İçeriğe geç

Nefretin Ateşi

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Nefretin Ateşi

Bölüm 1

" O "

Savaş dersinin öğretmeni olmanın verdiği yorgunluğun katkısıyla başım çok daha fazla ağrıyordu. Hem de stajyer bir öğretmen olmak.. Çok kez bu okulda çalışmak istemediğimi yüzüme vursam da başka bir seçeneğin olmamasının zorunluluk demek olduğunu kendime hâlâ öğretememiştim. Gittiğim varislerin okulu ben daha çok küçükken bile benim hayatımı mahveden birinin okulu. Henüz 14 yaşımdayken beni çok kez utandıran, rezil eden, aşağılayan, kötüleyen, kısaca herkesin benden nefret etmesini sağlayan biriydi bu. Ne kadar acımasızca davransada onu seven bir topluluğun içinde yaşamayı ne kadar nefret ettiğimi açıklayamıyorum. Ben stajyer, bir varislere nasıl savaşılacağını, nasıl kendini savunacağını öğreten bir öğretmenim. İntikam peşinde olan. Daha silah tutmayı bilmeyen öğrencilerimi kendini aşağılayan bütün insanlara suikast planı yapacak ve kafasını dik tutacak öğrenciler yapan. Daha gençken böyle bir öğretmenim olsun isterdim. Bana kafamı dik tutmayı öğreten.

Okulun 2. Döneminin ilk günü. Okula doğru yürürken havanın alışık olduğum inanılmaz soğukluğuyla beraber üşümesemde diğer insanların benim aptal olduğumu düşünmemesi için ellerimi ovuşturacekken davranışlarını diğer insanların istediği gibi yapan biri olmadığımı kendime hatırlattım. Bugün stajyerliğimin bittiği gündü. Gururla başımı dimdik tutarken kendimden emin bir duruş sergilemeye çalıştım.

Okula girdiğimde kahverengi tonlarında tatlı bir koltukta 3 varisin oturup sohbet ettiğini gördüm. Bende bir koltuğa oturup çantamdan içinde sıcak bir kahve olan termosumu çıkarıp masaya yerleştirdim. Okula yeni gelen insanları tanımak istediğimden 2 saat erken gelmiş olmanın ne kadar aptalca bir karar olduğunun farkına varmıştım. Çantamdan çıkarıp "Yarım saat okusam yeter." diyerek okumaya başladığım kitabı ancak bitirince okulun insanlarla dolup yaptığını ve dersin başlamasına yarım saat kaldığını fark etmiştim. Eşyalarımı toplayıp savaş için ayırılan sınıfa doğru ilerlemeye başladım. Bildiğimiz sınıflara benzemezdi. Büyük bir dövüş alanı, üzerinde kılıç,kalkan gibi eşyaların durduğu rafarla dolu ayrı bir oda ve kızlar ve erkekler için iki soyunma odası vardı. Bayağı büyük bir yerdi.

Sınıfa doğru yürürken bir anda "onu" gördüm. Alnımdan şakaklarıma soğuk soğuk soğuk terlemeye başladım. Boğazımda birşey kalmıştı sanki. Öksürmeye başladım ardı ardına. Herkesin gözü bana dönerken "onun" beni görmesinden korktum. Neyse ki beni kimse görmeden sınıfa kendimi atabilmiştim. Gözümden ben izin vermeden akan yaşlar çenemden akarken bunun neden olduğunu sordum.

Artık ağlamamalıydım. Duygularıma sahip çıkmalıydım. Yaşlarımı silip üzerimi değiştiripdövüş salonuna girdikten sonra neredeyse yaşıtım olan öğrencilerimle tanışıp onlara ilk kendilerini savunmayı öğrettim.

Her gün varislerin savaş dersi vardı. İlk gün "onunla" bir daha karlaşmadım şükürler olsun. Evimin huzurlu ortamında düşündüm. Onu gördüğümde nasıl bu kadar kötüleştiğimi. Bunları düşünerek kafamı yormak yerine uyumayı tercih ettim. Yarın en iyisini yapacağıma emindim.

Huzurlu bir uykudan sonra maalesef yine sıcak yatağımdan kalkmak zorundaydım. Hızlıca hazırlanıp okulun yolunu tuttum. Öğrencilerimin hepsini çok sevmiştim.

Bu sefer okula erken gelmemiştim. Dersin başlamasına yarım saat vardı. Korktuğum şey onun beni zorbalamasına izin vermekti. Bu kadar iyi bir dövüşçü olup, kendimi zorbalığa uğratmamalıydım. Koridorda sınıfa doğru ilerlerken yine aynı yerde onu gördüm. Fakat bu sefer sınıf onun arkasında kalıyordu. Başımı dik tutmaya çalışarak onun yanından geçerken, bir anda beni duvara yasladı. "Minik kuş benim okuluma gelmiş. Ha?" Dedi gülerek. Kendimi onun karşısında güçsüz hissetmemeliydim. Karnına bir yumruk attım. Geriye sendelerken benden bunu beklememiş olmalıydı. Herkesin gözü üzerimizdeyken "Herkes önüne dönsün!" Diyerek bağırdı. Herkes sınıflara girerken benim adıma üzülüyor olmalılardı. Çünkü herkes karnına yumruk attığım kişinin ne kadar iyi dövüşçü olduğunu biliyordu. Saçımı tuttu. Ben tam yere ittiricekken bacaklarına attığım tekmeyle yere düştü. Ne kadar sinirlendiği gözlerinden belli oluyordu. Beni bu okuldan atamazdı çünkü benim babam onun babasıyla tanışırdı ve bu okulu neredeyse o değilde babası yönetir gibiydi. Fakat babalarımız aramızda geçen hiçbir şeyden haberleri yoktu. Sonuç olarak küçükken beni dövdüğünde ona "Seni babama söyleyeceğim." diyemezdim. Sinirle ayağa kalktı ve bana yaklaştı. Burun buruna geldiğimizde "Bu yaptıklarını unutmayacağım. Sınıfına git." Şimdi dalga geçme sırası bendeydi. "Seni dövdüğümü unutmayacak olman güzel." dedim kahkaha atarak. Birşey demeden kendi odasına ilerledi. Yaptığım şeyden gurur duymuştum. Kendimi savunmaktan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.