İçeriğe geç

No 9

Bölüm 2 · 22 dk okuma

No 9

Bölüm 2

Bölüm 1 : Yeni bir başlangıç.

İyi okumalar..

Elimdeki kağıda boş boş bakıyordum. Daha doğrusu bir kağıda bir de karşımdaki apartman gibi yere göz gezdiriyordum. Elimdeki kağıtta ki gibi yazıyordu Güler apartman burasıydı annemle teyzemin çok güvendikleri kadın burda oturuyor olmalıydı no 15 kat 3'tü. Yanımda binaya inanılmaz gözlerle bakan Yeşim vardı tabi. Benim turuncu kafam olur kendileri. Aramızda sadece ay farkı vardı Yeşimle aynı yaştaydık. Ona nazaren kumaraldım. Çocukluk arkadaşımdı benim. Yeri gelince beraber zırladığımız zamanlar oluyordu. Tam anlamıyla harika bir dostu. Her konuda güvenirdim ona biraz fazla cebeci ve patavatsız olsa da iyi kızdı. Saçları belinin aşağısına kadar uzanıyordu. Mavi gözleri ve minyon tipli olması ona daha da bir tatlılık katıyordu. Erkeklerin red edemiyeceği bir güzellikteydi.

Yeşim'in hayalindeki ev tamda buradaki gibi bir evdi galiba. Şu an eve çok sevdiği bir sanat eserine bakıyormuş gibi bakma sebebi de bu olmalıydı. Elinde olsa satılacaktı manyak kız. Anlaşılan aramızda birileri sevinmişti şu anki durumumuza. Daha lise öğrencisi olmamıza rağmen niye mi iki kuzen tek başımıza bir ev kiraladık. Bu soruyu çoğunuzun merak ettiğini biliyorum. Olay tam olarak şöyle başladı. Lisenin başlarından beridir bana takıntılı bir pisikopat var polise gitsek bile nafileydi çok sinsi birisiydi o bu zamana kadar hiç kimse onu yakalamayi geçtim şerefsiz hakkında tek bir bilgiye bile ulaşılamıyordu. Çok garip olduğunu akıllarda soru bırakan bir olay olduğunun farkındayım ama bu böyle. O ırz düşmanı her istediğinde karşıma çıkabiliyordu. Bundan asla çekinmiyordu. Bu durum canımı sıkmaya başlamıştı. En sonunda ise annem ve teyzem böyle bir karar aldılar. Bulunduğum yerde huzur bulamadığım için onların çok güvendikleri Gülhan adındaki bir kadının apartmanında sekiz numaralı daireyi tutmuşlardı.

Yeşim bensiz hiçbir yerde kalmayacağını dile getirdiği için o da benimle gelmişti. Farkındaydım biraz onu pesimde sürüklemiş gibi oluyordum.

"Acayip tatlı ve hoş değil mi? Baksana Hazel!" Yeşim'in sesini duymamla beraber ona döndüm gerçekten de burayı baya beğenmişti buna sevinmiştim. Onun içinin sindigi bir yerde oturmak isterdim zaten. Yanlışlıkla olsa bile öyle olmuştu galiba.

" Sen beğendiysen sorun yok bende beğendim demektir, şimdi hadi şu Gülhan denilen kadının evine gidelim." Önce bana anlamaz gözlerle baktı daha sonra kendi kafasinda bazı şeyleri oturturmuş olacak ki başını aşağı yukarı olumlu anlamda iki kere sallayarak " hee şu annemlerin çok güvendiği kadın dimi bu Gülhan" dedi.

bir yandan basimla onu onaylamıs bir yandan da konuşmak için dudaklarımı aralamıştım.

"Aynen o kadın hadi girelim kızım ne duruyon!" Dedim.

" Sağ ayağınla adım at Hazel uğur geliyormuş" cidden böyle şeylere inanan kaldı mı? Benim saf salak kuzenim dışında tabi, bu kız böyle saçma konulara inanmayı ne zaman bırakacaktı acaba? Gerçekleşiyor olsaydı için acımayacaktı. Yinede onun sözünü dinleyerek sağ bacagimla bastım basmasaydım iki saat neden basmadın? Diye çene yapacaktı. En iyisi basmakti o yüzden. Ben önde o arkada asansöre doğru gidiyorduk. Asansörü çağırıp beklemeye başladık. Yeşim etrafı izliyordu bense boş boş asansörün gelmesini ve bir an önce şu kadının yanına gitmeyi diliyordum. Sıkılmaya başlamıştım artık. Beklemekten nefret eden bir yapıya sahiptim. Asansörün geldiğine dair bir ses duyuldu daha sonra asansör yavaşça açıldı. İçerisinden bizim yaşlarımızda duran bir çocuk çıktı. Göz göze geldik iki saniye kadar kısa bir süre bakıştıktan sonra arkamda buluna başka bir noktaya baktı yani Yeşime adımları yavaslamıştı Yeşime daha uzun baktığını far ettiğimde başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. Daha taşınmamıştık bile. Yeşim de çocuğa aynı şekilde kitlendi aralarındaki bu anlamsız bakışmanın son bulmasını bekledim. Bakışmaları yeşim'in çocuğun önünde geçip yanıma gelmesiyle son bulmuştu. Asansöre ilk giren ben olmuştum çocuğa bakmaktan yanıma gelmeye fırsat bulamayan Yeşim hanım benden hemen sonra yanıma gelmişti. Asansör üçüncü katta tekrardan açıldığında içinden çıktık. Daire numaralarına bakınmaya başlamıştım. Önce on üçüncü numara gözüme çarptı daha sonra gözümü hepsinde tek tek gezdirip benim işime yarayacak olanı buldum. Bizim bu Gülhan denilen kadından isteyeceğimiz bir anahtar vardı. Malum eve girip çıkmak için lazım olacaktı. Annemle teyzemler kadının bizim için no 8 numaralı dairenin uygun olduğunu söylediğini söylemişlerdi.

