İyi okumalar..
Bir kaç gündür yaşadığım anormal olaylardan birisini daha yaşıyordum şu an. Ben daha Gülhan ablanın evinde şu anda bulunuyor olmalarını atlatamamışken konuşmalarımızı duyan Gülhan abla " Siz daha önceden tanışıyor muydunuz?" Diye ilgili bir sesle sordu. Karun oturduğu yerde daha rahat bir pozisyona geçtikten sonra Gülhan ablaya baktı. " İki gündür çok yakından bir şekilde tanıştık biz " dedi. Daha sonra bakışlarının hedefi olarak beni esir aldı. Bir süre öylece yüzümü izledi daha sonra sanki zamanını bekliyormuşcaşına dudağının sağ kısmı hafifçe yukarıya doğru kıvrıldı. Donuk bakışlarla onu izliyordum. " Öyle değil mi benim tatlı komşum" diye sordu. İnsan biraz utandırdı ya, Gülhan ablanın önünde bile yapıyordu yapacağını. Gülhan abla bende cevap bekliyormuşçasına bana baktı. Zoraki çıkan sesimle konuştum.
"Evet tanıştık biz komşularımızla" dedim tok bir sesle. Gülhan ablanın gözlerinin parladığınaSait olmuştum. Yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı
" Eee neee güzelmiş o zaman, bariii sevdiniz mi birbirinizi çocuklar?" Yeşimle beraber Karunla Barının karşısına oturmuştuk bizim yanımıza da Gülhan ablaya oturmak için hareketlenmişti. Tam otururken sorduğu soruyla daha çok gerildigimi hissetmiştim. Kimsenin görmemesine dileyerek Yeşim'in kolunu hafifçe cimcikledim
" Ahhhh ne cimdik atiyon kızım" diye bağırmasını beklemediğim için gözlerim kocaman açıldı. Karunla göz göze geldiğimde elektirik çarpmış gibi bakışlarımı çekmiştim. Konuşmak istemediğimi anlamıştı.
" Çok iyi anlaştık Makbuşçuum sen merak etme özellikle Hazel arkadaşımla.." diyerek adımın üstüne vurgu yaparak konuştu. İsmimi ilk defa söylediğini duyuyordum. Bedenimin gerildiğini hissettim " Dimi komşucum?" bilerek yapıyordu. Cevap vermek istemediğimi anlamıştı ya illa gıcıklık yapacaktı gıcık.
ona tıp tip baktiktan sonra hala bana bakıp ne olduğunu anlamaya çalışan Yeşime baktım. Nasıl baktığımı tam olarak tanımlayamamısken Yeşim bir anda önüne döndü. Kızdığımın farkına varmıştı galiba sinirim ona değildi. Ona yapmaya çalıştığım şeyi anlamadı diye kızamazdım. Bu bencillik olurdu bana göre, benim sinirim Karun denilen adamaydı.
başımı hafif yana doğru yatırarak sinirim geçmesini bekledim. Gülhan ablanın bakışlarının benim üzerimde olduğunu biliyordum. Dudaklarımı konuşmak için aralasam da geri kapatmıştım ne diyeceğimi bilemiyordum çünkü başımı dik tutmaya özen göstererek bakışlarımı Karuna çevirdim. Ona dik dik bakarken konuşmaya başladım " Yaa tabbii çok iyi anlaştık..." Ondan bakışlarımı çekerek Gülhan ablaya baktım ona baktığımda hafifçe gülümsemiş ve konuşmaya devam ettim. " Her şey çok güzel ilerliyor Gülhan ablacım. Eve de yavaş yavaş alıştık. Her şey için teşekkür ederiz. " Gülümsemem genişlemişti.
" Ahhh ne demek çocuklar, ben sizin küçüklüğünüzü bilirim benden çekinmeyin hiç bir zaman annelerinizle çok yakın arkadaşız tabi sonradan bazı nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldık yollarımız kesişmez oldu. " Annemlerle Gülhan ablanın yollarının ayrılmasının nedeni neydi biliyordum. Merak etsemde Karunların bulunduğu ortamda bunu konuşmak istemezdim. O yüzden susmayı tercih ettim.
" Annem bahsetmişti sizden" Susma yemi etmemişti Yeşim hanım demek ki
" Öyle mi ahh çok mutlu oldum" diyen Gülhan ablanın sevindiği her halinden belli oluyordu.
" nasıl yani makbuş sen taniyor musun yeni komşularımızı" Karunun ilgili çıkan sesinden sonra ona baktım. Ona neydi sanki
" Yeşimle Hazel'in beşinci yaşlarını bile hatırlıyorum ben " diyerek konuştu. Ben niye Gülhan ablayı hiç hatırlamıyordum. Annem ara ara bir arkadaşı olduğundan bahsediyordu da tam olarak hatırlamıyordum.
" O kadar yakından tanıyorsun yani" Barın sorar gibi konuşmuştu. " sizin birbirinizi tanımamanız normal tabi çocuklar küçükken birbirinizle hep oynardınız" Gülhan ablanın kurduğu cümleden sonra ağzım iki karış açılmıştı. Bizz mi küçükken oynuyorduk. Bide Karun dedile ukalayla mi oynuyordum. bi ben mi hiç hatırlamıyordum.
" Bizi küçükken sizin yaşlarınızda iki tane kız arkadaşlar var diye götürdüğün evdeki kızlar bunlar mı? " Karun inanmayan gözlerle Gülhan ablaya bakıyordu. Ben Gülhan ablanın onları küçüklükten beri tanıyor olmasına mi şaşırsaydım. Aslında onlarla küçüklükte beri tanışıyor olmama mı şaşırsaydım benim hatırlayamadıgım anıları Karunun hatırlamasına mı şaşırsaydım.
" Şimdi hatırladım siz o beraber yakan top oynadığımız çocuklarsınız" Yeşim'in sesini duymamla birlikte ışık hızında ona döndüm. Oha Yeşim de mi hatırlıyordu.
" Hazelin mi kası patlamıştı o gün?" Mert'in sorusuyla birlikte ona döndüm. Kamera şakası mıydı bu olanlar. " Ben ne alakayım ya ben sizi hiç hatırlamiyorum" adını hala bilmediğim çocuk bir bana bir Yeşime bakıyordu o da benim gibi hatırlamamış gibi duruyordu.
" Bi gün su savaşı yapmıştık. Ben seni elimdeki şişeyle ilk iş olarak seni ıslatmıştım" Barının Yeşime ilgiyle bakarak kurduğu cümle herkesin ilgisini çekmeye yetmişti. Dudaklarını ıslatan Barın konuşmaya devam etti "Senin üzerinde elbise vardı elbisenin şeklini tam hatırlamıyorum ama o gün seni ıslattım diye ağlamıştın ağlarken devamlı o benim en sevdiğim elbise diye söyleniyordun susacak gibi değildin ben de susman için şişeyi kendi başımdan aşağı dökmüstüm sonra sana bak bu da benim en sevdiğim takım demiştim sen ağlamayı kesmiştin benim üzerime gülmeye başlamıştın o gün sinir olmuştum sana" Bu kadar net hatırlıyor muydular lan !
" Sen o çocuk musn? " Yeşim saklayamadıgı meraklı sesiyle sormuştu. Barın yemeginden bir çatal aldıktan sonra yavaşça çiğnemeye başladı. Yemeğini tuttuktan sonra tekrardan Yeşime baktı.
" o çocuğum evet" dedi tok bir sesle.
" iyi ki konuyu açmışım o zaman bakın ne güzel birbiriniz hatırlamış oldunuz" Gülhan abla bizi hayranlıkla izliyordu. Onlar konuşurlarken ben yemeğime gömülmüştüm. Hiçbir şey hatırlamıyordum. Belkide zaman geçtikçe hatırlardım ama şu an akımda her şey silinmiş gibiydi. En iyisi yemek yemekti.
Karunun ve diğerlerinin bana bakıp bakmadıgını bilmiyordum. Yeşim hafifce boğazını temizledikten sonra " Galiba ben değildim kası patlayan, Hazel olmalı " Dedi. Kaşımın üzerinde dikiş izi vardı zaten ama küçüklügümde bu bahsettikleri olay olduğundan sonra kaşımın bu hale gelip gelmediğini hatırlamıyordum.
" Evet iki saat mızmızlanmıstı kaşı patladı diye ağlamamıştı ama çenesi yetmişti. başımın etini yemişti senin yüzünden oldu diye, beni suçlamaya küçüklügümüzden beri alışmış herhalde" Ben Kaşım patlayınca suçlu olarak niye Karunu bulmuştum ki
" Senin suçun demişsem o zaman senin suçun olduğu yüzünden olmuştur" diyerek başımı gördüğüm yerden kaldırdım yemeğimi yemeye son verdim. Karun ağzına attığı lokmayı yedi ardından " Ben mi sana yakan top oynarken gel üstüme atla dedim Hazel!" Diye sordu
" ne bilim Karun sanki hatırlıyor muyum? Kesin geçerli bir sebebim vardır benim " kendimi savunmaya geçmiştim.
