muzip bir bakış attı ki bu bakışı o an için hiç bir zaman unutmamak istedim aklımın bir köşesine kazımak istedim. "Neymiş kelime?" Diye meraktan uzak düz bir sesle sormuştu odun işte ne olacak

" Vazgeçtim demic ya" Diye hayıflandım. Omzum düşmüştü. Moralim mi bozulmuştu. Bakışlarımı yere sabitlemiştim. Mumum aydınlattığı yerde bacağımın gölgesini görüyordum. Başımı hafifçe yana cevirdiğimde karşımdaki duvarda Karunun kafasının gölgesini görüyordum bakışları bendeydi.

" Mert bak olum ben gergin adamım açık açık konuş işte" Bartu sakin tutmaya çalıştığı sesiyle Merti açık açık konuşması için uyarmıştı hatta buna uyarı olan bir tehdit biçimi de denilebilirdi garibim Mertin dudakları aşağıya doğru bükülmüstü "bende istiyorum her şeyi açık açık konuşmayı bebeğim ama olmuyor işte mahrem denen bişey var" Mert'in sesini duymuştum ama bakışlarım onda değildi başımı tekrardan aynı noktaya çevirmiştim fayansın dili olsaydı benden rahatsız olduğunu söylerdi. Bakışlarıma fayansı delmiştim resmen.

"Boncuk ne oldu" Karun beklenenden daha yumuşak bir sesle anı ruh değişimimin nedenini soruyordu.

" Bişey olmadı"dedim.

" O zaman ne bu surat az önce heyecanlı heyecanlı Mert'in anlattığı şeyin ne olduğunu bulduğunu söylemiştin" Bakışımı yerden çektim bakışlarımın hedefi Karunun gözlerini esir almıştı. Karun bana anlamaz gözlerle bakıyordu bir şeyleri anlamaya çalışıyor olmalıydı.

" Karşımdaki ruhsuzca karşılık verince hevesim kaçtı " diye fısıldadım. Karunun kaşları hafifçe havaya kalktı. Baş parmağıyla çenesini hafifçe okşadı yüzünü yüzüme biraz yaklaştırdı aramızda bir parmak boyu kadar mesafe kalmıştı. Bir an nefes almayı unuttuğumu hissettim.

"Neymiş kelime dedim kızım daha ne deseydim" diye sordu.

" Bişey"

" Hazel"

" Ya ne ya ruhsuz gibi neymiş kelime mi denir olum insanın sesi biraz heyecanlı çıkar meraklı çıkar bı bişey olur yani" hızlı hızlı konuşmuştum buna rağmen Karun dudaklarımdan çıkan her kelimeyi sakince dinlemişti. Benim cümlem bittiğinde içine oksijeni çekti çek çek bir gün bu oksijeni bile zor bulacağın günler gelebilir mesela ben gırtlağına yapışıp seni boğazlarsam falan önemli olmak lazım mazzallah

Karun yüzünü yapmacık bir sekile sordu şu an meraklı gözüktüğünü düşünüyor olmalıydı. " Ayyy çok merakk ettim neymiş kiii Mert'in anlatmaya çalıştığı kelimmee" bir eliyle dudağını kapatıp ardından dudağından çekti daha sonra dudağından çektiği elini yanağına koydu Amman tanrımmm der gibi bakıyordu bana bu hareketi beni tam güldürecekti ki dudaklarımı birbirine bastırıp buna engel oldum bu hareketin Karunun gözünden kaçmamıştı çenesinin hafifçe seyirdiğini görmüştüm.

" Şimdi nasıl oldu Hazel hazretleri"

" Geliştirilebilir ama kötü değildi"

Karun bana alay dolu bakışlarından birisini gönderdi bu anı bekleyen dudakları her zamanki gibi hafifçe yukarıya doğru kıvrılmıştı.

" Bak bak hareketlere bak " gözlerini hafifçe hafifçe kısmıştı dudaklarını büzüştürerek konuşmuştu. Çenemi hafifçe ona doğru uzattım daha sonra göz devirerek önüme döndüm aslında bu onun yakınlığından kaçmak icik yaptığım bir hamleydi çünkü o bana bu denli yakın olduğu zaman bişeyler yolunda gitmicekmiş gibi hissediyordum.

" Ya altını sallayınca kadının gözünün önünde kadın ne oluyordu" Mert'in cümlesi biter bitmez Yeşimin bu anı bekliyormuş gibi zafer kazandığını belli eden sesini duydum.

" Dıttttt..."diye bağırdı daha sonra hafifçe kıkırdadı " yasaklı kelime kullanımı yandınız" Dedi. Bartu ağzına ne gelirse saydırmaya başladı. Mert elini kalbine götürmüş "Kalpten gidecem valla bir gün ne sövüyorsun olum bana" diyordu. Bartu Mert'in üzerine atlamaya çalışmıştı ama yanımda olduğu yerde kımıldanan Karun onları ayırmıştı.

" Bı oyun oynayacağız batırmayın lan" Deyip ikisinin arasına girerek onları ayırmıştı. "Süreniz de şimdi bitti" Yeşim tok bir sesle konuştuğunda Bartu ağzında bişeyler geveliyordu ama tam olarak ne dediği belli olmuyordu belli ki biz varız diye sesli bir şekilde dile getiremiyordu edeceği küfürleri ağzının içine geri yolluyor olmalıydı.

" Ee söylesene artık kelimeyi boncuk" Karunun sıcak nefesinin kulak memenin üzerine çarptığını hissetiğimde olduğum yerde hafifçe irkildim. Sıcak nefesi nefesimi kesiyordu. Bana ne yaptığının farkında bile değildi. Boğazımı temizleyerek kendime gelmeye çalıştım.

" Hipnozdu kelime" diye fısıldadım ona bakmadan konuşmuştum ben konuştuktan sonra yeşimde " evet kelimeyi söylüyorum..." Bir süre sustu ona bakan meraklı gözlere çevirdi bakışlarını burda tek merak eden kişi kalmıştı o da Barındı ha bide sinir küpüne dönüşmek üzere olan bartuyu unutmayalım.

" Hipnozdu" dediğinde Karunun göğsünün kabardığını hissetmiştim. Şu an bedeni bedenime mi yaslıydı? Yok hazel se öyle hissediyorsun saçmalama Karunun yanından ayrılarak hafifçe yana doğru kaydım. Kanepenin koluna yapısacaktım utanmasaydım.

" Doğruymuş Karunun konuştuğunu duymuştum ama dönüp ona bakmamıştım Yeşimle beraber taş kağıt makas oyununa girecektim ve bu sefer üç el değil bir el oynayacaktık. Yeşimle ayağa kalkmıştık. Karşı karşıya gelecek şekilde durduğumuzda Mert'in

" Hazır mısınız?" Diye sorduğunu duydum ben onun başımla onayladığımda yesimde elini hazırız hazırız der gibi salladığını gördüm

Sol avcumu açtım sağ elimi yumruk yaptım sol avcuma üç kere vuruyor ve taş kağıt makas diye fısıldıyordum. Elimi makas yapma kararı almıştım içimdeki ses öyle yapamamı istemişti ve onu dinleyecektim. Ben sağ elimin işaret ve orta parmağımı ikisi birbirinden ayrı duracak şekilde açtım ve makas bereketi yaptım aynı saniyeler içinde göz ucuyla Yeşime baktım Yeşim elini kağıt yapmıştı. Karun kanepelerin ortasında bulunan sürahiye şu doldurmuş içiyordu bakışları suyu içtiği bardakta değildi bizdeydi.

