Hamza
Evliliğimiz boyunca Zeynep'le birbirimizin gözünün içine bakmıştık. Her gece kollarımda uyutmuştum, her sabah göğsünde uyanmıştım. Küçük kadınımın göğsüne kocaman yaşımda sığınmaya hiç utanmamıştım. Zeynep'i öyle çok sevdim ki adı hep dilimin ucundaydı. Hiç seslendirmemiştim sevdamı. Duymasını, duyulmasını hiç istememiştim. Onunla evlenmeyi hiç hayal etmedim. Yaşımdan başımdan, en yakın arkadaşımdan utandım. Sevdam gün geçtikçe güçlendi ama hep sustum. Çok şükür ki bana yazılmış, biz birbirimize yazılmışız.
Evlendiğimiz günden beri ufak tartışmalar dışında hiç kavgamız olmadı. Seslerimiz hiç yükselmedi. Bebeğimizin olmamış olması ikimizi de bir miktar üzse de olmamasının ihtimali beni korkutmadı. Tek düşüncem Zeynep'in bunu dert etmesiydi.
Anamın kaybında kendimi kaybettim. Babamı kaybettiğimde anam için ayakta kalmıştım. Gündüzler duygularımı içime saklamakla, geceler ağlayamasam da sigara içip dertlenmekle geçerdi. Ama anamın dinmeyen gözyaşları kendimi hep dik tutmaya itti beni. Anamın kaybıyla otuz iki yaşımda hem öksüz hem yetim kalmış hissettim kendimi. Babamdan sonra dik durmaya çalışmalarım anamın o halini gördüğümde bitmişti. Küçük çocuklar gibi ağlayıp ortalığı ayağa kaldırdım. Sanki görünmez bir el kalbimi avuçlarının arasında olanca kuvvetiyle sıkıyordu. Hayatım boyunca bu kadar keskin bir acı yaşamamıştım. Anamla birlikte babamın acısını da yüklendim omuzlarıma. Artık hayatım boyunca taşıyacağım büyük bir kamburum vardı.
Benim güzel kadınım... Zeynebim... Beni o kadar güzel kucakladı ki... Her gece benimle ağladı. Kollarının arasında uyuttu. Yemek için iştahım olmadığında elleriyle besledi. Bana can oldu, kan oldu. Bu dönemde en büyük destekçilerimden diğeri de her şeyden habersiz Umut'tu. İçimdeki huzursuzluğu ve acıyı sıcacık gülümsemesiyle alıp götürüyordu. Her akşam eve dönerken adımlarım ilk İbrahim'in evine gidiyordu. Umut'la geçirdiğim zamanlarda baba olmayı ne kadar istediğimi fark ediyordum. Zeynep'e hiç konusunu açamadım. Sorun varsa hangimizdeydi bilmiyordum. Ki sorun var mıydı onu bile bilmiyordum. Nedensizce Zeynep'i kıracak olma ihtimali içimi yiyip bitiyordu.
Bir gece yatağın ortasında heyecanla Zeynep'i beklerken daha büyük bir heyecana sürükledi beni. Baba olacağımın haberini Zeynep kucağımdayken birbirimizin olduğumuz yatakta aldım. O an kalbimi sıkan el bana acıdı tutuşunu hafifletti sanki. Ana babamın acısı az da olsa azaldı. Ruhum özgürleşti. Daha bir güçlü gördüm kendimi. Daha şimdiden baba olmanın sorumluluğunu aldım omuzlarıma. Hayatım boyunca daha ne mutluluk yaşayabilirim derken evlat heyecanı hiç tatmadığım bir heyecandı. Şüphesiz heyecanların en güzeliydi. Hiçbir duyguya benzemiyordu. Kalp atışlarını duyduğumda ağlamamak için zor tuttum kendimi. Ağzımdan kelimeler dökülmedi. Eğer konuşsam ağlardım.
