İçeriğe geç

NEFES

Bölüm 5 · 9 dk okuma

NEFES

Bölüm 5

5. Bölüm:Nefes

"Demir" diyen babasının sesiyle uyandı Alparslan. Her gece kabus görüyordu bu aralar azalmıştı fakat tekrar başlaması çok uzun sürmemiş ti.

Demir babasını 15 yaşındayken mezun olmasını kutlamak için yanına giderken vurulduğunu görmüştü. O gün den sonra hayat hiç istediği gibi gitmemişti. Annesiyle arası gittikçe açılmıştı. Babası ise ölmeden önce ona sadece "Demir" diyebilmişti. Gerisine gücü yetmemişti. O yüzden di bu kabusu görmesi.

Kalktığı gibi üstüne askeri üniformasını geçirip bahçeye çıkmıştı. Yanına gelen adamı fark ettiğinde ise yana kaydı kıdemli üsteğmen Poyraz Çakır gelmişti. "Hoşgeldin üsteğmen, naber" dediğinde kafasını sallamıştı Poyraz bu

Eyvallah senden naber demekti

Ama yine de dile getirdi üsteğmen

"Eyvallah yüzbaşı" dedi cebinden sigarasını çıkardı daha sonra konuşmaya devam etti. "Bizde işler biraz karışık sizden naber"

Poyraz'la ilk geldiğinde pek anlaşamamışlar dı fakat sonradan araları düzelmişti şu anda yakındılar.

Fazlasıyla.

"Pek iyi olduğum söylenemez"

"İçebilir miyim?" Dedi Poyraz elindeki sigarayı göstererek.

Sigaradan nefret ederdi. "Hayır" dedi sert bir sesle.

Poyraz kafasını sallayıp ayağa kalktı.

"O zaman ben bizimkilerin yanına gideyim"

"İçtima için hazır olsunlar"

"Emredersiniz yüzbaşım" dedi elini kaşının üstünde hizalayarak Poyraz , daha sonra ise timin geri kalanının yanına yöneldi.

Demir ise dünü düşündü elini tutmuştu yakınlaşıyolar dı görevi bitirmelerine az kaldı demekti bu. Gülümsedi İstanbul onun için lanetliydi buradan gitmek istiyordu. Babası burada şehit olmuştu evet babası bir askerdi ve babası asker olduğu için bu yola çıkmıştı fakat kendini gerçekten buraya ait hissetmişti. Silah tutmayı severdi, tetöristleri öldürmeyi de ama böyle ajan gibi işleri sevdiği söylenemezdi zaten hayatında hiç aşık olmamıştı hayatına hiç kimseyi almamıştı.Nerden bilsin ki aşık rolü yapmayı.

5.BÖLÜM

Sabah kalktığımda saat dokuz du. Kızların bu saatte uyanmayacağını bildiğim için telefona bakmıştım saat on olunca kalkmıştım. Dün ayarladığım şeyleri üstüme geçirdikten sonra takılarımı da takmıştım tabi ki yüzüm için yaptığım rutinleri asla unutmam bu aralar aksatıyordum birazcık o kadar.

Sonunda işim bitince kızları kaldırmaya gittiğimde ikisininde uyanmış olduğunu gördüm.

"Hayde üstünüzü değiştirinde dışarıda kahvaltı yapalım bugün" dediğimde ikiside kalkmıştı. Dün onlara verdiğim pijamaları çıkartıp üstlerini giydikten sonra odama gidip makyaj yaptılar bense o sırada hala telefona bakıyordum.

Bu ara da mesaj meselesini abimle konuşmalıydım. Odadan çıktıklarında hep beraber ayakkabılarımızı giyip dışarı çıkmıştık.

....

"Derya tam sana göre" diyen Deniz'in yanına gittiğimde bana güzel bir elbise gösteriyordu.

"Evet çok güzel"

Yemeğimizi yemiştik. Şimdi ise kıyafet bakıyorduk. Hayır hiç kimse kendine bakmıyordu herkes bana bakıyordu.

"Deniz sen niye bana kıyafet bakıyosun ki kendine baksana" dediğimde utançla başını eğdi.

"Bizi dün öyle gördüğünü biliyorum" dediğinde kaşlarımı kaldırdım.

"Yani Poyraz gördü" dediğinde kafamı salladım bu askerlerden korkulur du arkadaş nasıl gördü bizi ya diye düşünürken. Deniz'e döndüm.