" Sen hatırlamıyor musun o zamanları" Gülhan ablanın merak dolu sesine dümdüz çıkan sesimle karşılık verdim " ben ne onları ne de seni hatırlamıyorum Gülhan abla evet bizim eve gelen bir kadın ve çocuklar vardı ama gerisini bilmiyorum bu kadar bildiğim şeyler. O gelenlerin siz olup olmadığını da tam net bilmiyorum" dedim. Kadının resmen yüzü asılmıştı.
"Sen hep Karunla kavga edip tartışırdın ama en çok da Karunun yanında olurdun. Biz size geldiğimizde gözün hiçbirimiz görmezdi. Bir keresinde biz yine geldiğimizde Yeşimi görmüştük ama sen ortalarda yoktun. Daha sonra annen ve teyzen bizi içeriye davet etti içerde biraz oturduk sonra bahçeye oynamaya çıkmak istedik. Karun oyun oynamaktan için seni de beklememizi söylemişti..." Bir süre sustu hatırlamaya çalışıyor olmalıydı o zamanı. Karunn küçükken beni mi beklemek istemişti oyun oynamak için. Daha doğrusu ben küçükken onlar gelince hep Karunun yanına mi geziniyordum. Yok artık daha neler
" Bir süre sonra sen elindeki şekere baka baka yanımıza doğru yürümeye başlamıştın. Başını yere eğdiğin için yüz ifaden pek belli olmuyordu. Bizi görmemiştin. Sonra şekerden başını kaldırdığında bize doğru baktın önce heyecanlanmıştım ama sona ağlayarak hiçbirimizi umursamadan Karunun yanına koşmuştun..." Gözlerim kocaman açılmıştı Karuna bakamiyordum bile bunların hepsini ben mi yapmıştım. Karuna bakamsam da bıyık altından güldüğünü hissedebiliyordum. Daha adını bilmediğim çocuk konuşmaya devam etti. "Karunun yanında vardığında Karun sana niye ağladığını sormuştu sende seni oyun oynarken bir çocuğun seni bilerek yere ittiğini şekerinin de toz olduğunu söylemiştin bir kaç saat sonra çocuk biz oyun oynarken önümüzden geçerken sen yine ağlamaya başladın sana ne olduğunu sorduğumuzda önümüzden geçen çocuğun aynı zamanda sana saldıran ve şekerini toz toprak yapan çocuk olduğunu söylemistin. Karunda gidip çocuğu sırf seni ağlattı diye dövmüştü"
" Siz benimle dalga geçiyor olmalısınız "
" bende hatırlıyorum Hazell o geldiğinde benim yanıma bile az uğrar olurdun. Yanıma geldiğinde b beş dakika kalır Karunu gördüğünde yanımdan toz olurdun. Benim seni kıskandığım çocuk Karundu " Yeşimi ikna mi etmişlerdi acaba? Bana şaka falan yapıyor olmalılardı. Hiçbir anıyı hatırlamıyordum. Tek bir günü bile hatırlamaz mıydı insan
Bişeyler söylemek yerine yemeğime döndüm. Yediğim yemekleri sindirmek adına bardakta dolu olan suyu içmeye başladım. Sudan bir yudum almıstım ki Karunun sesini duymam ve suyun boğazımda kalması bir olmuştu
" çocukken bile hayranmışsın bana" Demesiyle öksürük krizine girmiştim. İçtiğim suyu boğazıma tıkmıştı. Gülhan abla kim bilir neler bekler düşünecekti. Yeşim panikle olduğu yerden kalkarak sırtıma hafifçe vurmaya başladı
Karuna baktığımda geniş geniş olduğu yere yayılıyordu. Gülhan abla ona onaylamaz bakışlar atıyordu. Mert'in bizi gülerek izlediğini görmüştüm. Barın ovvv gibisinden bir ses çıkarmıstı.
" Bişey yok, utandı sadece." Dedi. Ardından dudağını diliyle ıslattı ve bana imalı imalı bakmaya başladı. Birden ayağımla dizine sert bir tekme geçirmemi beklemiyor olacaktı ki yüzü hafiften ekşimişti. " Tamam iyiyim Yeşim" diyerek yeşim'in sırtımdaki elini indirdim ve ona hafifce güldüm. Karun kendine gelmeye çalışıyordu. Mert'in kahkaha sesini duymuştum. Karunun bacağına tekme attığımı görmüş olmalıydı
" Ne oldu komşucum Betin benzin attı sanki?" Diye sordum. Yamulan yüzünü düzeltip "Hayranlarımın bana olan ilgileri bünyeme ağır geliyor bazen" Gerizekalı.
" Sen çok mu farklıydın Karuncum. Senin Hazelden ne farkın var? Siz küçükken Hazel uyuduğunda başında bekleyen kimdi. Bir keresinde onunla uyuyakalmıslıgın bile vardı" Gülhan ablanın Karuna laf sokmasını beklemiyordum. Anlattıkları anıların hiç birisini hatırlamayan tek kişi olmak biraz moralimi bozmuştu. Şimdi bide bu bilgi çıkmıştı başıma.
" Siz emin misiniz bu anlattıklarınızın doğruluğuna? Ben karşımdaki su adamla tartışmaktan başka hiçbir şey yapmıyorum çünkü de" Dedim. Kurduğum cümleden sonra araya Mert girmişti.
" Bizde onu diyoruz kızım, en çok Karunla kavga ederdin ettiğin kadar da dibinde dururdun. Yanından ayrılmazdın. Ayrılmadığın zamanlarda da hep kavga ederdiniz diye hatırlıyorum ben ama birbirinizi de savunmasını iyi bildiriniz" bilmiş bilmiş kurduğu cümleden sonra bir Karuna bir bana bakmaya başladı.
" Ben bunun dibinden her fırsatta dövmek için ayrılmıyordum kesin" Diyerek kendimi saunmaya geçtiğimde Karunun hiç konusmadan beni izlediğini fark etmiştim. Bir şey demesini beklesem de sessiz kalarak hiçbir şey dememişti. Mert ve diğerleri yemekelerine geri dönmüslerdi Karuna tekradan baktığımda bakışları hala bendeydi daha sonra iç çekmis ardından da elindeki çatalı masanın üzerine bırakıp elini çenesini altına dayayarak doğrudan beni izlemeye başlamıştı. Bir an için utanmış ve başımı Yeşime doğru çevirmiştim o bir yandan yemek yiyor bir yandan da Karuna bakıyordu. Onun yanında bulunan Gülhan abla ise ağzındaki yemeği çiğnerken hayranlıkla bize bakıyordu. Bismillahirrahmanirrahim
bakışlarımı tekrardan Karuna çevirdiğimde "Gerçekten hatırlamıyor musun çocukluğumuzu?" Çocuk gibi çıkan masum sesiyle dumura uğratmıstı beni. Gözüme ilk defa bu kadar masum gözüküyordu. Sanki hatırlamama ihtiyacı varmış gibi sormuştu soruyu ama ben hatırlamıyordum işte
" Hatırlamıyorum..." Dedim. Yüzünde nedenini bilmediğim bir ifade oluşmuştu. O an bana her zamankinden daha farkı bakmıştı. Bir saniye düşünüyormuş gibi yaptıktan sonra düşündügüm şey aklıma gelmiş gibi bir hareket yaptım. Ne diyeceğimi zaten biliyordum. Sadece Karunun o gıcık hareketlerine karşı benimde onun gibi olmam lazımdı.
" Aaa bak gördün mü ben seninle alakalı çocukluğuma dair hiç bir şey hatırlamıyorum ama sen saniyesi saniyesine hatırlıyorsun. Bence ben sana değilim ama sen bana bayağı bir hayransın komşuccummmm" Dedim.
" Hazel" demesiyle sinirlerimin gerilmek üzere olduğunu hissettim. Adımı ağzına aldığında bile bir garip oluyordum.
" Ne var?" Diye sordum.
" Hiç mi hatırlamıyorsun?" Dedi.
" Bir saniye bile olsa hatırlamıyorum Karunn"
Son cümlemden sonra bakışlarımı ondan çektim ve yemeğimi yemeye devam ettim. Konuşmaktan hiçbirimiz doğru düzgün yemeğimizi yiyememiştik ki Karunun neden ısrarla hatırlayıp hatırlamadıgımı sorduğunu bilmiyordum. Hatırlamıyorum dememe rağmen hala ısrarla soruyordu. Bilerek yaptığım bişey değildi ki aklıma gelmiyordu işte. Çocukluğuma dair hatırladığım tek kişi Yeşimdi ondan başka biri de yoktu. Önce de dediğim gibi sadece bizim eve gelen bir kadın ve onun yanında getirdiği çocukları hatırlıyordum ama gerisi yoktu.
