Ofisimde düşünürken parçaları birleştirmeye çalışıyordum. Ama bu sefer elimizde bir tanık da vardı tanık 5 veya 6 yaşında görünen küçük bir çocuktu. Açıklamasına göre maske takıyormuş ve ona söylediği şey ise kan dondurucu bir sözdü:
"Yaramazlık yapan cezalandırılmalı" Bu ne demekti onun yeni sloganı mıydı? Yoksa bize bir ipucu mu bırakmıştı.
Önümdeki dosyalara bir daha baktım. Ama bu beni daha da gerip boğmaya başlamıştı bu yüzden yavaşça yerimden kalkıp odadan çıktım. Koridorun köşesindeki otomata doğru giderken gözüme çocuk takıldı. Korkmuş durmuyordu. Daha çok kızıl nilüfer hakkında bir şey bilmeyen ve onu çizgi romanlarındaki kahramanlara benzetmişti. Elimizdeki tek şey bu da değildi.
Kızıl nilüferin giydiği elbise sırt dekolteliydi. Ayrıca dekoltedeki gözüken kızıl nilüfer dövmesi kabataslak da olsa belli oluyordu. Çocuğun anlattığı bir diğer şey ise sesinin bir kadın sesi kadar ince olmasıydı.
Ya katilimiz ince sesli bir erkekti ya da bir kadındı. İkisini de gözden geçirmeliydik. Önceki davalardan birinde olan olay aklıma geldi hemen;
Katil kurbanlarını öldürdükten sonra onların elbiselerini giyen bir erkekti ve genellikle kadınları hedef alıyordu. Bu davayı biraz garip bulmuştum çünkü bir erkeğin kadın kıyafeti giymesi bana saçma geliyordu. Ama bu seçenek de bir köşede sırıtmadan kalabiliyordu.
Otomata geldiğimde aklımdaki tüm düşünceleri kovmuştum. Parayı attıktan sonra çubuk kraker ve suyun numaralarını tuşladım. Tuzlu çubuk önüme doğru düşerken su düşmek yerine bana sıkışmış bir şekilde sırıtıyordu. Bazen tutukluk yaptığından cama hafifçe vurdum düşmesi için ancak düşmek istemiyordu galiba
"Öyle yaparak düşüremezsiniz dedektif hanım"
Yanıma gelen ayak seslerine baktığımda başkomiser Eymen'i gördüm.
"İyi misiniz Almina hanım. Sanki sabahki olay sizi biraz sarsmış gibiydi."
Kafamı yavaşça ona çevirdim ve
"Merak etmeyin bu mesleğe yeni başlamadım. Ama sizin cesedi ilk gördüğünüzde düşündüğünüz kişi acaba kimdi merak ettim?" Onun da düşündüğü kişi benimkiyle aynı mıydı? Gerçekten de o geri mi dönmüştü. Ben yeni düşüncelerle boğulurken birden yanımdan gelen pat sesiyle irkildim.
Başkomiser Eymen otomat makinesinin camına vurmuş ve almak için savaştığı su düşmüştü. Bana döndü hafifçe dudağını kaldırarak gülümsemesini bende beklemiyordum. Galiba korkmam ona komik gelmişti.
"Katil hakkında cesurca konuşuyorsunuz bu kadar korkmanız ne kadar gülünç." Yavaşça arkamı döndüm ve göz devirerek. "Kim olsa korkardı neyse " demiştimki arkamdan yaklaşıp
"Bana bir daha gözlerini devirme" dedi. Sesi hafifçe tehditkar çıkmıştı. Bir dakika nasıl yani nerden gördü o? Kafamı anlamaz şekilde ona salladım ve "Göz delirdiğim kim söyledi"
Bana inanmaz gözlerle baktı Galiba inkar etmemi beklemiyordu. Gözleriyle soldaki pencereyi işaret etti ve "pencereden gördüm" sinir bozulduğu için ofisime doğru kaçarcasına gittim.