İki Hafta Sonra...
Hamza'nın gidişinin üzerinden iki hafta geçmişti. Bu iki haftada abimle aramızdaki buzlar öylece durmaya devam etti. Başlarda her gece benimle konuşması için yalvarsam da sevdamın kim olduğumu söylemediğim için benimle asla konuşmadı.
Abim dışarı çıkmama izin vermedi. Hoş kapıları üzerime kilitlemedi ama benim de halim yoktu. Canım arkadaşım Meryem defalarca kapıdan döndü. Abimle kapının önünde kavga etti. Kurt İbrahim inadından dönmedi. Benim üstüme kapı kilitlemese de sırdaşımı eve koymadı.
Hiç tadım tuzum kalmamıştı. Hamza gittiğinden beri içimden cenaze kalktı sanki. Üzerimdeki ölü toprağı daha bir yerleşti. Bu süreçte dört kilo verdim. Belimdeki gece karası saçlarımı omuzlarımda kestim. Abim saçlarımı gördüğünde beni dövecek sandım. Öyle kızdı öyle bağırdı ki... Ama zerresi umrumda olmadı. Anam babam da halime çok üzülüyordu ancak elden gelen hiçbir şey olmadı.
Artık her günüm aynı geçiyordu. Bugünü de bitirmenin huzuru sarmıştı. Yatağıma yatıp Hamza'yı düşünüp uyumak istiyordum. Rüyalarımda da olsa mutlu olmak istiyordum. Pijamalarımı giyip yatağıma geçeceğim sırada kapımda bir tıkırtı duydum. Yanlış duydum sandım başta ama abimin fısıltısını da duyduğumda kapımı açtım. Abim müsaade isteyerek odama girdi. Yatık duran yastığımı dikleştirip duvara yasladı. Yatağıma neredeyse uzanmıştı. Kolunu kaldırıp yanına gitmemi bekledi. Sıkıca sarıldım gövdesine. Hiç konuşmadan kısa saçlarımı okşadı, öptü. Çoktan ağlamaya başlamıştım. Fısıltıyla beni incitmekten korkar gibi konuştu.
"Şşş... Güzel kızım." Haftalar sonra ilk defa güzel kızım demişti. Hıçkırıklarım daha da büyüdü. Abimi çok özlemiştim.
"Ağlama. Konuşalım mı artık? Bak çok zor biliyorum ama ben senin abinim. Küçük baban. Hani benden bir şey saklamak yoktu. Kız yasak getirdim sana gıkın çıkmadı. Dedim İbrahim kolla kendini bu kız seni çiğ çiğ yer yine de dinlemez. Ama öyle olmadı güzel gözlüm. Söyle kim yaktı yüreğini de bana söylemeye korktun? Söyle gülüm. Söyle de ikimiz de rahatlayalım. Sana söz daha az kemiğini kıracağım."
Abimin son cümlesiyle göz yaşlarımın arasında güldüm. Yine öptü alnımı.
"Yakma beni daha fazla güzelim. Görüşüyor musunuz? Ondan mı korkuyorsun? Kim aşkın önüne engel koyar be kızım. Hadi bekliyorum. Korkma, utanma."
Başka da bir şey söylemedi. Anladı söyleyeceğimi. Sadece beni bekledi. Sakinleştirdim kendimi. Hala ağlıyordum ama sesim sakindi. Kedi gibi göğsüne sindim.
"Benimle uyur musun bu gece?" Ağzının içinde homurdandı. Ama reddetmedi başını salladı.
"Abiciğim çok utanıyorum. Bana kızma, ne olur küsme. Yemin ederim hiç görüşmedik hatta onun hiç haberi bile olmadı. Ben bazen görmeye çalıştım ama çoğu zaman hiç görmedim."
Gittikçe saçmalıyordum. Abim her an tamam anladık görüşmediniz diye bağıracak gibi bakıyordu. Ama konuşmamı bölecek bir şey yapmadı. Söylememi istiyordu artık. Derin nefes aldım. Bir şeyin sözünü almam gerekiyordu.