" Makas kağıdı keser be kuzen" Diyerek neşeli bir sesle konuştum. Yesimin asılan yüzü biraz da olsa gülmüştü. Gözümü kırptıktan sonra Karunun yanına yürümek için adımladım Karun bardağı sert bir şekilde geniş sehpanın üzerine bıraktığında keskin bakışlarını odağıydım. O hala kanepede oturuyorken yanına gidip kolundan tuttum. " Hadisenee karunn biz kazandık" Dedim. Bir yandan da Karunu çekiştiriyordumm maşallahı vardı yani

" Yaa kalkkk" Karunn yanaklarının içini şisirdi istemeye istemeye yerinden kalktı. Onu çekiştirerek az önce Mertle Bartunun durduğu yere kadar sürükledim oraya vardığımızda bileğine dolamış olduğum elimi çektim.

" Ben anlatım sen bilmeye çalış bence" diyerek konuştum.

" O niyeymiş" Dedi garip bir ses tonuyla.

" Sen anlatamazsın olum şimdi " Dedim sesim hafifçe yüksek çıkmıştı.

" Başlıyoruz yine" Mert diğerlerine sanki korkunç bir olayın yine tekrarlanacak olacağının haberini veriyormuş gibi konuşmuştu.

"Senn biiraz sus Mert" Karunla aynı anda Merte bağırmıştık. Karunun dişlerini sıktığını görmüştüm. Mertin tepkisini merak ettiğim için göz ucuyla ona baktım ağlamaklı bir ses çıkarmıştı Yeşimin yanına giderek " beniii dışlıyoooyy bunlayyy" sesini çocuk gibi çıkarmıştı kollarını iki yana açmıştı Yeşim de onun gibi dudaklarını aşağıya doğru büktü daha sonra Mert gibi kollarını açtı

" Gell annecimmm, sizzziii döverim heee siz kimsiniz benim çocuğumu dışlıyooorsunuzz iğne yaparım sizeee hmmm hmmm" hmmlarken elini sallıyordu yüzüne yapmacık bir sinir eklemişti Karunla beni iğne yapmakla tehdit etmişti bartı dişlerini sıkıyor Merte onu bir kaşık suda boğmak istiyormuş gibi bakıyordu.

" Ben mi anlatamam asıl sen anlatamazsınn bee bastıbacak" Şu an kurduğu hiç bir kelimeye takılmamıştım benim aklım bana bastıbacak demesine takılmıştı.

" Benn mi bastı bacağım ben miii" Diye bende ona yükseldimmm.

" Burda senden başka bastıbacak mi var?" Diye sorduğunda içimde volkanların patladığını hissediyordum. Sinir tepeme binmişti

"Senn kendine bak bee yürüyen egoo" Kaşlarımı çattım bir elim belimdeydi diğer elimi ise gelişi güzel sallıyordum.

" Bir kere sen konuşunca susmak ne bilmiyorsun bir kelimeyi anlatana kadar iki saat geçiyor" egolu olduğunu ima etmeme takılmamıştı kendisini biliyordu demek ki ona tip tip bakmaya başladığımda o da benim gibi kolunu beline dayadı. Gözleri hafif kısılmıştı.

"Yaaa neyin dırdırı bu arkadaş dinime küfreden müslüman olsa ben anlatıcı olim işte " Dudaklarımı gere gere konuşmuştum. Karun parmaklarını beline daha çok bastırdı kafasını hafifçe omzuna doğru yatırdı. Şu an mahallede kavga edip cıngar çıkaran kadınlardan hiç bir farkımız yoktu. Karunun erkek olması dışında. Bir an gözümün önünde Karunun takma kadın peruğuyla nasıl olabileceği canlandı. Dudağımın kenarını hafifçe yukarıya doğru kıvrılmıştı. Karun bu anı hareketim karşında afallamıştı. Çocukta haklıydı galiba kafayı yiyordum yavaştan. Dudağımdaki gülümsemeyi sildikten sonra sert bir şekilde yutkundum.

" Ben Olcam anlatıcı" diyerek kararını net bir şekilde belirtmişti. Şu an yüzüne esaslı bir yumruk geçirmek istiyordum. O güzel dudağının kenarı benim attığım yumrukla patlasın istiyordum

Sen iyice delirdin hee canii iç sesim yani diğer Hazel konuşmaya anlamıştı onu dinleyecek bir zamanım yoktu laf yetiştirmem gereken bir gerizekalıyla bakışıyordum çünkü

Karuna doğru bir adım attım. "Ben olacağım" diyerek direttim. Karunun gök yüzüne meydan okuyan gözleri gözlerimde takılı kaldı bir süre daha sonra o da bana doğru bir adım atmıştı. " Hayır ben Olcam" diyerek o da en az benim kadar kararlı olduğunu söylemeye çalışmıştı. Hayır neyin inadıydı ki bu izin verseydi de ben olsaydım işte ne fark edecekti

Katır inadı var kızım sizde. İç dedim devreye girdiğinde onu bir konuda haklı bulmuştum Karun benden inatçı olamazdı ama bendeki inat harbiden de katır inadı gibi bişeydi. İç sesimi haklı bulamadığım konu ise bunun içine Karunu da davet etmiş olması oldu. O benimle yarışamazdı. Karuna doğru tekrar bir adım attım.

" İki inatçı keçinin buluşması yaşanacak bence" Bartu bize değil ama Mertlere konuşuyor olmalıydı. Mertin çık çıklama sesini duymuştum. Daha sonra bir süre sustu.

" Ben olacağım " dedim.

" Ben olacam işte kızım " diyerek bir adım daha attı.

"Ayyy valla türk filmindeki gibi olacak iki aşık ortada buluşacaklar veee booommmm dudaklarınn birbirine deymesiiii yani kızı vakummlicakkk bizimkiii bakk valla dediğim olcak görürsünüz" Mert'in dediği şeyle ağzım iki karış açılmıştı. Midemin içindeki kasıntı dalgası bedenimi esir almıştı. Bu çocuğun acilen türk filimlerini izlemeyi kesmesi lazımdı.

" Sen ne olsun istiyorsun olum" diyerek çıkıştı barın.