Yeşim benden önce davranarak zile bastı. Bir iki saniye sonra cırtlak bir kadın sesi duyuldu.

" Ayyyy gellldimmm" Kadın kendini yırtmıştı sesini bize duyurabilmek adına helal olsundu. Kapıyı açan kadın ona pişkin pişkin sırıtan iki tane kız görmeyi beklemiyor olacak ki elini kalbine götürüp konuşmak için dudaklarını araladı "ayy üstüme iyilik sağlık sizde kimsiniz ayol" kadının bakışları ben ve Yeşim arasında mekik döküyordu. Yanlış yere mi gelmiştik acaba? Salak Hazel nere geldiğinin bile farkında değil mısın kızım sen?

Yesim şirin sirin siritmaya devam ediyordu bir anda dirsegiyle beni kaba bir şekilde dürtüp dişlerinin arasından konuştu " boo tutlo kadına kim olduğumuzu suylocok mısın cannım kuzonom" dişlerinin arasından konuştu için ara ara kelimeleri mutasyona ugruyordu. İçimden küfürleri sıralıyordum dirsegini bedenime saplamasına cidden ne gerek vardı ki?

Bos boş durup kadınla bakışmanın daha fazla aptalca bir davranış olduğunu fark edip. Elimi kadına doğru uzattım " Gülhan hanım siz değil misiniz? " Diyerek tatlı çıkmıs olmasına dua ettiğim sesimle sordum. Kadın bir an tereddüt edecek gibi olsa da uzattığım elimi sıktı ardından

" Evet adım Gülhan ama siz de kimsiniz? " Tam kadına cevap verecekken bu zamanı bekliyormus gibi yeşim'in telefonu çalmaya başlamıştı. Telefonun ekranını bana doğru tutup ve Gülhan denilen kadından mahçup bir şekilde özür diledikten sonra bizden uzaklaştı. Annesi arıyordu kadın ekrandaki yazıyi okumuş olacak ki kendi kendine "tabiii ya bunlar onlar" diyerek söyleniyordu.

" az önceki kadın benim teyzem oluyor adı Tülay sizinle lise arkadaşı olduklarını söylemişlerdi" Dedim

kadın kaşlarını hafif çatarak " Söylemişlerdi?" Dedi soru sorar gibi. " Annem Nergis o da sizi tanıyormuş öyle söylemişti" bişeyler kafasına yeni oturuyormus gibiydi. Az önce bakan yabancı bakışlar gitmişti şimdi daha sevecen bakıyordu.

"ahh bende akıl mi kaldı pardon kızlar şimdi hatırladım nasıl unutulur ki o günler anneleriniz benim en iyi dostlarımdı" Yeşim telefonu kapatmıs yanımıza doğru tekrar yürümeye başlamıştı.

" kalacağımız evin anahtarını sizden alacakmışız annemler öyle dediler" dedim

" Evet bir saniye beklerseniz anahtarı alıp geliyorum kızlar" cümleyi kurduktan sonra biz daa bişey demeden içeriye girmişti. Kalacağımız ev iki artı birdi burdaki evlerin artı sayıları kişiye göre değişiyordu. Yalan yoktu kalacağımız evi merak etmiyor değildim. Biz odalarımızı kendi bildiğimiz gibi güzelleştirirdik. Biz gelmeden önce eşyalarımız yerleştirilmişti bile çoktan. Annem ve teyzemin ortak ilettikleri bir güzellik merkezleri vardı. Giyim mağazamız da vardı küçük de olsa bir tane buralara kadar zor gelmişlerdi yaşadıkları zorlukları bize anlatırlardı sık sık

bizim de onlar gibi yanlış hatalar yapmamızı istemiyorlardı yanlış erkeklere kapılmamızdan koruyorlardı. Yanlış seçimler, mahvolmuş hayatlar

Gülhan abla kapıda gozüktüğü an iki adım geriye gittik. Yeşim bizden önce gidip asansörü çağırmıştı bile. Asansöre binerek ikinci kata indik. Yeşim evin kapısını ilk açan olmak istemişti bende onu onaylamıştım anahtarı çevirdi ve eve girmede once bana dönüp "sağ bacak unutma Hazel" diye uyarmıştı başımı olumsuz anlamda iki kere sallamış ve onun dediğine uyarak da bacakla içeri girmiştim. Gülhan ablanın da bizim gibi yaptığını görünce istemsizce gülmüştüm Yeşim kadını da korkutmustu.

