İçeriğe geç

No 9

Bölüm 3 · 23 dk okuma

No 9

Bölüm 3

Bölüm 2: Bay ukala

İyi okumalar...

Bana bugün rahat yok muydu? Ne zaman düzgün bir hayat yaşayacaktım tek istediğim aksiyonun saçma sapan olayların karşıma çok nadir çıkmasıydı. Her gün olması insanı yoruyordu. Hayır bi gün düşüp bayılmaktan korkuyordum artık. Bugün bütün gün boyunca yaşadığım anormal olayları düşündüm hayatımda bu tip olaylar çok fazla yaşıyordum. İnsanlarla anlaşmakta zorluklar çekiyordum. Ya ben onlara derdimi uygun bir dille anlatamıyordum ya da onlar benim anlattığım şeyleri anlamak istedikleri şekilde anlıyorlardı. Çok garipti. Türkçe konuştuğuma emindim. Anlamayacakları hiçbir şey yoktu. Acaba bende mi hata diye düşünüyordum bazen kendime çok gereksiz bir olayda gereksiz yere suçladığım da oluyordu. Ama şu anki duruma bakarsak ben haklı oluyordum. tek istediğim şey huzurlu bir uyku çekmekti buna da engel olan bir hödük vardı. Kapıyı yüzüme kapatmak ne demekti ya? Kendini beğenmiş egoiste bak. İnsanca uyarmaya çalışma fikrimiz en başından çöp olmuştu zaten çünkü karşımızdaki kişiler insanlıktan anlamıyorlardı. Anlamalarını da beklemiyordum zaten. Sanki bina nenelerinindi. Yüzüme kapatılan kapıyla neye uğradığımı şaşırmış bir şekilde olduğum yerde kalakaldım. Yeşim kolumdan tutup beni kendine doğru çektiğinde olayı tam olarak kavramaya başlamıştım.

" niye o adamı daha önce görmüş gibi davrandın Hazel?" Görmüştüm çünkü kendilerinin üzerine düşmüş vaziyette bile bulunmuştum. Ahh benim salak saftirik mal kafam ne diye adamla inatlaştın ki ne diye almaya çalıştın elinden direk geçirseydin tekmeyi müsait bir yerine uğraşmana da hiç gerek kalmazdı böylece. "Gördüm çünkü" dedim. Bana anlamaz gözlerle bakıyordu. Elini saçlarına götürdü saçlarını karıştırarak neler olduğunu analmaya çalıştı bir süre düşündüm daha sonra elini sıklatmasıyla neler olduğunu çözmeye başladığını anlamıştım. "Tabii ya sen markette fazla sıra olmasından dolayı falan sinirlenmedin o adamla ne yaşadın Hazel?" Ne yaşıyacaktım be ve o hödükle töbe töbe

o nasıl bir sorma biçimiydi. Yanımızdan burda yaşayan insanlardan birisi geçiyor olsaydı Yeşim bana o soruyu sorarken yanlış anlayabilirlerdi. Soruyu soruş biçimi bile garipti kızın elleri yanaklarına gitmiş yanaklarını avuç içlerinin arasında eziyorken bunla yetinmeyip de gözlerini kocaman açmıştı. Gören de bişey olmuş sanacaktı şu an kendimi yüzüne bir tane patlatmamak için zor tutuyordum.

"Ne işim olur la benim o adamla sana sonra anlatıcam ama şimdi şu müzik sesini susturmam lazım çünkü bu saatte normal insanlar uyurlar ve bende uyumak istiyorum tıpkı diğer insanlar gibi bana şöyle bakmayı da kes elimin tersini çarpmayim suratına!!!" Işık hızında yüzündeki ifadeyi değiştirdi ellerini yanaklarından çekti ve beni başıyla onayladı. Parmaklarım zillin üzerinde gezindi ve ard arda çalmaya başladım. İlk bir beş dakika boyunca kapı açılmadı. Gerekirse sabaha kadar çalacaktım şu zıkkım zili ne zaman açarsalar o zaman müziği kapattıracak ve evime gidecektim. Bir süre daha kapıdan hiçbir ses gelmedi zil sesini bastırıyor olmalıydılar saat epeyce geç olmaya başlamıştı polise şikayet etsem ben haklı çıkardım. Böyle bişey görülmemişti bu nasıl bir rahatlıktı böyle

ben zili çalarken yeşim'in de kapıya doğru ilerleyip kapıyı tekmelemeye başladığını gördüm. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmıştım şu an çok komik duruyordu. Farkında mıydı? Bir an kahkaha atacağını sandım ama dudaklarımı yiyerek bu isteğimi de bastırdım. Bence artık dayanamayıp ayarlardı kapıyı. Bir yandan Yeşim bir yandan ben yaklaşık bir on dakika boyunca daha çalmaya başladık. On birinci dakikanın sonunda kapıdan tekrardan sesler gelmeye başladı. Yeşim kapıyın sesini duyduğu an geri çekildi. Kapının kulpunun hareket edişini masum bir şekilde izledim. Bir anda kapının tamamen açılmasıyla birlikte geriye doğru bir adım attım. Karşılaştığımız yüz az önceki ikiliden herhangi birine ait değildi. Karşımızdaki kişi onlara nazeren daha bir çocuksu duruyordu. Masum bir yüzü vardı. Bir anda ellerini havaya kaldırarak kendini savunmaya geçti. Başka bir zaman olsaydı bu çocuğun su haline gülebilirdimm. Ama şu anda sinirimden kudurmak üzereydim. Çocuk sanki suç üstü yakalanmış gibi iki elini havaya kaldırmıştı.