" Midemi bulandırdın" yeşim'in sesinden bile su an yüzünü buruşturduğunu anlayabilmiştim muhtemelen elini karnına koymuştu. Midesinin bulandığını belirtmek adına kusuyormuş gibi bir ses çıkarmıştı

" Ne isticemmm beeee aşkk istiyorum.." Karun bana son bir adım daha attığında aramızdaki mesafe sıfıra inmişti.midemdeki kasıntı yerini başka bir hisse teslim etmişti. Nefesi yüzümü okşuyordu. Bir an bakışlarım çenesindeki fazla büyük olmayan ciziğe takıldı. Küçüklükten kalma bişey olmalıydı. Bakışlarım tekrardan gözlerine tırmanmıştı. Okyanusların onun gözlerinin rengine sahip olabilmek için tanrıya yalvarabilecekleri kadar güzel gözleriyle bana bakıyordu harelerindeki yangına bir anlığına şait olmuştum. Yüzüme üflediği nefesi bedenimin kasılmasına neden oluyordu.

" Tutttkuuuu istiyorumm, birbirine kör kütük aşıkkk iki kişi istiyorummmm, ARALLARINDAKİİ ÇEKİMİİ GÖRMEK İSTİYORUMMM VAKUMLAYINNN BİRBİRİNİZİ" Mert'in bağırarak konuşurken kurduğu cümleler gözlerimin kocaman açılmasına neden olmuştu. Karun Mert'in bu hallerini alışıkmış gibi benden çektiği baygın bakışlarını ona doğru yöneltmişti. Sırtım onlara dönük olduğu için sürat ifadelerini göremiyordum. Mert ellerini birbirine vuruyordu ve yerinde zıplayarak " Hadiii izliyorum ben siz ben yok musum gibi sömürün birbiriniziii ayolll" diyordu. Gözlerim mümkünmüş gibi daha çok açılmıştı. Karunun bakışları tekrardan beni bulduğunda dudakları alayla yukarıya doğru kıvrıldı. Resmen eğleniyordu Mert'in dedikleriyle. Aaa deliye bak

Arkamı dönerek Merte öldürücü bakışlarımı gönderdim daha sonra onu hiç çekinmeden tehdit etmeye başladım. " Biraz daha konuşacak olursan seni bir daha ne barının elinden kurtarırım ne de Bartunun" Dudaklarımdan çıkan her bir kelimeyi dinlerken bakışları değişik değişik şekillere giriyordu bir anda ağlama sesi çıkardı daha sonra ellerini yüzüne siper etti ve sahte göz yaşlarını silmeye başladı. " Bunuuu bana yapamazsınnn" dedi acı dolu bir sesle onu tam hedeften vurmuştum. Bartuyla barın onu çok fena haşlıyorlardı.

" Yaptım bile" dediğimde bir süre daha ağladı daha sonra dudaklarınıa görünmez bir fermuar çekiyormuş gibi yaptı. Karuna tekrardan döndüğümde dibimde bitmesini beklemiyordum. Az öncekinden de yakındık su an adımlarım refleksle geriye doğru atıldığında bir an için sendeleyip düşeceğimi sandım ama kendimi tutarak buna engel olmuştum.

" Sürenizi başlatayım mı artık" dedi Bartu Karunla aynı anda birbirimize bakmıştık şu an birazda olsa ondan uzaktım. Bir iki adım daha atarak tam anlamıyla uzaklaştığıma emin olmak istedim

"Ben anlatıcı olarak hazırım" Dedim.

"Keçi" Dişlerinin arasından konuşan Karuna yan yan baktım.

" Yürüyen ego"

"Süreniz başladı" Bartu kendi telefonundan tabu uygulamasına girip telefonu elime tutuşturken aynı zamanda bize sürenin başladığına dair uyarıda bulunmuştu bir an için bedenimin adrenalin salgıladığını hissettim. Heyecanlanmıştım su an merti daha iyi anlıyordum. Oyunu başlaması adına üstüne tıkladım. Karuna anlatmaya çalışacağım kelime aşktı. Derin bir nefes aldım. Umarım aşkla ilgili bir kaç şey biliyorsundur Karun.

Yasaklı kelimelere bakarken arkamdaki Bartu da telefona eğilmiş benimle beraber yasaklı kelimeleri inceliyordu. Az önce Mertte olduğu gibi şimdi bende de olmak kelimesi yasaklıydı. Sevmek de yasaklı kelimeydi. Kadın kelimesi de yasaklıydı. İlişki kelimesi de yasaklıydı gözlerimi yasaklı kelimelerin üzerinde kısaca gezdirdim sol avuç içini sağ avuç içime vurdum bu bı çeşit hazır olduğumu gösterme seklimdi Karun dudaklarımdan çıkacak olan kelimeleri bekliyordu.

" Ben neyim?" Diye basit bir soru sordum.

" İnsan" dediğinde göz devirdim bu kadar aptal olamazdı dimi?

"Senle beni ayıran şey ne Karun?" Diye sordum.

" Töbe töbe" başını hafifçe yana doğru çevirmişti iki kere olumsuz anlamda salladığı kafasına anlamaz gözlerle bakmıştım kurduğum soru işaretli cümlenin cevabı bu kadar zor olamazdı. Aklından ne geçiriyordu hiç bir fikrim yoktu ama ben saf ve masumca bir soru sorduğuma emindim.

" Olum cevap versene"

" Sen ne olsun istiyorsun kızım?" Diye sorduğunda affalladım.

" Bak ne düşündüğünü bilmiyorum zerrede ilgilenmiyorum gerizekalı cinsiyet olarakkk diyorum" Bedenimin gerildiğini hissettim Karunun yüzündeki ifadeye pek anlam verememiştim. Cinsiyet kelimesi dudaklarımdan çıktığı an yüzünde bir şeyleri kafasında oturttuğuna dair bir ifade yerleşti

" Öyle desene Kızım" diyee söylendi. Sanki ben başka bir şey ima etmiştim. Bir süre sustu daha sonra beyefendinin aklına oyun oynadığımız gelmiş olacaktı ki cevap verme zahmetinde bulundu

" Kızsın"

" Kız değil diğeri" dedim.

" Kadın" hah der gibi bir ses çıkardım ve işaret parmağımla ona doğru bildiğini belli eden bir işaret yaptım.

" Bir kadınla adam tanışırlar daha sonra İşte anlaşırlar bir hayat kurarlar yani kadınla adam birbirlerine neylerr?? " Elimi havaya kaldırarak gelişi güzel salladım bunu yaparken bir gözümü hafifçe kırpıştırmıştım karun bir en irkilmişti.

" Aşık mı?" Diye sordu düz bir sesle

" Kök yap"

" Aşk"

" Evettttt" diye bağırmıştım ellerimi birbirine vurup olduğum yerde topladım utanmasaydım Karuna bile sarılabilirdim. Vakit kaybetmemek lazımdı Karunun yüzündeki gerginlik gitmişti. Doğru bilmiş olmanın verdiği bir rahatlıkla bedenini serbest bıraktı. Az önceki gerginliğinden eser yoktu vakit kaybetmeden diğer kelimeye geçtik. Bu kelime çok basitti yani Karun için öyleydi kelime boncuklu yasaklı kelimeler de hayvan ismi, bilezik, lakap, yuvarlaktı

" Sen bana adım dışında nasıl sesleniyorsun" diyerek sordum

" Boncuk?" Dedi sorar gibi. Heyecanla olduğum yerden kıpırdandım bu bile doğru bildiğini belli eden bir hareketti. İki doğrumuz vardı.

