İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 7

7. Bölüm

İbrahim

Zeynep'i yiyip bitiren dert bir gün bana da uğradı. Neredeyse otuzuma gelmiştim. Bir gün olsun gönlümün böyle çırpındığına şahit olmamıştım.

Zeynep'in evden çıkmasına izin vermediğim, Meryem'in de eve girmesine müsaade etmediğim günlerden birinde Meryem'le denkmiş gibi kavgaya tutuşmuştuk. Bacak kadar boyuyla bana burnunu diken kızla iyice sinirlerim tepeme çıkmıştı. Ne dediysem dinlememiş, illa ki Zeynep'i göreceğim diye tutturmuştu. Dayanamayıp kolundan tutup sürüklemiştim. Ama ne dişli çıkmıştı. Ben sürükledikçe direndi yetmedi boştaki eliyle gücü yettiğince vurmuştu. Amacım bahçeden dışarı koyup geri dönmekti. Samanlığın yanından geçerken sabrım taştı. İki kolunu da tutup üstüne yürüdüm. Biraz gözünü korkutmak bizim kız kendini affettirene kadar evden uzak tutmak istemiştim. İki kolunu da kullanamayınca bu sefer de ayaklarını kaldırıp vurdu. Canımın acısıyla üstüne abandım. Dengemizi kaybetmemizle samanların üstüne düştük. İşte benim sevdaya düşüşüm de tam o an oldu.

Meryem şaşkınlıkla titrerken, mavi gözlerini çevreleyen uzun kirpiklerini kırpıştırıyordu. Gözlerim yüzünde gezinmişti. Isırdığı pembe dudağını gördüğümde aklımın fikrimin beni terk ettiğine yemin edebilirdim. Dedim sen misin bana vuran? Gözlerimi kısıp yavaş yavaş yaklaştırdım dudaklarımı. Öpecektim, öpmek istiyordum. Elleri hala ellerimde olduğu için sadece çırpındı altımda.

"Lütfen!"

Çaresiz ama güçlü fısıltısı kendimi dünyanın en aşağılık insanı gibi hissettirdi. Gözlerimi dudaklarından çekip gözlerine baktım. Mavi gözleri yaşlarla parlıyordu. Aklım da fikrim de yerine geldiğinde hemen silkelenip üstünden doğruldum. Meryem de kalkıp üstüne başına yapışan samanları temizledi. Özür dilemem lazımdı. Ağzımı açamadan gözlerini gözlerime dikip iyice yaklaştı. Sanki az önce korkudan titreyen kız o değildi. Bana yeniden o kadar yaklaşması yine aklımı karıştırmıştı. Hala tam olarak kendime gelemediğimden olsa gerek Meryem'in erkekliğime olan hamlesini fark edemedim. Elimi üstüne kapatıp iki büklüm olduğunda arkasından bağırdım.

"Ah Meryem! Bunun hesabını sormaz mıyım ben sana?!"

Ben bağırırken o çoktan gülerek yanımdan kaçmıştı. O günden sonra bir gün olsun aklımdan çıkmadı. İyiden iyiye evlilik fikrini düşündüm. Anamın ağzından Meryem çıksın diye gece gündüz dua eder olmuştum. Meryem bizim kızdan iki yaş büyük, benden yedi yaş küçüktü. İyiydi iyi. Yuvamızı kursak, içine bir sürü bebe yapsak ne güzel olurdu. Keyfim yerindeydi. Bir tek Zeynep'i çok düşünür olmuştum. Adını sır gibi saklamıştı ama yine de söylememişti.

Çok sonra Hamza'ya olan sevdasını öğrenmiştim. İkisi de aynı ateşte yanmış ama birbirlerinden haberleri olmamıştı. Hamza'ya olan kızgınlığım ve kırgınlığım geçmemişti. Bu aşkın imkansız olduğuna o kadar inanmıştı ki gözlerini bir kez bile Zeynep'e çevirmemişti. Eğer bir gün olsun dikkatli baksaydı kıymetlimin sevdasına şahit olurdu eminim.

