İçeriğe geç

New in Hawkins

Bölüm 2 · 5 dk okuma

New in Hawkins

Bölüm 2

Okulda ilk gunnn

Ertesi sabah herkesten önce,huzurlu uyanmıştım.Uykumu çok iyi almıştım çünkü burası sessiz bir yerdi.Los Angeles’da geceleri her yerden müzik sesi gelirdi.Evet,müzik severim fakat geceleri,uykum varken hareketli şarkı dinleyemem.Bu yüzden LA’de iyi uyuyamazdım.Banyoya doğru ilerledim.Aynada kendimi görünce bi garip hissettim.Saçlarım dağılmış,yüzüm yamulmuş gibiydi.Fakat yüzüme renk gelmişti.Hemen duşa girdim.Kendi kendime şarkılar mırıldanarak duşumu aldım.Duştan çıkınca hemen bornozumu giydim ve saçımı tarayıp kuruttum.Dalgalarımı kendi kendine kurumaya bırakınca kabarıyordu ama biraz kuruttuktan sonra kalan nemi kendi kendine kurutunca çok güzel oluyordu.O yüzden biraz kuruttum.Odama geçtim,bir plak seçtim gözlerim kapalıyken.Şansıma KISS’in plağı geldi ve plak çalara takınca açılan ilk şarkı “I was made for lovin’ you” oldu.Dışarıya baktım,hava yağmurluydu.Siyah,düşük bel,ispanyol paça kot pantolonumu giydim.Uzun boylu olduğum için yüksek bel kötü duruyordu.Üstüme siyah,V yaka,yakasında siyah danteller olan uzun kollu bir tişört giydim.Bir tane gümüş kolye taktım ve bordo renkli taşı olan yüzüğümü taktım.Makyaj masasına oturdum.Bugün biraz daha abartacaktım.Her zaman yaptığım doğal makyaja bu sefer kontür ekledim.Kontürü dağıtırken fırçayı mikrofon gibi kullanarak kendi kendime minik bir konser verdim.Cilt makyajım bitince göz kapaklarıma kahverengi far geçtim.Buğday tenli olduğum için belli bile olmuyordu.Siyah göz kalemi sürdüm ve eyeliner çektim.Kırmızı ruju minik noktalar halinde dudaklarıma değdirdim ve elimle hafiften yaydım.Doğal,ama kırmızı bir görünüm elde etmiştim.Siyah gibi duran ama güneş altında kahverengi gözüken dalgalı saçlarımı biraz taradım.Karşımda duran beni sevmiştim.Siyah sırt çantamı aldım ve ön göze kulaklığımı,kasetlerimi,dudak kombomu,kirpik kıvırıcımı,3 adet pet ve bir tane tampon koydum ne olur ne olmaz.Arka göze Büyük boy ve küçük boy bir not defteri koydum.Kalemliğime bir tane yedek dudak kalemi,uçlu kalem,siyah ve kırmızı tükenmez kalem,silgi ve uç koydum.Çantam hazırdı,ben hazırdım -yağmurluğum dışında- sıra beni okula götürecek birine gelmişti.Abimin kapısını çalacakken annemin aşağıdan “Kalım giyin bebeğim,hava yağmurlu” diye uyardığını duydum.Gülümsedim ve aşağıya indim.Annem beni görünce gözünde “İşte benim kızım” diyen bir ifade gördüm.Annem bana gülümseyerek iltifat etti.Teşekkür ettim ve beni okula bırakabilir mi diye sordum.Hemen anahtarı aldı.Ben de elime siyah yağmurluğumu aldım.Çantamın iki tane şişe koyma yeri vardı.Bir tanesine katlanabilir siyah şemsiyemi,diğerine ise içi dolu bir pet şişe koydum.Annemle beraber arabaya bindik.Bu sefer annem radyoyu açtı.