" Biz daha iyisini yaparız kasma kendini" barın Yeşimi teselli ediyor olmalıydı bizden sonra çıkıp oynayacak olan onlardı ve Karunla iki doğru yaptığımızı gören Yeşimin gözü korkmuştu birazcık herhalde

Diğer kelimeye geçtiğimde yeni kelimenin emzik olduğunu görmüştüm yasaklı kelimeler ise bebek, anne, Doğmak ve son olarak de emmekti. Karun gözlerimin içerisine dikkatli bir şekilde baktı

" şimdi..." Bir süre ne diyeceğimi anlayamadım ve sustum. Ne diyeceğimi gerçekten bilmiyordum. Bir süre cümleleri kafamda toparlamaya çalıştım. " Küçük çocuğun daha küçüğü ne" ne diyordum ben ya Karun bir süre çatık kaşlarının ardından bana baktı

" Bebek mi"

"Evet, bebek sütü ne yapar" Karun üst dudağını alt dudağının arasına aldı dudaklarını şerbet bıraktıktan sonra alt dudağının üzerinde dilini gezdirdi dudağının kenarını hafifçe ısırdığında bunla eş zamanlı olarak işaret parmağıyla çenesinin biraz yukarısını okşadı fazla kusursuz gözüküyordu. Cansu gibi kızların peşinde koşacağı kadar yakışıklıydı.

"Emer" derken keskin bakışları üzerimdeydi. Bir an nefes alamayacağımı hissetmiştim onunla konuştuğumda hep böyle oluyordu nefesim kesilecek bir daha nefes alamayacakmışım gibi hissediyordum.

" Tamam bebek başka ne emer"

Bartu yasaklı kelimeleri biliyordu ben her yeni kelimeye geçtiğimde gelip bakıyordu ve aklında tutmaya çalışıyordu.

" Son beş saniye" Mert konuştuğunda bakışlarım sadece Karundaydı dudaklarında çıkacak olan kelimeleri bekliyordum. Onun söyleyeceği tek kelime bile bizim için çok önemli olabilirdi.

" Emzik mi?" Diye patkadanak sorduğunda elimdeki telefonu bartuya fırlattım daha sonra Karuna doğru kollarımı açarak koştum şu an çok heyecanlanmıştım adrenalinin tüm bedenimde dolaştığını hissediyordum. Karun bana gözlerini kocaman açarak bakıyordu. Kendimden beklemediğim bir sey yapmıştım yanına koştuğum Karunun boynuna kollarımı dolamıştım koştuğum için bacaklarım da refleksle beline dolanmıştı. Mert gibi bende oyun oynandığı zaman çok hırlanıyordum kaybetmeyi sevmiyordum

" Afferinnn beeee" diyerek bağırdım sesim neşeli çıkmıştı.

" Doğru mu bildim?" Diye sordu

" Hmm" Karunun kolları belime dolandı. Şu an ne yaptığının farkında mıydım? Bir süre öylece durduk. Bedeninin sıcaklığını hissediyordum.

" Bunlar az önce kedi köpek gibi kavga etmiyorlar mıydı lan?" Barın kendi kendine bizim bu anı değişimlerimiz adına şikayet etmeye başladığında karuna sarıldığımı ciddi ciddi o an idrak etmeye başlamıştım. O hayal değil miydi ya? Başımı kaldırarak Karuna baktım gerçekten de satılıyorduk. Çocuğa ahtapot gibi dolanmışsın Hazel afferim sana afferim kızım bir anda Karunu geriye iterek ondan ayrıldım üzerimi çırparak kendime çekidüzen vermeye çalıştım Karun sert bir şekilde yutkundu ve boğazını temizledi.

" Neyse " diye fısıldadım Karunun beni duyup duymadığını bile bilmiyordum şu an yanaklarımın kızardığını tüm kan akışını yanaklarımda hissediyor olmamdan anlamıştım. Kaçamak bakışlarla Karuna baktım göz göze geldiğimizde elektrik çarpmış gibi bakışlarımı ondan çektim kanepeye gidip Mert'in hemen yanına oturdum Karun heriç heryere bakıyordum.

" İşteee istediiiiğimmm TUUUTTKUU" Mert ellerini açmış yavaşça havaya kaldırıyorken baş parmağım ve işaret parmağımı koluna koydum etini parmaklarımın arasına alarak sıkıştırdım onu cimciklemiştim.

" Neee cimcikliyoorsunnn bee" diyee sorduğunda ona susması icin bir işaret yaptım omuz silkti. " Eee iyi bu saatten sonra seni bok kurtarırım" diyerek kulağına doğru fısıldamıştım. Bir an kalbini tutmuştu. " Ay dur öyle tehdit etme bende kalp var" diyerek bağırdı. Omuz silkme sırası bana geçmişti. Karun öksürerek Mert'in diğer tarafına oturdu. Şu an ikimizin arasında mert vardı. Barınla Yeşim tabu oynamak için doğrulmuşlardı

Süreyi başlatan bendim. Sürenin başladığını bildirdiğimde Yeşim konuşmak için dudaklarını araladı barın bu anı bekliyormuş gibi kulak kabartarak Yeşimi dinlemeye başladı bilmeye çalışacağı kelime kalemdi.

"Öğrenciler kağıda neyle yazarlar?" Diye sordu basitçe

" Kalemle" diye cevap verdi barın ve bir tane bilmiş oldular.

" Bu çocuk hızlı oldu" Dedi Bartu.

Gerçekten de çok hızlı bilmişlerdi

Gerilmek yok hazel daha oyun bitmedi kızım. Yeşim'in yanına doğru tekrardan adımlamıştım sıradaki kelimeleri fotoğraftı yasaklı kelimeler çekmek, anı, kare, bir an kare ne alaka diye düşünmüştüm daha sonra aklıma fotoğraf karesi olabileceği gelmişti. Yasaklı kelimelerin üzerinde gezinen bakışlarımı çektim dondurduğum süreyi tekrardan açtım ve sürelerinin kaldığı yerden devam ettiğini belirten bir ses çıkardım. Elli yedi saniyeleri kalmıştı. Yeşim kelimeyi nasıl anlatacağını bilmiyormuş gibi duruyordu kaşlarının ortasındaki çukur onun düşüncelerle bogustuguğunu belli ediyordu. Barın derin bir nefesi içine çekerek temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Göğsü hafifçe kararmıştı.

" Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ki" diye söyledi Yeşim. Barının bakışları kısıldı. "Başla bir yerden" diyerek onu uyardı. Yeşim bir süre daha bekledi " mesela biz hepimiz bir yere gittik diyelim o zamanı ölümsüzlestirmek için ne yaparız?" Diye sordu sesinin tınısından cümleyi kurarken ne kadar çok cebelleştiği belli olmuştu. Barın sakince Yeşimi dinledi daha sonra dudaklarını aralayarak "fotoğraf çekeriz " dedi

"İkinci dediğini evren dışı yap" Yeşim hem konuşuyordu hemde elini sallayarak barına yapması gerekenden bahsediyordu. "Fotoğraf mı?" Diye sordu barın Yeşim dudaklarının arasından bişeyler söylenemeye başlamıştı. "Ek ekleme şuna barın" diye bağırdı barın anlamaz gözlerle Yeşime baktı bir süre yeşim'in dediklerini kafasında ölçütü daha sonra " fotoğraf" dedi kısaca Yeşim eliyle Barının doğru bildiğini belli eden bir hareket yapmıştı aynı zamanda bu hareket onun sevincinin kaynağıydı.