Bir yandan yemeğimi yiyordum bir yandan da düşüncelerimin içerisinde gezintiye çıkmıs gibi hissediyordum. Karun onu hatırlamadıgım için bozulmuş muydu pek bilmiyordum. Onun böyle bir şeye bozulacağını sanmıyordum. Yemekleri yedikten sonra Gülhan ablaya sofrayı kaldırmasında yardım etmiştim. O her ne kadar istemese de yardım etmemi falan ben yardım etmiştim. Yeşim bir an kadının sözünü dinleyip oturacak gibi olsa da benim sert bakışlarımı gördügü gibi bundan vazgeçmişti. Karunlar salonda oturuyorlardı. Gülhan abla bize yorgunluk kahves yapıyor. Ben tabakları falan sudan geçiriyordum Yeşim de makineye diziyordu.
" Eline sağlık Gülhan abla herşey çok güzeldi" günüm güzel geçmişti her şeye rağmen
" Ne demek canım benim her zaman beklerim" Yüzümde hafif bir gülümseme oluşmuştu misafirperver bir kadındı. Yeşimle işimizi bitirdikten sonra salona geçtik. Gülhan abla da hemen arkamızdan geleceğini söylemişti.
kahvemizi içtikten sonra eve giderdik geç olmuştu artık. Salondaki kanepelerden birisine yerleşmistik. Bişey atlamıştım dimiii ben Karunla yan yana oturmak zorunda kalmıştım. Zaten evde bir tane geniş kanepe vardı bı tane de ondan daha küçük sadece iki kişinin sığabileceği bir kanepe vardı.onun dışında tek kişilik bir tane vardı. O bir taneyi Gülhan abla için bırakmıslardı. İki kişinin sıgabileceğine Barın ve adını bilmediğim çocuk oturmuştu. O ikisi bile zor sıgmışlardı. Zaten genis geniş omuzları vardı. Büyük kanepede ise en Barına taraf olan en sağ köşede Yeşim onun yanında ben benim yanımda Karun Karunun yanında ise Mert vardı. Biz geldiğimizde sol tarafa kaymıslardı bizim oturmamız için.
Karun anormal bı şekilde bana hiç bulaşmamıştı.
Elinde kahvelerle salona giren Gülhan abla kahveleri sephaya bıraktı ve bize isteyenin ordan almasını söyledi. Yeşim kahvesine uzanamamıştı sıkış tıkıs oturduğumuz için ben eğilerek ona onunkini vermiştim. Bunu yaparken refleksle sol kolum Karunun bileğine dolanmıştı. Bedeninin gerildiğini hissetmiştim. Yeşime kahvesini verdikten sonra kendi kahvemi de aldım daha sonra kolumu Karunun bileğinden çekmiştim.
Mert yanındaki Barına dönerek " Olumm biz gidecek mıyız yarın ki Parti'ye" diye sormuştu bu parti o Cansu denilen kızın Karuna bahsettigi parti olmalıydı.
" Tabi ki gideceksiniz o kadar düzlenledim ben sizin için o partiyi çocuklar" diye yapmacık bir sinirle onu uyarmıştı. Daha doğrusu hepsine gidiyordu bu lafı. Gülhan ablanın aklına yeni gelen bişey varmış gibi eliyle alnını ovuşturmasını ve kendi kendine söylenmesini izlemiştim.
" Ahh benim saff kafam..." Bir Yeşime bir bana baktıktan sonra konuşmaya devam etti. "Çocuklar size söylemeyi unuttum kusuruma bakmayın ben siz gençlerin anlaşması adına sitedeki tüm çocukların katıldığı bir parti düzenledim. Yarın buraya yakın göl kıyısının orda bir parti verilecek sizde artık bu apartmanda oturduğunuza göre itiraz kabul etmiyorum sizde gideceksiniz " Daha fikrimizi bile sormamıştı. Yeşim'in kadını dinlerken gözlerinin içinin parladığını göz ucuyla görmüştüm. Baya sevinmis olmalıydı.
" Ama Gülhan abla biz gelmesek daha iyi olur, zaten kimseyi tanımıyoruz" diyerek onu ikna etmeye çalıştım. Yanımdaki Karunun elinin yumruk olduğunu görmüştüm. Sinirlenmiş miydi o? Sinirleneceği bişey yoktu ki ortada
" Yok kızım o partiye gidilecek hem ne güzel işte kafanızı dağıtmış olursunuz. Bizim çocuklarla gidersiniz " bizim çocuklar diye bahsettiği su an beraber oturduğumuz çocuklardı galiba Karunda dahildi buna
" Olur ya Yeşim de zaten çok hevesli duruyor, gideriz biz beraber" Barının bir anda ortaya atlayarak kurduğu cümleden sonra itiraz etmeye çalışacaktım ki Karunun yüzüme edilmesiyle bedenim kapkatı kesildi. Nefesini kulak memenin üzerine çarpıyordu. "Israr etme işte gelin, beraber gideriz." Diye fısıldadı. Mimiklerini sabit tutmakta oldukça zorlanmıştım. Beni dinlemeye beklerdi herhalde susma kararı alarak önüme dönmüştüm.
Karun da bir kaç saniye daha öyle bekledikten sonra önüne dönmüstü.
Günün geri kalan kısmında kahvemizi içmiş içtikten sonra herkesin bardağını önünden alarak tepsiye dizmiştim. Mutfağa giderek kahve makinelerini sudan geçirip makineye dizmiştim. Gülhan ablaya peşin peşin ben yapacağım yoksa partiye hiçbir kuvvet götüremez beni demiştim. O da beni onaylamak zorunda kalmıştı
Hepsini sudan geçirip makineye dizdikten sonra tekrardan salona gittim. Yeşim Gülhan ablaya artık gitse iyi olacak konuşmsı yapıyordu. Gülhan ablaya ve içerdelere iyi geceler diledikten sonra oradan ayrılmıştık ve eve gelmiştik. Eve girer girmez kendimi soğuk suyun kollarına bırakmıştım. Duş almak bana iyi gelmişti. Banyodan çıktığımda saçımı kurutma gereği duymamıştım. Sadece saçlarımı taramıstım. Daha sonra kendimi yatağa atmıştım. Hala aklım almıyordu. Biz nasıl Karunlarla önceden beri tanısıyorduk Yeşim bile hatırlıyordu. Acaba nasıl anılarımız vardı onlarla
onlarla olanları mı merak ediyorsun yoksa sadece Karunla olanları mı?
Ne alaka Karun iç sesim ?
Acaba yarınki parti için ne giyseydim? Ne giyeceğin mi önemli cidden Hazel hiç tanımadığın insanların arasına gireceksiniz o kadar. Biraz daha düşündükten sonra kendimi uykunun kollarına teslim ettim.
••••••••••••••°°°°°°°°°°°°°°°••••••••••••••
Zor bela yataktan kalkıp kendimi salona atmıştım. Yeşimin odasına gittiğimde spor yapıyor olduğunu görmüştüm. Fiziği ile alıp veremediği neydi bu kızın hiç anlamıyordum. Zaten çok güzel bir fiziğe sahipti. Mankenlere taş çıkartabilecek bir fizigi vardı. Mutfak masasının üzerine dolaptan çıkarttığım zeytin, köy peyniri, kaşar peyniri,reçel bal, çikolata ve sosisi koymuştum. Dolabın içerisinden son olarak yumurta çıkartıp tezgaha bırakmıştım. Çayı yaptıktan sonra yumurtayı da yapmaya başlamıştım. Tam tamına üç tane yumurtayı kabin içerisine kırmıstım. Güzelce çırptıktan sonra içerisine biraz da tuz atmıştım.
Caydan ötme sesi geldiginde olduğunu anlamıştım. Çaydan önce hazır olmuş olan yumurtayı masanın ortasına bırakmıştım tam ortada durması için kaşar peynirinin bulunduğu tabağı biraz köşeye çekmiştim. Çayı katacağım yere bez kattıktan sonra çayı üzerine katmıştım. Bizim evde annem hep öyle yapardı. Çayı katacağı yerin altına bez katardı. Çay sıcak olduğu için bez katmayınca çaydanlığın alt tabanının masada sıcaklığından dolayı iz bıraktıgını düşünüyordu. Son anda Salatalık ve domates de doğrama kararı aldım. Salatalıkları ince ince doğradıktan sonra onları katmak için çıkardığım tabağın sağ tarafına katmıştım. Ardından domatesleri de doğrayıp salatalıklarım sol tarafına boydan boya dizmiştim. İki tane bardak koyduktan sonra çay kaşığı ve şekerliği de eklemiştim. Çay bardaklarının içerisine çay kaşıklarını koyduktan sonra çatal ve kaşık da koymuştum. Ardından ekmekleri de eklemiştim herşeyin tas tamam olup olmadığını kontrol ettim. Emin olduğumda ise iceride deli danalar gibi spor yapan Yeşime seslendim.
