İçeriğe geç

Nefret etmem gereken çocuk

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Nefret etmem gereken çocuk

Bölüm 9

Bölüm 9:

Kaan’ın “öğreneceğiz” demesi kulağa güçlü geliyordu.

Ama gerçek hayatta işler film gibi ilerlemiyordu.

En azından benim için.

O gün boyunca her bakış, her fısıltı, her telefon sesi bana aynı şeyi düşündürdü:

Biri izliyordu.

---

Öğle arasında Kaan beni kantine çağırdı.

Bir köşeye oturduk.

Önümüzde hiçbir şey yoktu ama ortam sanki ağırdı.

"Bir plan yapmamız lazım," dedi.

"Nasıl bir plan?"

Kaan telefonunu masaya koydu.

"Şüpheliler."

Gözlerimi devirdim.

"Bu dedektiflik oyunu gibi oldu."

"Bu oyun değil."

Sesi ciddiydi.

Bu yüzden şaka yapamadım.

---

Kaan ekrana baktı.

"Melis."

"Hayır."

"Kesin değil."

Başımı salladım.

"Onu zaten konuştuk. O öyle bir şey yapmaz."

Kaan kaşını kaldırdı.

"Onu savunuyorsun."

"Savunmuyorum."

Bir an sustum.

Sonra ekledim:

"Sadece mantıklı düşünmeye çalışıyorum."

Kaan geriye yaslandı.

"Peki Mert?"

Bu isim kalbime küçük bir çarpma gibi oturdu.

"Mert mi?"

"Son zamanlarda sana takıntılı gibi davranıyor."

"Abartıyorsun."

"Aylin… seni kıskandığını gördüm."

Sessiz kaldım.

Çünkü yalan değildi.

Ama Mert bunu yapar mıydı?

Bunu düşünmek bile ağırdı.

---

O gün okul çıkışı Mert’i bekledim.

Bahçede tek başına oturuyordu.

Yanına gittim.

"Aylin?" dedi şaşkınlıkla.

"Konuşmamız lazım."

Yüzü hemen ciddileşti.

"Ne oldu?"

Derin bir nefes aldım.

"Bana mesajlar geliyor."

Bir an duraksadı.

"Ne mesajı?"

"Fotoğraflar… videolar…"

Mert'in yüzü değişmedi.

Ama gözleri kaçtı.

Bu çok küçük bir detaydı.

Ama benim için yeterliydi.

"Sen biliyor musun?" dedim.

"Ne hakkında konuşuyorsun?"

"Sadece soruyorum."

Mert ayağa kalktı.

"Beni suçluyor musun?"

"Suçlamıyorum."

"Öyle durmuyor."

Sesini yükseltmişti.

İnsanlar bize bakmaya başlamıştı.

Mert bir adım yaklaştı.

"Kaan mı sana bunu dolduruyor?"

O an içimde bir şey koptu.

"Bu Kaan’la alakalı değil."

Mert gülümsedi.

Ama o gülümseme sıcak değildi.

"Tabii."

Arkasını döndü.

"Bir gün gerçeği anlayacaksın Aylin."

Ve gitti.

---

O gece Kaan’a her şeyi anlattım.

Sessizce dinledi.

Hiç bölmedi.

Sonunda tek bir şey söyledi:

"Mert değil."

"Nasıl bu kadar eminsin?"

Kaan bana baktı.

Çok net.

"Çünkü o kadar zeki değil."

İstemsizce güldüm.

"Bu komik bir sebep değil."

"Ben ciddiyim."

Sonra yüzü sertleşti.

"Ama biri var."

"Kim?"

Kaan biraz durdu.

Sonra çok yavaş konuştu:

"Henüz emin değilim."

O an içime yeniden o tanıdık korku doldu.

Çünkü “emin değilim” demek, “çok yaklaştık” demekti.

---

Ertesi gün dolabımı açtığımda içinden bir şey düştü.

Küçük bir not.

Bu sefer el yazısı daha netti.

Sanki yazan kişi artık saklanmıyordu.

Notta sadece şu yazıyordu:

"Kaan sana gerçeği söylemiyor."

Elim titredi.

Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

"Aylin."

Kaan.

Yavaşça döndüm.

Yüzü her zamankinden daha ciddiydi.

"Ne oldu?" dedi.

Notu arkamda saklamaya çalıştım.

Ama çok geçti.

Kaan bir adım yaklaştı.

"Göster."

Ve o an anladım.

Sır sadece mesajlar değildi.

Kaan’ın benden sakladığı bir şey vardı.

Ve kim olduğunu bilmediğim bu kişi…

Bunu biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.