" Taş kağıt makaste yenilen tabuda kazanır be kuzen" Yeşimin kendinden emin bir şekilde konuşması bir an afallamama sebep olmuştu ortada fal yoktu yumurta yoktu nasıl bu kadar hemen garantileyebilmişti yendiğini barın ona hayranlık dolu gözlerle bakıyordu bir anda kaşlarım alayla yukarıya doğru kalktı daha sonra eski haline tekrardan dönen kaşlarımı çattım. Yanımdaki Karun benim ne diyeceğimi merak ediyor olmalıydı çünkü şu anda delice bakışlarını üzerimde hissediyordum.

"Bu erken konuşmaların beni çok güldürüyor Yeşim" kanepenin koluna kattığım telefonu alarak süreyi dondurdum. Başımı sol omzuma yatırdım "hala biz öndeyken bu neyin özgüveni?" Elimi gelişi güzel saklarken sağ gözümü kırpmıştım. Karunun " biz" diye fısıldadığını duyar gibi olmuştum ama o kadar kısık bir sesle söylemişti ki belkide ben yanlış düşünmüşümdür dememe sebep olmuştu.

"Şimdi nasıl yenileceginizi izleyin o zaman, kazanan belli sonuçta" dedi barın bunlar ne biçim ikili olmuşlardı böyle ikisi birbirini dolduruyordu.

" Biz daha çok bu özgüveninizin birazdan nasıl çökeceğini izleyeceğiz bence" Diye Karun da konuşmaya katılmıştı. Onun kurduğu cümleden sonra içimde nedenini bilmediğim bir his uyanmıştı o ana kadar kim kazanırsa kazansın diyordum içimden ama Karunun konuşması bana güç vermişti. Sanki zaten kazanmışız gibi bir garanti doğdu içime. Ona göz ucuyla baktığımda onun da bana baktığını gördüm hafifçe tebessüm ettiğimde o da abba içten olduğunu düşündüğüm bir tebessüm gönderdi.

" Boşver barın zaten kazanacağız" Yeşim'in cümlesine cevap vermek yerine elimi telefona doğru uzattım sayacı açtım ve dondurduğum sürelerinin aynı hızda tekrardan çalışmasını sağladım ardından baygın bakışlarımı Yeşime çevirdim " bence bana laf yetiştirmeye çalışacağına oyununla odaklan kuzen, mazzallah kaybedersiniz falan ağlamayın sonra" Dedim küçümseyici bir sesle su an resmen birbirinden nefret eden iki takım gibi duruyorduk oysa ben Karunla anlasamadığım kadar Yeşimle ve Barınla anlaşabilirdim. Kaderinn oynadığı oyunlar hiç adil olmuyordu.

Yeşim bana kısa bir bakış attı daha sonra konuşmak için dudaklarını aralayacaktı ki barın ona hadi hadi der gibi bir hareket yaptı.

" laf sokma yarısında Karunla Hazel kazandı gibi duruyor" Dedi Mert. Laf sokma yarışması yapmıyorduk ki, küçük çocuklar gibi atışıyorduk sadece ama bu atışma bana göre tatlı bir atışmaydı ciddiye almıyordum.

Barının Merte attığı sert bakışlar Mert'in susmasını sağlamıştı.

Yeşim yeni kelimeye geçtiğinde yanına gidip kelimenin ne olduğuna bakmak için kafamı uzattım. Yardım kelimesini Barına anlatmaya çalışacaktı yasaklı kelimeler ilk, bağış, destek, yapmaktı. Yeşim bir an için verilmişti o kadar iddialı konuşmanın sonunda çuvallamaktan korkuyordu

" Siz Merti balkondan sallanırdığında biz ne.." bir süre sustu aklına yapmak kelimesinin yasaklı kelime olduğu gelmiş olmalıydı . Dilini ısırarak kurduğu cümleye lanet ettim " kurtardınız göt lalesini" dedi barın mert olduğu yerde rahatsızca Kıpırdandı "sensin lan göt lalesi yedi yaşına kadar altına yapıyordun lan sen benim elimde büyüdün altını ben temizledimmmmmmm SENNİİİNNGG" Dedi Mert

" Cidden yedi yaşına kadar altına mı yaptın " dedim sesim boğuk çıkmıştı gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırıyordum. Mert'in barının altını temizlediğini iddia etmesi aklıma geldi kendimi tutamadım dudaklarımdan çıkan tiz sese engel olamadım hafife güldüm daha sonraki bir elimle ağzımı kapattım diğer elimle pardon der gibi bir hareket yapıyordum.

" Lann seni varya" barın Mert'in üstüne doğru yürümeye başladığında oyunu falan unutmuş gibi duruyordu bu benim işime gelirdi. Sonuçta oyunu unutmaması gerekirdi. Yeşim Barının kolunu yakaladığında yirmi saniyeelerinin olduğunu göz ucuyla görmüştüm.

" Barın süre bitecek" diye bağırdı Yeşim Barın Mert'in yanına giderek kafasına bir fiske vurdu Mert yumruklarını güçsüzce sallamıştı. Şu an küçük bir çocuktan farkları yoktu. Onları sıcak bir tebessümle izliyordum Yeşim Barının kolunu hala çekiştirmekle meşguldü. Mert bartuya doğru koştuğunu Bartu oturduğu yerden kalktı " bana bulaşmayın be uzak durun benden" diye bağırdı kendince olaya dahil olmk istemediğini belli etmeye gösteriyordu.

" Son on saniye" dediğimde Yeşim bir anda

" Bbbarınnn diye bağırdı. Barın kendine anca gelebilmişti barın Yeşime doğru kafasını çevirdiğinde son sekiz saniyeleri kalmıştı onları izlerken kapı zilinin çaldığını duymuştum. " Bu saatte kim lan bu?" Karunun kaşları çatılmıştı. Burnundan sert bir nefes aldı. Saat epey geç olmuştu bende bu saatte kimin gelebileceğini merak ediyordum. Mert'in adımları kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açma sesini duydum "Selllammm" içeriyi dolduran cırtlak sesle kulağımı bu sese maruz kaldığı için parçalamak istedim. Mert'in ıyylamasını duymuştum bu kızdan nefret ediyor olmalıydı. Yeşimle Barının süresi bitmişti. "Süreniz bitti" dedim sesim hafif kısık çıkmıştı. Yeşim yenilginjn vermiş olduğu duyguyla barına tıp tip bakıyordu Barınsa ne yaptığının farkında olduğu için Yeşim dışında her yere bakıyordu özellikle Yeşime bakmaktan kaçındığı çok belliydi.