" Ben masumum valla, siz kadınların çenesini bilirim lütfen bana çene yapmayın ben sizdenim bende çok uyardım dedim müzik sesini kapayın uyuyan insanlarımız var diye beni dinlemedi..." Çocuğun konuşmasını yarıda kesen başka bir ses olmuştu.

" Yalana bak lan! Sen demedin mii sesi daha çok açalım diye?" Bu daha yabancı bir erkek sesiydi. Adım seslerinden yanımıza doğru geldiğini anladım. İlk olarak kendini savunmaya geçen çocuğun kafasına vurdu daha sonra bize dönüp bri bana bir Yeşime baktı saçları alnına düşüyordu. Diğer çocuklara nazere daha uzun saçlara sahipti. Kömür rengi gözleri beyaz bir teni ve kızların yarısının dibinin düşebileceği bir vücudu vardı.

"Bizim müzik kapatmak gibi bir derdimiz yok kızlar onun yerine şu an az önce Karunun yaptığı gibi kapıyı yüzünüze kapatmamı istemiyorsanız defolup gidin!!"

yesim ağzı iki karış açılmış git şekilde karşımızda Karunun kayıp kardeşi olabilecek adama bakıyordu. Benim düşündüğüm düşüncelere yakın şeyler düşünüyor olmalıydı " Siz nasıl küstah nasıl şuursuz insanlarsınız bir rahat rahat uyumak istiyoruz buna engel olamazsınız!" Karşımızdakiler kasları havada yapmacık bir korkuyla bizi izliyorlardı. "Ben diyeceğimi dedim kızlar siz kapının kapanmasını istiyorsunuz yüzünüzs herhalde!" Aynı kişi tekrar konuştuğunda sinirlerinin daha çok gerildiğini hissettim. Cehremin daha bir belirginleştigine emindim. Adam kapıyı kapatmak üzereyken Yeşim bir dizini kapıya dayayıp tek eliyle kapıyı açılması için ittirdi karşımızdaki çocuk bunu beklemiyor olacaktı ki sendeleyerek kapıdan geriye doğru çekildi. Bunu fırsat bilen Yeşim içeriye doğru girdi. Onun ardından bende girmek için adımladım.

Hayvanlıktan anladıkları için bizde öyle davranma kararı almıştık. Zorla kapatırdık bizde. Yeşim sesin kaynağına doğru yürümeye başladı. Tabi arkasından da ben gidiyordum bizim arkamızda kendi kendilerini söylenen çocuklar da geliyorlardı. Önce büyük modern bir sepha ile karşılaştık üzerinde bira şişeleri şarap ve bide viski bulunuyordu oha bu yaşta içki mi içiyorlardı bunlar bizim yaşımızda olduklarına emindim en fazla olsa olsa bizden iki yaş büyüklerdi.

Tekli koltukların birine oturmuş erkeksi bir şekilde bir bacağını diğerinin üstüne atan Karunu gördüm elimdeki şarabı yudumluyordu uyku denen illetten haberleri var mıydı bunların? Diğer tekli koltukta ise Karun ile kapıya gelen çocuk vardı elinde dosyaya benzer bişey vardı onu inceliyordu.

Bizi gitmemişlerdi bile Yeşim bunu fırsat bilerek müziği kapatmak adına bir hamlede bulundu ve başarılı oldu. Sonunda sesler durmuştu. Bu durum Karun ve diğer oturanin dikkatini çekmiş olacaktı ki birisi bakışını dosyadan çekmişti diğeri ise yerden ayırdığı bakışlarını bize doğrultmuştu.

arkamızdan içeri girenler ise konuşmaya başlamışlardı aynı anda üç ses duyulmustu

birincisi yesimden çıkmıştı

" Oh be sonunda sustu şu illet gürültü!" Diye olduğu yerde müziğin susmasina seviniyordu. En masumaları ve küçükleri gibi duran çocuk da ondan sonra konuşmaya başladı. " Müziğe gürültü diyenler cidden kapatılsın ya! " Diye hayıflanıyordu.

üçüncü ses ise saçları anlına dökülen adamdan çıkmıştı. Şu hepsinden daha uzun saçlı olan işte

" Valla durdurmaya çalıştım ama hanımların durmaya niyetleri yoktu" diyordu.

"Müzik bir gürültü kaynağı değil evet ama siz müzik dinleme sınırlarını aşıyorsunuz bizi bu şekilde rahatsız edip uyumamizi engelleyemezsiniz!" Diyerek onları uyarmaya çalıştım. Karun olduğu yerde kıpırdanmaya başlayınca bişeyler diyeceğini anladım. Olduğu yerde gerilmişti bakışları doğrudan beni hedef alıyordu. Başını bişeyleri onaylamaz gibi iki yana salladı. "Her konuda haksız olmayı nasıl basarabiliyorsun? " Diye sormasını cidden hiç beklemiyordum. Hala kendisini haklı buluyordu demek ki " Ben mi haksızım" işaret parmağımla kendimi gösteriyor ayndi anda da kaşlarımı havaya kaldırmış inanmaz gözlerle Karuna bakıyordum. Beni onaylayan bir harekette bulunduğunda gerçekten çok fazla gereksiz bir egosunun olduğunu anlamıştım.

