İçeriğe geç

Nefretin Ateşi

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Nefretin Ateşi

Bölüm 2

Ortak iş

Okulun bittiği bir gün kendi evime doğru yürüyordum. Evimle okul arasında yarım saatlik bir yürüme mesafesi vardı. Genelde yürümeyi tercih ederdim. Arkamda birinin beni takip ettiğini fark ettim. Telefonumdan arkamı gördüğüme göre 1.90 boylarında, saçlarının rengini yada yüzünü kapişonundan dolayı göremiyordum. Ancak ona çok benzettim. Muhtemelen oydu. Bir kaç gün önce yaptıklarımı karşılıksız bırakmak istemiyordu anlaşılan. Biraz daha yürükten sonra evminin önüne gelmiştim. Zaten dövüş öğretmeni olduğumdan dövüşmekten yorgun düşmüştüm. Umursamadan evimin içine girecekken kapıda bir el gördüm. Kapıyı açtı. Kapişonunu açıp yakışıklı yüzünü görmemi sağladı. Sırıtarak "Bunun bir karşılığı olacakğını bilmiyor muydun?"dedi. Gözlerinde en ufak bir korku yoktu fakat benim için de aynı şeyi söyleyemezdim. Onun dolgun dudakları, çekik gözleri, siyah dağınık saçları ne kadar onu çekici yapsada ona karşı en ufak yakınlık hissetmiyordum, şükürler olsun. Kocaman bir kahkaha attım ve üstüne yürümeye başladım. Bu sefer onu duvara yaslayan bendim. Yaklaşık 1.80 boyumla kolayca gözlerinin içine bakabiliyordum. Gözlerinin çok derinliklerinde bir şey vardı sanki, beni ona çeken. Düşüncelerimi bir kenara koyup yakasını tutup onu kendime çektim. O hala sırıtmasına rağmen ben ona sert bir şekilde bakıyordum. Ardından o dolgun dudaklarına sert bir yumruk attım. Artık güzel dudakları kan içindeydi. Artık sırıtmıyordu. Karnıma attığı sert yumruk geriye sendelememe sebep olurken bu sefer gülen bendim. Evime izinsiz girmesinde rahatsız olmuşken birde dövüşüyorduk. Ne komik hikaye! Hah? Ona acımayacaktım. Karnına ve yüzüne ardı ardına yumruklar atmaya başladım. Sinirli halimden kimse hoşlanmazdı. Yüzünün kanla dolmuş olması onun çekiciliğinden hiç birşey eksiltmemiş hatta daha çekici yapmıştı. Yorulduğum için üzerinden kalktım. "Ne güzel karşılık. Ha?" dedim kahkahalarca gülmeye devam ederken. Sinir küpüne dönmüş yüzüyle üzerime yürüdü. Tam sert bir yumruk atacekken kenara çekildim ve havaya yumruk attı. Artık sıkılmıştım. Evimden defolup gitmesini diliyordum. Ardından yüzüme yediğim sert darbe yere düşmemi sağladı. Artık ikimizde kanlar içindeydik. "Görüşeceğiz." dedi ve kapıyı sertçe vurup çekip gitti.

Neyin içinde olduğumu bilmiyordum. Beni evime kadar beni takip etmiş ve evimde bir aptal gibi bir o vurmuştu bir ben. Gerçekten aptal gibiydik. Hatta biz direk aptaldık. "Biz". O garipti. Ne kadar ondan nefret etsemde... Ben gerçekten duygularını bilemeyen bir aptaldım.

Dünden yine kafan karışmamış gibi okula gülümseyerek gelmiştim. Gülümserim çünkü gülümsemezsem "Üzgün müsün?" gibi bir sürü soruya maruz kalırdım. Okulun içi her zamanki gibi dışarısının aksine sıcacıktı. Okula girer girmez yine onunla karşılaştım. Beni görünce yanıma doğru geldi. "Odama gelir misin? İş için." Dün sanki hiç birşey yaşanmamış gibi normal bir şekilde konuşuyordu. Ondan beklediğim "Odama geliyorsun." , "Odama geleceksin." gibi cümlelerin aksine "Odama gelir misin?" demişti. Ne kadar kibar konuşsada odasına gitmek pek güzel bir fikir gibi görünmüyordu ancak iş için diyordu. Benimle iş için konuşacaktı. Biz iş için konuşacaktık. Odasına girdiğimde yaslandığı sandalyede doğruldu. Bende iki koltuktan birine oturdum. "Gelmene şaşırdım." "Bende." demek isterdim ama kelimeler ağızımda düğümlendi. Bir an için beni kandırıp kandıramayacağını düşündüm. "Uzatmadan, babam bana bir mesaj yazdı. Babalarımızın işi ortak biliyorsun. Bana işlerinin çok yoğun olduğunu ve artık yetişemediklerini açıkladı." Kelimelerini özenle seçerek konuşuyor gibiydi.Onu ilk defa bu kadar saygılı konuştuğuna tanık oluyordum. Dün sanki onunla hiç dövüşmemişizde sadece iş arkadaşı gibi konuşuyorduk. "Ortak çalışmamızı istiyorlar. Bir süreliğine yurtdışına çıkmamız gerekiyormuş. Üstelik yarın.." Ne kadar istemediği yüzünden okunuyordu. Hiddetle kaşlarım çatıldı "Ortak? Ben tek başıma çalışırım. Seninle çalışmam!" "Bende seninle çalışmaya pek meraklı değilim. Ama zorundayız. Yarına kadar bavulun hazır olsun." Ardından saate bakıp dersimin neredeyse başladığını görerek hızlı adımlarla odadan çıktım. Sinirliydim. Onunla ortak bir iş yapmak iğrenç olurdu.

Bavulumu hazırlamış, evimim kapısının önünde onun gelmesini bekliyordum. Böyle anlaşmıştık. Uçakla Amerika'ya gidecektik. Amerika'ya gitme fikri kulağa kötü gelmiyordu ancak Netony ile gitmek için aynı şeyi söyleyemezdim. Ben bu saçma düşünceleriyle kafamı dağıtmaya çalışırken Netony geldi. "Umarım orada da dövüşmeyiz." diye mırıldandı. Artık bunları normal bir şekilde konuşmamız pek iyi görünmüyordu. "Orada nerede kalacağız?" dedim. Ardından hemen cevap verdi, "Babam ayarlayacakmış. Ancak hiç lüks bir ev hayal etmemeliymişiz. Üç odalı bir evde kalacakmışız." Bir an duraksadım. "En az dört oda gerekiyordu. Mutfak veya tuvalet eksik olacak. Tuvalet eksik değildir o zaman mutfak? Ama mutfaksız olmaz ki." dedim düşüncelerimi dile getirerek. İlk defa onunla bu kadar rahat konuşuyordum. Hiç memnun olmayan bir yüz ifadesiyle konuştu ,"Üzgünüm ama yatak odası bir tane."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.