" İçeriiyeee davvet etmicek misin?" Diye sordu aynı cırtlak ses

" Etmesem gidermişsin gibi" Mert'in bu kadar emin konuşuyor olmasından daha önce kıza içeriye girmemesini söylediğini kızın ise ona inat girdiğini anlamış oldum. Başımı uzatıp onlara bakmaya çalıştım ama görmemiştim. İçeriye dolan iki ayak sesiyle Merti umursamadan içeriye girdiğini anlamıştım. Bu kızda çözemedim bir şeyler vardı fazla rahatsız ediciydi. Bu tip kızlarla aram pek iyi olmazdı hiçbir zaman caner denilen kızla da adamın iyi olduğu sayılmazdı gerçi. O da benden hoşlanmamıştı bunu bana olan ters bakışlarından anlayabilmiştim.

Siktir et!!

Görüş açımıza girdiklerinde Mert arkadan kızı öldürmek istediğini belli eden hareketler yapıyordu. Elini yumruk yapıp kıza vuruyormus gibi yaptı daha sonra baş parmağını boğazına götürdü o an Mert'in elinde bir bıçakla Cansunun boynunu boydan boya gezintiye çıktığı gözümün önünde canlandı Mertten beklerdim.

" Karrruuunnngg" Ses tellerini sikimmm nasıl ses o ya? Sinirle kulaklarımı kapatmıştım. Ne ara sıktığımı bilmediğim dişlerim kırılmak üzereymiş gibi hissediyordum. Sesini böyle inceltip cırtlak çıkarmak zorunda mıydı?

" Kooruunn" diye onu taklit ettiğimde Cansunun bana attığı iğneleyici bakışları görmüştüm. Fısıltılı bir şekilde söylememe rağmen sesimi duymuşlardı umrumda da değildi Karun cansu ona hiç seslenmemiş gibi onun seslenişine aldırmadan yüzüme doğru eğildi. " Efendim bişey mi dedin?" Cansuyu taklit ettiğimi biliyordu şu an bilerek yapıyordu.

" Arkadaşın gelmiş diyorum komşucumm hadi gözün aydın " konuşurken gözlerimi kısmıştım bende yüzümü onun yüzüne yaklaştırmıştım dişlerimin arasından konuşmuştum. Kaşlarım çattıktı cümlem bittiğinde yüzüme yapmacık bir gülümseme ekledim Karuna kısaca bir bakış attım ardından göz devirerek önüme döndüm.

"Hee öyle dedin yani"

" Hee" e harfini uzataraak konuşmuştum. Cansu Karunun yanına geçip oturduğunda gözlerim kocaman açılmıştı. Çocuğun dibine girmişti hayır yani onları umursadığımdan değildi. Ola vardı olmayan vardı sonuçta cansu elini Karunun boynuna koyduğunda Karunun yüzünün kap kaptı kesildiğine şait olmuştum bir an cansuya öyle bir baktı ki Mert'in dediklerini doğru bulmaya başlayacağım sanmıştım. Karun benden çektiği bakışlarını kıza yöneltmişti

" Ne oldu cansu" diye sordu kısaca sesi toktu.

" Bizde mumm bitmiş de sizde fazladan varsa diye almaya geldim" Dediğinde Mert dilini çıkardı ve cansuya doğru uzattı cansu onun bu hareketini görmemişti. Bartu sakin bir şekilde olanları izliyordu. Yesimle barın bir kanepeye oturmuşlardı şu an Karunla kazandığımız için onlarla dalga falan geçecek hava kalmamıştı bende bu kızın önünde neşeli tarafımı gösteresim gelmiyordu. Gıcık kapmıştım işte normalde olsa şu an yeşimin başını şisirirdim. Yeşim ona laf atmayacağımı anlamış olacaktı ki barına bakmayı kesmişti su an cansuya bakıyordu. Bir kası havaya kalkmıştı.

"Valla hiç öyle bir hava yok sende sanki mumu bahane ederek Karuna gelmiş gibisin" Cansu hafifçe kıkırdadı Mert komik bişey söylemediğini belli eder bir şekilde homurdandı. Kız elini Karunun boynuna doğru götürmeye başladığında gözlerim daha çok büyüdü Karun göz ucuyla bana baktığında bakışlarım kısılmıştı karun bakışlarıma karşılık olarak piçimsi gülüşünü yüzüne eklemişti.

" Aslında o da olabilirr, Karun benim için değerli." Bu kızın karunu gerçekten sevmediğini kıza bakan herkes anlardı. Sen fazla mı büyütüyorsun? Dedi diğer Hazel. Öyle mi yapıyordum bilmiyordum. Bu kıza karşı ön yargılarım vardı fazlaca. Karun kendini geri çekmeye çalıştı ama kız çocuğu bırakmıyordu " yapıştı sülük" kendi kendime şöylenmeye başladığımda Mert'in beni onaylayan bakışlarıyla karşılaştım. Karun kızın ona olan yakınlığını umursamadan tekrardan bana doğru eğildi "ne dedi ?" Başını hafifçe sağa doğru çevirdi. Bunu yaparken bir gözümü kırptığında bir an nefesimin kesileceğini hissettim ama kendime gelmeyi başarmıştım.

"Sülükten bahsediyordum Merte" Mert'in eline çimdik attığımda mert kısık bir şekilde inledi daha sonra bir süre bana anlamaz gözlerle baktı o bir pot kırmadan konuşmaya başladım "dimi Mert biz sülüklerden bahsediyordum" dediğimde Mert aslında kime sülük demek istediğimi anlamış gibi bakışlarını bir süre Cansunun üzerinde gezdirdi daha sonra başını olumlu anlamda iki kere aşağıda yukarıya doğru salladı.

"Evet böyle çok yapışkanlar diyorduk adama yapıştılarmı bidaha sallıyorlar" Cümleyi kurarken özellikle cansuya bakmıştı.

Cansu Mert'in ona imada bulunduğunu anlamıştı ama aldırış etmemişti. Sadece göz devrimisti israrcı bakışlarını Karunda gezdirmeye devam ediyordu. "Adam dediğine bakmayın genel olarak bahsediyor" elimi havaya kaldırıo gelişi güzel salladım dudaklarım değişik bir şekil almıştı Karunun bakışları kısıldı pembemsi dudaklarını ıslattığında renginin daha çok koyulastığını görür gibi olmuştum

"Baksen" dedii

" Yaaa bakalım biz, ay ne bakacağız biz ya sülük şeylere midemiz kalkıyor bakmayalım biz" bakalım biz derken başımı olumlu anlamda iki kere aşağıya yukarıya doğru sallamıştım ama daha sonra cümlede değişiklik yapmıştım avcumu açıp kapamaya başlayarak bakmayalım biz kısmını öyle söylemiştim. Mert beni onaylayan bakışlar attı.

" Haklı" dudaklarını aşağıya doğru büktüğünde beni kafasıyla onaylamaya devam ediyordu. Caner denilen kız Karunun koluna hafifçe dokunarak Karunun görüş alanına girmeye çalıştı Karun bana bir süre daha baktı daha sonra keskin bakışlarını cansuya yöneltti

"Eee yokmu bana verebileceğiniz mum?" Sanki bilerek parmaklarını Karunun kollarında gezdiriyordu. Mert'in dişlerinin arasından küfür ettiğini duymuştum. Bartu "ohaa amk" dedi. Barınla Yeşim sessizdiler.