" Bir kere ben şu anda o kavanoz konusunda da haklıydım tamam mı bay ukala? Lan sizi polise şikayet etsen haklı çıkarım ben be!" Saat biri geçmek üzereydi ve gece on ikiden sonra kimse kimseyi bu şekilde rahatsız edemezdi. Aksi taktirde rahatsız edilen kişinin şikayet etme hakkı vardı. Oturduğu yerden kalkmasını beklemiyordum tüm yüz hatlarım gerildi bedenim ok gibi gerim gerim olmuştu bana doğru mu geliyordu bu bir adım geriye girmeye çalışsam da o bir adımı da kapatarak aramızdaki mesafeyi sıfıra indirmişti. Yüzü yüzüme çok yakın bir yerde durduğunda dudaklarını aralayarak konuşmaya başladı bu yakınlık bana göre fazlaydı ama karşımdaki adam şu an bu durumdan rahatsız oluyor gibi değildi.

"Şu an haneye tecavüzde bulunan bir kız mı söylüyor bunu bana?"

"İnsanca uyarmaya çalışmıstım ama insanlıktan anladığını yok sizin o yüzden bizde zoru kullanmayı denedik, ve su an ses sustuguna göre de başarılı olduk" konuşurken yüzüne mümkünmüş gibi biraz daha yaklaşmıştım. Bu hareketin kaslarının gerilmesine sebep olmuştu. Çenesi hafifçe seyirmisti

" Bak gördün mü ilk konuda sen hatalıydın ama bu sefer ikimiz de hatalıymışız tüh" birbirine dolamış bir vaziyetteyken beni izliyordu. Tam tüh dediği anda avuç içlerini birbirine vurdu. Şu an ümüğünü sıkmamak için zor duruyordum.

amip beyinli yaratık

bugün kendimden beklemediğim bilmem kaçıncı hamlemde bulunuyordum. Bir anda işaret parmağımı göğsüne bastırırke üstüne bastıra bastıra konuşmaya başladım. " Sen hile yapmayıp o turşuyu bana verseydin o olanların hiçbiri olmazdı anladın mı beni akıl fukarası" bir bana bir de göğsüne bastırdığım elime bakıyordu. Daha sonra söylediğim şeyle alakasız bir cümle kurarak beni dumura uğramıştı

göğsündeki parmağımı tuttu parmağım parmaklarının arasında kaybolurken konuşmaya başladı. " Burdan sonraki hamle baklavalarım mı olcak güzellik?" Demiş ve parmakları arasında kaybolan parmağımı dudaklarına götürere öpmeye yeltenmişti. Hızlı bir hamlede bulunarak parmağımı ondan kurtardım daha sonra üzerinde doğru yürüyerek "Sen beni ne sandın lan pisss sapık?" Diye bağırdım. Yeşim az önceki masum tipli çocukla müzik ve gürültüyle ilgili tartışmaya dolmaştı bile

"hemmenn de sinirlenirmis " karşımdaki adam hala alaycı bir şekilde beimle konusmaya çalışıyordu yüzüne vurmamak için kendimi zor tutuyordum. "Senden de zate konuyu değiştirmek beklenirdi haksız olduğunu biliyorsun ya !"

seytan patlat bir tane yüzüne sonra Yeşim'i de al kaç burdan diyordu ama işte şeytan dinlenilmezdi. O yüzden su an sakın durmaya çalışıyordum.

"O kavonzların dökülmesi senin suçun işte kızım kabul et!" Bunu demesiyle birlikte tüm dikkatler bizim üzerimize çevrilmişti az önce karşısındaki çocukla tartışan Yeşim bile ağzı iki karış açılmış bir şekilde bize bakıyordu gariplerine gitmişti herhalde bişey yapmamıştık ki alt tarafı iki yüzden fazla kavanozu yerle bir etmiştik.

sakin kalmak adını derin bir nefes çektim icime. Sonra yavaşça geri bıraktım. Karşımdaki adamı umursamadan Yeşime döndüm ve konuşmaya başladımm " Ben turşu da yazdık ya biz listeye turşu alıyordum bu hergele de benim boyum yetişmedi tamam mı iki saat almaya çalıştım olmadı yani bu geldi benim o kadar emek verip alamadığım turşuyu bir çırpıda aldı sonra geri isteyince de vermedi üstüne üstlük hesabı bana kitlemee çalıştı!" Diyerek bir çırpıda anlatmıştım olup biteni. Karunun yanındaki koltukta oturan çocuk kısık gözlerle bizi izlerken olayın aslını yeni anlıyor gibiydi. "Benim turşu aşkımı biliyor çünkü benden korkusundan sana vermemiştir"dediğinde bu çocuğun Karunun marketteki adama Barın diye bahsettiği çocuk olduğunu anlamıs oldum.

" Başlarım senin turşu aşkına önce o markete be girdim ve ilk olarak o turşuyu alan da bendim varmı anlaşılmayan bişey?" Diye sorduğumda Karun ohaaa diyerek isyan etti

" Yanlışın var küçük bir şeyi atladın. Sen şişeyi Almaya çalıştın ama o boyun yetişemediği için alamadın turşu kavanozunu ilk alan bendim"

"Ben kısa değilim bay ukala sen fazla öküz gibisin!" Dedim

" Bu benim seksi vücuduma bulunduğun kaçıncı hakaret bana bak seni dava ederim. "

"Bak bı o eksik et ett davalık da olayim tam olsun sanki her şey çok normalmiş gibi bunu yaparsan hiç şaşırmam yani buyur hadi git durma!" Dedim.

davalık etmeyi de öğrenmiş. Meymenetsiz. Acaba aklımdan geçirdiğim hakeretleri bir duysa neler yapardı neler? Uykumun kaçtığını hissetmiştim. Evi inceleme fırsatım daha yeni oluyordu. Mutfak dolapları grimsi bir renkteydi dalondaki koltukları ise koyu gri bir renkteydi evin düzeni genel olarak güzeldi komidinin üzerinde geniş bir televizyon bulunuyordu salonla mutfak birleşikti ama ev oldukça büyük ve genişti bizim evde daha büyük olduğu kesindi.

