"Kardeşinin sevgilisi olduğunu söyleseydin daha farklı bir planla yaklaşırdım" diyen yüzbaşına baktı Poyraz ,ne sevgilisinden bahsediyordu.
"Ne oldu Alparslan"
"Kardeşini etkilemek zor olacak"
"Kardeşimin duygularıyla oynamanı istemiyorum"
"Çok meraklı değilim zaten" derken bakışların bir süre Poyraz'a çevirip kısa süre içinde geri gökyüzüne çevirmişti.
"Çok meraklı gözüküyorsun" dedikten sonra yüzbaşına baktı Poyraz daha sonra geri denizi izlemeye başladı bir sahil de banka oturmuşlardı. Daha sonra sözlerine devam etti. "Hatta reddedilmişsin Enes söyledi" dediğinde Alparslan güldü
"İsim konusunda reddedildim"
"Nefes mi dedin" derken kaşlarını çatmıştı Poyraz.
"Aynen ondan" dediğinde başını iki yana salladı Poyraz.
"Aşk hakkında yapabileceğin bir tanım var mı Alparslan?"
"Bilmem hiç yaşamadım"
"Zaten yaşayınca anlarsın" dediğinde Alparslan'ın sinirlendiği kaşlarının çatılmasından belli oluyordu.
"Hay sana danışanın" derken ayağa kalkmıştı Alparslan. Gerisi zaten normaldi eve gidip uyumak ve kardeşinin kandırılışını izlemek.
4.BÖLÜM
Bugün Yiğit ,Can ve Emre' de bize yardım edecekti. Deniz abimden özel izinliydi zaten gelseydi eve geri gönderirdim insanlık ölmedi değil mi?
"Kardeşim sil sil bitmiyor" diyen Can'a baktığımda aynı yeri yüz kere silişini farketmediğimi düşünüyordu.
"Can" dediğimde suratıma yorgun bir ifadeyle baktı.
" Bak gördün mü her yer tertemiz bırakayım değil mi?" Kafamı iki yana salladım.
"Aynı yeri yüz kere silmek yerine etrafı silseydin gerçekten biterdi"
"Yo sildim ben" dediğinde oflayarak önüme döndüm yeminlen çocuk gibiydi.
"Ee Siz nereye gidiyorsunuz" dedim bu sefer konuşacak konu açsaydım bari çok sıkıcıydı. Ben ve Can vardık sadece çünkü diğerleri tam saatinde gelicekken bizim canımız sıkılmış neredeyse Güneş'in doğuşunu izlemiştik kafede o kadar erken gelmiştik.
" o adamda bir haller var" yüzümü ona çevirmiştim masanın üstündeki sandalyeleri indirmiştim. O da yeri büyük bir ciddiyetle siliyordu bir sandalye çekip oturdum sanırım ciddi bir şey konuşacaktık.
"Hangi adam"
" Şu yüzbaşı" kaşlarımı çattım.
"Niye ki ? Hem koskoca yüzbaşı adam nerden anlarsın onda bı haller olduğunu"
Sonra kafasını bana çevirip gülümsedi.
"Neyse senin kafanı karıştırmayayım şimdi ben" dediğinde içeri Emre ve Yiğit girmişti.
Onlarda tezgahın oraya gidip önlükleri giydikten sonra yanımıza gelmişlerdi. o sırada da Can silmeyi bitirmişti. Ama benim aklım Can'ın söylediklerindeydi böyle şeylerde hiç yanılmamıştı.
Adam bizle oynuyo mu yoksa
Yok ya dedim içimden ben kimim o kim neden benimle oynasın ki.
"Biz" Diyen Yiğit'e döndüm
"Evet" dediğimde bana bakıp gülümsedi daha sonra Can'ın ve Emre'nin koluna omzunu attı "Avrupa'ya taşınıyoruz"
"Harika" dedim onların adına çok mutluydum.
Kendi adıma ise olabileceğim kadar üzgündüm neden babama inat üniversiteyi okumadığıma yanıyordum. Tamam bu kafe de benim hayalimdi fakat okumakta benim hayalimdi.
"Ne güzel, ne zaman gidiyorsunuz?" Diyen Miray'ın geldiğini bile anlamayacak kadar düşüncelere dalmıştım sahi bu , bu aralar çok oluyordu.
"2 gün sonra Babalarımız her şeyi ayarladı" diyen Emre'nin yüzünde güller açıyordu.