"Zaten olmayacak bir şey benimki. Sadece görücü falan gelmesin, biriyle yakıştırmayın yeter. Ben onunla olmayacağımızı biliyorum ama başkasıyla da olamam abi. Beni anlıyorsun, değil mi?"
Dudaklarını birbirine bastırdı, gözleri kızardı. Küçük kardeşinin birini sevdiği düşüncesi canını sıkıyor gibiydi. Yine de dilinden beni rahatlatacak sözler döküldü.
"Tamam abiciğim, söz. Sen isteyene kadar kimselere vermem seni."
Uzunca bir süre sessiz kaldık. Uyumadığını biliyordum. Kısa saçlarıma dokunuyordu, içten içe kızdığını hala hissediyordum. Hadi diye fısıldadı. Gövdesine sardığım kollarımı sıkılaştırdım. Gözümden birkaç damla düşerken dilimden de sevdiğimin adı döküldü.
Hamza... Hamza'm.
Abim nefesini tuttu, şaşkın olduğunu biliyordum. Saçlarımı son bir kez daha öptü.
"Uyu güzel kızım."
....................
İki Ay Sonra...
Hamza'yı görmeden günler geçip gidiyordu. Giden iki ay ömrümden on yılımı aldı sanki. Değişiyordum, eski cıvıl cıvıl halimden eser yoktu. Neredeyse hiç konuşmuyordum. Arada canım dostum Meryem geliyordu. Resmen evden çıkıp onlara gitmeye canım istemiyordu. Artık nazından niyazından geçilmeyen Zeynep gitmişti. Herkes mecburen yavaş yavaş bu durumu kabullenmişti. Hasanla evlenme konusu tamamen kapanmıştı. Abimden aldığım söz sayesinde bir daha evde hiç görücü konusu açılmadı.
Evlilik konusunda benden umudu olmayan anam artık karta kaçmasın diye abime baskı kurmaya başladı. Sonunda abim anamın baskılarına dayanamayıp pes etti. Anam neredeyse her akşam abime başka bir kız ismi söyledi. Anam kimi dediyse abim olmaz dedi. En sonunda anamın ağzından can dostumun Meryem'in adı çıktı. Sadece yaşı küçük dedi. Başka olumsuz bir şey demeyince anama istediği kozu vermiş oldu.
Önce ben Meryem'le konuştum. Bize geldiği birkaç seferde abim kapıdan içeri girmesine izin vermediği için bir iki saydırdı ama ağzından başka olumsuz bir şey çıkmadı. Abimle birkaç kez baş başa görüşmelerini sağladım. Abim Meryem'in gönlünü kaptı. Güzel bir istemenin ardından yüzüklerini taktık. İkisinin şapşal ama mutlu hallerini anımsadıkça ben de acımı unutuyordum.
Bugün de düğün için ilçeye alışverişe gidecektik. Hamza'yı görmeden geçen günlerde elim kolum tutmaz oldu sanki. Hiçbir şeye halim ve isteğim yoktu. Gitmemek için abime ve Meryem'e çok ısrar ettim ama gönül koyacaklarını söyleyince dayanamadım hazırlandım.
Daha önceden çoğu şeyi hazır ettiğimiz için elbise, kumaş ve ıvır zıvır şeyleri alacaktık. Anam ve Meryem'in anası gelmek istemedi. Meryem abimin yanına oturduğunda arka koltuğa kalmıştım. Yol boyu sessizce dışarıyı izlediğimden ne konuştular hiç dinlemedim.
Abim bizi renk renk elbise ve kumaşların olduğu bir dükkana bıraktı.
"Abiciğim, siz yengenle burada durun, beğendiklerinizi ayırtın. Ben yarım saate geleceğim."
Yengen demesine tebessüm ettim. Kaç yıllık arkadaşım yengem olmuştu bir anda.
"Tamam abi sen meraklanma, işlerini hallet."