" İki tane olacaktı mutfak dolabında dur getirim" Karun kolunun üzerindeki parmakları çekti. Kıza onaylamaz bakışlar atıyordu bir an için neden öyle baktığına anlam verememiştim cansu davetkar bakışlarını hala çekmiyordu.

Karun bir süre mutfak dolaplarını kurcaladı daha sonra elini dolabın içine uzattı. Dolaptan aldığı mumu kaptığı gibi yanımıza geldi. Cansunun bakışları sadece Karunun üzerinde geziyordu. Bu kızı daha önce hiç görmüş müydüm?"

Karun kıza mumu uzattığında ifadesizdi. Kız Karunun yanına oturmasını istediğini belli eder bir şekilde Karunun koluna dokundu. Daha sonra bakışlarıyla yanını gösterdi. "Kazuuulettt aldın alacağını gittt artık evinee" Mert kızı şu an kovmakla kalmamış kovmaktan beter etmişti. Cansu gözlerini kocaman açarak ona baktı. Mert'in kurduğu cümleye bozulduğunu anlamıştım. Mert herkesle anlasabilecek bir kişiliğe sahip birisiydi cansuyu neden sevmiyordu acaba?

" Sana ne ya" diyerek çıkıştı cansu da

" Cansu bencede gitsen daha iyi olacak" Karun Mert'in dediğini onayladığını bildirmişti. Cansunun bakışlarındaki yıkımı görmüştüm Karundan böyle bir şey söylemesini beklemiyor gibiydi.

"Bu kızlar kalıyorlar ama" dedim neydi bu dışlanmışlık hissi falan mıydı?

" Onlar çocukluk arkadaşımız bizim" diye çıkıştı Mert Cansu bir süre anlamaz gözlerle bize baktı bakışları hepimizin üzerinde tek tek gezintiye çıkmıştı. Bana baktığında gözlerini devrmişti alacaksın o gözü oyacaksin pirelere

Yem diye atacaksın görecek sonra gününü evde bulunan tüm mumları yüzüne bastırsam kaç yıl hapis yatardım acaba?

" Benimle de üç yıldır tanışıyorsunuz ne var?" Diye sordu.

" Ne olduğunu bilmiyormuşsun gibi" Mert ona soğuk davranıyordu fazlaca soğuk.

" Hadiii cansu" Karun cansuya kalkması için diretmişti ben olsaydım bir daha onlarla muhattap bile olmazdım. Beni istemeyen birileri için bu derece ısrarcı olmazdım bir de kendini bir şey şampiyormuş gibi kapıdan girince bize selam verme zahmetinde bulunmaması yok muydu?

Cansu sonunda Karunu dinlemişti. Onlar gideli beş altı dakika olduğunda dudağımın kurumaya başladığını hissetmiştim. Şu içmek için mutfağa gidecektim ki gitmeden önce yeşimlere dönüp "şu içmek isteyen var mı?" Diye sordum. Mert su içmek istediğini söyleyince ona şu getireceğimi söylemiştim ama o benimle gelmek istediğini söylemişti mert soğuk suyun diğer odada bulunduğunu söylemişti mutfağı es geçerek koridordaki bir odaya girdiğimizde Karunla cansu kapıdaydılar. Bizi gördüklerinde kısa bir bakış attılar daha sonra tekrardan konuşmaya devam ettiler.

Girdiğimiz yer bir olaydı ama küçük bir dolabı olan bir odaydi.

Mert arkamdan geldiğinde kapıyı kapatmamıştı dolabın üzerinde bulunan pet bardaklar vardı. Odada bulunan iki tane mum odayı aydınlatmaya yetmişti.

Dolabı açarak içersinden bir şişe soğuk su çıkardım. Dolapta soğuk kola ve bir kaç soğuk içecek daha vardı dolabın üzerinde duran pet bardaklardan iki taneyi çıkardım. Bu ada çok güzeldi. Bir tane yatak yatağın üzerinde çeşit çeşit posterler vardı. Bir tane kıyafet katmak için dolap vardı. Küçük bir salıncak vardı. Duvara asılı olan gitara gözlerim takılı bir süre sağ taraftaki duvarı boyanmış cdler süslemişti havalı bir odaydı küçük bir rafın üzerine dizilmiş olan polisiye kitaplarında gezindi

bakışlarım bir süre her iki bardağa da doldurduğum suları elime aldım. Aldığım sulara bakarken "bu oda senin mi?" Diye Merte sordum bana cevap vermesini beklemiştim "şssttt" demesiyle bardaklardaki bakışım onun yüzüne tırmanmıştı.

Ona baktığım anda Gözlerim kocaman açılmıştı odada bulunan armut koltuklardan birisini kapıya doğru çekmişti üzerine çıkarak ara ara Karunla Cansunun bulunduğu yere bakıyordu. Ona suyu uzatmak için harekete geçen elim havada asılı kalmıştı. " Sen ne yapıyorsun?" Diye sordum şaşkın şaşkın ona bakmaya devam ederken

" Ben sana demiştim. Karun o kızın dokunuşlarında iğreniyor diye" Şu an Mert'in dediği şeyleri idrak edemiyordum. Tam olarak ne demeye çalıştığı belli olmamıştı.

" Ne diyon olum" Dedim kısık bir sesle sanki onları dinleyen Mert değilmiş de benmişim gibi hissediyordum Mertin gerilmediği kadar ben gerilmişti.

" Sus ve gel yanıma" onun yanına doğru ilerlediğimde Karunla yeşim'in sesleri şu an kulağıma daha net bir şekilde gelmeye başlıyordu. Cansunun yalvarış kokan sesini duyuyordum. Merte mi uyuyordum ben? Armut koltuğun üzerine çıkmasının amacı neydi tam olarak bilmiyordum sesleri aşağıdan da net bir şekilde geliyordu. Ah Hazel Mert'in pis oyunlarına alet oluyorsun.

" Dinle diye fısıldadı Mert" onun konuşmasıyla beraber Karun da cümleye başlamıştı. Bizi duymaması için dua ediyordum. Resmen kapı dinliyorduk.

" Cansu seni defalarca kez uyardım insanların arasında kalbini kırmak istemiyorum ama davranışlarına dikkat etmen lazım" Dudaklarım hafifçe aralanmıştı yüzüm refleksle Merte döndüğünde mert zaten bunları bana söylediğini belli eden bakışları atıyordu. "Benden ümidini kes bizden olmaz artık bana yakın olmanı istemiyorum hiç istemedim " açık sözlülüğü dudaklarımın mümkünmüş gibi daha çok açılmasını sağladı gözlerim kocaman olmuştu. Karunun dudaklarından mi çıkıyordu bu cümleler.