Bazıların babaları hayalleri yıkar bazılarının babası ise hayal inşa ederdi. Hayat çok acımasızdı. Bı yanım çok mutluyken bir yanım benimde hakkımdı diye haykırıyordu.
O sırada müşterinin içeri girmesiyle herkes işine devam etmişti.
-------------
2 gün sonra
Bugün arkadaşlarım Amerika'ya gidiyordu. Evet okumak için Amerika'yı seçmişlerdi.
Yanımda Miray ve Deniz vardı onları uğurluyorduk hepsine tek tek sarıldıktan sonra sıra Can'a geldiğinde kulağıma
"O adamı gözüm tutmadı" dediğinde benden uzaklaştı. Uçağa bineceklerdi bende daha ileri gidip onları uğurlayamayacağımızı anlayınca
"Söz,Dikkatli olacağım" diye bağırmıştım.
Bağırmama karşılık kulaklarını kapattığında güldüm. Bağırmamızdan nefret ederdi.
"Kızım car car bağırma" Onların yanında çocuk gibi davranmak hoşuma gidiyordu.
"Görüşürüz" bu sefer Miray'ın bağırmasıyla bunlar uslanmaz diyerek başını iki yana sallayarak gitmişti. Zaten diğerleri gitmek için onu beklememişti bile.
"Bu arada kafa dağıtmaya ne dersiniz?" Diyen Miray'a baktım.
"İçmiyoruz biz" diyen Deniz'e hak verdiğimi yansıtmak için kafamı aşağı yukarı salladım.
"Sizde beni hemen günah keçisi yapın ya alt tarafı kızlar gecesi diyecektim"
"Tamam o zaman Derya'nın evinde toplanıyoruz" dedi Deniz
Babasının nasıl olduğunu sormak istiyordum fakat şu an günü bozmak istemiyordum. Hemde zaten göz altındaki morluklar bana cevabı resmen haykırıyordu. Zaten Deniz makyaj yapmadıysa büyük bir sorun var demekti.
"Tamam bendeyiz bugün"
"Alışveriş bizde" diyen Miray'a kafamı salladım.
"O zaman evde görüşürüz kızlar"
"Görüşürüz Derya"
Zaten kafeye yakın olan evimin önüne bırakıp markete gitmişlerdi. Apartmanın dış kapısını açıp merdivenlerden çıkmaya başladığımda evden ses geldiğinin duydum. Zaten ikinci katta olan evimizden kahkaha sesleri geliyordu. Evin kapısını açtığımda karşımdaki ayakkabılık ayakkabılarla doluydu aşina olmadığım bir görseldi.
İçeriye girdiğimde timi tabikide burada görmeyi beklemiyordum. Abimin çok arkadaşı olmadığını zaten biliyordum fakat timiyle bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum.Abim zaten genelde böyle şeylerden bana bahsetmezdi.
Abimi o ortamda bulduğum gibi çekiştirerek mutfağa götürdüm.
"Abi madem gelecekler bana niye haber vermiyorsun"
"Unutmuşum Nefes"
"Kızlarda gelecek birazdan nasıl yapıcaz ki"
"Kızlara senin odan yetmez mi?"
"Allah Allah paşama bak sen ya oğlum onlar buraya geldiğinde biz evin anasını ağlatıyoruz tabi sen anca horluyosun zaten"
"Ben horlamam Nefes"
"Deniz gelecek zaten horlamasan iyi olur"
O an gözlerinin parladığını gördüm
Abi bunların ki aşk değilse ne be
"Şey yaparım ben o zaman" dediğinde arkadını döndü. Geri önüne döndüğünde hemen soru sordu.
"Ne zaman gelecekler ki"
"Miray'la markete gitti Miray'ın alışverişini biliyorsun biraz uzun sürer yani birazcık süre veriyorum sana" dediğimde neredeyse koşarak içeri gitti bense arkasından gülümseyerek yavaş adımlarla ilerliyordum. O sırada içeriden sesler yükseliyordu. Yüzbaşının sesini duydum.
"Kızın yanında da böyle konuşmayın lan eşek herifler sizi"
"Abi sizin aranızda birşey mi var?" Diyen Enes'ti bende o sırada koridorda durdum. Cevabı merak ediyordum. O sırada abimin bakışlarının da bana döndüğünü fark ettim.
"Oğlum susun lan!"
"Yüzbaşım ama siz yakışıyosunuz" diyen Cem'di.
"Hakkaten yüzbaşım Cem gibi kadının yanında yarra-" derken içeriye girdiğimde yüzbaşı öksürmeye başladı Enes ise sustu.