" Oha lan siz daha önce de mi karşılaşmıştınız yani?" Diye soran en masum gözükendi

" He Mert he " diyen Karunun sesiyle bu çocuğun da adını öğrenmiş oldum. Hala adını öğrenmediğim çocuk ağzının arasından bir küfür savurdu. Net bir şekilde duyamadığım bir küfür kaçırmıstı.

Yesimin " Demek sen ondan eve öyle kızgın tosbağa gibi geldin" demesiyle birlikte Karununn gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdığını görür gibi olmuştum. Bu hareketi bir saniyeden daha kısa sürmüştü. O yüzden yüz hatlarını tam net yakalayamamıstım ama az daha gülecek gibi olduğuna yemin edebilirdim. "Yeşim!!" Diyerek onu uyardigimda Barının"Adın Yeşim mi? " Diye sormasına şaşırdım. Şu anda bulunduğumuz olayı Niye çok normalmiş gibi karşılıyorlardı sanki yıllardır tanışıyormusuz gibi Yeşim bu çocuğa bakınca bir değişik davranıyordu, fazla utangaç oluyordu.

utandığını kızaran yüzünde anlamıştım. Konuşamamıştı bile sadece başıyla Barını onaylamıştı. Mutfakta gözüme çarpan bir şey olmuştu dezgahin üzerinde üç tane bitirilmiş turşu vardı. Karun nereye böyle baktığımi merak ediyormuş gibi benim baktığım yöne doğru bakmıştı. "Senin derdin ne işte bir sürü tursunuz varmis sizin !" Diye bağırmaya başladığımda ellerini kulaklarına götürerek kulaklarını kapatmaya çalıştı.

" sus azcık kızım motorun soğusun ya!!" Diye o da bana bağırdı elini hala kulaklarından çekmemişti.

"Benimle sorunun ne oğlum senin ?"

"Markete geçtim ve gıcık bir tip olduğuna kanaat getirdim hoşlanmadım kızım senden sonra da uyuzluk ettim ve o turşuyu ben aldim oldu mu ?" Üstüne basa basa konuşmasıyla daha da fazla sinirlendim. Ne diyordu bu?

" uyuz oldugunu kabul ediyorsun yani"

" Hasbinallah!"

" Bana ne ya bana bak yontulmamıs odun bana bir turşu borcun var! Kendinde kabul ettin gıcıklığına yapmışşın yani burda suçlu sen oluyorsun anladın mı beni kıt beyinli" Diyerek onu hem uyarmış hemde kendimi yine haklı çıkarmıştım. Kendi ağzıyla rahat bir şekilde benimle nasıl eğlendiğini sırf gıcık alıp uyuz olduğu için turşuyu almaya yeltendigini hiç çekinmeden söyleyebiliyordu. Bay ukala

" yinede üzerime hayatında hiç erkek görmemiş yaratıklar gibi yürüyen sensin! " Dedi

" Ben o yüzden mi yürüdüm üzerine!" Diyerek evi inletecek şekilde bağırdim. Kendini beğenmişti cidden sanırsın küçük dağları Beyefendi yaratmış sanki evde sadece ikimiz var gibiydik diğerlerini umursamıyorduk bişey deseler bile birbirimize laf yetiştirmekten onlara bişey demeye fırsat bulamıyorduk

" İhtimaller" Demesiyle sinirlerim mümkünmüs gibi daha çok artmıştı. İhtimalmis lan senin o tipsiz tipini ben ne yapayım ya ne işime yarayacaksin benim

" Ben sana öleceğimi bilsem bile bakmam be"

bu dediğine kendin inanıyor musun Hazel

" Sus iç sesim!"

" Seninde bana dibi düşen hayranlarımdan olduğun çok belli daha az belli etmeye çalış tamam mı tatlı kız" Yapmacık bir şekilde konuştuktan sonra ellerini tekrardan göğsünde birleştirdi ve bana üstten üstten bakmaya başladı başımı onaylamaz bir şekilde iki yana sallayarak

" Kendini beğenmiş egoist, akıl fukarası ukala" Diye bağırarak Yeşimi bile beklemeden evden çıkmak için adımladım son duyduğum ses ise Karunun aynı alaycı sesle konusması olmuştu

"Bende seni canım" demişti.

"hay canın kadar başına taş düşsün senin? Canımmış nerden canın oluyorum ben senin ya senin gibi biriyle benim işim olur mu acaba bı sor bana önce bir dimi ama Yeşim de niye hala gelmediyse beyin hücrelerim azalmıştı o adamla sohpet geçirmeye çalışınca ama bizimkisi sohpet olur mu hiç?..." Resmen bağırıyordum apartmanın içinde sanki sesim içeriye gidecekmis gibi kapıyı açıp içeri girdikten sonra kapıyı kapatmadan önce bağırmaya devam ettim " bizimkisi anca tartışma olur çünkü karşımdaki kişi hödük insanlıktan sakince konuşmadan anlayan birisi değil ki! Bel altı laflar vurabildiğini sanıyor bide midemi kaldırmaktan başka bir işe yaramadı HABBERİİ YOOOKK KENDİ KENDİNE YAZIP ÇİZİYOR HAYİR ARKADAŞIM SUÇLUSUN İŞTE KABULL ETTSENEE SUÇLU OLDUĞUN GERİZEKALI EMB..." Tam embesil diyecektim ki birden kapıda belirmesiyle kelime ağzıma tıkıldı. Korudan sıçramamak adına kapıya tutunmuştum

euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. O neydi lan öyle. Kapıda bana pişkin pişkin bakıyordu. Oha yani bu kadarı da fazlaydı. Bir süre beni süzmüş daha sonra hiç beklemedigim bir anda göz kırpmıştı karnımda nedenini bilmediğim karıncalanmalar başlamıştı. Göz kırparaken kurduğu cümleyle birlikte sinirle kapıyı yüzüne kapatmıştım

" Pijamalar yakışmış" demişti. Kapının arkasındanki beni duyabileceğini biliyordumm

"Sapık!" Diyerek bağırdım.

