İçeriğe geç

Nefret Çizgisi

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Nefret Çizgisi

Bölüm 2

Denge Bozulurken

Ertesi sabah okula giderken dün yaşananları düşünmemeye çalışıyordum.

Ama ne zaman telefonumu açsam o fotoğraf karşıma çıkıyordu.

Yapışkanlı eteğim.

Kızarmış yüzüm.

Ve altındaki o aptalca yorumlar.

Telefonu kapattım.

Artık utanmıyordum.

Sinirliydim.

Hem de fazlasıyla.

Okulun kapısından içeri girdiğimde Berrak beni uzaktan gördü.

"Bugün daha iyi görünüyorsun."

"Çünkü bugün ağlamayacağım."

Kaşlarını kaldırdı.

"Bu ne demek?"

"İntikam alacağım."

Bir an sustu.

Sonra yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

"Gerçekten yapacak mısın?"

"Kesinlikle."

"Ne yapacaksın?"

"Henüz bilmiyorum."

Berrak güldü.

"En korkutucu kısmı da bu zaten."

Koridorda ilerlerken gözüm istemeden Aras'ı aradı.

En arka tarafta, arkadaşlarıyla konuşuyordu.

Sanki dün hiçbir şey olmamış gibi.

Sanki bütün okulun önünde beni rezil eden kendisi değilmiş gibi.

Tam yanından geçerken göz göze geldik.

Aras'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Ben de gülümsedim.

Ama benim gülümsemem onunkinden farklıydı.

Çünkü bu kez ne düşündüğümü biliyordum.

İlk dersin ortasında sınıfa Can girdi.

Elinde birkaç kitap vardı.

Yerine geçmeden önce gözleri bir anlığına bana kaydı.

Sonra yanıma doğru geldi.

"Lina."

Başımı kaldırdım.

"Efendim?"

Dün elime verdiği ıslak mendili hatırlayınca hafifçe gülümsedim.

"Dün... iyi oldun mu?"

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

"Evet. İyiyim."

"Gerçektenmi?"

"Gerçekten."

Can başını salladı.

"İyi."

Tam yerine dönecekken arkasından seslendim.

"Bu arada dün için teşekkür ederim."

Omuzlarını silkti.

"Bir şey değil."

Sonra yerine geçti.

Nedense bu kısa konuşma bile dünün bütün ağırlığını biraz olsun hafifletmişti.

Ama arka taraftan üzerimde bir bakış hissediyordum.

Aras.

Başımı çevirdiğimde bana değil, Can'a baktığını gördüm.

Can da ona bakıyordu.

İkisi birkaç saniye boyunca göz göze kaldı.

Sonra Aras gözlerini kaçırdı.

Nedenini anlayamamıştım.

Teneffüste Berrak yanıma geldi.

"Can seni sordu."

"Ne?"

"Dün iyi olup olmadığını."

"Benimle de konuştu zaten."

Berrak gülümsedi.

"Çocuk çok mütevazi birisi."

"Öyle."

Bir an sustum.

Sonra koridorun sonuna baktım.

Aras oradaydı.

Yanında arkadaşları vardı.

Ama bu kez gözleri onların üzerinde değildi.

Benim üzerimdeydi.

Berrak da bakışlarımı takip etti.

"Onu kafana takma."

"Takmıyorum."

"Yalan."

"Tamam, biraz."

Berrak güldü.

"İntikam planın ne?"

"Öğle arasında göreceksin."

Öğle arasında okulun bahçesine çıktığımda Aras'ın motorunu gördüm.

Bir an durdum.

Dün sabah bana çarpacak kadar hızlı kullandığı motor.

Bütün öfkemin başladığı yer.

Çantamdan küçük bir kâğıt çıkardım.

Üzerine birkaç kelime yazıp motorun üzerine bıraktım.

Berrak yanımda değildi.

Zaten özellikle onu çağırmamıştım.

Bu benim intikamımdı.

Kimsenin yardımı olmadan yapmak istiyordum.

Tam uzaklaşırken Aras'ın arkadaşlarından biri motorun yanına geldi.

Kâğıdı gördü.

Sonra kahkahayı bastı.

"Aras!"

Aras birkaç saniye sonra yanına geldi.

Kâğıdı eline aldı.

Okudu.

Gülümsemesi silindi.

Kağıdın üzerinde "Aras ın motoru kendisinden daha fazla ilgi görüyor" yazıyordu.

Aras başını kaldırdı.

Gözleri doğrudan beni buldu.

