Esenlikler canparçalarım...🦅👋🏻 Bu hafta iki bölümüz. Nedeni bende kalsın. Zaten nedenini anlarsınız diye düşünüyorum. Bu bölüm mum yakmıyoruz. Bu mumu 4.Bölümde yakacağız. Zaten o sahneyi okuyacaksınız cuma günü. Bekletmeyeyim ben sizi. " Hata bedelsiz,insan da hatasız olmaz." ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• 18 ŞUBAT ÇARŞAMBA 🗓️ Yağmur, sabahı yumuşatıyordu. Camdan süzülen damlalar düzenliydi; ne aceleciydi ne de sert. Maisie gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey buydu: sessizlik. Dün gecenin ağırlığı yoktu bugün. Göğsündeki sıkışma çekilmiş gibiydi. Odanın kokusu bile tanıdıktı. Güvenli. Yatağın kenarına oturdu, perdeleri biraz araladı. Gri bir aydınlık içeri doldu. Yağmur, kaldırıma düşerken küçük halkalar çiziyordu. İçinden, bugün kötü bir şey olmayacak diye geçirdi. Bunu düşünmesi bile tuhaftı ama iyi geldi. Mutfaktan annesinin sesi geldi. “Maisie, uyanabildin mi?” “Geliyorum.” Annesi bu aralar onlardaydı. Komşularla yaşanan bir tartışma yüzünden birkaç günlüğüne. Küçük bir meseleydi sözde; ama annesinin yüzündeki çizgiler daha derinleşmişti. Yine de şu an mutfakta, kahve makinesinin başında, her zamanki gibi sakindi. Kahve kokusu evi doldurmuştu. “Yağmur güzel,” dedi annesi, iki fincanı masaya bırakırken. “Bugün iyi bir gün gibi.” Maisie fincanı eline aldı. Isı, avuçlarına yayıldı. “Evet,” dedi. “Öyle.” Kahvaltı basitti. Kızarmış ekmek, peynir, biraz reçel. Annelerinin küçük rutinleri vardı; konuşmadan da anlaşabilirlerdi. Televizyon kapalıydı. Pencere açıktı. Yağmurun sesi, konuşmaların arasına girip çıkıyordu. “Okuldan sonra markete uğrayacağım,” dedi annesi. “Akşama bir şeyler yaparım.” “Tamam,” dedi Maisie. “Ben de geç kalmam.” Montunu giydi, çantasını aldı. Kapıdan çıkarken annesi arkasından baktı. O bakışta tuhaf bir uzunluk vardı ama Maisie bunu önemsemedi. Bugün her şey normaldi. •🚪🕯️• Okul yolu sakindi. Islak asfalt parlıyordu. Bahçeye girdiğinde öğrencilerin gürültüsü onu karşıladı. Tanıdık sesler, tanıdık yüzler. Gerçek. İlk ders sorunsuz geçti. Konular aktı, tahtaya yazılar yazıldı. Çocuklar sorular sordu. Maisie cevapladı. Gülümsedi. Kendi sesini duydu; titreşimsizdi. Öğretmenler odasında çay içildi, dedikodular döndü. Kim kimin yerine derse girmiş, kim izin alacakmış… Küçük, zararsız cümleler. Güvenli. “Yüzün iyi bugün,” dedi bir öğretmen. “Yağmurdan,” dedi Maisie. “Beni sakinleştiriyor.” Gülüldü. Konu değişti. Son teneffüste koridor daha sessizdi. Çoğu öğrenci bahçedeydi. Maisie dolabına yöneldi. Kapıyı açtığı an, kalbi tekledi. Mum. Oradaydı. Düzgünce yerleştirilmişti. Ne yanıyordu ne de yeni görünüyordu. Ama oradaydı. Parmakları istemsizce geri çekildi. Bir an için koridor daraldı sanki. Tam o sırada bir ses duydu. “Maisie?” Arkasını döndü. Bir öğretmen… Gözleri dolaba kaydı. Mumla göz göze geldiler. Bir saniye. İki saniye. Maisie hızlı davrandı. Mumu aldı, dosyaların arasına kaydırdı. Kapıyı kapattı. “Bir şey mi düşürdün?” diye sordu öğretmen. “Yok,” dedi Maisie. “Sadece— eski bir materyal.” Öğretmen şüpheyle baktı. “O neydi?” Maisie nefes aldı. “Sınıfta kullanıyorum bazen. Dikkat toplamak için. Mum değil de… sembol gibi.” “Okulda mum?” Kaşlar çatıldı. “Elektronik. Dekoratif.” Yalan, ağzından pürüzsüz