" O kız sana yaklaşsa bu tepkileri verir mıydın?" O kız? Başka bir kızın varlığı. Karunun cansuya su an kurduğu cümleleri asla kurmayacağı bir kız mı vardı bir an karnıma kramp girmiş gibi hissetmiştim yüzüm kendiliğinden buruşmuştu. Karundan bir süre ses gelmedi. Beş dakika kadar bir süre içersinde suskunluklarını korudular. " Kız çekilsene göremiyorum" mert benim kafamı hafifçe itip onlara bakmaya başladığında ona uyarak bende kafamı hafifçe çıkarmıştım Cansunun gözleri dolmak üzereydi.

Karunun sırtı bize dönüktü. Bir süre sadece onları izledim. " Bende öyle tahmin etmiştim" Dudakları kıvrıldığında ağlamak üzere olduğunu anlamıştım. Karun biraz sert konuşmuştu biz konuşmanın sadece bir kısmını duymuştuk biz gelmeden önce Allah bilir kıza neler neler demişti. Cansu Karunun sırtından içeriye doğru baktığında bir anda ben Mert'i mert beni tuttu ikimiz aynı anda bir birimizin omzundan ittiğimiz için dengemiz sarılmıştı Karunun " gitsen iyi olacak" dediğini duymustum sesi tok çıkmıştı. Şu an ayakta durmak için cebelleşiyordum. Mert de benden farksız değildi. Ağzından engel olamadığı küfürler çıkıyordu. Armut koltuğa tutunmaya çalışmıştı bir anda kendisini öne atmaya çalışmasıyla tüm dengem Altüst olmuştu. Mertle beraber yere bodozlama düştüğümüzde kapının kapanma sesini duymustum. Hemen Mert'in yanına düşmüştüm. Karunun bizi duymuş olma ihtimali tüm bedenimi esir alırken merte vurmaya başladım

"S-sen ne yapıyorsun ya" diyerek fısıldadım göğsüne çok sert olmayan bir yumruk indirdim.

" Ussst beee" ellerini sallayarak bana engel olmaya çalıştı. Bir elimle onu ittiğimde o da aynı şeyi bana yaptı. Yaklaşık bir kaç kere itişip kalkışırken bu eylemimize son veren bir şey olmuştu.

Karun olduğu yerde hafifçe öksürükmüştü alt dudağımı dişlerimin arasına aldım merte onu öldürmek istediğimi belli eden bir bakıs attıktan sonra gözlerimi kapattım. Bizim onları dinlediğimizi anlamış mıydı acaba? Ahh salak Hazel ne diye Merte uyuyorsun kızım sen aldın başına belayı işte kurtul şimdi Karunun çenesinden kurtulabilirsen Allah'ım nolurr anlamamış olsun yarabbim nolurrrr sıkıca kapattığım gözlerimi isteksizce açtım son kez Merte baktıktan sonra bakışlarımı ağır çekimde Karuna yönelttim odanın kapısına yaşlanmış ellerini birbirine dolamış bize bakıyordu. Tekrardan Merte baktığımda o da bana bakıyordu. Yakalandığımızın farkına varmıştık. Tekrardan Karuna baktım sonra yine merte mertte bir bana bir Karuna bakıyordu

" Sizzz..." diye konuşmaya başlamıştı ki kurtuluş biletimizmiş gibi çalan kapının sesini duymuştum. Şu an gelen kişi cansu bile olsaydı alnından öperdim. Kapının çalması bizim kurtuluşumuz olmuştu resmen işaret parmağımı kapıyı göremesem de kapının olduğunu düşündüğüm yere doğru uzattım. "Aaa kapı ben bı gidip kapıya bakım" Karunun şüpheli bakışlar benim üzerimdeyken uzandığım yerde sırt üstü doğruldum ve emekleye emekleye Karunun yanına doğru yürüdüm onun yanından geçecekken başımı kaldırıp hafifçe ona baktım alttan alttan bana bakıyordu şu an kirpikleri daha uzun gözüküyordu.

" Bende arkadaşımı tek bırakmayayım" Mertte benim arkamdan emekleye emekleye geldiğinde Karunun önünden geçmiştik Karun bize engel olacak ufak bir harekette bile bulunmamıştı bu bile bu yaptığımızın acısını sonra göstereceğini belli ediyordu. Onun diline düşecektim ya ahh aptal Hazel ne diye dinledin Merti

Merte suç at hemen tabi, sanki dinlemeye dünden razı değilmişsin gibi

Senin kapanma tusun yok mu ya ne diye gereksiz yerlerde gereksizce konuşup beni sinir ediyorsun bir sus ya milletin iç sesine bak bir de sana bak sanki başkasının iç sesi gibisin hep bir beni yalanlamalar hep bı beni uyandırmalar hep bir benden farklı düşünmeler ne bu haller anlamıyorum ki düşman mıyız? Hayır ona göre sana düşman kesileyim. İstesen de düşman olamazsın bana çünkü bensiz yapamazsın Susss

Merte kapıya geldiğimizde Mert kapıyı açarak kapı koluna yöneldi kapıyı hafifçe indirdiğimizde kulağıma dolan ağlama sesleri kaşlarımı çatmama neden oldu arkamızda birinin daha gölgesi vardı bu kişinin Karun olduğu belliydi. Biz geldikten sonra mert koridorlara mum koymuştu. Benim karanlıktan korktuğumu öğrenmiş olmalıydı. Çünkü ilk geldiğimde koridorda mum yoktu kapkaranlıktı. Kapı tamamen açıldığında görünürde kimse yoktur ama bakışlarım daha aşağıda kayınca kundağı içindeki bebeği görmemle gözlerim kocaman açıldı.

Karunun adımlarından yanımıza doğru ilerlediğini anlamıştım. Tepemizde dikildiğinde bebeği görmüş olduğunu biliyordum kafamı kaldırarak ona anlamaz gözlerle baktım. Onun da neler olduğundan haberi yok gibiydi bakışlarımı bebeğe döndürdüğümde onu daha dikkatli incelemiştim. Bebeğin üzerinde bulunan bir notu gördüğümde elim nota uzandı. Notta şu yazıyordu. Ben notu okurken yanımdaki mert ve tepemdeki Karunda da benimle beraber notu okumak için eğilmiştiler bebek hala ağlıyordu.

" Ben sizi tanımıyorum siz de beni tanımıyorsunuz biliyorum ama adımlarım beni buraya getirdi. Bu binaya girdiğimde bu kapı dışında başka bir kapıyı çalmak gelmedi içimden. Sizin iyi kalpli birisi olduğunuzu hissetim belkide bilmiyorum size tek söyleyeceğim şey yavrumaa iyi bakın ben ona iyi bir anne olamadım. İmkanlarım yetmiyor çok agladim onu bırakmak istemedim ama bunu yapmak zorundaydım. Ona iyi bakın olur mu" Notu okurken dudaklarım şaşkınca aralandı.

" Bu neydi şimdi " Mert'in şaşkın sorusuyla şaşkınlığımın daha çok arttığını hissettim.

Bir bebek hayır sil terkedilmis bir bebek. Hayır sil terk edilmeye mahkum bırakılmış bir bebek.terk edilmek zorunda kalmıs bir bebek

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

5 yorum