Zeynep'in itirafından sonra eski hallerini düşündüm hep. Önceden gözümden kaçan pek çok ayrıntı bu sefer kalbimi yaktı. Benim küçük kardeşim, kıymetlim bu yaşında kendine ne kadar büyük bir sevda yükü edinmiş meğer.

Kardeşimin gözündeki yaşlara, günden güne erimesine gönlüm razı olmuyordu. Hamza ne halde bilmiyordum bile. Gittiği günden beri bir haber dahi almamıştım, sormamıştım bile. Sonra dayanamayıp bir iki kişiye sordum. Doluya koydum aldıramadım, boşa koydum dolduramadım. İt herif bir kez olsun boynunu eğip gelip isteseydi biraz döver ama kardeşim için razı olurdum. Ama o en başından kabullenmişti her şeyi.

Babamın Zeynep'in sevdasından haberinin olduğunu öğrendiğimde bile bile Hasan'la evlenmesini nasıl istersin diye çok kızdım. Günlerce düşündüm. Zeynep'i düşünmeden adım attığım bir gün olmadı.

Bu süreçte Meryem'le nişanımız oldu. Asıl amacım Zeynep için fikir almak olsa da azıcık da koklaşmak becerebilirsem dudaklarından birkaç öpücük çalmak için bir gün Meryem'i kaçırdım. Nişanlı olsak da ulu orta görüşmemiz mümkün olmuyordu. Güzel, tenha bir tepeye yan yana oturduk. Yüzüme bakmıyordu. Kaçışı yok biliyor, öpeceğim çünkü. Meryem'in hallerine bayılıyordum. Bizim kızın nazından geçilmez, Meryem'in öyle bir derdi yok. Ne düşünüyorsa ne istiyorsa dilinde, pat diye söyler hiç çekinmez. Koca gövdemi ona çevirip yüzünü avuçlarımın arasına aldım. İnatla gözlerime bakmadı.

"Yavrum, gözlerime baksan mı artık?"

"Nereden yavrun oluyorum ben senin?"

Ne demek nereden yavrun oluyorum? Sakinleşmek için derin bir nefes alıp alınlarımızı birleştirdim. O zaman anladım ki Meryem öpeceğimden korkuyor, kendince kendini koruyor. O istemediği sürece onu öpmeyeceğimi bilmiyor mu bu kız? Bana güvenmiyor düşüncesi aklımı aldı.

"Öpmemi istemiyor musun?"

Sesimdeki tereddütle sorduğumda bakışları hala aşağıdayken kirpikleri utancından titredi. Ama yine de lafından geri kalmadı.

"Bu ateş bizi yakar İbrahim, kudurmadın ya düğüne kadar sabret!"

Neye uğradığımı şaşırdım dudaklarımdan güçlü bir kahkaha kaçtı. Şükür ki düşündüğüm sebepten değil utancından istemiyordu. Önce alnından sonra saçlarından öptüm koklaya koklaya.

"Sabredelim bakalım düğüne kadar, sonra kaçışın olmayacak zaten."

Keyifle bir de ıslık tutturdum. Kızardı, bozardı sonra sinirlenip elinin tersiyle göğsüme vurdu.

"Edepsiz!"

Sinirli konuşması beni daha da keyiflendirse de asıl mesele aklıma düşünce keyfim de aynı hızla kaçtı. Cebimden sigaramı çıkardım.

"Yavrum, ben seninle bir şey konuşmak için çağırdım. Artık karımsın Allah'ın izniyle fikrin benim için önemli. İşin içinden çıkamıyorum."

Ben böyle konuşunca ciddi bir şey konuşacağımı anlayıp yerinde dikleşti tamamen bana dönüp saf merakla bakmaya başladı.

"Önce sana şunu sorayım. Zeynep'in sevdalı olduğunu biliyor muydun?"

Sessiz kaldı. Yine konuştum.

"Zeynep'e kızmam, küsmem. Zaten bana da kendi söyledi. Sadece biliyor musun diye merak ettim."

"Biz çok yakın arkadaşız. Başlarda Zeynep bana hiç demedi kalbimde biri var diye ama ben anlamıştım. Sonra kendi döküldü zaten. Sırdaşım o benim."