Şansıma açılan kanal,genelde en sevdiğim şarkıların çaldığı kanaldı.Annem “Everybody wants to rule” şarkısını sevdiğimi bildiği için sesi açtı.Annemle beraber hem söyledik hem de oturduğumuz yerde dans ettik.Araba camından içerisi gözüktüğü için herhangi biri mutlu olduğumuzu 1 saniyede anlayabilirdi.Okula gelince binanın biraz eski ama güzel durduğunu söyledim anneme.Annem bana ilk günüm için şans diledi.Ona havadan öpücük yollayıp arabadan indim.Annem eve geri dönerken ben okula girdim.Bazı gözleri üstümde hissedebiliyordum.Kimisinin iyi,kimisinin ise yargılar olduğunu söyleyebilirdim.Hemen dolabıma gittim ve eşyalarımı yerleştirdim.Yanlışlıkla yere kasetlerimden birini düşürdüm.Tam almak için eğilecekken bir el bana kasedimi uzattı.Kasedimi ondan alırken kafamı kaldırdım.Karşımda çok güzel,kızıl saçlı bir kız vardı.”Teşekkürler” dedim kıza.Kız bana gülümseyerek “Rica ederim.Sen yeni gelen kız mısın?” Diye sordu.”Evet” cevabını verdim.”Ben Max” diyerek elini uzattı.Elini sıkarak “Ben de Daphne” diye kendimi tanıttım.Tarzımı beğendiğini söyleyince mutlu oldum ve teşekkür ettim.”İstersen seni sınıfına götüreyim?” Diye teklif etti.Kabul ettim.Yoldayken bana “Kaç yaşındasın?” Diye sordu.”17.Haftaya cuma 18” diye yanıtladım. ”Sen?” Ekledim.”Ben 15 yaşındayım” diye yanıtladı.Yol boyu kendimizi tanıttık.Tarzlarımız biraz benziyordu.İlk günden bir arkadaş edinmiştim.Max ile beraber yürürken Max’in arkadaşlarıyla karşılaştık.Max hepsini bana tanıttı.Mike ve Jane -ama ona “eleven”,kısaltma olarak “el” diyorlar- Sevgiliymiş.Yakışıyorlar açıkçası.Lucas,basketbolcuymuş.Çocuğun Max’e bir bakışı var anlatamam.Kendimi tutamayıp sordum “siz sevgili misiniz?” Max şaşırarak ve biraz duraksayarak “Yoo,ne alaka ki?” Dedi. “Hiç,öylesine bir his işte” diye geçiştirdim ama Max’in kızardığını gördüm.Dustin,Konuşkan, samimi ve tatlı bir çocuğa benziyordu.Will daha sessizdi.Mükemmel bir dengeydi.Ben de hepsine kendimi tanıttım.Hep beraber yürümeye devam ettik.Bana okuldaki tiplemeleri,yerleri vb anlattılar.Biz yürümeye devam ederken saçları kısa bir kız ve yanında yürüyen,boynunda kamera olan çocuğu gördüm.Bize doğru yaklaştılar.Kız Mike’ın kafasını karıştırdı.Benim baktığımı fark edince kendini tanıttı. ”Ben Nancy,Mike’ın ablasıyım.Bu da Jonathan” dedi yanındaki çocuğu işaret ederek.”Kendisi will’in abisi ve benim sevgilim.Kameraman olduğu için kamerayla gezer” diye ekledi. ”Memnun oldum,ben de Daphne” dedim.”Çok yakışıyorsunuz” diye ekledim.Nancy bana teşekkür ederken,duvara yaslanan bir çocuğun nancy ve Jonathana garip garip baktığını gördüm.Dustin’e fısıldadım “O kim?” Dustin yanıtladı “O mu?” Kafamı salladım “O Steve Harrington.” “Niye Nancy’e ters ters bakıyor?” Diye sordum kendimi tutamayarak “Boşver sen onu” diye geçiştirdi beni.Problem olmak istemediğim için “tamam” dedim ve beni sınıfıma bıraktılar.