İçeriğe geç

NEFESİN İZİNDE 🚪🕯️

Bölüm 4 · 3 dk okuma

NEFESİN İZİNDE 🚪🕯️

Bölüm 4

2.MUM🕯️ | BİR AVUÇ YALAN

ESENLİKLER CANPARÇALARIM 👋🏻🦅 Bu bölümdeki yazım dili bir tık farklı olabilir çünkü yorgunken yazdım umarım seversiniz. İyi okumalar diyelim o zaman... "Yalanlar aynalarda gerçek olur." ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• 11 ŞUBAT ÇARŞAMBA 🗓️ Maisie gözlerini açtığında ilk hissettiği şey uykusuzluk değildi. Ağırlıktı. Sanki göğsünün tam ortasına biri görünmez bir şey bırakmıştı. Nefes alabiliyordu ama nefes, ona ait değildi. Ciğerleri doluyor, boşalıyor; yine de içindeki baskı azalmıyordu. Kımıldamak istedi. Olmadı. Yatağın çarşafı soğuktu. Odanın havası da öyle. Perdelerin arasından sızan gri ışık, sabahın geldiğini söylüyordu ama içi hâlâ gece gibiydi. Kalbi olması gerekenden yavaş atıyordu. Bu, onu daha da gerdi. “Geçer,” diye mırıldandı. Ama sesi kendine bile yabancı geldi. Bir süre tavana baktı. Zamanın aktığını hissetmiyordu. Sonunda göğsündeki baskı biraz hafifledi. Derin bir nefes aldı ve yan dönerek yatağın kenarına oturdu. Ayaklarını yere bastığında soğuk, bacaklarından yukarı tırmandı. Aynaya bakmadı. Bakmamayı öğrenmişti. Üzerini değiştirip mutfağa geçti. Her şey yerli yerindeydi. Fazla sessizdi ama buna da alışmıştı. Çaydanlığa su koydu. Ocağı açtı. Alev yandı. Bu sefer kapanmadı. Kahvaltıyı sade tuttu. Bir dilim ekmek, biraz peynir. Çayı beklerken tezgâha yaslandı. Parmakları farkında olmadan bileğine gitti. Orada bir şey arıyordu sanki. Bulamadı. Rahatsız oldu. “Saçmalıyorsun,” dedi kendi kendine. Okul günüydü. Program belliydi. Sekizlere Adventures, yedilere Celebrations. Aynı cümleler, aynı örnekler. Düzen, onu ayakta tutuyordu. Dağılmasına izin vermezdi. Hazırlandı. Montunu giydi. Çantasını aldı. Kapıdan çıkarken arkasına bakmadı. •🕯️🚪• Okul her zamanki gibi kalabalıktı. Koridorlarda ayak sesleri, kahkahalar, acele eden öğrenciler… Bu sesler onu rahatlattı. Gerçekti. Somuttu. Sekizler sınıfına girdiğinde zil çalıyordu. “Günaydın hocaaam,” sesleri yükseldi. “Günaydın,” dedi. Ses tonu düzgündü. Tahtaya döndü. Adventures ünitesini anlatmaya başladı. Dağa tırmanan bir karakter, kaybolan bir ekip, beklenmedik bir fırtına… Kelimeler ağzından otomatik dökülüyordu. Sınıf dinliyordu. Not alıyorlardı. Her şey normaldi. Ama bir an durdu. Tahtaya yazdığı kelimeye baktı: survive. Hayatta kalmak. Elindeki kalem bir saniye havada asılı kaldı. Sonra devam etti. Kimse fark etmedi. Yediler dersinde quantifiers konusuna geçti. Too much, too many, a few… “Too much fear,” diye örnek vermek istedi, vazgeçti. “Too much homework,” dedi onun yerine. Çocuklar güldü. Öğretmenler odasında kısa bir mola verdi. Çay aldı. Sandalyeye oturdu. “İyi misin?” dedi biri. “Biraz solgunsun.” “Uykusuzum,” dedi Maisie. Bu doğruydu. Ama eksikti. “Bu havalar mahvediyor insanı,” dedi başka biri. “Geçer.” Geçer kelimesi odada asılı kaldı. Maisie çayından bir yudum aldı. Tadını almadı. Tuvalete gitti. Kapıyı kilitledi. Lavabonun önünde durdu. Başını kaldırdı. Ayna. Tam ortasında, lavabonun kenarında bir mum vardı. Kalbi hızlandı. “Hayır,” diye fısıldadı. Mum sönüktü. Yeni değildi. Ama oradaydı. Emin olduğu bir şey varsa, o da buydu: Birisi onu buraya koymuştu. Elini uzattı. Parmakları titriyordu. Mumu aldı. O an aynada bir hareket gördü. Gölge. Çok yakındı. Dibindeydi. Maisie arkasını döndü. Hiç kimse yoktu. Nefesi kesildi. Mumu göğsüne bastırdı. Aynaya tekrar baktı. Gölge yoktu. Sadece kendisi vardı. Ama yüzü… yüzü ona ait gibi durmuyordu. “Yeter,” dedi. Sesi bu sefer daha sertti. Mumu çantasına koydu ve hızla çıktı. •🕯️🚪• Eve döndüğünde hava kararmaya başlamıştı. Anahtarı çevirirken eli titredi. Kapıyı açtı. İçeri girdi. Ayakkabılarını çıkardı. Montunu astı. Mutfağa geçtiğinde durdu. Vazo tezgâhın üstündeydi. İşlemeliydi. Kenarları kıvrımlıydı. Işığı tuhaf şekilde yansıtıyordu. Onu ilk kez görmüyordu. Ama bu sefer… Göğsü daraldı. Bir görüntü zihnine çarptı. Camın patladığı an. O ses. Kulaklarında yankılanan ani kırılma. Geri çekilmeye çalıştığı an. Soğuk bir şeyin tenine değmesi. Hareket ettikçe artan sızı. Nefesinin kesilmesi. Şaşkınlık. Bu mümkün değil düşüncesi. Gözlerini kırptı. Mutfaktaydı. Vazo hâlâ tezgâhtaydı. Sapasağlam. Maisie tezgâha tutundu. Dizlerinin bağı çözülmüştü. Derisi karıncalandı. Sanki vücudu, yaşanmamış ama unutulmamış bir şeyi hatırlıyordu. “Geçti,” dedi. Ama sesi ikna edici değildi. Fırını açtı. İçeride bir kâğıt vardı. Sararmıştı. Kenarları yanık gibiydi. Okudu. “Gölge sadece aynadadır.” Kağıdı bir kez daha okudu. Mantıklı geliyordu. Ama içindeki huzursuzluk geçmedi. Sanki cümle doğruydu… Ama eksikti. Mumu çıkardı. Şamdan masadaydı. Yerleştirdi. Çakmağı yaktı. Alev titredi. Sonra mutfaktan bir ses geldi. Sert. Ağır. Ardından bir şeyin kırıldığını duydu. Maisie yerinden kıpırdayamadı. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Bölüm nasıldı??? Umarım sevmiş ve keyif almışsınızdır. Bir tık kısa oldu kusura bakmayın bir sonraki bölümde telafi edeceğim... O zaman size bir soru, sizce üçüncü bölümde ne olacak? Minik bir ipucu:🕯️ Olacak olan şey Maisie'yi zorlayacak... O zaman ne diyoruz, "Bir sonraki çarşambaya kadar sessiz ol..." 🕯️🚪

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.