İçeriğe geç

NİLÜFER

Bölüm 2 · 5 dk okuma

NİLÜFER

Bölüm 2

O geri döndü

Topuklu ayakkabıların sesi ara sokakta yankılandı.

tık tık tık

Katili kurbanı için geliyordu. Elindeki uzun ince bir kılıç vardı. Bu kılıç tam bir hafta önce tarihi eser kaçakçılarının müzeden çaldığı ve satmak için depoladığı tarihi eserlerden biri olan özel yapım bir kılıçtı. Kılıcın tutma yerinde kurdeleli bir kelebek şeklinde bağlanmış düğüm deseni vardı. Eliyle kılıcın kınından tutup yavaşça çıkardı. Sessizce kurbanına doğru adımladı kurbanını korkutmak istemiyordu eğer korkarsa kaçmaya çalışırdı. Kaçmaya çalışırsa ne yapardı sonra?Kurbanı onu farketti sürünerek geri geri gitmeye başladı. Parmaklarını dudaklarına götürdü.

Eğer sessiz olursan işimiz daha hızlı bitecek.

elindeki kılıcın kınını kenara fırlattı. Kılıcı elinde bir o tarafa bir öteki tarafa döndürdü. Karşısındakı adam merhamet dileniyordu. Dilenmemeliydi. Neden dilenmeliydiki. Ona acımaması lazımdı. Malum tecavüzcülere neden ACINIRDI DEĞİL mi? Onu tam iki gün önce uyarmıştı. Gecenin bir vakti ara sokakta kolunda bu sefer başka bir kız vardı. O kızı bırakmasını söylemişti aksi halde elini kesicekti. Gözü korkmuş olabilirdi ama en çok tiksindiği ve kaldıramadığı şey ise adamın karısını dövmesiydi. Bunun hiçbir açıklaması olamazdı. Olmamalıydı. Bir kadına NE HAKLA ŞİDDET UYGULARDI.

Ben sana demedim mi? Ben seni uyarmadım mı? SEN İSE BU SON OLUCAK DEMEDİN Mİ?

Adam korkuyordu çünkü karşısındaki kişi haklıydı. Onu uyarmıştı. O ise bunu umursamamıştı. Onu kendi tarafına çekmeliydi. Eğer çekebilirse canı kurtulacaktı.Korku ve panik iççerisinde " Bu fahişe beni baştan çıkarttı yoksa ben sözümü tutuyordum."

Katilin gözlerindeki acımasızlık büyüdü büyüdü ve onu yutacak hale geldi. Adam daha da korkmaya ve titremeye başladı. Kadın ise kolunu ondan kurtardıktan sonra köşede sinmiş bir şekilde titriyordu. Katil ilk kadına yaklaştı

"Korkmana gerek yok sana zarar vermiyeceğim tek yapman gereken buradan uzaklaşmak ve bu olayı kimseye anlatmamak. Sakin olmalısın beni anladın mı?"

Yavaşça kurbanına döndü gözleri karanlıkta parlıyordu. Simsiyahtı Öyle siyahtıki gözleri bir silah olsaydı karanlıkla onu yutup oracıkta karşısındaki adamı öldürmüştü. Karşısındaki adam derin bir nefes almak istedi ama alamadı. Sadece bakışlarıyla oracıkta ölecek gibiydi. Yalvarmayacaktı. Yalvarmasına izin vermiyecekti. Sesini toparlayan adam güç bela konuşmaya başladı.

Lütfen beni öldürme daha zamanı değil, bana bir şans daha ver. Söz veriyorum bu sefer kesinlikle değişece- ( Bir ses hem geceyi hem de onun erkekliğini ikiye böldü)

Kılıçla adamı hadım etmeden önce katilin gözleri kızı aradı, bulamadı tam o sırada kızla olan konuşmasından kızın cearetini toplayıp kaçtığını farzetti.

Gözlerini kapatan maskesinin altında olan kırmızı rujlu dolgun dudaklarıyla bir gülümseme sundu. Ama adam bu gülümsemenin anlamını bilmiyordu. Onu bırakacağını hatta ona merhamet edeceğini sandı. Ve merhamet dilendi.

Katil adamı hadım ederken sokağın başından sonuna kadar adamın haykırışı duyulmuştu. Son olarak kılıcı boyun hizasına getirdi.

"Senin için acını dindireceğim." Adamın kafası boynundan ayrıldı ve

tık tık tıktıktık

yuvarlanarak bir çocuğun önünde durdu. Çocuk katile şok içinde bakıyordu. Ama bu yüz ifadesi öyle karışıktıki dehşet, haklılık, hayranlık ve korku... Gözleri çok fazla duygu barındırıyordu. Katil çocuğu görünce bir adım geriye gitti ve dehşet verici güzel bir gülümsemeyle parmaklarını dudaklarına götürdü. Bunu bir çocuğa anlatmak çok zordu ama denemekten de zarar gelmezdi.