" yeşimm hadi gel, sofraa hazır!" Diye bağırdım. Kendi sandalyemi çekerek oturdum yeşim'in gelmesini beklemeden yemeye başlamıştım. Bir iki dakika sonra kapıdaki Yeşimin sofraya doğru yürüdüğünü görmüştüm. Yemeğime kaldığım yerden devam ederken Yeşim karma oturdu.
" Affiyet olsun Hazel'im " demesiyle birlikte ağzımdaki lokmayı hızlıca çiğneyip yuttum
" sana da Affiyet olsun Havuç kafa" yumurtaya ekmeğini bandırırken suratını aşmıştı. Ona havuç kafa dememe sinir oluyordu " kızıl benim saçlarım Kızıl" dedi üstüne basarak.
" Neresi kızıl be bu saçın bal gibi de turuncu turuncu kafa " dudaklarını dişlerinin arasına alıp gözlerini de şaşı yaparak beni siklemediğini belli etmeye çalışmıştı bu hareketi baya bı komigime gitmişti.
bir süre yemeğimle oylanmıştım. Bilmem kaçıncı zeytinimi de ağzıma atıp çiğnemeye başladığımda yediğim yemekleri sindirmek adına çayımı yudumlamaya başladım. Yeşim yemek yerken yüzü şekilden şekile giriyordu. Ne düşünüyordu acaba yüzü çok komik gözüküyordu böyle olduğunda bakışlarıyla bakışlarım kesiştiğinde ağzındaki baklayı çıkarmıştı sonunda
" Hazel sen akşam ne giyineceksin?' Diye sordu. Aslında bende bilmiyordum ne giyineceğimi. Elbisem yoktu ki benim doğru düzgün.
" Ne bilim kızım benim elbisem mi var" dedim
" O nasıl şey kızım benden giyinirsin" çatık kaslarıyla bana bakıyordu. Onda var mıydı güzel elbise " sende varmı ki partilik elbise?"
" Herhalde var kızım, Yeşim Yakut diyip geçme!" Sahte bir kızgınlıkla beni uyarmıştı. Bunu yaparken hafifçe gözleri kısılmıştı işaret parmağını sağda sola doğru hareket ettirmişti.
"Ayyy götüm, sen Yeşim Yakutsan Bende bu güne bu gün Hazel Yakut'um" diye çıkışmıstım. Annelerimizin kızlık soy adlarını taşıyorduk ve bundan gurur duyuyorduk.
" benim kuzenim işte ne olacak" Benden övünerek bahsediyordu. İyi ki benim kuzenimdi. Küçüklügümde beri beni ayakta tutmayı başaran tek kişi oydu. Bahsettiği gibi Karun veya diğerlerini tanımıyordum. Bahsettikleri anıları da anlamıyor olsam da Yeşim hatırlıyordu, Karunun, Mert'in, Barının ve adını bilmediğim çocuğun da çocukluğumda yer edindiği bir gerçekti. Yeşim'in hatırlıyor olması bile bunu onaylamama yeterdi.
Yeşim sanki aklımı okuyormuş gibi
" Hazel sen cidden onlarla olan çocukluk anılarımızı hatırlamıyor musun? " Diye sordu.
" Hatırlamıyorum Yeşim" dedim.
" Dün..." Cümleye başladıktan sonra bitirmemiş tek bir kelime edip deyip dememekte kararsız olduğunu belli eden bir bakış attı bana
" Ne dün Yeşim? Ne diceksin?" Diye meraklı bir ses tonuyla sordum. Çayımdan bir yudum daha aldığımda hala Yeşim'in konuşmasını bekliyordum. Önündeki receleden bir çatal alıp ağzına attı. Bir süre yemeğiyle oylandı. Bunu fırsat bilip köy peynirinden çatal yardımıyla bir dilim keserek ağzıma attım. Yeşim sonunda konuşmak için dudaklarını aralamıstı
" Keşke Karuna öyle sert çıkışmasaydın?" Dedi.
" Hangi konuda?"
" Hani dedin ya tek bir saniyesini bile hatırlamıyorum Karun diye, onunla olan çocukluguna dair" dedi. Ben onu Karuna özel söylemistim ki
" kızım ben onu ona özel söyleme..." Lafımı kesmiş ve tekrardan konuşmaya başlamıştı.
" Her ne içinse işte Hazel keşke demeseydin..O kırgın baktı sana, evet ukala birisi ama o an sen ona bakmadığın için görmedin belki ama kırgın bakıyordu işte kızım ya!" Diye sitem etti. Kendisini bana anlatana kadar canı çıkıyormuş gibi bir hali vardı olayı en yanlış anlamayacağım şekilde anlatıyordu. Kırılmamı istemiyordu.
" Hatırlamıyorum Yeşim ne yapabilirim"
" anlıyorum " Dedi.
" Bak cidden hatırlamıyorum ne Karun'u ne de diğerlerini gıcıklık olsun diye söylemediğim bişey değil Yeşim gerçekten hatırlamıyorum. " Ona açıklama yapma gereği duymuştum.
" tamam hazel inanıyorum ben sana " Hafifçe tebessüm ederek bana gülümsedi. Aynı şekilde bende ona gülümsedim daha sonra yemeğime döndüm. Yemeği yedikten sonra sofrayı kaldırdım. Yeşim de çamaşırları sermek için dışarı çıkmıştı bilerek çıkmamıştım Karunla su an karşılaşmak istemiyordum. Nedenini bende bilmiyordum.
ev işlerini yapmaya devam ettim. İşler bitene kadar canım çıkmıştı. Bir an kalp krizi geçirip ölçeğim diye yüreğime inmişti. Karunu bu gün sadece bir kere görmüştüm o da ben Çöp dökmeye indiğimde apartmana doğru yürürken yanına Cansu deilen kız gelmişti. Bir saniyeden kısa bir süre boyunca göz göze gelmiştik. Zaten daha sonra o kız yanına gelmişti. Bende Bakışlarımı üzerlerinden çekip eve doğru yürümüştüm. Karun bana çöp dökerken de hiç laf atmamıştı. Galiba artık bana bulasmama kararı almıştı. Daha iyi işte kızım senin de istediğin bu değil mi zaten?
Yeşim Mert'ten Parti'nin saat yedi gibi başlayacağını öğrenmişti erken başlıyordu. İşleri bitirdikten sonra balkonda Yeşimle beraber oturuyor ve boş boş dışarıyı izliyorduk. Balkon yola bakıyordu. Burdan çöp atmaya gittiğim yer bile gözüküyordu. Yeşim oturduğu armut koltuğa iyice yaşlandı. Ben gök yüzünü izliyordum. Gök yüzü Allah'ın bize bağışladığı mucizelerden birisiydi bana göre. No9 da oturan komşularımızdan ses geliyordu ama balkona çıktığımızdan beri hiç balkonda görünmemişlerdi.
bir ara Mert'in kime söylediğini duymadığım cümlesi hafifçe gülümsememe sebep olmuştu. Yeşim bana nazaren gülüşünü saklama gereği duymamış ve salarak kahkaha atmıştı.
" La bebe ben senin sidikliii donlarını az mı temizledim daha şu kadar sabiydin lan sen.." cümlenin devamını duyamamıstım ama bu kadarı bile gülümsememe yetmişti.
Bir süre gürültülü sesler gelmeye başladı. Mert içerde bir güzel haslaniyor olmalıydı.
" Aşkolsun Barrttuuuusuuucuummm bizz daha balayına gidecektik' dudaklarımın arasından küçük bir kahkaha kopmuştu. Mertin sayesinde adını bilmediğim çocuğun da adını öğrenmistim demek ki adı Bartu' ydu Yeşimle aynı anda güdüğümüz için biraz fazla ses çıkmıs olmalıydı ki içerde ordan oraya koştuğunu düşündüğüm Mert son kurtuluş yeri olarak yanımiza Gelme kararı almıştı galiba bunu da yanımıza gelmeden önce kuruduğu son cümleden anlamıştım.
" ahhh benim güzek komşularımmm bunu herifflerrr beni hırpalıyorlarrrr yetişin anammm polisi arayın sosyal hizmetleri arayın bişeyler yapın yandımmmmm beee" diye bağırıyordu. Balkona doğru koştuğunu ayak seslerinden anlamıstım resmen evin içinde tepiniyorlardı. Bir anda karşımıza Bartu' nun elinde tencereye varken Mert elini arkasına katmış kıçısını koruyorken çıkmalarını beklemediğimiz için Yeşimle aynı anda karşımızdaki manzaraya bakıp bakıp gülüyorduk.