"Onuda gördü mü?" Dedim ona bakarak

"Alparslan'ı mı? Onu da gördüğünü söyledi yani ikinizin bizi izlediğini söyledi ilk başta inanmamıştım fakat sesinizi duyunca" dediğinde kafamı salladım.

Nasıl yakalandık abi o da asker değil mi? Yoksa açıktan mı okudu?

O sırada olayların hiçbirinden haberi olmayıp yanımıza gelen Miray'a döndü bakışlarımız.

"Deniz" dedi heyecanla. "Ne zaman şuraya gideriz" parmağıyla gelinlikçiyi göstetiyordu. Ben gülmeye başladığımda. Deniz bu sefer renkten renge girmişti.Sonunda gülmemi durdurunca Miray'a döndüm.

"Yeter kız Deniz'imi renkten renge geçirdin bukalemun oldu" dediğimde bu sefer daha çok gülmeye başladım hayır gülünecek komik bir espri değildi fakat. Miray şu anda o kadar komik gülüyordu ki kahkahalara boğulabilirdiniz. Bir eliyle Deniz'in omzunu tutarken gülme krizine girdiğini nasıl açıklayacağını bekliyordum. O sırada mağazanın içinden geçenler bize değişik bakışlarını sunuyordu.

"Sizi bir anda şu cırtlak turunculu damatlık ve neon sarı bir gelinlik içinde hayal ettim." Dediğinde bir anda ciddileşti .

"Bir şey mi oldu lan?"

"Şu dün benle içmek isteyen çıtırın numarası sende var mı?" Deyince ofladım.

"Bir şey oldu zannettim Allah belanı vermesin Miray" devam ettim.

"Hem ismi Enes" neden bana kıyafet baktığını anlamıştım şimdi Miray'ın.

"Harika" dedi arkasını dönüp çıkışa doğru ilerlemeye devam ederken. Bende Deniz'in elini tutup çıkışa yönlendirdim.

.......

Şu an evdeydik ve yapacak hiç birşey bulamıyorduk.

"Abim gelecek birazdan" dedikten sonra esnemiştim. Uykum vardı.

Miray'ın bir anda çığlık atmasıyla Miray'a döndüm.

"Ne oldu kızım yine ya"

"Böcek var" diye yine çığlığı basmasıyla Deniz ile Miray'ın yanına gittik bir de ne göreyim.

Serçe parmağım kadar bir böcek. Ananı kaç Nefes kaç yer bizi bu.

O sırada kapının çalmasıyla kapıya koşarak gitmiştim.

"Abi" dedim hemen.

"Evde koskocaman böcek var"

O sırada arkasındaki Demir'i gördüğümde yutkundum.

Adama rezil olduk iyi mi?

O sırada Deniz çığlık atınca abim koşarak içeriye girdi.

Kafamı iki yana salladım başımıza birşey gelirse abimin bu Deniz'e bir şey oldu stresinden gelirdi.

"Geç içeri sende"

"Sen niye geçmiyorsun?"

"Böcek var diye" dedim utana sıkıla, güldü.

Elimden tutup içeriye getirdi.

Allah'ım kalbim niye bu kadar hızlı atıyor.

Abime baktım Deniz ile konuşuyordu.

"Böcek nerede" diye sordu

"Şurada" dedi Miray koltuğun altını göstererek. Nasıl yani abim gelmişti ve böceği almamış mıydı? Bu adam kesin hanımcıydı.

Maşallah iyi yetiştirmişiz keratayı ama böcek hala evde Nefes.

O sırada elinde peçeteyle bana yaklaşan bir adet Demir gördüm.

Arkamdaki pencereyi açarak dışarı attı böceği.

O sırada Miray'ın telefonu çaldı.

"Alo"

"Tamam anne"

"iki dakikaya evdeyim"

"Bay bay"

"Nereye ,annen mi çağırdı?"

"Yok Deniz babam çağırdı da annem aramış" koşarak kapıya gidip ayakkabılarını giymişti.

"Babam aradıysa ya azar işiticem ya da beni çok özlemiştir" dedikten sonra bana baktı daha sonra sarıldı aynısını Deniz'e de yaptıktan sonra el sallayıp çıktı.

O sırada Demir ile abim aynı koltuğa oturmuş birşey konuşuyorlardı. Biz de Deniz'le gidip ikili koltuğa oturduk.

"Yenge hayat nasıl gidiyor" dediğimde yüzünde güller açmıştı artık utanmamasına nasıl sevindim bilemezsiniz.

"İyi sen"

"İyi"

"Ne yaptınız bugün Deniz" diyen abime döndüm. Hayır yani kıskanıyorum artık bu nasıl ilgi arkadaş.