icerisi çok ferahtı. Beyaz dolaplar çok fazlaydı mermer desenli beyaz bir seramik vardı. Koridorda ayakkabılık ve bir tane de boy aynası vardı. Çok güzel gözüküyordu. Evdeki eşyar bizim zevkimize uyuyordu zaten pek bakıncacak bişey yoktu bana göre o yüzden. Arkamızda gelen Gülhan ablanın " Nasıl buldunuz evi?" Diye sormasıyla başımı arkaya doğru hafif yatırdım

"çok güzel" dedim. Yeşime baktığımda ağzı açık eve bakıyordu. Fazla ve gereksiz tepki vermekte üstüne yoktu. Odamı merak ediyor muydum? Aslında biraz ediyordum eşyalarını ben seçmiş olsam da yerlerini ben belirleyememistim

adımlarımı odama yönlendirdiğimde yeşim'in de kendi odasına gidiyor olduğunu gördüm. O da çok merak ediyor olmalıydı. Oda tam da istediğim gibiydi yapay sarmaşık LED ışıklar, duvar halısı kitaplık, yatağımın üzerinde bulunan özlü sözlerin yazdığı tablolar yatağın üzerinde komik cümleler olan yazılı yastıklar. Makyaj masam giyinme dolabım tam istediğim gibiydi herşey Yeşim'in dayısı biz gelemden bir gün önce bavulumuzu ve okuma kitaplarımızı getirip katmıştı bize yük olsun istememişti borcu ödenmezdi Yaklaşık bir saat içinde Gülhan hanım evine gitmiş ben zaten bavula katlanılmış bir şekilde dizilen kıyafetlerimi dolabı silip icine kattım kitaplığa da kitaplarımı yerleştirdikten sonra Yolda Yeşimle yapmış olduğumuz Listeyi cebimden çıkardım. Bol paça bir kot pantolon üzerine de crop giyinmiştim Yeşim ise yeşil çiçekli bir elbise giyinmeyi tercih etmişti. Her zaman benden daha süslüydü.

markete gitme işi bana kalmıştı Yeşimle taş kağıt makas yapmıştık 3-2 o yenmişti. İstemeye istemeye spor ayakkabımı giyindim. Buraya gelirken buranın yakınında bir market görmüştüm oraya gitmeyi düşünüyordum. Evden çıktığımda Yeşim mutfak dolabına tabak çanak yerleştiryordu. Markete varana kadar kulaklığımı takıp müzik dinlemiştim. Aslında müzik dinlerken bile rahatsız oluyordum sanki o sapık her an arkamdan gelebilir gibiydi. Tramva etkisi yaratmıştı bende. Marketin giriş bölümünden içeriye doğru girdim. Listeye yazdığımız tüm yiyecekleri sepete bir bir dizdim. Yeşim sevmese de ben sucuklu yumurtayı seviyordum. Sucuğu da atmıştım. Sepete bir iki tane de hazır pizza almıştım donmuş. Akşam yemeği olarak fırına atıp yerdik. Temizlik malzemelerini de yerleştirmiştim. Bu kadar eşyayı nasıl taşıyacaktım bende bilmiyordum. Yesimi getirmemekle hata etmiştim galiba pudingin bulunduğu yere gittigimde onu uzanarak almak zorunda kalmıştım parmaklarımın üzerine kalkmış ve almayı başarmıştım onun hemen yanında en sevdiğim kornişon turşusu vardı ama bir tane kalmıştı o biraz daha üstteydi. Boyumum yetiseceginden pek emin değildim. Parmağım değiyordu hadi ve kızım yaparsın sen

parmağımın ucunda dururken hafif bir zıplamıştım da yinede nafileydi yetişemiyordu Allah'ın belası boyum. İki dakika daha denedim ama olmuyordu kasada çalışanlardan birinin bana yardım etmesi adına

" Buraya bakabilir misiniz?" Diye bağırdım. Kimseden ses gelmeyince derin bir şekilde ofladım pudingin hemen altında bulunan kabartma tozundan ve vanilyadan her ikisinden de bir paket aldım. Tekrar turşuya doğru elimi uzattığımda hiç beklemedigim bir anda benimle beraber bir beden daha harekete geçmişti. Arkamda birisin varlığını hissetmiştim çok geçmeden elini yukarıya doğru uzatınca çalışanlardan birisinin gelmiş olabileceğini düşündüm. Benim uzanmadığım kornişon turşusunu tek hamlede almıştı. Yüzümü o kişiye doğru çevirdiğim sırada bu kişinin hiç de çalışan gibi giyinmemiş olduğunu gördüm üstünde markete ait forma bile yoktu. Yinede elimi açıp bana turşuyu vermesini bekledim ama öyle bir hamelede bulunmamıştı bile

" Versenize beyefendi?" Dedim

kaşlarını hafif bir şekilde çatmıştı. Bunu yapmasıyla birlikte gözleri de kısılmıştı. Elmacık kemikleri de belirginleşmis bulunuyordu. Kadınların red edemiyecekleri bir cazibesi vardı. Mavi gözleri ve siyah saçlarının eşsiz bir uyumu vardı. "Neyi" başını hafifçe yana doğru yatırdı