"O amca kötü şeyler yaptı. Biz uslu durmayanlara ne yaparız?"

Çocuk biraz düşündü ve "Güzellikle uyarırız. Bir daha yapmamasını söyleriz."

"Peki bir daha yaparsa?"

Çocuğun gözlerini bir karanlık büyüdü ve

" O zaman ona CEZA veririz"

"Çok doğru bu amcanın cezası kafasının boynunda olmayışıydı. Peki bu gördüklerini benim için sır olarak saklar mısın?"

Biraz durdu sonra ekledi

" Saklamazsan yaramaz bir çocuk olduğunu düşünücem"

Çocuk kafasını salladı "Tabiki tutarım o benim annemi döven kötü bir amca" O anda katil çocuğun babasını öldürdüğünü anladı ama bir şey diyemedi. Ayağa kalkıp arkasını döndü. Sırt dekoltesinde kırmızı bir NİLÜFER resimli dövmesi vardı. Nilüferin 7 yaprağı vardı. Sadece bir yaprağı tam boyalıydı. Öteki yaprakları boştu. Yavaşça beyaz eldivenlerini giymişti Yavaşça kurbanın yanına adımladı.

Kafasından fışkıran kanlar yavaşça azalıp azar azar akmaya devam etmişti. Kurbanın kan gölüne dönen birikintisinden bir parmak kan alıp nilüfer motifi çizdi.

Çocuk katilin yanına geldi ve "Abla bu nilüferin anlamı ne?"

" Zarafet, saflık ve ruhsal dinginlik demek"

Çocuk bir süre düşündü ve ama bunlar hiçbir şeyi açıklamıyordu. Katil onun gözlerinden birşey anlamadığını anladfı.

" Hiç saflığını senden almaya çalıştılar mı. Ben saflığı alınanları korumak için bir kalkan olmak istiyorum. Onların cezasını da kendi yöntemlerimle veriyorum. Amacım ise bizim gibi kadınların, kız çocuklarının rahat yaşaması için."

"Abla bir şey daha sormak istiyorum." Katil kafasını salladı

"Senin ismin ne?" Katil buruk bir gülümsemeyle "KIZIL NİLÜFER"

Issız yolda yine aynı ses duyuldu.

tık tık tık

Gece ikiye bölünmüştü. Ama katilin gitmeden önce şaheserin üstünde kalbine saplanmış başsız ve erkeksiz kalan bir ceset vardı.

Şafak sökerken derin uykudan uyanan dedektif yine aynı kabusu görmüştü. Katil kurbanını öldürdükten sonra hep aynı ninniyi mırıldanıyordu. ...senin evin nerede hep yakın ol bize... gerisini hatırlamıyordu ama bu kesinlikle çocuklar için söylenen bir tekerlemeydi ninni olsun ya da olmasın. Yatakta doğrulur pozisyona geldi elini komidine uzattı ama eline boş bir bardaktan başka birşey geçmedi. Ayaklarını yavaşça yataktan sarkıttı ve derin derin düşüncelere daldı kimdi o? Neden sürekli rüyalarına giriyordu? Rüyada olsa dahi neden yerinden kıpırdanıp ona dur yapma neden onu öldürdün diyemiyordu. Neden ona karşı koyamıyordu? Neden sadece orada dikilip müdehale edemiyordu?

Bütün düşüncelerini bir kenara attı ve yeni bir düşüncenin içinden sıyrılmışta yeniden canlanmış gibi ayağa kalktı ve mutfağa adımladı. Üst raftan bir bardak alıp sürahiden su doldurdu kafasına diktikten sonra biraz daha toparlanabilmişti. Banyoya gidip yüzünü yıkadı ve gardolabının önünde durdu. Ne giyeceğini biraz düşündükten sonra bordo uzun kolun altına siyah ispanyol paça pantalon ve beyaz spor ayakkabılar. Kombinini tamamlayan son şey ise siyah deri ceketti. Eline aldığı lastik tokayla saçlarını topladı. Makyaj olaraksa göz kalemi ve ruju ile bu iş tamamdı. Mutfağa geçip kahvaltısını yaptıktan sonra ekmek arası hazırlayıp streçledi. Sadece evden çıkması kalmıştı. Yavaşça kapıya adımlarken telefonu çaldı. Arayan kişi yardımcısı Aslıydı. Genelde aciliyet gerekmedikçe bu saatte aramazdı. Telefonu yavaşça açtı ve hoparlöre aldı . Kan dondurucu bir cümle evde yankılandı.

"O geri dödü Kızıl Nilüfer"

Bölüm sonu

6 yorum