Barın içeriden çıkarken " Lan ben seni o balkondan aşağı kurbanlık koyun gibi asmaz mıyım" diye bağırıyordu. Küçük çocuklar gibi gözüküyorlardı.
Mert bize yalvara gözlerle bakıp
" Siddet görüyorum ben bu evde " dudağını yapmacık bir şekilde aşağıya büktü işaret parmağını titrek bir şekilde Bartuya doğrulttu ve sallayarak "Tava fantazisi var bu piç kurusunun" deyip sahte göz yaşlarını sildi. Sonra onların beklemediği bir anda Bartuyu Barının üzerine itti. Bartu gerçekten Mert'in bu hamlesini beklemiyormus gibi hafif bir sendelese de düşmemişti. " Ulan şimdi seni kim alacak benim elimden" Bartunun arkasındaki Barın Bartuyu kenara çekerek Merte doğru atıldı ve yakasına yapıştı. Gözlerim kocaman bir şekilde açılmıştı. Yeşim'in de benden farkı yoktu. Barın bir anda Mert'i sırtına aldı. Daha sonra nasıl olduğunu anlayamadığım bir anda sırtındaki Mert şu anda balkondan baş aşağı sarkıtırılmıs bir şekilde duruyordu. Yeşim korkudan dolayı bir adım geriye doğru çekildi. "Ne yapıyorsun ve sen? Manyak mısın? " Diye bağırdı. Barın sanki şu an yaptığı normal bir şeymiş gibi Yeşime baygın gözlerle abartma istersen der gibi baktı. "Kendileri bu duruma alışıklar bişey olmaz yani bünyesi alışık onun" deyip Merti baş aşağı sarkıtması yetmiyormuş gibi koluyla tuttuğu bacaklarindan tutup salladı. Yüreğim ağzıma gelmek üzereydi.
" Barın tamam bırak çocuğu! " Yeşim Barının ters bişey yapacak olmasından korkuyordu. " Hadi sakin bir şekilde sallandırdıgın gibi geri al sırtına onu " Yeşim sesini sakın tutmaya çalışıyor gibiydi. Bartu da " Artık dersini almıştır zaten dimi aslan parçası." Diye sordum Mertten ses gelmeyince hafif panik olmuştum.
" Niye ses vermiyor lan bu? " Diye soran kişi Yine Bartu olmuştu. Barın aynı daha demin yaptığı gibi tek hamlede Merti tekrardan sırtına almış daha sonra yere bırakmıştı. Mert yerinde durmaya çalışıyordu başı dönmüş olmalıydı. Karun ortada yoktu.
" bii an bayılacam sandım. Kusmuğum ağzıma kadar geldi" bedeninin yerinde olup olmadığını anlamak adına kendisini yoklamıştı. Bu olaylar olurken Yeşimle korkudan ayağa kalkıp izlemeye başlamıstık. Mert hiç beklemedigmiz bir anda balkonun Demirliklerine çıkıp duvardan destek alarak bizim balkona atlamıştı. Olabildiğince geriye doğru gitmeye çalışmıstım. Yeminle deliydi bu çocuk düşmemesi için kolundan tuttum. Doğrulduğunda onlara geri dönerek
" Ben sizin kartlaşmış biryerlerinize çok mu meraklıyım. Yazıklar olsun sizin altınızı temizlediğim zamanlara yazıklar olsun sünnettinizde biryerlerinize kestirip sizi adam ettiğim zamanlara' Diye bağırdi. Ordan buraya geçiş yapınca yürek Yemişe dönmüştü resmen
" Az önce elimin altındayken niye böyle konuşamadın lannn" Barının sinirle bağırmasını umursamadı ve ona dil çıkarttı.
" Benim el fetişim var tatlım elinin altındayken heyecanlanıyorum ne yapayım?" Üzgün çıkmasını sağladığı sesinde sonra Bartu lafa atlamıştı "Gay misin lan sen?" Diye sordu. Mert cilveli bir ses tonuyla " Gay' im ama sana" dedi ve havalı bir bakış yaptığını düşündüğünü düşündügüm bir bakış atarak kaşını iki kere havaya kaldırıp indirmişti " ulan seni bir elime geçirirsem var ya!" Barın kendilerin balkonundan bu balkona elini uzatmaya çalışsa da basarisiz olmuştu. Çünkü balkonlarimizin arasinda boşluk vardı. Bu hali hafif sırıtma sebep olmuştu. Mert şanki üzerine hırka giyinmiş gibi hayali hırkasıni çekiştiriyormuşçasına tişörtünü çekiştirmişti.
"Ayy üstüme iyilik sağlık yettiisin apartman sakinleri buy adammm karısınaaa şiddet uyguluuyoorrggg" diye adeta kendini yırtmıstı.
" Girin içeri lan essekk sıpaları!!" Üst kattan kimin olduğunu göremedigimiz ama yaşlı bir dedeye benzeyen sesinin olduğunu anladığımiz birisi bağırmıştı.
" Benim ne suçum var kellisini öptüğüm kel Mahmut amcam hepsi bu gerzekk herifflerin suçu" adama resmen kellisini öperim demeye çalışıyordu. Gülmemek için elimi ağzıma götürdüm dişlerimi sıkıyordum.
" Attıracağım lan sizi bu apartmandan görüsunuz ulaaa siz!" Bartu elini heee hee der gibi alayla sallamıstı Mert bize dönerek " bu bunu çocukluğumuzdan beri bininci söyleyişi oluyor, yaşlandı emekli oldu bı gözü toprağa bakıyor hala bizi attıramadı yanarım yanarım ona yanarım. Bazen şakacıktan kendi kendimi attırasim geliyor ölmeden önce gariban sevindirmek sevaptır " Yesim'in kahkahasını duymamla birlikte kendimi tutamayarak bende gülmeye başlamıştım. Bir ara bakışlarım Barına takılmıştı. Yesim'in gülüşünü izliyordu.
" Ayy sizde gülmeyin bee hadi içeri geçelim. Malum akşam parti var düşün önüme" adama bak kendi evimizde bize emir veriyordu. Pic kurusu. Acaba barından daha merhametsiz davranıp bunu şu an surdan Barınla Bartunun bulunduğu yere mi atsam diye düşünüyordum şu an.
Mert bizi beklemeden salona girdiğinde bizde arkasından onu takip ettik. İçeri girmeden önce Barınla Bartuya akşam görüsürüz demiş daha sonra içeri kaçmıştım. Yeşim tam içeri girecekken Barın ona bişey söyleyeceğini söylemişti. Yeşim içeriye girmek için adımlanan bacakları olduğu yerde çakılı kalmıştı. Mert ne konuşuklarını merak edip dinlemek istese de ona engel olmuştum. Makyaj malzemelerini toplayıp salona Mert'in yanına getirmiştim. Saçımın düz olması benim her zaman işime geliyordu. Ben makyajımı yapamaya başladığımdan beş dakika sonra Yeşim'in içeriye girdiğini gördüm.
" Ee Hazel daha elbise bakmadık ki!" Diye cırlamıştı. Mert eliyle kulağını kapatarak "Cırlama kız" diye bağırdı. Daha sonra Yeşim'in dediği cümleyi yeni duymuş gibi
"Neeee senin HAALA BİR ELBİSEN YOK MUU?" Beterin de beteri vardı. Yeşimi uyarıyordu ama kendisi yeşimden daha cırtlak çıkan bir sese sahipti maşallah. " Bana diyene bak!" Diye bağıran Yesim'e dil çıkartıp eline telefonunu almış bir yerlerde gezinmeye başlamıştı. Makyajım yaklaşık on beş dakika içerisinde bitmişti. Makyajımı bitirdikten sonra Yesim'e baktım. Bana bakıyordu. Makyajının son dokunuşlarını yapıyor gibiydi.
" oldu mu makyajım" merte dönerek meraklı bir şekilde sordugum sorunun cevabını bekliyordum. Başını kurcaladığı telefonundan ayırdıktan sonra bana baktı. Neredeyse bir dakika boyunca yüzümü incelemişti. Daha sonra hafif bir ıslık çalarak "Bu gece gözler üstünde olacak desene" demişti. Aman kismenin gözünü mözünü istemiyordum. Zorla vermeye çalışan olursa da o gözünü ona yedirirdim. Mertin yüzümde gezen bakışları saçlarıma kaymıştı. " Eee saçların, onlara şekil vermeyecek misin?" Diye sormuştu. Kendi saçlarımı sevdiğimi söylediğimde saç örmeyi bildiğini ve kendimi Mertttoş kuaförün ellerine bırakmamı istemişti. Onu kıramayarak teklifini kabul etmiştim. Bir iki örgüden bişey olmazdı.