"Turşuyu" sesim nerdeyse sorar gibi çıkmıştı. Turşuyu bana vermiyecekse neden almıştı ki uyuz muydu bu adam ya "Niye vereyim ki?" Demesiyle beraber yavaşça sinirlenmeye başladığımi hissettim. " hani sizden önce ben geldim ya hani ben burda iki saatir cebellesiyorum ya o turşuyu almak için alamayıp neredeyse yüz sefer denedim ya ben versene şunu be" elimi almak için turşuya doğru uzattığımda adamın bir adım geriye atması bir olmuştu her şey bir anda gelişmişti.

adamım hafifçe sendeleyişini ağzım açık bir şekilde izledim arkamızda bulunan kavanozlara çarpmasıyla birlikte kavanozlar yerle bir olmuştu. Son anda kendisini kavanozlardan kurtarmış bana dogru koşarak beni ordan uzak tutmaya çalışmıştı şu an yeri boylamıstık onun kolundan tutup kavanozlardan uzaklaşması için çekmekle birlikte onun benim üzerime koşması ve beni uzaklaştırmaya çalıştırması bir olmuştu. Adamın üzerine düşmüştüm resmen yanımıza gelen adım seslerini duymamla birlikte kendime gelmeye çalıştım. Az önce ben ne yaşamıştım. Hepsi bir turşu almak istemiştim sadece bu kadar olayın olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Tursudan da olmuştuk zaten üzerime koşarken turşuyu da yere fırlatmıştı beyin özürlüsü adam

su an adamın üzerindesin Hazel!

iç sesimin uyarısıyla beraber bulunduğum konumun farkına varmıştım sonunda market çalışanları başımıza toplanmıs ve neler olduğu? nasıl olduğu? Gibisinden sorular sormuşlardı. Hışımla üzerine düştüğüm adamın üstünden kalktım. Üzerimi düzelterek kendime gelmeyen çalıştım parmaklarımı saçlarımın arasında dolaştırdım az önceki olayı sorguluyordum resmen yerler kırıklar içindeydi çalışanlar markete giren yeni kişileri kırdığımız vazoların yanindan uzak tutmaya çalışıyorlardı.

kendimin bile beklemediği bir anda dudaklarımı aralayarak konuşmaya başladım. İşaret parmağımla yerden yeni kalkabilen adamı gösterdim ordaki çalışanların bakışları bir bende bir de o adamdaydı " Bu adam var ya bu adam!" İşaret parmağımı sallayarak kurduğum cümleden sonra o adam rahat bir şekilde " büyük bir suç işlemişim gibi bahsetmeden kızım" dedi nerden kız oluyordum ben bunun ya midemi bulandırıyordu. Pisss adam

"Ben ondan önce buraya gelmiştim sabahtan beri Almaya çalışıyordum o turşuyu sonra bu herif geldi ve elini uzatarak dalga geçer gibi aldı elimden geri vermesini bekledim ama vermedi ondnn önce gelmiştim ve almaya çalıştım sonra sinirlendim vermesi icin ona doğru atıldım ve daha sonra o da geriye doğru bir adım attı sonra olan oldu zaten bu hale geldi herşey "

çalışanların yüzü ben anlatırken şekilden şekile girmişti. Orda hepsinden büyük duran bir ada o ada baktı. O da bana bakıyordu dudağının köşesindeki piçimsi sırıtış hiç eksik olmuyordu maşallah öyle doğmuştu sanki gerizekalı embesil

" Karun oğlum tüm bu saçmalıklar bir turşu için miydi? Demek adam bu meymenetsizi tanıyordu

umrumda da değildi gerçi kim kimi tanıyorsa tanıyordu bir an için markette çok fazla zaman geçirdiğimi fark ettim şimdiye çoktan yeşim'in yanına gitmiştim ya hepsi bu serseri yüzünden olmuştu.

" Barının turşu aşkını biliyorsun abi götürmeseydim öldürürdü beni galiba" teslim oluyormuş gibi kollarını havaya kaldırdıktan sonra kurduğu cümle sinrilenmeye yatkın olan zihnimi tetiklemişti sinir etmekten başka bir işe yaramaz Mıydı bu adamın cümleleri

" Bana ne ya önce ben geldim bu bir ikincisi kamera kayıtlarından zaten herşey gözüküyor üçüncü olarak da ben şimdi hemen gidiyorum bu eşyaları kasaya geçiriyorum ve sizde bunları kasadan geçiriyorsunuz daha sonra da ben burdan zıkkımlanıp gidiyorum anlaşılmayan bişe? "

Karun denilen adam inanmaz gözlerle bana bakmaya başladı. Yüzümü eksiterek ona bir hareket yaptığımda az önce konuştuğu adama döndü " Abi bunların hepsinin parasını ben mi vercem bana neee yaa o da gelmeseydi üstüme ben mi dedim üstüme gel diye gelmeseydi bende geriye gitmek zorunda kalmazsınız alla alla" Gözlerim kocaman acılmış bir şekilde ona baktım ne diyordu bu salak böyle"turşuyu almama izin verseydin bunlar olmazdı işte "

"Boyunun yetmemesinden dolayı beni suçlayamazsın" oha edepsize bak kendini savunma şekli bile çok saçmaydı. Bu adamla biraz daha vakit geçirirsem IQ'üm düşecekti.