"Hoşgeldiniz" dediğimde
"Hoşbulduk" dedi Furkan herkesin adına. Enes ise hala suratıma bakmayıp etrafa bakıyordu.
Abim salonun ortasına geçip hepsine teker teker bakıp konuşmaya başladı ben ise çoktan koltuğa oturmuştum.
"Bana bakın" dediğinde yüzbaşı hariç herkes ona dönmüştü yüzbaşının gözü bendeydi. Bende inat olarak gözlerimi ondan ayırmıyordum ama kulaklarımda abimdeydi.
"Deniz geliyo bir mallık yapmayın"
"Tamam abi" diyen Emir'di.
"Abi yavaştan evlilik moduna gir o iş bende" diyen Cem'e güldüğümde. Yüzbaşının gözleri dudaklarıma kaymıştı.
"Bence sen sus oğlum"
"Aşk olsun Furkan abi hem seninle ablamın arasını ben yapmadım mı?" Dediğinde olay değişik yerlere gittiği için Alparslan dan gözlerimi ayırmıştım.
"Oğlum kadınla bizi yakınlaştırmak için kadını üzerime ittin kadın kafasını duvara vurdu mal daha itmeyi bile başaramıyorsun sen nasıl askersin lan!" Dediğinde Cem gülmüştü.
"Ömür abla ne sövdü be bana ağzı çok bozuk abi onun hiç sana yakışmıyo"
"Cem seni bir bozarım" dedikten sonra tam ayağa kalkacakken kapı çalmıştı. Ayağa kalkıp kapıyı açmaya yöneldiğimde abim beni oturtup kapıyı açmaya gitmişti giderken hala saçını düzeltiyordu.
O sırada gözüm tekrar ona döndü. Siyah saçları alnına dökülüyordu ve bu ona ayrı bir karizma veriyordu. Bir ormanı andıran yeşil gözlerini kahverengi gözlerimden hiç ayırmıyordu ama şimdi ayıp olmasın heybetli de bir vücudu vardı.
Kapı açılonca bende hemen abimin yanına gitmiştim bu kadar inceleme yeterdi yanlış anlaşılmak istemiyordum.
Miray içeri girdiğinde gözüm Deniz'i arıyordu.
"Deniz nerede?"
"Poşetleri mutfağa götürdü ben tırnaklarımı yeni yaptırdım o yüzden" dedikten sonra tırnaklarını gösterdiğinde gülümsedim.
"Deniz" diye mutfağa giden abimin arkasından gülümseyerek bakmıştık ikimiz
"Plan iyiymiş" dedim hala abimin gittiği yere bakıyorduk. Elini çakıyım diye uzattığ ında çaktım. Gülerek içeri girdiğimizde içerideki timi görüp bana bakıp kaşlarını çattı. Kulağına eğilip "Abim çağırmış" dediğimde derin bir nefes alıp benim oturduğum koltuğa oturdu.
"Merhaba ben Miray" dediğinde kafasını salladı herkes. Miray ise onlara takılmayıp bana ger döndü.
"Çifte kumruları burda bırakıp içmeye mi gitsek"
"Ben içmem" dudağını büzmüştü.
"Bu hareket içki içmem için bir bahane değil imanlıyım ben elhamdülillah"
"iyi ben tek giderim"
"Aldığın şeyleri de biz yeriz" dediğimde geri oturdu. Ofladığında kazanmış bir edayla güldüm.
"İstersen birlikte içeriz" diyen Enes konuştuğunda Yüzbaşının öksürmesiyle
"Ya da boşver içmeyelim" dedi bu sefer.
O sırada Cenk'in telefonunun çalmasıyla odadan çıkmıştı. Benim de telefonum titrediğinde dikkatimi telefona vermiştim. Tim ise kendi aralarında konuşuyordu. Yine o numaradan gelmişti.
-Hain sen misin? -Hain sen misin?
Her gün aynı mesajı mı atacaksın?
-Neden olmasın
Saçmalamasının üzerine telefonu masanın üzerine bırakıp Miray'a döndüm.
"Şu çifte kumrular ne yapıyor lan gelmediler"
"Yeni insan üretiyorlar dır" diyen Miray'ın kafasına bir tane vurdum.
"Sapık sapık konuşma"
"Olabilir" diyen Emir 'e baktım
"Yeni Türk vatandaşı yani" dediğinde göz devirdim.
"Yokbe " dedi Cem bende onu kafamı sallayarak onu onayladım sonra gülümseyerek bana döndü.