Mert saçımda kendi kafasına göre takılarak bişeyler yapmıştı. Çıkarttığı sonuç benim çok hoşuma gitmişti. Baya güzel örgülerim olmuştum tatlı duruyordu Yesim'e nasıl gözüktügümü sorduğumda " İnsan olmayı becermissin sonunda" demişti. Gözlerimi devirerek " Abartma istersen" demiştim.
" Of tamam Hazel seninle uğraşamam rujum bozulur. " Makyajına da çok önem verirmiş. Ben ruj sürmemistim parlatıcı sürmekle yetinmiştim. Mert'in saçımı örmesi de dahil neredeyse bir saatimi almıştı. Yüzümü ve saçımı kendine getirmem. Sadece kıyafet giymek kalmıştı geriye
Mert bana Barınların o eve giderse onu haslayacakalarını söylemiş ve onun yerine gidip onun kıyafetlerini almamı istemişti. Vicdanlı yanıma oynamıştı. Red etmeyi düşünsem de Mert'in orayaa gitmesi durumunda Barının ona yapabilecekleri gözümün önünde canlanınca bunu yapmaktan vazgeçmiştim. Derin bir nefes alarak evin çıkış kapısına doğru yürüdüm.
Kapıyı açtıktan sonra terliğimi giyinip no9 yazısının bulunduğu kapının önünde durdum ve evin ziline bastım. Bir süre bekledikten sonra kapının açılma sesini duydum. Sabahtan beri sadece bir kere gördüğüm Karuun karşımda bana bakıyordu. " Sana da selam" hala konuşmuyor olmamdan dolayı bu cümleyi kurmuş olmaydı.
Elimle saçlarımı hafifçe arkaya doğru attıktan sonra konuşmaya başlamak için dudaklarımı aralamıstım ki karunun saçlarımı ve yüzümdeki makyajı izlediğini gördüm. Fazla yoğun bakıyordu.
" Mert bizim yanımızda duymuşsundur. Buraya gelirse onu haslayacaklarını söyledi ve beni gönderdi. Kıyafetlerini istiyor" Cümleyi kurarken Karunun hala hazır olmamıs olduğunu fark etmiştim. Gelmicek miydi ki acaba? Dün bana bozma işte gel demişti. Gelirdi herhalde
off sana ne Hazel?
Karun cümlelerimi sakin bir şekilde dinlemişti. Daha sonra ne zaman kapıyın koluna yaşlandığını bilmediğim elini kapıdan çekmiş ve "Bir dakika bekle" diyerek beklemem gerektiğini bildirimisti. Yaklaşık iki dakika sonra kapıda belirmişti Elinde Mert'in kıyafetleri de vardı. Yanıma gelerek bana elindekileri verdi. Bana verdiklerini elinden alırken yüzü yüzüme daha yakın bir noktada durmuştu. Allah'tan kısa sürmüştü de gerilmem önlenmişti.
Elimde tuttuğum kıyafetlerle Karuna bakmaya devam ediyordum. Saçımın bir tutami anlina mi dökülmüstü sanki? Bu onu daha bir serseri göstermisti. Ben niye hala gitmiyordum. Olduğum yere çakılmıştım sanki. Karun hala neden görmediğimi sorgulayan bakışlar atıyordu bana. Aklımdaki soruyu sorup sormamak arasında gidip geliyordum. Sağ elimi boynuma doğru götürüp hafifçe boynumu sıvazladım. Söyle kurtul kızım işte ne var bu kadar gerilecek Karşımdaki Karun laf atmaya çekinmedigin her fırsatta laf soktuğun adam kendine gel!! Kendi kendimin gazına gelerek konuşmaya başladım.
" Karun..." Yapabileceğinin en iyisi bu mu Hazel çocuğun sadece adıyla seslenmek ne demek ya? Cümlenin devamını vermedi mi bakkal amcan sana?
karun elini saçlarına daldırarak hunharca saçlarını dağıtmıstı. Yorgun gibiydi. " hmm?" Dedi sorar gibi. Baygın bakışlarıyla bana bakıyordu ve cümleme devam etmemi bekliyordu. Yüreğime inecekti şimdi
" Sen..." Parayla mı veriyorlar kızım sana kelimeleri? İç sesinle gayet güzel atışıyorsun ama.
" Ne ben Hazel?"
" Sen gelmiyor musun?" Sonunda söyleyebildiğimde derin bir nefes almamak için zor duruyordum. Gözlerindr ışıltı oluşur gibi olmuştu. Bir an oyuncağı eliinden alınan çocukmus gibi gelmişti gözüme şu an oyuncağını geri almanın sevincini yaşıyor gibiydi. Yaklaşık baya bir saattir göremedigim gülümsemesinin yüzüne tekrardan yerleşmesini sakin bir şekilde izlemek zorunda kalmıştım. Onun sırıtışına karşılık verecek gibi olmuştum ama kendimi toplamıştım.
" Benim düşünceli komşum benim partiye gelip gelmiyecegimi merak mı etmiş" İmalı imalı konuştuktan sonra kendince eğlendiğini belli eden bir harekette bulundu. Kendine gelmişti Ukala
" Ne merak edecem seni be? " diye çıkıstım.
" Etmedin mi?" Diye sordu masum masum
" etmedim tabi" dedim dik dik üstten üstten ona bakıyorken.
" Offf kulağımızla duymasak inanacağız hanımefendinin dediğine"
" Yanlış duymuş senin kulakların" dedim.
" Kulak bu güzelimm duymak istemediğini bile duyurur insana"
" Ciddi olamazsın yemin etsene.." dedim inanmaz gözlerle ona bakarken. Resmen adama bı enerji geliyordu benimle uğraşınca
" Hem nerden güzelin oluyorum ben senin ya Bana bakkk bir daha bana güzelim de..." Cümlemi bitirmeme izin vermeden bir anda üzerime doğru yürümeye başladı. O geldikçe geri gidiyordum. Sonunda merdivenin koluna toslayınca gidecek yerimin kalmadığını anlamıstım. Sen şimdi naneyi yemedim mi Hazel? Ne diye didişiyon in ki cin mi olduğunu daha bilmediğin adamla ya şimdi seni merdivenden aşağı atsa kim engel olur buna
Karun aramızdaki son bir adımlık olan mesafeyi de kapattı. Yüzünü yüzüme çok yakın bir noktaya getirmis daha sonra imalı bir sesle sorusunu sormuştu. " Dersem ne olurmuş? " Diye sordu. Güzel soruydu. Karşımdaki adam tek eliyle beni çiğ çiğ yerdi. Neyin özgüveniydi bu bendeki bende bilmiyordum. Benimle şu an ciddi ciddi eğleniyor olduğu her halinden belliydi.
Önce yüzüne doğru yaklaşmaya başlamıstım. Aramızdaki mesafe git gide azalırken. Bakışlarının dudaklarıma düşmüştü. Hiç beklemediği bir anda dizimi karnına geçirmiştim. Acıyla bağırdıktan sonra elini karnına götürüp karnını tutmaya başlamıştı. Ohh olsundu.
" Bu olur benim canım komşum" Dedikten sonra bizim evin ziline basmıştım. Kapıyı açan Mert bir bana bir de iki büklüm olmuş bir şekilde kıvranirken karnını tutan Merte baktı. " Siz ne yaşadınız lan? Diye sormuştu. Sanki dizimi Karununn karnına hiç geçirmemisim ve karunu İlk defa şimdi görüyormuş gibi davrandım.
" Ahh komsucum sen hala burada mısın ya? Gitmemis miydin sen? Ovv karnına ne oldu yediğin bir yemek mi dokundu?" Diye tatlı çıktığına emin olduğum bir sesle konusmuştum.
Mert'in gülmemek için zor durduğunu göz ucuyla görmüstüm. Karunun ona atığı bir bakış onun yüzündeki gülümsemeyi silmesine yaramıştı.
Merte doğru dönerek üzgün bir şekilde çıkmasını sağladığım sesimle konuşmaya başladım. " Mert''çim gördün mü komşucuğumun son halini" Mert yatağındaki sahte göz yaşlarını siliyormuş gibi yaptıktan sonra " Gördüm gördüm dayak yemiş galiba" demişti o bunu derken içeriye onun yanına gitmiştim. Şimdi mert"le beraber Karuna kapıdan bakıyorduk. Karunun olduğu yerden sinirle doğrulup" Lannn ben şimdi seni Barınlara bırakmadan süzeçle süzmez miyim?" Diye bağırmıs daha sonra yanımdaki Merte doğru atılmıştı. Ama sadece atılmıştı. Benim yüzünr kapatacağım kapıyı hesaba katmadığı için deli danalar gibi sinirlenmişti. Hiç çekinmeden kahkhamı salmıştım.