" Sen bana cüce mi demeye çalışıyorsun?" Kaşlarımı çatmıs bir elimi belime katmış bir şekilde sinir olduğunu düşündüğüm bir bakış atıyordum karşımdaki adama kim oluyordu bu ya

" Demeye çalışmıyorum, diyorum."

pişkin pişkin sırıtıyordu bide yüzündeki piçimsi sırıtış eksik olmuyordu ukala

" Sen kimsin ya kendini ne sanıyorsun sen hödük!"

İstifini hiç bozmamıştı. Boş gözlerle bana bakmaya devam ediyordu çalışanlar bişeyler diyorlardı ama şu an onları umursayacak durumda değildim. Bende adama aynı şekilde bakmaya devam ettim. Benimle aynı yaşta gibi duruyordu

"Eeee böyle bakışmaya devam mı edeceksiniz? Çalışanlarda birisinin sorduğu bu soru çok da mantıklı ve yerinde bir soruydu bu adam yaptığı şeyin bedelini ödemeyecek miydi artık? Sıkılmaya başlamıştım "Beyefendi yaptığı hayatı kabul edip bedelini öderse evime gideceğim artık bende meraklı değilim burda su meymenetsizin yüzüne bakmaya" Karun denilen çocuğun bakışları bir saniye bile olsa üzerimden ayrılmıyordu. Burda en büyükleri duran ve karunu tanıyan adam onaylamaz bir ses çıkardı ve " Bak Karun bu sefer görmezden geliyorum bu yaptığını bidahakinde bedelini ödersin koçum tamam mı?" Karunun sırtını sıvazlıyordu. Karunu mu suçlu bulmuştu acaba?

" Vayy anasını keşke bizim de yaptığımız yaramazlıkları görmezden gelen birisi olsa " kendi kendime söylenmeye başladığımda adam karunla beraber önümden geçiyordu onlar gecerlerken bende sepetime doğru yürüdüm. Adamın arkasını dönerek bana bakıp " Bu olayda senin suçsuz olduğunu söyleyen kim küçük hanım siz de en az Karun kadar suçlusunuz, şu an onun yaptığını görmezden geliyorum evet ama sadece onun hatası değil bu ve ikinizi görmezden gelmiş olacağım anlaşılmayan bişey?"

" var " dedim.

"neymiş?" Dedi az önce bana benimde suçlu olduğumu belirten adam

"Ben suçlu değilim." Üstüne basa basa kurduğum cümleden sonra Karun derin bir nefes aldı. Göz bebekleri ve irisileri daha da belirginleşmişti onaylamaz bir harekette bulunmuştu ve kendi kendine söylenmeye başlamıştı.

" Çattık ya " Kendi kendine söylenirke ona dil çıkardım ama o bunu görmedi bana benimde suçlu olduğumu söyleyen adam yaptığım hareketi görmüştü ve hafifçe gülümseyerek Karun denilen çocukla benim aramda bakışları mekik dokumaya başladı onları umursamadan sepetimi almaya gitmiştim tursudan da olmuştuk. Böyle iş mi olurdu ya

geri döndüğümde Karun denilen adam marketin kapısından çıkmıştı bile elinde sadece bir tane içecek vardı saka gibiydi ya. Kamera şakası olsa bu kadar sasirmazdim herhalde. Tüm aldıklarımı poşete koyduktan sonra az önceki adama yiyeceklerin tuttuğu miktarı verdim daha sonra derin bir nefes alarak marketin çıkış kapısına doğru yöneldim. Kenardaki duvara baktığımda meymenetsiz Karun denilen adamın orda olduğunu gördüm bana bakıyordu

"Laaa havlee Allah'ım sen sabır ver bu gün katil olma günüm falan mı yaraabim haberim yok bari olsaydı" Ona göz devirdikten sonra kendi kendime söylenerek eve doğru yürümeye başladımm sırtımdaki delice bakislarindan rahatsız olmuştumm bana baktığını biliyordum. Market kapısından ses duymamla birlikte nedenini bilmediğim bir anda yüzümü oraya çevirdim. Karun tekradan içeri giriyordu

Neeeeee!!!!

Bu adam deli fala mıydı? Tımarhaneden kaçmış olabilirdi galiba geri gireceksen niye çıkıyorsun sonuçta dimi? Sana ne Hazel ya ne halt yiyecekse yesin Şizofren.