"Ne zaman olmuş, nasıl olmuş peki?

Gözlerinde tereddüt vardı.

"Hamza'ya sevdalı olduğunu biliyorum gülüm."

"Valla dediğim gibi başlarda demedi. Adını hiç anmazdı ama sanki bir kaç kere bakışını gördüm gibi. İhtimal vermedim başta. Hamza abi ondan çok büyük çünkü. Sonra geçen sene Seyit abi evlendi hatırlar mısın? Onun karısı Esra ablam, benim amcamın kızı. Esra ablamın çeyizini sermeye diye gittik sekiz on kişi vardık. Oradan bir kız. Adını anmayayım şimdi, köylük yer kötü düşüncen olmasın. Her neyse çeyizi sererken inşallah sıra bendedir Esra dedi. Biz de meraklı tabi. Böyle dediğine göre var herhalde gönlünde biri anlat diye sıkıştırdık. Gönlünde biri yokmuş da Hamza abinin anası Fatma teyze kız bakıyormuş. Hamza da yakışıklı adam güçlü kuvvetli zaten gönlümde biri yok olacaksa öyle biri erim olsun dedi. Zeynep de o ara çayını tazelemişti birden üstüne döktü. Gözleri kızardı. Ben çok yandım kusura bakmayın gideyim dedi apar topar çıktı. O zaman kesin dedim. Sonra sadece ikimizin olduğu bir gün söyledi. Çok ağladı, imkansız olduğunu söyledi. Abim duyarsa çok kırılır demişti."

Söylediklerini dinledim. İyice içime sıkıntı çökmüştü.

"Hamza da Zeynep'i seviyormuş." dedim. Şok oldu, ağzını balık gibi açtı kapattı bir kaç kez.

"Ben Hamza'nın Zeynep'i sevdiğini fark edince çok kızdım. Biraz hırpaladım."

"Hayvan mısın İbrahim? Seviyor diye adam mı dövülür?"

Kızgın sesi sesimi böldüğünde hafifçe gülümsedim. Elinin üstüne bir öpücük bırakıp devam ettim.

"Zeynep'in de birine sevdalı olduğunu öğrendim ama kim olduğunu söylememişti. Hamza'ya Zeynep'in aklını karıştırıp karıştırmadığını sordum. Yeminler etti yaklaşmadım dedi. Zeynep'in birini sevdiğini anlayınca dayanamadı. Dağ gibi Hamza önümde diz çöküp ağladı. Sonra da sevdiğiyle evlenir ben dayanamam diyip köyden gitti. Baştan iyi oldu dedim. İkisi de uzak kalırsa unuturlar dedim. Biliyorsun Hamza benden bir yaş büyük, Zeynep'le aralarında on - on bir yaş var. O zaman oluru yok gibi geldi. Ama Zeynep günden güne eridi gözümün önünde, saçlarını kesti. Hamza da ilçede bizim köyden Necmi amcanın oğluyla kereste işinde uğraşıp duruyor. Çaktırmadan sordum soruşturdum. Zaten pek konuşmazdı şimdi hepten susmuş. Kocaman adam kuş kadar ya yiyor ya yemiyor dediler. Elinden sigarası düşmezmiş. Şimdi ben bunları bile bile göre göre yok sayarsam yazık etmiş olmaz mıyım?"

Yüzümü küçük ellerinin arasına aldı alnımı öptü. Ki bu Meryem'in beni ilk öpüşüydü.

"Seni seviyorum. İyi ki Zeynep'in senin gibi abisi var. Çocuklarımız çok şanslı olacaklar." dedi. Yine söylüyorum bu Meryem'in bana ilk sevdiğini söyleyişiydi.

"Ben de seni seviyorum gülüm."

Sıkıca sarıldım. Uzun uzun konuştuk. Bir hal çaresi bulacaktık elbette. Allah çok büyük.

.........

Merhaba,

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olur. Hatalarım varsa affola. Yorumlarınızı bekliyorum.

Keyifli okumalar, sevgiler. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.