" Bide bana komşuluk kuralları deyip tuttruyor. Bu kapıyı ikinci yüzüme kapatışın komşucum yazdım bunu bir kenara yaaaa insan komşusunun karnına tekme atar mı hiç ya? " Kendi kendince ban kızıp söyleniyordu. Bu hallerini büyük bir zevkle izledikten sonra Merte döndüm.
" Ahhh yazık üsteki dayağı kızdan yemiş galiba" Sesimin Karuna gitmesini sağlacak şekilde bağırmıştım. Karun'un ağzından kaçan küfürlerle yalnız başına bırakıp salona doğru yürüdüm. Mertte arkamdan geliyordu. Salona girdiğimizde Yeşim'in saçlarıns su dalgası yaptığını gördüm. Saçının yarışı bitmisti.
Kanepeye oturarak yeşim'in işini bitirmesini bekledim. Onu beklerken sıkılmaya başladığımi hissetmiştim. Beklemeyi gerçekten sevmiyordum. Yeşim tüm saçını bitirdiğinde makyaj aynasından kendini izlemeye başlamıştı. Daha sonra içine sinmeyen bir yerin olduğunu çatılan kaslarında anlamıştım. Beklediğim gibi yapmış ve şeklini beğenmediği saç tutamını eline alarak makineye tekrardan doladı. Güzel olduğuna kanaat getirdiğinde yaptığı dalgayı yavaş bir şekilde yerine geri bıraktı. Şimdi daha güzel duruyordu gerçekten de
Yeşim bunları yaparken neredeyse on dakika geçmişti. Mert üzerine giyinmeye gitmişti. Şimdi kapıda bana havalı olduğunu düşündüğü bir bakış atıyordu. Kendince havalı bir bakış attığını sanıyordu ama benim çok komigime gidiyordu. Havalı değildi de çok komikti. Saçlarını hafif dağıtmıştı
" Nasıl olmuşum?" Diye sordu. Yüzüme hafif bu tebessüm ekledim. "Fazla serseri" dediğimde kaşları hafifçe çatıldı."övdün mü gömdün mü kızım?" Diye sordu. Ona onu övdüğümü söylediğimde gururu okşanmış bir şekilde bana bakıyordu. Daha sonra hala kendini inceleyen Yeşime
" Kızıl ejder meyvesi olmuş muyum" diye sordu. Yeşim bakışlarını makyaj aynasından çektikten sonra Mert'e baktı. Baştan aşağıya doğru süzdükten sonra ooo gibisinden bir ses çıkardı. "Fazla yakışıklı olmuşsun Parti'nin gözde yakışıklılardan birisi olacağınıza eminim beyefendi" diyip benden daha güzel bir şekilde övmüştü. İnsanları ovmeyi beceremiyordum. Mert'in neşesi daha da yerine gelmişti. Ona gülerek bakıyordum. Çok tatlı duruyordu. Gerçekten de aralarındaki en masum kişiydi.
Yeşim saçıyla makyajından tatmin olduğu zaman onun odasına doğru yürümeye başladık. Yeşim bana kendi kafasında giyineceği elbiseyi belirlediğini söylemişti. Kızın bin bir türlü çeşit elbisesi vardı. Her yere uygun her çeşitten bir sürü hepside birbirinden güzel elbiselerdi. Sorun zaten elbisee değildi bendeydi. Elbiseler çok şık dursa da bana yakısabilecegine emin değildim. Başlarda iki üç tane bana üzerimde berbat durduğunu düşündüğüm elbiseleri giyinmiştim. Mert ilj giydiğimin diğer ikisinden daha güzle olduğunu söylese de benim içime hiçbirisi sinmemişti. En son zümrüt yeşili göğüs dekoltesi olan yere kadar uzanan arkasında ipli bağlaması olan bir elbiseydi. Elbisenin sol kısmında dizimin üzerine kadar gelen bir yırtmacım vardı. Aynada kendime baktığımda çok güzel durduğunu görmüştüm. Ama sanki biraz fazlaca abartılıydı bu kadarına gerek var mıydı acaba?
Yeşimlerim yanına tekrardan gittiğimde elimle elebisenin eteğini tutuyordum. Yere kadar uzanıyordu elbise başımı kaldırıp onlara nasıl olduğumu soracakken ikisinin de ağızları açık bir şekilde duruyordu. Onlar da mı abartılı bulmuşlardı acaba? Mert yeşim'in ağzına vurarak
" Sinek kaçacak KAP'a şu ağzını" diye yapmacık bir sinirle bağırmıştı.
" Nasıl olmuşum?' Diye sordum. Mert beni tekrardan baştan aşağıya doğru süzdükten sonra ıslık çalmıştı.
" baş döndürücü duruyorsunuz Leydim. Bu gece tüm gözler üzerinizde olacak gibi gözüküyor" aman kismenin gözünü istediğim yoktu. Gülhan ablayı kırmamak adına gidiyordum o Parti'ye bir an önce gidip partiyi kazasız belasız atlatıp evime gitmek istiyordum. Gözünü çok vermek isteyenin de ricasını kırmazdım o siktigimin gözlerini oyar sahibine geri verirdim sıkıntı yoktu.
" Sanki biraz fazla abartılı oldum ya" dedigmde yeşim'in bana saçmalama der gibi baktığını gördüm. " kızım melek gibi olmuşsun ne abartısı ya ?" Diye sordu.
" bizim apartmanda yaşıyorsan abartıya alışacaksın kızım sen diğer kızların giyindiklerini görmedin daha hepsi birbirinden daha abartılı oluyor özellikle Cansu" Son kurduğu cümle ilgimi çekmişti. O da mı tanıyordu o kızı demek oluyor ki Cansu Mert'in de arkadaşı gibi bişeyiydi.
" Bu Cansu Karunun yanına gezinen kız değil mi " dedim.
" Ayyyy hiç sorma bide o mesele var kız amele sümüğü gibi yapıştı Karuncuğumaaa biir salmıyor çocuğu" Mert'in arkadaşıydı herhalde mi demiştim ben başta. Cümlemi geri alıyorum. Mert o kızdan ölesiye nefret ediyor gibiydi ondan bahsedince gözlerinin içi kızgınlıkla bakıyordu Karunu onda kıskanıyordu.
" Yoo ben gördüm Karun halinde gayet de memnun gibiydi" Tam bişey diyecekken dudaklarını birbirine bastırmıştı. Bir süre anlamaz gözlerle bana baktı. " Karunun elinde olsa kızı evrenden yok edeer hem sen nerden biliyon o kızın Karunun yanında gezip durduğunu?" Güzel soruydu. Her şeye bu kadar burnunu sokmamalıymışsın dimi Hazel işin sonunda böyle kabak gibi ortada kalırsın dimi Hazel
" Hazel doğru söylüyor bende gördüm. Bayağı kız Karunu öpüyordu" Yeşim benim sıkıştığımı anlamış gibi cümleyi kendisi devralmıştı. Mert bı bana bir Yeşime bakıyordu. Yüzünde alaycı bir ifade oluşmuştu.
" kediniz söylüyorsunuz kız Karunu öpüyordu diye, Karun kızı öpmemiş sonuç olarak" Diye çıkıstığında
" ama bu kıza Karunun onu öpme iznini verdiğini değiştirmez" diye bende ona çıkışmıştım. Durduk yere neden gerildiğimi anlayamamıştım.
" ha sen kıskandın Karunu "
" Ne kiskancam ben ne onu hayatımın bir kaç gününde yer alan çocuk " Cidden neyini kıskanacaktım ben onun kendini beğenmiş ukala birisiydi. Onu kıskanarak o egosunu daha çok yükseltmek gibi bir niyetim yoktu.
" Çocukluğumdan beri tanıdığım dicektin herhalde" dedi mert bilmiş bilmiş.
" Hatırlamadığım çocukluğum mu?" Diye sorduğumda
" Hatırlamıyor olman bazı şeyleri yaşamadığın anlamına mı geliyor?"
Dedi.
" Sonuç olarak hatırlıyor muyum? hayır.Sonradan hatırlamayacağım bir şeyi yaşamış olmamın bana ne gibi bir anlam katmasını bekliyorsun?" diye sordum. Bu çocukluk olayına niye bu kadar çok takmışlardı anlamıyordum. Hatırlamıyordum işte hiçbir şey
Önceden bişeyler yaşamış olsam ne yazar sonradan hatırlamayacaksam bir anlam ifade eder miydi yaşamak? Bence etmezdi. İnsan önemsiz görüldüğünü unuturmuş. Tabi önemsiz insanlar değillerdi benim için.