" bide bana konuşuyordu kız bak insan hiç kapı komşusunun yüzüne kapıyı kapatır mi ya?" Kapıyı yüzüne kapatmamı hak etmisti geç bile kalmıştım onu umursamada son bir cümle daha kurup odama doğru yürümüştüm

" Hadi hadi sen kapıyla konuşmaya devam ett iyi sohbetler bayy ukala"

Adımlarımı odama doğru yöneltmiş ve yürümeye başlamıştım. Hiç uyanmamak istiyordum. Uykunun bedenimi tekrar esir aldığını hissediyordum bir kaç dakika sonra kapı tekrar açıldı ve içeri Yeşim girdi. Yesimden başka birisi de giremezdi bu eve zaten tabi hırsız olmayan kimse gitmezdi orası da ayrı konuydu yeşim odasına doğru yürümeye başlamış olmalıydı ki odamın yanından geçip gittikten sonra adım sesleri de uzaklaşmıştı. Karun'a hala sinirliydim. Beni sinir etmeyi başarıyordu her seferinde daha çok sinirleniyordum. Bu onu. Hoşuna gidiyor gibiydi beni sinir etmekten ve bana gıcıklık vermekten bir saniye olsun baz geçmiyordu tanıştığımiz günden beri yani dünden beri bu böyleydi

En sinir olduğum şeyde ikidir suçlu olmasına rağmen beni suçlu gösteriyordu. Neymiş her seferinde haksız olmayı nasıl başarıyormuşum benide kendisi gibi sanıyordu. Eğlendiği her halinden belliydi. Her halde taktiği buydu kızları böyle mi etkilemeye çalışıyordu cidden? Benim midemi bulandırmaktan başka bişey yapmıyordu. Uyumak için kendimi zorluyordum. Küçüklüğümden beri aklımdan sevdiğim şarkıları geçirir ve aklımdan geçirdiğime kontrol olarak uyumaya çalışırdım. Bazen de telefonumda şarkı açıp şarkının melodisine odaklanmaya çalışıyordum. Bir süre sonra uykunun bedenimi esir aklmasina izin verdim ve gözlerimi kapattım

kapı zilinin bangır bangır çalmasıyla uyanmak zorunda kalmıştım. Mayışmıs bedenimde olduğum yerden seke seke doğrulmuştum gözlerimi ovuşturarak kapıya kadar sürüne sürüne ilerlemiştim. Kapıyı açtığımda karşımda Gülhan ablayı bekliyordum ama Yeşimi görmüştüm. Bu salak anahtarı yanına almamış mıydı?

"Anahtarı almayı unutmuşum çıkarken" son düşündüğümü onaylamak istermis gibi konuşmuştu. Başımı olumsuz anlamda iki yana sallanmıştım. "Gir içeri gir" bedenimi kapıdan uzaklaştırarak salona doğru ilerledim. Yeşim'in "tostlar benden sen otur" demesiyle birlikte kendimi kanepeye bırakmak için eylemde bulunuyordum ki "Yok yok balkonda yiyelim bence" diye bağıran yeşim'in sesi kulağımi sağır etmek üzereydi. Kanepeye oturmamam için elinden geleni yapmıştı yani balkonda iki tane armut sünger bir tane de sehpaya bezer bir masa vardı. Yan köşede ise altı tane sandala iç içe girmiş bir şekilde duruyordu.

Balkonun kapısından içeriye girdim. Temiz havanın ciğerlerimle buluşmasına izin verdim. Daha sonra armut süngerlerden mavi olanına oturdum mavi rengi benim en sevdiğim renkti gözlerim kendiliğinden kapanıp açılıyordu. Kendime gelemiyordum bir türlü. Uykumu daha tam anlamıyla alamamıştım. Kendi kendime ayılmaya çalışırken kulaklarımın içini beni sinir eden o ses doldurdu.

"Ne o komşucum gece uykunuzu tam anlamıyla anlamadınız mı?" Bir yandan esniyor bir yandan da bana lef yetiştirmeye çalışıyordu.

" Sizin gibi anlayışsız komşularım olduğu sürece her gece haram olur bana" elini ileriye doğru uzatıp kendince esneme hareketi yaparken dudaklarının ucu yukarıya doğru hafifçe kıvrıldı

"Dedi komşusunun suratına kapıyı çarpan kız" diyerek dün yaptığımı bana hatırlatmış bulundu

"Sizin yapmadığınız bi şey mi sanki ?" Kendi yaptığını unutmuştu herhalde o bana öyle davranmasaydı benden de o tepkiyi görmezdi.

" Ayak üstü kuru iftira atıyorsunuz hanfendi?" Kapanmak için direnen gözümü hafifçe aralayarak alttan alttan karşımdaki adama baktım.

