Kızıl saçları doğal bir kızıllıktaydı. Gözlerinde özel renkli lenslerden olan kırmızı lensler takıyordu bu bir hayli kurbanların yanındaki tanıkların yüz analizini zorlaştırıyordu. Yüzünü yarım kaplayan maske bir nilüfer çiçeğini andırıyordu. Herşey 7 yıl önce 7 nilüfer cinayetiyle başlamıştı. Her olay mahallesinde bir iz bırakarak adını kanlı nilüfer yapmıştı.
Kurbanın yanına bıraktığı işaret bir nilüfer işaretiydi her kurban arasında nilüferlerin açma zamanı kadar zaman yani 3 ila 4 ay vardı. Çoğu cinayyet ara sokakta olsa da aralarında bazen ünlü iş adamları veya kadınları da oluyordu.
Cinayet silahlarıysa çoğu zaman müze hırsızlığı gibi olayların delilleriydi. Bu da karakoldaki delillere erişen biri gibi gözüküyordu. Hedef aldığı kurbanlarsa belirli ortak özellikleri vardı. 7 kurbanın da ortak özelliği taciz davası olması veya tecavüz etme geçmişinin olmasıydı. 7 kurbanın 6'sı erkek 1'i kadındı. Bu kişilerin tecavüzden başka ortak yanlarını tam çözememiştik.
Katilimize kızıl nilüfer dememizin asıl sebebiyle kurbanların otopsisinden aldığımız kızıl saçlardı. Ancak bu saç onun kadın mı yoksa erkek mi olduğunu kanıtlamıyordu. Saç bir peruk da olabilirdi. Ya da gerçek insan saçı. Saçtaki DNA raporuna göre yaklaşık olan insan değeri belli değildi. Olay yerinde motor,araba ya da başka bir araç sesi duyulmamış ve sadece olay yerinde topuklu sesi duyulması bizi tam da soru havuzunun ortasına götürüyordu.
Soru havuzumuz o kadar derindi ki elinden tutan herkesi aşağıya çekiyordu.
Önümdeki cam panoya yeni olay yerinin ve kurbanın fotoğrafını astım. Derin düşüncelere dalan tek ben değildim. Yardımcım Aslı da dalgınlığını belli ediyordu. Sabah gelen ani telefonla olay yer,ne gitmiştik. Bizi karşılayan polis arkadaşlara selam verip sarı şeritleri geçince başlamıştı bizim iş. İlk başta kanlı nilüfer dikkatimi çekmişti. Muhtemelen kurbanın kanını kullanmıştı ve parmak izi bırakmamış olmalıydı. Aksi takdirde hemen yakalanırsın ve biz de burada yeni kurbana bakmazdık. Ama en garip olanı kurbanı görünce oldu göğsüne saplanan kılıç bize japon samuraylarının kullandığı katanaları andırıyordu. Yardımcım kılıca baktığımı görünce köşeden
" Bir kaç gün önce müzeden çalınan eserlerden biri olduğunu tahmin ediyoruz. Hahh buldum...
Bu bir samuray kılıcı namı değer katana. Katanalar yapı olarak kavisli ve tek taraflıdır. Çelik namlusunu ve iki elle tutulan kabzasıyla birlikte koruyucu görevi olan tsuba yer alır. "
"Belki de katil bir japondur." Dedi yardımcımız yanındaki polis memuru . İlk gülümsedi ve bana elini uzattı. "Ben başkomiser Eymen. Eymen Altaner." Altaner( Kızıl tan eri,kızıl şafak yiğidi anlamına gelir.)
"Bu davaya siz mi bakıyorsunuz dedektif hanım?" Dediğinde.
"Evet ben Almina. Dedektif Almina Rooney." Soy ismimi duyunca kaşları havaya kalktı. Galiba İskoçyanın en önemli ve zengin ailesi olan Rooneylerle ne ilgim olduğunu çözmeye çalışıyordu. Sormak istiyordu ama kendi biraz kararsız kalmış gibiydi.
" Ailpean Rooney ile akraba mısınız?"
"Yakın bir akrabam olurlar kendileri"
Başkomiser Eymen başıyla onayladı ve anladığını belirtti. Eymen'in yardımcısı olduğunu tahmin ettiğim bir komiser yanımıza yaklaştı.
"Başkomiserim bıçağı olay yeri incelemeye verdim. Çıkan rapora göre müzeden çalınan eserlerden olabilme ihtimali değerlendirilecek." Şeklinde konuşmuştuk bu da bizi daha derinlere itiyordu.
Panoya olan bakışlarımız aynı yerde kesişiyordu:
7 YAPRAKLI VE İLK YAPRAĞI BOYALI KANLA ÇİZİLMİŞ NİLÜFERE...