Kendinle çelişiyorsun Hazel
Mertle daha fazla tartışmak istemiyordum Yeşim araya girerek bizi sakinleştirmeye çalıştı daha sonra artık parti denilen illete gitmemiz gerektiğini söyledi. Kapının önüne geldiğimizde Yeşim ayakkabılıga dizmiş olduğu topuklu ayakkabılarından taşlarla çok güzel bir şekilde işlenmiş gümüş rengindeki bir ayakkabıyı çıkartıp bana uzattı. Bu ayakkabıya zamanında çok para verdiğini söylüyordu ayakkabının arkasında kelebek deseni vardı. Ayakkabı çok güzel gözüküyordu. Ben spor ayakkabı giyinmek istemiştim ama Yeşimle Mert bana engel olmuşlardı. bir şekilde topuklu ayakkabıyı giyinmeme yardım etmişlerdi. Kendime son bir kez koridordaki boy aynasından baktım. Fena olmamıştımm. Evden dışarı çıktığımızda Yeşim evi kilitliyordu. Bense no 9 numaralı dairenin kapı ziline bastım bir süre bekledikten sonra kapının açılma sesi gelmişti bu süre zarfında Yeşim Mert'in yanına geçip orda durmuştu. Ben sağ tarafta bizim evin kapısının orda duruyordum. Benim yanımda mert Mert'in yanında da Yeşim duruyordu işte
Kapıyı açan kişi Barın olmuştu. Merte nazaren sip siyah olmuştu o neredeyse dört düğmesini açık bırakmıştı. Kolyesini ön plana çıkarmak istemiş olmalıydı. Mertle bana gelişi güzel göz gezdirmis daha sonra Yeşime bakmıştı. Bize baktığında önemsiz bir şeye bakıyor gibi bakan gözleri Yeşime döndüğünde sanki aradığı önemli şeyi bulmuş gibi parlamıştı. Yeşime fazla yoğun bakıyordu. Bağıkıslarının altında yatan imayi anlamak zordu. Yeşim'in de ondan farkı yoktu. Utandığı kırmızılaşan yanaklarından belli olmuştu. Barının bir saniye gibi kısa süren bir zaman diliminde Yeşim'in kızaran yanağına baktı. Mert'in laf arasında kulağıma eğilip "Bunların arasında ne var böyle" Diye sormuştu. Mert de fark etmişti demek ki. Merte doğru yüzümü hafifçe döndüm. Bunu yaparken elbisenin eteklerini tutmuştum. "Ne bileyim olum ben!" Diye hafifçe çıkışmıştım. Tekrardan önüme döndüğümde Karunun buraya doğru geliyor olduğunu gördüm.
Bize bakmıyordu. O da Barın gibi sip siyah giyinmişti. Parmakları düğmelerinin üzerinde geziyordu dikkati gömleğindeydi. "Kim gelmiş Barın?" Diye sorduktan sonra Barının cevap vermesini beklemeden bakışlarını bize çevirmişti. Göz göze geldiğimizde hala gömleğini iliklemeye çalışıyorken parmakları yavaşlamıstı. Beni baştan aşağı süzdüğünde zor da olsa yutkunmaya çalıştığını fark etmiştim. Fena olmamıştı. Adını koyamadıgım Bakışlarla bana bakmaya devam ediyordu. Hafifçe boğazını temizledikten sonra kendine gelemeye çalıştı olduğum yere çakılı kalmıştım sanki. Kendine geldiğini hafifçe yukarıya doğru kıvrılan dudaklarından anlamıştım.
" Yüzüme kapı kapamalara doyamayan komşularımızın geldiğini neden söylemedin bana Barıncım?" Diye alayla sormuştu alkli sıra bana laf soktuğunu sanıyordu. Barının onunla ilgilenecek durumda olmadığı her halinden belliydi. Yeşime bakmakla meşguldü kendileri. Yüzüne bir tane patlatsam ruhu duymazdı.
" söylese ne olacak komşucum" Diye sordum.
" Ee kapıyı ben açardım canım komşuma o yüzüme kapılar kapatsın ne olacak? Benim tüm kapılarım ona açık" bu dediğine kim inanırdı bunun ya
" görende çok iyi komşu olduğunu sanar. bak yapma surdan birisi mirisi geçerken yanlışlıkla çok iyi komşu olduğunu sanar falan mazzallah akıllara durgunluk verir bu olay" Gülecek gibi olsa da dudaklarını birbirine bastırarak bunu engellemişti. Bana hala gerçek anlamda gülmemişti. Evet dudağının kenarı yukarı doğru kıvrılıyordu ama bunu zaten bilerek yaptığı her halinden belliydi. Alışkanlık haline getirmiş gibiydi.
" Ben zaten çok iyi bir komşuyum"
" Allah çarpar adamı dikk..." Lafımı yarıda kesen başka bir ses olmuştu. Sesin sahibi biraz uzakta gibiydi. ciğerlerini sökmekten beter ettiği sesiyle Karuna seslenmişti.
" kaaaruncummm" Topuklu ayakkabının sesi git gide yaklaşıyordu. Bir süre geçtikten sonra bu kişinin cansu denen kız olduğunu fark etmiştim. Görüş açımıza girdiği an Mert'in sinirlerinin bozulmaya başladığını görmüştüm. Kırmızı benimkinden daha farklı bir göğüs dekoltesi olan göğüs dekoltesi in üzerinde de taşlı bir kısım olan yere kadar uzanmayıp dizinin üzerinde biten bir elbise giyinmeyi tercih etmişti. Makyajı fazla abartılıydı Mert'in "Geldi bizim filli boya" dediğini duyar gibi olmuştum
Cansu denilen kız hiç birimizi umursamadan önümüzden geçip doğrudan Karunun yanına gitmişti. Hiç birimizi umursamadan Karunun yanağına öpücük bıraktığında Gözlerim kocaman açılmıştı. Barın kızı gördüğü an elektrik çarpmış gibi kendine gelerek göz devirip içeriye Bartunun yanına ona bakmaya gideceğini söyleyip gitmişti. Yeşim'in yuz ifadesini göremiyordum. Mert bir elini bana doğru uzatmış omzuma koymuş diğer eliyle de midesini tutarak kusma üzere olduğunu belli etmişti. Karunun yüzünde değişik bir ifade vardı. Mert kolunu omzumdan çektiğinde cansu denilen kız Karunun diğer yanağını da öpmeye yeltendiginde öksürük krizine girmiştim. Oha bu kadarı da fazlaydı. Aile var burda diye bağırasım gelmişti. Öksürüğüm sağ olsun buna izin vermiyordu. Karunun bir anda kızı nazik olmayacak bir şekilde kenara çekip yanıma doğru koşar adımlarla gelmişti. Kolumu nazik bir şekilde tutuktan sonra " İyi misin canım komşum?" Diye imalı bir sesle sormuştu. Neden imada bulunmaya çalışıyor gibi hissettmiştim. Düzgün nefes alamaya çalıştıktan sonra kendime gelmek adına elimle yüzümü yelledim. Cansu denilen kadının cırtlak sesiyle " komşu derken? Yeni komşular sizler mısınız" deyip bir beni bir Yeşimi gösterdiğini göz ucuyla görmüştüm. Kendime geldiğimde kolumu Karundan kurtarmıştım.
" Bir kerede anlamıyor musun?"diye sormuştum. Kadının yüzü hafif bir asılmıştı. Mert'in kulağıma eğilerek Hazel 1 Cansu 0 diye fısıldadığını duymuştum. Laf sokmak için yapmamıştım ki sadece insanların anladıkları şeyleri anladıkları halde ısrarla sormalarını sevmiyordum. Tabi bu sadece gıcık aldığım insanlara karşıydı. Karunun bıyık altından hafif bir şekilde güldüğünü görür gibi olmuştum veya ben öyle sanıyordum
Kadın rahatsız olmuş bir şekilde olduğu yerde kıpırdandı. Umrumda da değildi. Bir süre sonra Barınla Bartu kapıda gözükmüşlerdi. Bartunun da kolyesi belirgin bir şekilde ortadaydı. O da sip siyah giyinmişti aralarında tek farklı olan Mertti galiba. Barının kolyesini onda İlk defa görüyor olmama rağmen Bartunun kolyesinin ise tanıştığımız ilk günden beri boynunda olduğunu fark ettim. Acaba ona göre farklı bir anlamı mi vardı kolyenin?
Barının boyunu sarmalayan yılan dövmesi ona farklı bir çekicilik katmıştı. Herkes hazır olduğunda Parti'nin olduğu yere yürüyerek gitme kararı almıştık. Parti Bartunun söylediğine göre pek uzakta değildi on beş dakikada varmış olurduk.
Bugün çok uzun sürecek gibiydi...