"İyi Poyraz sizin nasıl geçti"

Demir'e döndüğümde bana bakıyor olduğunu gördüm. Kalbimin hızlandığını o kadar net hissediyordum ki. Abi sen niye sürekli bana bakıyorsun olmaz böyle.

"Bizimde iyi geçti" dedi abim. Ben ise sıkıldığım için ayağa kalktım ama adamın gözü hala bendeydi.

"Ben bir mutfağa gidiyim bir şey ister misiniz?"

"Nefes bize bı elma doğrasana" diyen abime baktım. Mutfağa yöneldiğimde bu sefer kim olduğunu anlamak için arkama baktım. Deniz'di.

"Sen elmaları yıka ben doğrarım" önüme yıkanmış iki elma koyduktan sonra doğramaya başladım.

"Tamam o zaman" dedikten sonra bana baktı.

"Ne oldu Deniz"

"Sen bizimi kıskandın" deyince öksürmeye başladım.

"Yok ya öyle birşey"

"Aaa" diyen Deniz'e baktım niye çığlık atıyordu bu kız şimdi.

"Elin kesilmiş" elime baktığımda kan aktığını gördüm ne ara kesmişim kız ben bunu.

Hemen elimi suya tuttum. O sırada mutfağa iki kişinin girmesi bir oldu. Biri abim diğeri ise Demir.Abim neredeyse koşarak Deniz'in yanına gitti. Demir'i ise benim yanıma geldiğini fark ettim.

"Deniz'im ne oldu" o sırada gözü bana döndü.

"Nefesim" dedikten sonra yanımdaki Demir'i fark ettim. Adam benim elimi tutup ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Kalbim yerinden çıktı Nefes.

"Bıçakla mı ? Kestin"

"Yok, testereyle" güldü. Allah'ım çok güzel gülüyordu.

"Pansuman yapalım" dediğinde kafamı salladım.

Elimden tutup beni koltuğa oturtunca yanıma oturdu. Abim pansuman aletlerini getirecekti o şeylerden hiç anladığım yoktu.

"Kötü birşey yok"

"Tamam"

"Ne oldu?"

"Neye ne oldu?"

"Sana"

"Parmağımı kestim çok birşey yok dedin ya" dedikten sonra jeton düşmüştü. Demir ise bana kaşlarını çatmış bakıyordu.

"Trip mi atıyorsun?"

"İnan trip atacağım en son kişisin"

"Peki" dedikten sonra ona baktım o ise elime bakmaya devam ediyordu. Elimi de bırakmıyordu." Abim nerede kaldı."

"Çok mu özledin"

"Ya ne demezsin"

Elimi bırakıp arkasına yaslandı elim hemen koltuğun üstüne düştü. Hemen geri tuttu.

Ona baktığımı fark edince bana baktı.

"Koltuk kirlenmesin diye"

"Peki" dedikten sonra abim geldi.

"Buldum Nefes" dedikten sonra hemen elindeki şeyi Demir'in yanına bıraktı.

.

Sakin sakin işini yaparken bir anda bir şeyi bastırınca çok acımıştı. "Ah" dedim.

"Özür dilerim"

"Sorun değil" senin hatan değil benim hatam şeylerine hiç giremeyecektim.

Yarabandı yapıştırdıktan sonra bana baktı. "Bitti" dediğinde elimi çektim.

"Teşekkürler"

Abim yatmıştı. Deniz ise eve gitmişti. Çünkü neredeyse iki saatte pansuman yapmıştı.

"Sen burada mı kalacaksın?"

"Evet ama eğer istemiyorsan" dediğinde arkamı dönerek abimin odasına gittim. Yedek çarşaf ve yorganlar oradaydı.

Çarşafı aldıktan sonra bir de yastık almıştım hava çok sıcaktı yorgana gerek yoktu.

"Tamam sen kalk ki yatağı yapayım" dedikten sonra koltuktan kalktı. Yastıkları diğer koltuğa attıktan sonra ona döndüm.

"Buraya sığabilecek misin?" Güldü hoşuna gitmişti. Hayır adam en az 1.90 bir de maşallah heybetli nasıl sığsındı buraya.

"Hallederim o işi merak etme"

"Peki" dedikten sonra geri koltuğa döndüm o ise bir tekli koltuğa oturuyordu. Çarşafı serdikten sonra yastığı da koydum daha sonra ona döndüğümde bana baktığını gördüm.