Bana yandan bir bakış attı. Yalnız bırakmak için biraz uzaklaşıp arkamı dönerken abim Meryem'in kulağına eğilip bir şey fısıldadı. Ne dediyse Meryem'in yüzü kıpkırmızı oldu. Abim çarpık bir gülüş atıp alnından öptü, gitti.
Meryem'in koluna girip kıkırdamaya başladım.
"Kız, ağabeyim ne dedi de öyle kıpkırmızı oldun."
"Zeynep uğraşma benimle ya."
"Çok merak ettim amaa."
"Sen geç dalganı bakalım seni de göreceğiz Zeynep Hanım."
Son dediğiyle keyfim kaçmıştı. Ama yine belli etmedim. Bugün onların günüydü. Abim gelene kadar elbiseleri denedik, kumaşları seçtik. Abim geldiğinde ödemeyi halletti. Kalan işler için akşama kadar gezmiştik. Bu düğün işleri çok zormuş. Eve nasıl geldik nasıl yatıp uyudum bilmiyorum. Tek güzel yanı bir gece olsun Hamza'yı düşünmeden uyumuştum.
.....
Sabah uyandığımda kahvaltı hazırladım, hazırlandım. Meryem'e gitmem lazımdı. Artık yavaştan çeyizlerini bizim eve yerleştirmeye başlamıştık. İki gün sonrasına düğün vardı. Bulaşıkları da halledip anama çıktığımı söyledim.
Meryemlerin yokuşa geldiğimde onu gördüm. Arabanın kaputana yaslanmış, sanki birini bekliyor gibiydi. Zayıflamıştı ama heybetinden bir şey kaybetmemişti. Sakalları ve saçları son gördüğüm haline göre uzundu. Ama ona çok yakışmıştı. Etrafına bakarken beni gördü. Elim ayağım birbirine girmişti. Ona bakarken yakalanmanın şaşkınlığını atamadan etrafı kontrol edip koşarak yanıma geldi. Ben hala şaşkın şaşkın yüzüne bakıyordum. Telaşlı bir hali vardı. Yine etrafı kontrol etti, üstümü süzdü.
"Konuşmadan bırakmam!" demesiyle kolumdan tutup çekiştirerek arabaya bindirmesi bir oldu. Korkumdan titrerken arabadan inmeye çalıştım. Arabaya binip açtığımda kapıyı kapattı. Bir eliyle kolumu tutuyor diğer eliyle arabayı kullanıyordu. Tepe gibi bir yere getirdi. Arabayı durdurup başını arkaya yasladı, sonra gözlerini bana çevirdi. Gözyaşlarımı görünce ağzının içinde homurdandı.
"Ağlama sana zarar vermem."
"Allah'ım! Ya biri gördüyse! Sen nasıl böyle bir şey yaparsın! Abim?! Abim öğrenirse bu yaptığını ne olur biliyor musun?!"
Biri görecek de aileme olmayan şeyler anlatacak diye ödüm kopuyordu.
"Zeynep konuşup geri götüreceğim seni. Sakin olur musun?"
"Sakin mi?! Bir şey söyleyeceksen orada söyleyebilirdin! Böyle tutup kolumdan arabaya attın! Biri görüp yanlış anlarsa ne yaparım ben?!"
Deli gibi bağırıyordum.
"Düğün öncesi bir de... Allah'ım lütfen kimse görmemiş olsun."
Fısıltıyla söylediğim şeyden sonra gözleri karardı. Birden direksiyona yumruklar indirmeye başladı. Bir yandan da yaralı bir hayvan gibi bağırıp inliyordu. Ne yapacağımı şaşırdım. Bana doğru dönünce bir an korktum. Yüzümü kocaman ellerinin arasına aldı.
"Düğün, müğün yok!"
.......................
Merhaba,
Umarım beğendiğiniz ve sevdiğiniz bir bölüm olur. Hatalarım varsa affola.
Keyifli okumalar, sevgiler ❤️