" Bana bak kafam zaten Kazan gibi bide senle uğraşamam çık git şuradan!" Bir anda elini kalbinin üzerine doğru götürdü " benim balkonumdan beni kovacak utanmasa sanki gece uyuyamasının sebebi benim! " Sahte bir kızgınlıkla o da bana bagırmıştı bir anda olduğum yerden doğruldum ve balkonun demirleri in oraya giderek dirsegimi demire yasladım.

" Sabah sabah belanı mı arıyorsun sen? " Dedim

" Belamı arıyorsam ne olur" dedi

" Bulmanıza yardımcı olurum komşuluk ölmedi sonuçta" Dedim

" Bulmama yardımcı ol kumrall belam" bunu demesiyle birlikte demire dayadığım dirsegimi oradan ayırdım Karına bir saniye beklemesi için işaret parmağımı doğrultarak bir işarette bulundum başıyla beni onayladığında koşar adım mutfağa doğru ilerledim. Bu halimi gören Yeşim bana anlamaz gözlerle bakıyordu

" Bardaklar nerde Yeşim " diye aceleci bir sesle sordum.

" Hemen sağ taraftaki dolapta da senin yine neyin var kızım? " Dolabın kapağını açtığım gibi elime geçen ilk kahve kupasını aldım ve çeşmeyi açarak suyun kupanın içine dolmasına izin verdim bir yandan da Yeşime laf yetiştirmeye çalışıyordum.

"Bir arkadas belasını arıyormuş bende bulmasına yardım edicem Yeşim yok bişey" Suyun taşmaya başlayacağını anladığım an musluğu kapattım. Balkona doğru yürüyorken Yeşim'in de kendi kendine bişeyler mırıldandığını duyar gibiydim

" Sen o suyla öyle sinirli dışarı çıkıyorsan bu katta da oturan tek komşularımız dünkü... Siktirrrr HAAAZZEEELLL SAKIN!!!!"

Bana beni uyarmak adına bağırıyordu. Balkona tekrar çıktığımda yeşim'in de arkadan geldiğini gördüm. Karun hala oradaydı. Balkonlarımızın bu kadar dip dibe olması çok saçmaydı mahremiyet yok muydu burdan atlasam onların balkonuna girerdim kolay bir şekilde. Yanına vardığımda elimdeki siyah renkteki kupaya baktı ardından mavi gözleri yeşilimsi gözlerimle kesişmişti.

" Ooo komsucum bana kahve mi yapmış? " Diye tatlı tatlı soruyordu ki bir anda yüzüne yediği suyla beraber dumure olmuştu. Dudakları hafif aralamlış kaşları çatılmıştı. Şu alnından boynuna doğru bir yol izlemişti. Bu görünümü çok fazla söylemeye dilin varır mı Hazel?

refleksle kapadığını düşündüğüm gözlerini hafif aralayarak bana alttan alttan bakmaya başladı.

" Ne oldu komşucum hoşuna gitmedi mi? " Dedim

bişey demek yerine dudaklarını hafif haraket ettirdi böylece dudaklarında kalan sular da aşağıda doğru akmıştı.

" Daha istiyorsanız çekinmeyin söyleyin büyük bir zevkle yaparım yenisini" elini gözlerine götürüp gözlerini oluşturdu.

" Bu hareketleri ve sinirlı halleri de daha bir hoş olurmuş" dediginden sinirim tepemde atıyordu Yeşim "ne yaptın Haze sen?" Diye bağırıyor olsa da ona bakmama kararı almıştım. tek Kasım kendiliğinden havaya doğru kalkmıştı

" Sana bu yetmedi herhalde komsucum" dedim

uzerini düzeltip kendine gelmeye çalışırken bir anda ellerini yüzüne doğru siper alarak "Aman komşucum ben dozumu aldım dur " diye bağırdı

" Gıcccıkkkkk" yüzüne doğru cekinmden bağırdıktan sonra orda durmanın beni daha çok sinirlendirdiğini anladım ve içeri geçme kararı aldım. Hızlı adımlarla içeriye doğru geçmiştim Arkamdan gelen Yeşim" Ne oldu ya yine sizin aranızda? " Diye sordu. Derin bir nefes alarak konuşmaya başladımm " Arkadaş belasını arıyordu selasını buldu Yeşim olan başka bir şey yok" Yeşim sinirlerinin daha fazla gerilmesini istemediği için beni onayladı. Yeşimle beraber oturup yemek yedikten sonra tekrardan uyumak için kanepeye uzandım. Yaklaşık iki buçuk saat uyumuştum. Uyandığımda Gülhan hanımın bizi yemeğe davet ettiğini Yeşim hanımın da bana sormadan kabul kabul ettiğini şu an öğreniyordum

" Ne demek kabul ettim Yeşim ya!"

" Ne kızım sanki kadın bizi mi yicek ?"

"Alakası ne ya daha ikinci günden kadına yük mü olacağız?"

insanlara yük oluyormuş gibi hissederdim her zaman. Raha hissedemezdim annemle birine misafirliğe gitsek bile kalkıp iş yapmadan rahat edemezdim. Onlara minnet duygusu besliyordum. Bunu önlemek adına da onlara yardım ediyordum genelde

" Ne yükü Hazel ya? Kadın hepsi bi yemeğe çağırdı yok demeye çalıştım itiraz kabul etmiyorum deyip beni susturdu sonrada bişey dememi beklemeden çekip gitti! " Gülhan abladan bu tip hareketleri görmeye alışmamız gerekecekti galiba tuhaf bir kadındı. Lafının üstüne laf söylenmesini sevmiyordu.