çıktı. Kendi bile şaşırdı. Öğretmen bir adım yaklaştı. “Bunu yönetim duysa—” “Duymaz,” dedi Maisie, daha sert. Sonra yumuşadı. “Lütfen. Çocuklar için.” Uzun bir sessizlik oldu. Koridordan ayak sesleri geldi. Zil çaldı. “Bir daha olmasın,” dedi öğretmen sonunda. “Olmaz,” dedi Maisie. Kadın uzaklaştığında dizlerinin titrediğini fark etti. Mum çantasındaydı. Saklanmıştı. Ama bu, rahatlatmadı. •🕯️🚪• Eve döndüğünde yağmur durmuştu. Anahtarı çevirdi. İçeri girdi. Fırın açıktı. Sarı ışık mutfağa dökülüyordu. İçeri adım attı. “Anne?” diye seslendi. Cevap yoktu. Telefonuna baktı. Mesaj vardı. Markete indim. Çabuk gelirim. Kalbi hızlandı. Fırına yaklaştı. İçeride bir kâğıt vardı. Eliyle aldı. “Bedel ödenmeli. Kimse bunu bilmemeli.” Kelimeler netti. Sertti. Kâğıt sıcaktı. Etrafına baktı. Ev aynı evdi. Ama hissi değişmişti. Sanki duvarlar biraz daha yakındı. Sanki hava ağırdı. “Mum…” dedi fısıltıyla. Çantasını açtı. Yoktu. Odasına koştu. Yok. Mutfak. Salon. Banyo. Hiçbir yerde değildi. Bir süre olduğu yerde kaldı. Sonra yavaşça koltuğa oturdu. Kalbi hâlâ hızlıydı ama bedenini zorladı. Panik yok. Bugün iyi bir gün. Annesi geldiğinde gülümsedi. Poşetleri bıraktı. “İyi misin?” dedi. “İyiyim,” dedi Maisie. Bu sefer sesi biraz gecikti ama annesi fark etmedi. Gece çöktüğünde yorgunluk ağır bastı. Yatağına uzandı. Tavanı izledi. Mum yoktu. Not çekmecedeydi. Ev sessizdi. Gözlerini kapattı. Uyku, onu yavaşça aldı. Ama karanlıkta, bir yerde, bir şey bekliyordu. •🚪🕯️• Ertesi gün... Takvim yoktu. Maisie gözlerini açtığında ilk yaptığı şey yatağın karşısındaki duvara bakmak oldu. Her sabah baktığı yerdi orası. Tarihi görür, günün ağırlığını ona göre tartardı. Ama bu sabah duvar çıplaktı. Çivi hâlâ oradaydı. Duvarın rengi hafifçe açılmıştı. Takvimin gölgesi kalmış gibiydi. Bir an yerinden kalkamadı. Kalbi hızlandı ama panik değildi bu. Daha çok… eksiklik hissiydi. Bir şey sessizce alınmıştı ve kimse fark etmemesi gerekiyormuş gibiydi. Yataktan kalktı. Evin içi sakindi. Fazla sakin. Mutfağa indi. Annesi ortalıkta yoktu. Tezgâh düzenliydi. Dün akşamdan kalan hiçbir iz yoktu. Fırın kapalıydı. Vazo yerinde değildi ama Maisie bunu o an fark etmedi. Kahve yaptı. Kupayı elinde tutarken parmaklarının biraz titrediğini hissetti. Kendine kızdı. “Yoruldun sadece,” dedi aynadaki yansımasına. “Hepsi bu.” Annesine mesaj attı. ‘Okula gidiyorum. Akşam konuşuruz.’ Okundu bilgisi gelmedi. Ceketini aldı, çıktı. •🚪🕯️• Okula vardığında hava kapalıydı. Bahçede öğrenciler vardı ama sesler boğuk geliyordu. Sanki dünya sesini kısmıştı. İlk dersi vardı. Sınıfa girdiğinde öğrenciler ayağa kalktı. Maisie gülümsedi. Oturmalarını işaret etti. Tahtaya günün konusunu yazdı. El yazısı her zamanki kadar düzgündü. Ders anlattı. Sorular sordu. Cevaplar aldı. Arada espri yaptı. Öğrenciler güldü. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ama içindeki huzursuzluk yer değiştirmiyordu. Sadece sessizleşiyordu. İkinci ders arasında öğretmenler odasına geçti. Kahve aldı. Masaya oturdu. Diğer öğretmenlerin konuşmalarını dinledi. Kimisi sınavdan, kimisi hafta sonu planlarından bahsediyordu. Maisie başını salladı, gülümsedi, kısa cümlelerle katıldı. Kimse onun midesinin yavaş yavaş düğümlendiğini fark etmedi. Üçüncü derste bulantı iyice arttı. Sınıfta yürürken bir an durdu. Nefes aldı. Devam etti. Dersi erken bitirdi. “Beş dakika mola verelim,” dedi. “Sonra devam ederiz.” Sınıftan çıktı. Tuvalete yöneldi. Kapıyı kilitlediğinde artık dayanacak gücü kalmamıştı. Eğildi. Ama kusmadı. Sadece bekledi. Alnından soğuk ter aktı. Ve o zaman gördü. Klozetin içinde. Bir mum. Dik duruyordu. Sanki oraya bilerek yerleştirilmişti. Su yoktu. Islak değildi. Gerçek dışı bir netliği vardı. “Hayır,” dedi fısıltıyla. “Hayır, hayır…” Elini uzatmak istemedi. Ama vücudu ondan önce davrandı. Parmakları muma değdiği an mide bulantısı geçti. Birden. Sanki hiç olmamış gibi. Ama yerine başka bir şey geldi: soğuk bir farkındalık. “Bu normal değil,” dedi kendi kendine. Mumu çantasına koydu. Aynaya baktı. Yüzü solgundu ama kontrol altındaydı. Öğretmendi. Kontrol onun işiydi. Derse geri döndü. Gün kalan saatlerinde sorunsuz geçti. Ama her şeyin üstünde ince bir tedirginlik vardı. Sanki yanlış bir adımda zemin çökecekti. •🕯️🚪• Akşamüstü eve döndüğünde kapıyı açar açmaz bir gariplik hissetti. Sessizlik yine oradaydı. “Anne?” dedi. Cevap gelmedi. Mutfağa girdi. Fırına baktı. Kapalıydı ama içi doluydu. Vazo. Dün akşam fırına koydukları vazo oradaydı. Çiçekler yanmıştı. Cam hafifçe islenmişti. Fırın çalışmıyordu ama vazo oradaydı. Kalbi hızlandı. “Anne?” diye tekrar seslendi. Bu sefer daha yüksek. Tam arkasını döndüğü anda bir el ağzını kapattı. Nefesi kesildi. Çığlık atamadı. Direnmeye çalıştı ama gücü yetmedi. Her şey çok hızlı oldu. Sert ama kontrollüydü. Panik yoktu. Kaos yoktu. Gözleri karardı. Uyandığında soğuk bir yerdeydi. Taş duvarlar. Nem. Toprak kokusu. Işık zayıftı. Bir yerden sızıyordu ama kaynağı belli değildi. Bir mahzen. Eskiydi. Rustikti. Duvarlarda paslı halkalar vardı. Zemin nemliydi. Bir yerlerden damlayan suyun sesi geliyordu. Maisie ayakta duruyordu. Bağlı değildi ama kaçacak gücü yoktu. Etrafında net olmayan silüetler vardı. Yüzleri seçilmiyordu. Sadece hareketleri. Bir itiş oldu. Dengesini kaybetti. Dizleri yere değdi. Canı acıdı ama acı ikincildi. Asıl acı belirsizlikti. Bir telefon yere bırakıldı. Ekranı açıktı. Video oynuyordu. Maisie bakmak istemedi. Ama baktı. Kendi mutfağıydı. Annesi kadrajdaydı. Yüzü yorgundu. Ama ağlamıyordu. Sanki çoktan kabullenmişti. Bir silüet yaklaştı. Görüntü titredi. Bir bıçak parladı. Her şey net değildi. Ama yeterince açıktı. Kan. Annesinin yere düşüşü. Kamera yere düştü. Görüntü yana kaydı. Sesler boğuklaştı. Video bitti. Maisie’nin içinden bir şey koptu. Ama bağırmadı. Ağlamadı. Sadece boşluğa baktı. Telefon alındı. Silüetler geri çekildi. Mahzen sessizleşti. Maisie orada kaldı. Tek başına. Ve o gün bitti. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Nasıldı???? Bu arada yine 900 küsür kelime olmuş yine uzun olmadı :/ 4.Bölümde sahneler oldukça fazla. Bu nedenle umarım uzun olur Size minik bir spoi, siyah renk içeren bir sahne ile başlayacağız. O zaman size bir soru; "Siyah renkli sahnede göreceğimiz bir kişi var. Bu kişi kim olabilir?" Kendinize mükemmel bakın ve mum yakmayın. Ayrıca nedeni tam olarak beşte göreceğiz. Neden bu hafta iki mum diye. "Cuma gününe kadar sessiz ol.🕯️"
Bölüm 5
3.MUM🕯️| HATA VE BEDELİ
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.