Ben de hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam ettim.

Arkamdan geldiğini hissettim.

"Lina."

Durmadım.

"Lina."

Bu kez durdum.

Yavaşça ona döndüm.

"Ne?"

Elindeki kâğıdı kaldırdı.

"Bunun komik olduğunu mu düşünüyorsun?"

Omuz silktim.

"Ben komik olduğunu söylemedim."

"Sen yaptın."

"Kanıtla."

Aras birkaç saniye bana baktı.

Sonra kâğıdı ikiye katladı.

"Bir şeyi anlamıyorsun."

"Neyi?"

"Ben bir şeyin kimin yaptığını öğrenmek istersem öğrenirim."

Sesi sakindi.

Bağırmıyordu.

Bu, nedense bağırmasından daha rahatsız ediciydi.

Gözlerimi ondan ayırmadım.

"Tehdit mi ediyorsun?"

"Hayır."

Bir adım yaklaştı.

"Uyarıyorum."

Ben de geri çekilmedim.

"Ben de sana bir şey söyleyeyim."

"Dinliyorum."

"Dün yaptığının yanına kalacağını sanıyorsan yanılıyorsun."

Aras'ın dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme oluştu.

"Demek mesele bu."

"Evet."

"İntikam."

"Belki."

Başını hafifçe yana eğdi.

"İyi."

Şaşırdım.

"Ne?"

"En azından sıkıcı değilsin."

Sonra yanımdan geçip gitti.

Arkasından bakakaldım.

Beklediğim tepki bu değildi.

Ders çıkışında sınıfa dönerken koridorda Arya'yı gördüm.

Aras'ın önünde duruyordu.

Bu kez yanlarında kimse yoktu.

İstemeden yavaşladım.

Arya'nın sesi duyuluyordu.

"Benimle konuşmaktan neden kaçıyorsun?"

Aras ellerini cebine koydu.

"Kaçmıyorum."

"Öyle mi?"

"Evet."

"Eskiden böyle değildin."

Aras'ın yüzündeki ifade değişti.

"Eskiden birçok şey farklıydı."

Arya ona biraz daha yaklaştı.

"Aras, hâlâ bana kızgınsın."

"Hayır."

"Yalan söylüyorsun."

Aras kısa bir kahkaha attı.

"Sen hâlâ her şeyi kendinle ilgili sanıyorsun."

Arya'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Ben seni tanıyorum."

Aras başını ona doğru eğdi.

"Hayır, Arya."

Sesi bu kez daha soğuktu.

"Sen benim eskiden kim olduğumu biliyorsun."

Bir süre birbirlerine baktılar.

Sonra Aras arkasını dönüp yürüdü.

Ben hemen koridorun diğer tarafına geçtim.

Beni görmemişti.

Ama o konuşmadan aklımda kalan tek şey Arya'nın yüzündeki ifadeydi.

Berrak'ın dün söyledikleri aklıma geldi.

Aras'ın eski sevgilisi.

Ama belli ki aralarında sadece eski bir ilişki yoktu.

Okul çıkışında Berrak yanıma geldi.

"Ne oldu sana?"

"Bir şey yok."

"Yüzünden belli."

"Aras ve Arya'yı gördüm."

Berrak'ın kaşları çatıldı.

"Ne konuşuyorlardı?"

"Duymak istemeyeceğin kadar garip şeyler."

"Anlat."

Anlattıklarımı dinledikten sonra bir süre sustu.

"Boş ver."

"Zaten boş vereceğim."

"Gerçekten mi?"

"Evet."

Berrak bana baktı.

Sonra gülümsedi.

"İyi. Çünkü senin daha önemli bir işin var."

"Ne?"

"Aras'ı sinir etmek."

Güldüm.

"Doğru."

Tam okuldan çıkacakken telefonum titredi.

Tanımadığım bir numaradan mesaj gelmişti.

Mesajı açtım.

"Bugün yaptığını unutmadım."

Kalbim bir an hızlandı.

Numaraya baktım.

Sonra Berrak'a.

"Ne oldu?"

Telefonu ona uzattım.

Mesajı okudu.

"Aras mı?"

"Bilmiyorum."

Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.

"Ama sen de benim yarını unutmayacağımı bil."

Ekrana bakarken içimde garip bir his oluştu.

Bu artık bir şaka değildi.

Bu bir savaştı.

Ve ben savaşı başlatan taraf olsam da...

İlk hamleyi kimin yapacağını artık bilmiyordum.

Bölüm sonu

4 yorum