Yeşimle biraz daha konuştuktan sonra ev işlerini yaptık ben elektrikli süpürgeyle evin heryerini süpürüyorken Yeşim de evin tozunu alıyordu. Fazla eğilip kalktığımda belim tutuluyordu. Kendi odamı güzelce süpürdükten sonra Yeşimin odasını da güzelce temizledim daha sonra koridora çıktım koridorla salonu da yaptıktan sonra ne kadar yorulduğumun farkına varmıstım kanepelerin arkalarını da çekecem diye canım çıkmıştı neredeyse. Kanepeleri ordan oraya sürüklüyor arkalarını da bir güzle çekiyordum. Mutfağı da bitirdikten sonra elektrikli süpürgeyi kapattım. Yeşimin de son olarak salonun köşesinde bulunan içinde yeşil yapraklı adını bilmediğim bir bitkinin bulunduğu vazoyu siliyordu vazo beyaz rengindeydi. Yeşim vazoyu silmeyi bitirdiğinde vazo parıl parıl parlıyordu. Mutfak tezgahının üzerindeki çöp kutusuyla göz göze geldiğimde çöp kutusuna güzelce geçirilmiş poseti yavaş bir şekilde çıkarttım birinin çöpleri dışarıya atması lazımdı sonuçta

evin giriş kapısını açarak dışarı çıktımm. Kapıyı arkamdan kapatarak yürümeye başladım demek ki kapının ardından gelen sesler Karun ve bu kıza aitti. Sevgilisi miydi acaba? Saana ne Hazel neyiyse neyi hayır yani sen niye bu kadar merak ettin. Önlerinden geçip giderken onlara bakmamaya özen gösterdim. Karunun bana bakıp bakmadığını anlayamıyordum. Çünkü bakmıyordum bakıp ne yapacaktım ki hem

tamam ya azcık göz ucuyla bakmış olabilirim ama yinede Karunun yüzünü görmemiştim kızın saçlarıyla göz göze gelmek zorunda kalmıştım platin sarısı saçları vardı. Kendi saçı olmadığı çok belliydi elindeki biseyi Karuna uzatıyor olacaktı ki

" Annem yaptı, size de getirmemi istedi. Seni çok seviyor Karuncum" diyordu. Karunun batsın senin Annesi de neresini sevmişse bu hödüğün.

" Tesekkur ederim Cansucum... Mert gel al elimden şu börekleri"

toosookkoorr eddooroom consoocom

mertin geldiğini sesinden anlayabiliyordum ama tam olarak ne dediğini duyamamıştım sesleri artık silik silik gelmeye başlamıştı kulağıma çünkü aşağıya inmiştim bile asansöre binme gereği duymuyordum yürüyebiliyordum aşağıya kadar. Biraz yürüdükten sonra bakış acıma giren çöp kutusunun olduğu yere yürüdümmm. Daha oraya tam anlamıyla varmamışken elimdeki poşeti içerisine doğru fırlattım. Çöpün kenarına bile değmeden içerisine girdiğini gördügümde " bingo" diye bağırmış ve elimle kendime has bir harekette bulunmuştum.

tekrardan binaya doğru yürümeye başlamıştım. Sokak kedileri etrafta çok fazla vardı galiba dışarı çıktığımdan her dört tanesiyle karşılaşmıştım. Merdivenleri ağır ağır çıkarken bizim kata yaklaştıkça Karun ve o kızın sesi duyulmaya da başlamıştı. Görüş acıma girdiklerinde ne benim ne de Karunun beklemediği bişey olmuştu. Kız bir anda Karunu yanağından öpmüstü. Benim zaten ağzım iki karış açılmıştı karuna baktığımda ise onun da benden beter bir halde bana bakıyor olduğunu gördüm o da beklemiyordu kızın bu hareketini.

Sana ne oluyor Hazel? Sanki kız seni mi öptü

aman Allah korusun elimi kulağıma götürüp kulağımı çekmis daha sonra ise onlara bakmaya devam etmiştim. Karun kızın atağına karşı hiç bir eylemde bulunmuyordu öylece kızın çekilmesini bekliyordu. bakışlarımi zor bela üzerlerinden cekmeyi başardığımda Yeşim'in kapıyı açması için zile basmıştım. Demek Karun beyimiz yanında başka bir kız varken bana bulaşmayı tercih etmiyordu. Kızın şumarık bir ses tonuyla "Yarınki partiye geliyorsun dimi?" Diye sordu Karun bir süre sessiz kalmıştı. Onlara bakmadığım için yüz ifadesini de görememiştim. " Bakacagız artık" demesiyle eş zamanlı olarak Yeşim de kapıyı açmıştı. Önce bana bakmış sonra benim arkamdaki çifte bakmıştı kaşları havaya kalkmıştı gözleri de pörtlemişti. Acaba o ne görmüştü.

Yeşim yüzündeki ifadeyi silmeden önce geri çekildi. Daha sonra kendini toparlamaya çalışıyormuş gibi boğazını temizledi. Onun çekilmesini fırsat bilerek içeriye girmiştim.

Kapıyı kapatırken son gördüğüm manzara söyleydi kızın bir eli Karunun boynuna dolanmış vaziyette duruyorken Karun onaylamaz bakışlar atmış bununla da kalmayıp kızın elini doladığı boynundan indirmişti. Kendini beğenmiş.

basimi iki yana sallayarak salona geçerken Yeşim de yanımda yürüyordu. Bir anda kolumu tutarak "Bana bak ne pişmiş kelle gibi sırıtıyorsun sen?" Diye sordu. Ben mi sırıtıyordum Yeşim bana söyleyene kadar sırıttığımın bile farkında değildim. Onun beni uyarmasıyla birlikte yüzümdeki sırıtışı şimşek hızında sildim. Ben deli gibi niye sırıtıyordum

" Ne sırıtması canım?"