•••••••°°°°°°•••••••

Yeşim'in kapıyı açmasıyla birlikte kendimi içeriye atma attım gerçekten çok yorulmuştum. Sabaha kolumda ağrıyla uyanırdım artık. Yeşim nede geç kaldığımı sorduğunda kalabalık olduğunu söyleyip onu gecistirmistim. Marketten aldıklarımı buzdolabına dizerken hala şaşkındım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyordum. Karşı cinsle göz göze gelince bile göz deviresim geliyordu gıcık kapıyordum. Sinirle olduğum yerde solumaya başladığımda ve eşyaları sert bir şekilde dolaba dizmiş olacaktım ki Yeşim'in olduğu yerde sıçradığını fark ettim. Bişeylerin ters gittiğini anlamış olmalıydı. "Hazel sormayayım diyorum da ne oldu ? Neyin var ne bu sınır? Kim ne yaptı? "

"Yavaş gel kızım! Yok biseyim, fazla sıra vardı dedim ya beklemeyi sevmediğimi biliyorsun ona sinir oldum" pek inanmış gibi durmuyordu ama ona baktığımda başını anladığını belli eder bir şekilde sağlamıştı. Bende. İşimi yapmaya koyuldum. Marketten aksam yemek için aldığım pizzaları tezgaha bıraktım. Telefonuyla ilgilenen Yeşime doğru dönüp "Bak akşam yeriz diye aldım "

"Süpermiş" beni onayladıktan sonra telefonuyla ilgilenmeye devam etti. Pizzalar hafif erisinler diye tezgahta bıraktım son olarak iki tane aldığım meyveli yoğurtları da dolaba bıraktım. Son kere dolaba baktığımda cok düzenli dizmiş olduğumu gördüm. Buz dolabının kapağını kapattmak için harekete geçtim. komidinin üzerinde duran telefonumun çalmasıyla birlikte dolabı kapatip hızlıca telefonuma doğru adımladım. Annem arıyordu merak etmiş olmalıydı.

"Valliiideee Sultannn" harfleri uzatarak ona söylediğim lakap gibi biseyden sonra kızgın sesini duydum "Valide sultan ne öyle ya anne diyemiyor musun kızım sen?" Ona ismiyle veya lakaplarla hitap etmemden nefret ediyor ve çok çabuk sinirleniyordu bu tip durumlara. Aslında onu sinir etmek çok hoşuma gidiyordu ve her seferinde de sınırı olacağı şeyleri yapmakta kaçınmıyordum

" Bende seni seviyorum canım" dedim

" Alıştınız mı eve?" Diye sordu daha sonra yanlış bir şey yaptığının farkına varıyormus gibi kendine kızdı " benimki de soru mu oldu şimdi ilk gunden ne alışması " kendi kendine söylenmeye devam ediyordu. Araya girmeye karar verdim yoksa susmayacakti bu kadın

" anne biz çok iyiyiz günümüz de çok güzel geçiyor" anne demekle birlikte yeşim'in bakışlar beni buldu " Nergis sultan mı o?" Onu başımla onayladığımda "selam söyle " dedi "anne Yeşim'in selamı varmış sana" dedim

" Sende ona çok çok selmalarim olduğunu söyle daha şimdiden burnumda tütüyorsunuz şimdiden özledik sizi hepimiz kendinize Çok çok dikkat edin yavrularım" ağlamaklı gibi çıkan sesinde gözlerinin şimdiden bile dolmuş olduğunu anladım

" Bizi şimdiden çok özlemiş" dedim Yeşime hitaben. Annemin ağladığını hissetmiştim. "Ama anne nasıl anlaşmıştık bak geri gelirim hee oraya üzülmek yoktu hani nerde verilen sözler valideee sultanım" neşeli çıkmasini istediğim sesimle konuşmaya çalıştım ama bende onu şimdiden özlemeye başlamıştım. Gunümün de güze geçtiği falan yoktu hayatımda hiç yasamdigim birine anlatsam üstüme gülebileceği bir olay yaşamıştım resmen Yeşim olduğu yerden kalktı ve yanıma geldi telefonu elimden aldığında annemle konuşacağını anladım

" Nergis sultanım ball bende gelirim oralara geri hee senin gözündeki tek bir damla yasa kıyamam ben kız, sil o güzel gözlerindeki yaşları" Annemin ne dediğini duymamıştım ama Yesim'in yüzündeki saf gülümsemeden anlaşılıyordu zaten az çok ne konuştukları

" Biz çok iyiyiz teyzem bak sen kendini yorma bir annem bir sen geliyorlar daaa baaa" bir süre annemin ne dediğini dinledi daha sonra tekrardan konuşmaya başladı "çok güzel hiçbir eksik yok ben de Hazel de çok beğendik evi de eşyalarımızı da her şey istediğimiz gibi tamam mı sıkıntımız yok?" Tekrardan annemi dinlemeye başladı

acaba anneme bugün bir çocukla turşu için kavga edip daha sonra çocuğun üstüne düştüğümü ve daha da sonra üstüne bir de kavanozların devrildiğini söylesem bana ne yapardı?

kendine gel Hazel!

