İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 5

5. Bölüm

Hamza

Yaşadığım üzüntü öyle büyük boyuttaydı ki ağzımdan tek bir ses dahi çıkmamıştı. İbrahim yüzüme baktığında ve halimi gördüğünde benim Zeynep'le hiç konuşmadığımı kendi tabiriyle Zeynep'in aklını karıştırmadığımı anlamıştı.

Zeynep hiç sevdalanmaz sanmıştım. Neye dayanarak bu çıkarıma ulaştım bilmiyorum ama hiç kimseyle olmayacakmış gibi hissediyordum. Kınalı elleri olan güzel sevdiğim sevda kuşuymuş meğer.

İbrahim öfkesini kusup gittiğinde hala ceviz ağacının altında yatıyordum. Kalkıp gitmeye mecalim yoktu.

Ne kadar süre orada öylece yattım, ne ara kalkıp eve gittim bilmiyorum. Anam halimi görünce hiç konuşmadı. Sormadı, sorgulamadı. Üstümü değiştirmeme yardım etti. Zor bela boğazımdan üç beş kaşık çorba geçirdi. Bir kukla gibi beni yönlendirmesine izin verdim. İtiraz etmeye bile gücüm yoktu.

Gecenin karanlığında şiddetli bir titremeyle uyandığımda şifayı kaptığımı anlamıştım. Koca adam olarak anamdan yardım istemek istemedim. Titreyen bedenimle yataktan zar zor ayaklandım. Bir havlu alıp banyoya girdim.

Çıktığımda daha iyi hissediyordum. En azından titremelerim durmuştu. Odamda camın önüne oturdum. Bir sigara yaktım. Aklıma Zeynep geldiğinde ne yapacağımı bilmez halde düşüncelere dalmıştım. Sigarayı parmaklarımın arasında tutarken bir yandan da avucumun içiyle göz yaşlarımı siliyordum.

Unutmam imkansız gibiydi ama burada öylece durup onun evlenmesini bekleyemezdim. Karar verene kadar evden çıkmamam en doğrusuydu. Ona giden ayaklarıma engel olamazsam kendime çok kızardım.

......

İKİ HAFTA SONRA

Zeynep

"Abiciğim ne olur konuş benimle."

"Zeynep kim olduğunu söyleyecek misin?"

"Abi, lütfen."

"Zeynep git başımdan!"

"Ne bu Zeynep, Zeynep! Hani ben senin güzelindim, güzel kızındım. Abiciğim lütfen konuş benimle."

Yine konuşmadı. Abimle iki haftadır konuşmalarımız sadece bundan ibaretti. Konuşma çabalarımı görmezden gelip tavrını korudu. İki haftadır gözümün yaşı bir gün olsun dinmedi. Anam babamla ne konuştu bilmiyorum ama onlar da aramıza girmedi. O gün ben uyuduktan sonra gitmişti. Akşam gördüğümde sinir küpü gibiydi. Esti gürledi.

"Zeynep bundan sonra dışarı çıkmayacak! Suya gitmeyecek! Meryem de gelmeyecek! Şu camdan bile bakmayacak!"

Babam abimi azarlamak için ağzını açacağı sırada sesindeki devam eden öfkeyle abim konuştu.

"Baba lütfen. Senin bu kızın benden bir şey saklamamayı öğrenecek!"

Babamlar konuyu az çok anladıkları halde bilmezden gelip söylemediler. Abinle aranızda halledin deyip kenara çekildiler. Peki ben abime nasıl anlatırdım? Nasıl derdim Hamza'ya olan sevdamı?

Geçen iki hafta eziyetti bana. Abime yapmadığım naz, dökmediğim dil kalmadı. Hiçbirine pabuç bırakmadı. Yemek yemedim, yemeği kendi elleriyle önüme koydu. Geceleri ağlarken yanıma gelip sarılarak uyuttu ama yine konuşmadı.

Bir akşam ailece oturup demlediğim çay içiyorduk. Daha sabahtan yaptığım abimin en sevdiği tatlı da tabaklarda yanımızdaydı. Gönlünü alırım, biraz olsun yumuşar diye bekledim. Bardağından bir yudum dahi almamıştı. Gözleri yaptığım tatlıya değdi. İç çekti, eli bir an çayına gidecek gibi oldu ama onu da almadı.Afiyet olsun deyio kalkıp odasına gitti. Gözümün yaşıyla arkasından bakakaldım. Boş bardak ve tabakları toplayıp bir çırpıda yıkadım. Odama geçeceğim sırada kapı çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm yürek yangınımdı. Hamza... Başını kaldırıp gözümün içine bir kez bile bakmadı.

"Bacım, İbrahim'i çağırsana hele. Hamza abim geldi, önemliymiş de."

Elim ayağım titredi. O bana bacım dedikçe ağlamakla ağzının ortasına bir tane yapıştırmak arasında kalıyordum. Başımı salladım, koşar adım abimin odasına girdim. Gömleğini üstünden sıyırmak üzereydi.

"Höst!"

Hemen arkamı dönüp özür diledim.

"Bir şey mi diyeceksin?" deyip önüme geçti. Gömleğini geri giymişti. Gözlerinden bu kırgınlığı bitirecek bir şey söylememi istediğini anlamıştım.

"Abi, H-hamza abi geldi. Seni görmek istiyor, önemliymiş."

Yine hayal kırıklığıyla baktı bana. Daha çok ağlama isteğiyle doldum. Bir şey demeden çıktı odadan dış kapıya yürüdü. Yavaş adımlarla takip ettim. Ne konuştuklarını duymam lazımdı.

"İbrahim. Seninle helalleşmeye geldim."

"Sana hakkım helal değil Hamza. Gözümün içine baka baka yalan söyledin. Sen bana en büyük hainliği ettin."

"Sana hainlik edeceğime kendi canımı kendim alırdım İbo beni sınama artık! Lan kendime bile söylemedim diyorum! Adını hiç ağzıma almadım! Ben ona bakmadım, rüyamda bile görmedim! Bir kere lan, bir kere yanımda hayal ettim onda da sen anladın! Söyle ben ne hainlik ettim sana!"

"Gizlemek en büyük yalandı Hamza. Var git yoluna. Benim sabrımı taşırma."

"Gidiyorum zaten İbrahim. O yüzden seninle helalleşmeye geldim. Başkasına olan sevdasını bilirken nefes alamadım burada. Hele başkasının olduğuna şahit olursam dayanmaz yüreğim. Hakkını helal et. Allah'a emanet ol kardeşim."

Ağabeyim cevap verene kadar erkekçe sarıldı birden. Bırakır bırakmaz cevap vermeden döndü gitti. Abim hala şaşkınlıkla aynı yerde duruyordu. Beni görür diye korkumdan odama çıktım.

Boğazımda bir yumru vardı. Gideceğine mi yanayım, bir sevdiği olduğuna mı bilemedim. Yorganımın altında sessizce ağlıyordum. Sesini bile sayılı duymuştum. Belki de son kez yüzünü gördüm.

Benim sevdiğim, Hamza'm gitti.

.....

Merhaba,

Bölümler kısa maalesef ve hep bu şekilde devam edecek. Çünkü ben bir yazar değilim. İçimden geldiği gibi yazıp kısa bir hikaye paylaşıyorum. O yüzden çok uzun uzun bölümler beklemeyelim lütfen. ☺️

Hatalarım varsa affola.

Keyifli okumalar, sevgiler. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.