"Bence kesin ikiz olur"
"Allah sizi kahretmesin" dedim ayağa kalkarken.
"Çok merak ettim bakmaya gideceğim"
Miray'a baktığımda kafasını iki yana salladı.
"o görüntüyü görmek istemiyorum"
"Peki" deyip ayağa kalktım. Mutfağa doğru ilerlerken arkamdan adım sesi duyduğumda gülümsedim Miray dayanamamış gelmişti kesin mutfağın kapısına geldiğimizde elini tutup onu çektiğim de Miray'ın eli olmadığını anladım arkamı döndüğümde Demir 'i görmemle çığlığı basacaktım ki ağzımı kapattı.
"Bunu görmek için geldiğimize inanamıyorum" dediğinde eliyle abimleri gösterdi.
Yuh oğlum bunlar öpüşmüyor anasını birbirini yiyor.
"Oha" dediğimde geri arkama döndüm. Fısıldayarak konuşuyorduk hala. "Bir planım var" dediğimde başını salladı. "Sen içeriye git ben hallederim" dediğimde kafasını iki yana salladı.
"Planını çok merak ediyorum"
"Bak şimdi biz koridorun başına gideceğiz ondan sonra ben Deniz'e sesleneceğim daha sonra onlar zaten yeni vatandaş üretmeyi bırakır"
Elini tutup koridorun başına çektim "Deniz iki dakika gelsene" dediğimde. Deniz koşarak yanıma gelmişti. Dudakları şişmiş bir haldey di gülümseyerek.
"Odaya geç bende birazdan Miray 'ı alıp geliyorum" dedim. Hemen koşarak odama gitti timin onu o şekilde görmesi akıllarına çok farklı şeyler getirecekti.
Abim de önümüzden geçip içeri girince ona elimi uzattım çaksın diye fakat çakmadı.
Odun
Kaşlarını çatıp bana bakınca elimi indirdim.
"Peki sen niye geldin"
"Su isteyecektim"
"Abim size birşeyler verdi mi?"
"Evet" dediğinde kafamı salladım.
"Kendinde su alabilirdin diye düşünüyorum Alparslan abi"ona abi diyeceğimi söylemiştim sonuçta değil mi?"Sana da yardım olur diye düşündüm" "Tabi çok yardımın dokundu" dedim alayla.Elime bile çakmamıştı ulan. Suyunu verip Miray'ı odaya çağırmıştım.
........
" Ya ne diyecektim size şu Eslem var ya Onur ile çıkıyormuş" diyen Miray'da neredeyse yılın dedikodusunu dinlemiştik. Tim gideli neredeyse yarım saat olmuştu bile.
Deniz ise utançtan yüzümüze bile bakmıyordu. Miray'ın ise bu çok hoşuna gidiyordu.
"Neyse en azından bizden saklamıyorlar değil mi?" Dedi bana bakarak gizlice Deniz'e laf sokmaya devam ediyordu.
"Haydi geç oldu yatalım." Dedi Deniz de
"Sen Poyraz 'ın yanında yat bence" diyen Miray'ın omzuna vurdum.
Deniz ise renkten renge giriyordu.
"Ya birşey olmaz Deniz abartıyor yani" dedim Deniz'e bakarken abartmıyordu gayet yerinde bir cümley di fakat çok da üzerinde durmaya gerek yoktu. Gerçekten bir Türk vatandaşı dünyaya gelmedi ya.
.....
Yatakları yapmıştık kızlar uyumuştu fakat benim gözüme uyku girmiyordu. Yarın kafeyi açmayıp eğlenmeye karar vermiştik. Yarın pazar dı sonuçta.
Gözlerimi kapatınca elini tuttuğum an geliyordu aklıma o zaman aklım yerinde değildi belki kalbimin atışları çok önemli değildi fakat şu anda kalbim o kadar hızlı atıyordu ki. Bunu düşünmeyi bırakmak için dolabımı açıp yarın ne giyebilirim diye düşünmeye başladım. Üstüme beyaz bir t-shirt altıma da bir şort giyecektim olurdu hem zaten hava sıcaktı. Yanına da gümüş kolye ve iki tane de gümüş halka küpe koyduktan sonra yatağıma geri uzandım çok ısrar etmiştim odada yatmalarını fakat ikisi de içeride koltukta yatıyordu.
"İyi geceler bana" diyerek kafamı koydum yastığa bu sefer. Uyudum fakat onu düşünerek geldiğinden beri sürekli aklımdaydı. Bu işe bir son lazımdı.
........
1780 kelimee