Bismillahirrahmanirrahim

aklimdaki düşünceyi elimle kışkısladım. Kadının yüreğine indirmek mi istiyorsun Hazel salağı erkek lafını duyduğu an seni soru yağmuruna tutar haberin var dimi bundan? Annemden biseyleri gizleyince içim rahat etmiyordu. Arkasından iş çeviriyormus gibi hissediyordum. Lavaboya giderek elimi yüzümü yıkadım. Salona geri geldiğimde Yeşim anneme veda edip telefonu kapatmış ve bana uzatmıştı.

yarim saattir koltuga ters bir şekilde uzanmıştım bakışlarım fayansla kesisiyordu Yeşim malı da ara ara gelip tikimle oynuyordu bir keresinde de fotoğrafımı çekmişti. Saat yediyi çoktan geçmişti yemeği yapsak iyi olacaktı. Donmuş olan pizzalar da zaten şimdiye kadar erimiş olmalılardı. Yarım saattir boş boş fayanslarla bakismaktan gına gelmişti zaten. Olduğum konumdan ayrılarak mutfağa geçtim. Fırına pizzaları koyduktan sonra internetten severek izlediğim bir diziyi açtım ve izlemeye başladım.

bu diziyi tekrar tekrar izlesem de bıkmıyordum. Sadece ikinci sezonu çok kötüydü. İlk sezonda son bulmalıydı bence dizi. Dizinin başında oynayan erkek oyuncu da dehşetuul vahşet gibi biseydi çok yakışıklı ve karizma bir adamdı.

kızla da yakışıyorlardı. Küçükken dizileri biz onları izlediğimiz anda çekiliyorlar sanardım üstüne bir de ordaki insanların çektikleri tüm acıları gerçek sanar o insanlar yerine ağlardım

belkide daha çok bile üzülürdüm. Özellikle bir keresinde izlediğim bir dizide adam küçüklükte çektiği acıları pisikologuna anlatıyordu o anlatınca geçmişe gidiyormus gibi küçük bir çocugu adamın anlatımına göre çekiyor ve o adamın küçüklüğüymüs gibi gösteriyorlardı. Adak yokluktan geliyor itilip kalkıyordu küçükken babası annesini çocuğun gözünün önünde hiç acımadan öldürmüştü. O diziye çok ağlamıştım hatta bunu da hala söylerim o diziyi ne kadar izlersen izleyeyim hep ağlarım o çocuğun o haline ne anlatıyorum ben ya siz benim kusuruma bakmayın.

fırındaki pizzaların piştiğine emin olduktan sonra fırından çıkardım.Yesim bardak çıkarıp bardaklara cola doldurmuştu. Kurt gibi açtım. Yemegimi bir çırpıda yedimm Yesim'in daha yarım dilimden fazla dilimi duruyorken ben tüm dilimlerimi bitirmiştim. Bardağımi bulaşık makinesine kattiktan sonra televizyon kanallarında gezinmeye başladım. Bütün günümüz böyle sıkıcı geçmeyecekti hep

iş bulmamız şarttı hep böyle oturduğumuz yerden bişeyler bekleyemezdik. Yeşim is ilanlarına bakınmaya başladığını söylemişti annemler ise girdiğimizi öğrenince bizi parçaliyacaklardı bu tatili gezip tozmamiz için planlamıslardı tabi artık hem tatil yaptığımız yer hem de yaşadığımız yer olacaktı burası seneye on ikinci sınıf olacağımız için bu yaz biraz dinlenmemizi istediler çünkü biliyorlar her yaz tatilinde Yeşim de bende köpek gibi çalışıyoruz. Emeklerimizin karşılığını inşallah alırdık.

Evet bu yazda çalışma kararı almıştık kışın masraflarımızı kendimiz öderdik işte anne paralarıyla nereye kadar devam edecektik.

yavas yavaş uykum gelmeye başlamıştı. Öyle kendimi alıştırdıgım bı uyku düzenim yoktu. İstersem sabaha kadar bile uyumazdım bazense erkenden uykum gelir uyurdum karışık bir düzenim vardı bugün de biraz fazla yorulmuştum. Esnemelerim de başlamıştı pijamalarımı giyinip bana doğru gelen Yesim'in saçlarını karışırarak "iyi geceler havuç kafa" dedim ve önünden geçip giderim onun da bana iyi geceler diye bağırdıgini duyduğumda kıyafet dolabımı açmıştım buraya kattığım pijamalarimi alıp girdikten sonra dişlerimi fırçaladım ve uyumak için yatağıma geçmiştim. Saçlarım toplu uyuyamazdım öyle çok rahatsız hissediyorum açık daha rahat ve huzurlu oluyordu. Saçlarımı acarak omuzlarımdan aşağı sarkmasına izin verdimm daha sonra yastığıma sarılarak kendimi uykunun kollarına teslim ettim.

Rüyamda bangır bangır çıkan sesler duyuyordum ama yalnızca duyuyordum hiç bir canlı eylem yoktu. Başım şimşek üzereydi. Neydi bu ses rüyamda ne işi vardı bu müzik sesinin bide bangır bangır çalıyordu kulaklarımı elimle kapamaya çalıştığımda sesin azalmaya başladığını gördüm bir saniye bu bir rüya değil miydi? Gözlerim kocaman açılırken olduğum yerden doğruldum. Yeşim bu satte şarkı mı dinliyordu acaba o bu tip bangır bangır şeyler mi dinliyordu bu neydi be basım şişmişti

yatagımdan doğrularak salona doğru yürüdüm. Açık olan televizyon sesiyle eşimin hala uyumamış olduğunu anladım. Kapıdan içeri girdikten sonra yeşimle göz göze geldik. O da bu sesten rahatsız olmuş olacak ki girdiğim gibi kulaklarını kapayıp "ne yani bu lanet ses senden gelmiyor muydu?" Diye sordu. Benden geliyor olsa kendimi öldürürdüm burda hiç komşulara saygı denen bı şey yok muydu