"Tamam oldu burası"

"Teşekkürler"

"Rica ederim"

"İyi geceler" dedikten sonra üstündeki t-shirt ü çıkarmasını asla beklemiyordum. Hemen arkamı dönüp odama gittim. Hayır kadın var orada çok ayıp yani.

Neden ayıp olsun izleseydik.

İç sesime tövbe ettikten sonra bende üstüme pijamalarımı giydim sonra yarın ne giyeceğimi ayarlamaya karar verdim. O sırada abimin bana aldığı t-shirt ile bakıştık bu aralar hiç giymediğimi fark edip onu bir kenara attım daha sonra ise altıma ise siyah bir etek çıkardım dizlerimin tam üstünde bitiyordu hem bu havada pantolonla yanardım o derece sıcaktı. Abim laf etmezse de harika olurdu bence.

Sonra ise yatağıma yattım.

..........

Susadığımı fark edip ayağa kalktım. Saat gece 03.00'dı. Hemen mutfağa gittiğimde koridorda bir gölge görmemle neden tezgahın üstünde unuttuğumu bilmediğim ama şu anda işime çok yarayacak tavayı elime aldım. İlerlerken gölgenin bir anda beni duvarla arasına almasını tabiki de beklemiyordum. Tam bağıracekken ağzımı kapatmasıyla gözlerimi gözlerine değdirdim. Ama şu anda çok yakındık olmazdı böyle.

Bağırmayacağımı anlayınca elini ağzımdan çekti.

"İki oldu bu Demir" dediğimde yutkundu Adem elmasının hareket ettiğini kendi gözlerimle gördüm.

"Abi nerede" dediğinde. Parmağımla ikimizi gösterdim o ise sadece bana bakıyordu. Kalbim ağzımda atıyor anlamıyor musun? Be adam.

"İki oldu bu Demir abi" dediğimde kafasını salladı ama hala dibimdeydi.

"Çok yakınız Demir abi" dediğimde uzaklaştı benden bu sefer.

"Neden uyanıksın"

"Şu içmeye kalktım asıl sen neden uyanıksın yarın iş var size abi" dediğimde bana baktı daha sonra ona hiç sığamayacağını bilerek yatak yaptığım koltuğa oturdu. Yanına eliyle iki defa pat pat yaptığında gidip yanına oturdum.

"Yarın iş yok" dedikten sonra kafasını arkasına atıp gözlerini kapattı. "Ve gece uyuyamadım"

"Peki yapabileceğim bir şey yok sanırım" dediğimde kafasını koyduğu yerden kaldırıp bana baktı.

"Evet gidebilirsin" dediğinde ona baktım.

"Hayır bana buraya otur diye boşuna demedin bir şey söyleyeceksin evet dinliyorum" dedikten sonra koltukta ona doğru döndüm.

"Ben öyle bir şey demedim Derya"

Ofladım inadına mı yapıyordu. "Tamam gösterdin işte"

"Bilmem" dedi "Canım istedi"

"Canın istedi"

Canı bizi seviyor herhalde Nefes

"İyi" dedim koltuktan kalkarken "Canına söyle anlamsız şeyler istemesin Demir abi"

"Bana genelde Alparslan derler"

"Bence Demir daha güzel" dedim omuz silkerken.

Gülümsedi. "Babamda öyle söylerdi"

"Babanla aranız iyi mi?"

"Öldü" bunu gerçekten beklemiyordum.

"Özür dilerim" dedim yanına tekrar otururken "Bilmiyordum"

"Bu sefer kendin oturdun" dedi gözlerime bakmaya devam ederken.

"Peki" "Sen içini döktün o zaman Alparslan abi sıra bende mi?"

"Demir de bana"

"Demir abi " dedim düzelterek.

"Evet istersen sıra sende" dümdüz önüne bakıyordu bu sefer.

"Babamın annemi öldürdüğünü biliyorum."

Bakışlarının bana döndüğünü hissettim. Bu sefer ben önüme baktım.

"Belki bir belki iki gün olmuştur tam hatırlamıyorum" nefeslenip devam ettim.

"Abim bir kağıda bakıp ağlıyordu. Sonra yanımda ağladı annemden bahsetti sürekli bende dayanamadım gittim baktım" dedikten sonra ağzımdan bir hıçkırık çıktı. Ağzımı kapattım. Abim uyanmasın diye.

"Babam nerede"

Cevap vermedi. Akan göz yaşımı sildi. Göğsüne çekti beni. "Ağla" dedi. "Ben ağlayamamıştım sen ağla Nefes"

.....

1816 kelime

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.