Şansıma Nancy,Jonathan ve Steve ile aynı dersimiz vardı.Rahatlamıştım çünkü hoca bana kendimi tanıttırmamıştı.Benim için bir artıydı bu.Tabii hala bazılarının bana baktığını hissediyordum.Ama bu…40 kişinin bana aynı anda gözünü dikmesinden daha iyiydi.Değil mi?Ders matematik olduğu için ilk 20 dakikasını dinledim ve hocanın bize sonradan soracağını düşündüğüm soruları çözdüm.Sonra defterimi çıkarttım ve bir şeyler karaladım.Ders bitince yeni tanıştığım arkadaşlarımla yemekhaneye doğru yola koyulduk.Yemekhaneye giderken bir kız bana çarptı.Amigo kız olduğunu hemen anladım çünkü üstünde forması vardı. ”Önüne baksana” diye bana laf attı.Sarışın bir kızdı.Güzeldi ama kabaydı.Ne cevap verdim,ne de özür diledim.Kız bana göz devirdi ve yanında duran diğer kızlarla beraber gitti.Arkalarında kalan,turuncu saçlı kız bana döndü “Onun adına özür dilerim.Biraz kabadır” dedi.Sorun olmadığını söyledim ve kız bana kendisini tanıttı.”Chrissy ben.Sen?” Ben de kendimi tanıttım “Ben de Daphne” “memnun oldum” dedi ve uzaklaştı.Tatlı bir kızdı.Diğerlerinin arasında bir melek gibiydi sanki.El,bana döndü ve saçlarıma dokundu “Güzel” diye mırıldandı.Teşekkür ettim ve yolda giderken dalgalarımla oynamasına izin verdim.Seviyordum saçımın okşanmasını.Yemekhaneye varınca uzun saçlı,üzerinde “Hellfire Club” tişörtü olan bir çocuk gördüm.Komik bir tipti.Saniyesinde elektro gitar çaldığını anlamıştım.Arkadaşlarıyla konuşurken hepsini güldürüyordu.Yemel yerken grupla sohbet ettik.Sonra Steve dedikleri çocuk yanımıza geldi ve Dustin’le selamlaştı.Yakın arkadaşlardı.Bunu heme anladım.Steve bana döndü ve Dustin’e “bu kim?” Bakışı attı.Dustin beni Steve’e tanıttı.Duyduğum tek şey Steve’in “Başka birisine gerek çok yoktu ama olan oldu artık” tarzı bir şeyler mırıldandığını düşündüm.Sanki ben ona bayılıyordum.Yemeklerimiz bitince hep beraber dolaplarımıza gittik.Sıradaki ders biyolojiydi.Hiç sevmezdim.Sınıfı bulmam kolay oldu çünkü Nancy ile aynı derse giriyorduk.Sınıfa biraz erken gittik.Ben Nancy’nin yanına oturdum.Bana bazı kişileri tanıttı.Yemekhanedeki çocuk Eddie imiş.Eddie’ye kendimi tanıttım.Komik birisiydi.Şakalar yaparak bizi güldürdü.Nancy’ ve Eddie ile konuşurken sınıfa Steve’in girdiğini gördüm.Sinirlerim bozulsa da belli etmedim.O da çok mutlu sayılmazdı.Ders başladı.Çok sıkıcıydı.Dersin bitmesine yakın ışıklar gidip geldi.Anlık korktum.Nancy ve Steve’in gerildiğini gördüm.Hiç bir şey demedim.Dersin bitmesine sanırım 5 dakika falan kalmıştı.Bu 5 dakikanın 4 dakikası boyunca Steve’in bana ters ters,sanki gıcıkmışım gibi baktığımı hissettim.Dersi dinliyor gibi davrandım.Sonunda ders bitti ve okulun bu günlük sona erdiğini haber veren zil çaldı.Eşyalarımı topladım ve dolabıma gittim.Dolabımdan eşyalarımı alırken ışıklar bir daha yanıp söndü.Umursamadım. Fakat sonra bir daha ve bir daha yanıp söndü.Etrafıma baktım.Kimse yoktu.Meraklı ve gergindim.Dolabımı kapatıp arkamı dönünce…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.