İçeriğe geç

NİLÜFER

Bölüm 6 · 2 dk okuma

NİLÜFER

Bölüm 6

Kızıl Nilüfer

Ceset bulunmadan 1 gün önce...

Tak tak tak

Yine geceyi bölen aynı topuklu ayakkabı sesiydi. Bu gece tanık yoktu. Bu gece tek tanık gökyüzündeki aydı. Kızıl Nilüfer yine ağzında bir ninni mırıldanıyordu. Karşısında korkağa baktı. Onu binanın tepesine kadar kovalamıştı.

"Ama böyle olmazki, baksana beni çok uğraştırdın. Bunun elbette bir bedeli olmalı hımmm..."

Parlak ay ışığı adamın yüzüne yansıyordu. Siyah kısa saçları, alnındaki yara izi, dudağı ile yanağı arasında olan gülümsemeyi andıranbıçak izi sanki ben bir katilim der gibi bakıyordu. Üstüne giydiği siyah beyaz işlemeli kısa kollu gömleğin düğmeleri hırpalanmaktan kopmuştu. Şortu dizlerine kadardı ancak bacaklarından sızan kan onun ne kadar acı çeksede yaşamak için arzusunun o kadar baskın olduğunu dile getiriyordu.

Daha dün karaborsada sattıkları malların gelirlerini hesaplarken polis baskınında kaçan çete lideriydir?

Kızıl Nilüfer bu sefer farklı bir elbise giymişti. Beyaz zarif bir elbiseydi üstündeki, saçlarını özenle örmüş kafasına ise kanlı bir duvak takmıştı. Yüzünün yarısını kapatan maskesi beyazdı. Maskenin deseni Nilüfer çiçeğini andırıyordu. Maske 7 yapraktan oluşuyordu bu seferde 2. Yaprağı da boyanmıştı. Örgülü kızıl saçları omuzlarına düşüyordu. Yavaşça kurbanına doğru ilerledi. Her hareketi avına yaklaşan bir sırtlan misaliydi. Onu önce korkutmak istemiyordu.

Kurban bir binaya girip merdivenlere yöneldi. En üst kata çıktığında Onu atlattığını düşünüp rahatlamıştıki arkadan yine aynı ninni geliyordu.

"Ama atlarsan hiç eğlenceli olmaz" Arkasına döndüğünde Kızıl Nilüferi gördü. Onunla bir anlaşma yapmaya karar verdi.

"Peşimi bırakırsan ne istersen veririm. Yeterli beni öldürme lütfen."

Ama söyledikleri kızıl nilüferin daha çok sinirlenmedim sebep oldu.

"Gencecik kızları düğün gününde kaçırıp lekeledikten sonra ne hakla yaşamayı istersin?" Doğruydu, yapmıştı. Hatta sadece yapmakla kalmayıp adamlarına da dokundurtmuştu.

"Kendi ailene yapılsa ortalığı kasıp kavuşursun ama sen kendin istediğin için bu işi yaparsın. Benden değil her yaptığın günün akşamı öldürdüğün kızlardan af dile bak bu duvak son toprağa gördüğün kıza ait değil mi? Yoksa toprağa gömmedin mi?"

Her kelimesinde yavaşça kurbanına doğru adımlıyordu. İlk suçluluk duymasını sağlıyor sonra öldürüyordu. Sanki adıyla oynamaktan zevk alıyor gibiydi. Elinde ne zamandır tuttuğunu bilemediği bir dolma kalem vardı. Bu dolma kalem özel tasarım gibi duruyordu ve üzerinde bir kadının ismi yazıyordu, Ezgi SOLMAZ...

Kurbanının kanı yerde göl oluşturmuştu bu da şu demekti, bu iş hemen bitmeliydi.

Kalemi bıçak gibi kullandı ilk şah damarına isabet etti. Bir fıskiyeden çıkan su gibi kan fışkırmaya başladı. Kanlı bir fıskiye fiye düşündü kızıl nilüfer. Belki de ölen kızlar şimdi tatmin olmuştur.

Kurban bir eliyle şah damarını tutuyorken birden dengesini kaybetti ve aşağı doğru düşmeye başladı. Çıktıkları bina 3 katlıydı. Binadan atlayan biri en fazla sakat kalabilirdi. Kurban havadayken ölmüştü. Düşmeden 1 saniye önce...

Kızıl nilüfer son kez kubanına baktı. Yere sırtüstü düşmüştü ve o iğrenç yüzü hala onun midesini bulandırmaya yetiyordu. Yavaşça yere eğildi bu seferki nilüfer çiçeğinde 2 yaprağı boyamıştı. Eldivenleri ı çıkardı ve yine aynı ninniyi mırıldanarak binanın merdivenlerinden aşağı indi. Orayı terketti.

Son duyulan ses ise topuklu ayakkabısının sesiydi...

Tak tak tak

Bölüm sonu

4 yorum