" Ya hadi hadi? Ne oldu anlatsana neye güldün?"

" Bişeye gülmedim Yeşim"

" Hiç inandırıcı değilsin !"

" off hadi hadi iş yap akşam gitmek istiyorsan gidip su balkona çamaşırları ser çünkü ben bugünlük birinin belasını bulmasına yardımcı olma kotami doldurdum!' Aklıma Karunun o süsü çarptığımdaki yüzü gelmişti. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmıştım

Yeşim yanima gelip yanağımdan öptükten sonra "Tamam tamam sen sinirlenme benim hırçınımm" dedi ve çamaşırları sermeye gitti.

Bir kaç saat boyunca iş yapmakla uğraştık. En sonunda işler bittiğinde duş almak adına banyoya girmiştim. banyodan çıktıktan sonra saçlarımı kurulayıp açık bırakmıştım. Yüzüme bakım kremlerimi ve serumlarımı sürdükten sonra dolabını açarak kıyafet bakmaya başladım. Yarım saat sonra Gülhan ablalara gidecektik. Dolabımdan Kot pantolonlarımdan birisini çıkardım onun üzerine de siyah bağlamalı bir crop giyinmeyi tercih etmiştim. Üzerimi değiştirdikten sonra crobumun içerisinde kalan saçımı da dışarıya çıkardım. Crobun ipini önden arkaya doğru olacak şekilde doladım daha sonra arkada kurdele şekline getirdim. Son bir kere daha aynada kendime baktıktan sonra salona Yeşim'in yanına gittim Yeşim hafif bir makyaj yapmıştı. Üzerine mavi kalın askılı bedenini tam anlamıyla sarmalıyan dizinin üzerinde biten bir elbise giyinmeyi tercih etmişti. Şu an da aynada kendisine bakıp maşallah çekiyordu.

" Hadi gidelim" Dedikten sonra aynaya son kez baktı ve kapıya doğru yürümeye başladı. Arkasından kapıya doğru ilerliyordum. Beyaz spor ayakkabımı giyindikten sonra doğruldum ve Yeşim'in de benim ayakkabıma benzer olan ayakkabısını giyinmesini bekledim. Bir an önce gidip yemek yiyip eve gidesim vardı. Bu su olmasını istediğim dileklerin başını çekiyordu.

" Merdivenden gidelim, asansöre gerek yok" diyerek asansöre doğru yürümeye çalışan Yeşim'in bu eyleme bir son vermesini sağlamıştım. Gülhan ablanın evinin önüne geldiğimde kapının ziline bastım. Kapının zilini ikinci çalışımda Gülhan ablanın o tiz sesi duyuldu.

"Gellldimmm kızzzlarr" diye adeta ses tellerini en ince halina getirene kadar kendisini zorluyordu. Kapıyı açtığında yüzüme hafif bir gülümseme ekledim. "Merhaba Gülhan ablacımmm" diyen Yeşim sanki kadını kırk yıldır tanıyormuşçasına kadına sarıldı ve yanaklarını tokuşturdu evet ben buna öptü demezdim. Yanak tokuşturup bırakıyorlardı bunlar. Yeşim beni mahcup bırakmazsa şaşardım zaten. Şimdi bende mi onu gibi yapmak zorundaydım.

onun yaptığınım tam zıttı olarak el sıkışmakla yetinmekte buldum çareyi Gülhan ablanın yüzü hafiften asılmış olsa da kendini toparlamıstı. Yeşim ayakkabısını çıkarıp benden önce içeriye doğru yürümüstü bile Gülhan abla ayakkabımı çıkardıktan sonra kapıyı güzelce örtüp benim de içeriye girmemi istemişti. Ayakkabımı çıkarıp bir köşeye kattıktan sonra yeşim'in arkasından içeriye doğru ilerledim bir yanda da Yeşimin neden yemek masasına geçmek yerine olduğu yerde dikilip yemek masasınin bulunduğunu düşündügüm yere baktığını düşündüm. "Sizdemi burda..." Onun cümlesini tamamlamasına izin vermeyen ses benim sesim olmuştu. " Kim de burdaymış?" Yeşim'in cevap vermesini beklerken o bana cevap bile vermemişti. İçeriye girdiğim gibi yeşim'in baktığı köşeye baktım. Dört tane meraklı gözün üzerimizde olduğunu gördüm. Karun hemen sağ köşede oturuyordu onun hemen yanında ise Barın vardı bir diğer yanda masanın en uç noktasından birinde Mert diğer üç noktasında ise adını hala bilmediğim çocuk oturuyordu.

"Sizin burda ne işiniz var?" Dudaklarımda dökülen cümleden sonra Karunun alaylı bir şekilde konuşmaşını işitmiştim. " Nenemiz gibi gördügümüz kişinin yanına gelirken de mi sana soracaktık" diye sordu Mert Bana bakıp ardından karına bakti elindeki bıçağı ona doğru hafifçe doğrulttu. " Ki benim öz ve öz nenem" diyerek sanki hatırlatma yapıyormuş gibi konuştu.

Allahım sana geliyorum...

Bölüm sonu

4 yorum

  • Bu kitabı okurken gerçekten gülme krizine girmemek mümkünmü ki kskaksksms hele hele karun ve hezel'in konişmalarına canım çıkıyor OUHAHAHAHANXNSMS

    1Yanıt