"Yan daire no 9'da oturan artık her kimse o bu sesi çıkarıyor benim odamdan daha da net duyuluyor bu ses" Yesim'in çatılan kasları olayın aslını anlamış gibi düzeldi daha çok çatması lazım değil miydi o kasları? Şahsen ben sinirimden kuduruyordum

" Yürü gidip rahatsız olduğumuzu söyleyelim"

dedim

"Saçmalama ilk günden olay mı çıkaracaksın"

"Ne olayı ya tatlı tatlı uyaracağım, tamam sen gelme Yeşim ben giderim tek "

" Saçmalama bende geliyorum"

onu beklemeden dış kapıya doğru adımlamaya başladım bu gün hayırlısıyla bir bitmemişti. Hemen yanımızda bulunan no 9 numaralı dairenin kapı zilini bir kere çalıştım. Kapı açılmamıştı resmen sinirimden köpürmek üzereydim Yeşim bu halime gülüyordu nasıl rahatsız olmamıştı pek fazla bu sesten ya? Şu an benden daha sinirli olması lazımdı bu kızın kapının ziline insan gibi basmıştım ama kapı açılmamıştı demek ki insanlıktan anlamıyorlardı. Bu sefer ta açana kadar basacaktım elim kapının zilinde uzun bir süre basılı kaldı açmamakta kararlı gibiydiler ya da o kadar sesin içinden beni duyabiecek bir kul yoktu. Bir süre sonra kapıdan gelen seslerle kapının açılacağını anladım. Üzerimi temizledikten sonra kapının açılmasını bekledim. Kapının kilidinin açılma sesini duyabiliyordum.

Arkamdaki Yeşim de en az benim.l kadar sabırsız gibiydi bir kapıyı bile açmamıştı içerdeki adam Yeşim de yavaştan sinirleniyor gibiydi.

Sonunda kapıdan açılma sesinin gelmesi ve Yeşim'in bir anda önüme geçerek bağırması bir olmuştu. " Ya siz insanlık ne bilmez misiniz?..." Cümleyi kurarken kapıda duran adama bakıyordu. Cümlesinin havada asılı kalmasının sebebi ise bu adamın sabah bakıştığı adam olmasıydı. Daha sonra sert bir şekilde yutkunarak az önce çıkan sesinin tam zıttı kedi kesilmiş bir sesle " Beyfendi bu gürültü de neyin nesi?" Demişti onun bu anı değişimi gözümden kaçmamıştı anlaşılan o anlayış gösterecekti ama benimm buna hiç niyetim yoktu.

"Ya gece gece ne bu müzik ne bu ses ya insanlık öldü mü kardeşim başımız ağrıyor yorgunuz burda uyumaya çalışıyoruz dimi?" Bir anda çıkışmamla birlikte karşımdaki adamın gözleri kocaman açıldı. Daha sonra dudaklarını aşağıya doğru büzerek " Ben bilmiyordum bizim yan daireye yeni birinin taşındığını bu katta bir tek biz oturuyoruz diye biliyorduk" nasıl bir savunma şekliydi bu ya

" bu ses üst katlara gitmiyor mu sanıyorsunuz" Diye sordum.

" Hiç kimse uyarmadıgına göre yoktur rahatsız olan bence olsaydı illaki söylerdiler diye düşünüyorum" dedi ad

" şimdi uyardık, sustuabilir misiniz şu illetleri başımız şişti de " diyerek hiç de sakin çıkmadığını bildiğim bir sesle konuştum

"Hayır" diyen kişinin sesi su an karşımdaki adamın sesiyle bir degildi bu ses neden tanıdık gelmişti? Önce sesin kendisi gelmişti sonra da sesin sahibinin adım sesleri çok geçmeden yüzü ile de karşı karşıya geldiğimde sinir tüm bedenimi esir almıştı. Karşımdaki bu adam o meymenetsiz miydi gercekten onun burda ne işi vardı? Burda yaşıyor olamazdı o dimi? Gözlerimi ovuşturarak önce karşımda sabah bizim Yeşimle birbirine kitlenen adama baktım bir bana bir yesime bakıyordu. Şimdi başımı çevirip onun arkasına baktigimda o pisikopatı burada görmeyecektim sadece yaşadığım olayın etksinden kalmıştım yoksa burada olduğu falan yoktu onun karşımdaki adamın arkasındaki kişiye tekrar baktım oradaydı gözlerini gözlerimden bir saniye bile ayırmaksızın bana bakıyordu. Bu Karun'du, oradaydı

"Sen.." diyerek konuşmaya çalıştığımda cümlem yüzüme kapatılan kapı sesi ile havada asılı kalmıştı bir saniye o az önce ne yapmıştı

"sen..." Diyerek başladığım cümlem yüzüme kapatılan kapı yüzünden yarıda kalmıştı birr saniye bir saniye o yontulmamış odun az önce ne yapmıştı?

Bölüm sonu

8 yorum