Zeynep'in hamileliği boyunca hep destek olmaya çalıştım. Yorulduğunda hep yanıbaşında oldum. Ağrısını sızısını ondan önce hissettim sanki. Doğumu başladığında aslında heyecandan bayılmak üzere olsam da kendimi tuttum Zeynep'in panik yapmasına engel oldum. Doğuma girmek evlatlarımın doğumuna şahit olmak istesem de Zeynep engel oldu. Öyle bir anda isteğini çeviremedim. Doğumdan çıktığında dağılmış hali yüreğimi dağladı. Çektiği acıların etkisini görmek beni de dağıttı. Yine de güzelliğinden bir şey kaybetmemişti. Bebeklerimizi gördüğümde hissettiğim duyguyu tarif etmem mümkün değildi. Hayatının hiçbir döneminde bu kadar büyük bir mutluluk yaşamayacağıma emindim. Zeynep'le evlendiğimiz gün daha fazla nasıl mutlu olabilirim bu en büyüğü demiştim. Birden bire minik iki bedene nedensizce vuruldum. Kokladığım en güzel kokuydu duyduğum. Neredeyse avuçlarıma sığan bedenleri ömrüm yettiğince korumaya yemin ettim.
Nihayet evimize geldiğimizde isimlerini yine ben söyledim kulaklarına. Aslan ve Eslem... Güzel yavrularım... Hayatım boyunca en çok sizi - evlatlarımı - seveceğim. Sizi koruyacağım. Ardınızdaki en güçlü dağ olacağım.
....
Zeynep
Ailem artık gidip bizi yalnız bıraktıklarında yerimden yavaşça doğruldum. Bebekleri doyurup temizlediğim için Hamza ikisini de odamıza çıkarmıştı. Yerimden kalkmamamı geleceğini söylemişti. Ama kendim kalkmak, denemek bebeklerimle bir an önce ilgilenmek istiyordum. Ağrım olmasa da dikişler sebebiyle hafif bir acı vardı. Odadan çıkmak üzereyken Hamza merdivenlerde göründü. Başta kızacak gibi kaşlarını çatsa da yanıma gelip kolunu belime sardı. Dudaklarıma yapışıp sırtımı duvara yasladı. Birbirimizi deli gibi öperken elleri kalçam ve belim arasında geziniyordu. Ara ara kalçamı büyük avuçlarının içinde sıkıyordu. Öpücükleri dudaklarımdan boynuma oradan da pijamalarımın izin verdiği yere kadar gerdanımda gezindi.
"Size bir şey olacak diye çok korktum. Çok şükür. Binlerce şükür."
Öpücüklerinin arasında söyledikleriyle kollarımı sıkıca boynuna doladım. Yüzünün her yanından öpüp gözlerine baktım.
"Çok şükür iyiyiz."
Alnımdan öpüp odamıza yönlendirdi. Sonunda yatağımıza yatınca ne kadar yorgun olduğumu fark ettim. Hamza'nın kollarına sığınıp gözlerimi kapattım.
....
Gecenin saat kaçıydı, ne zaman uyumuştum, ne kadar uyumuştum hatırlamıyorum. Önce minik bir çığlıkla uyandım. Yerimden doğrulamadan ikinci bir çığlık sesi odayı doldurdu. Hamza da benimle birlikte yerinden fırladı. Korkmuş gibi bakıyordu. Bebeklerin beşiklerine bakınca elini alnına vurdu. Bu hali o kadar tatlıydı ki... Resmen bebeklerimizin doğduğunu unutmuştu.
Beşiklere yaklaşıp kızımı kucağıma aldım. Hamza da oğlumuzu kucağına aldığında yatağa oturup yastıkları düzenledim. İki göğsümü de açıp önce kızımı yerleştirdim. Hamza da oğlumu yatırdığında büyük bir açlıkla göğsüme yapışmışlardı. Onları izlerken yorgunluğum hiç rahatsız etmiyordu. Ama gözlerimden uyku akıyordu. Bir an önce uyusunlar diye dua ediyordum resmen. Hamza da yatağa oturmuş bizi izliyordu. İlk Eslem bıraktı, göğsümü kapatıp Hamza'ya verdim. Omzuna yaslayıp sırtını pat patlamaya başladı. Gazını çıkarıp babasının omzunda uykusuna devam eden minik kızım çok güzeldi. Hamza başını bir avucunun içine alarak diğer eliyle poposuna destek verdi. Yavaşça beşiğine yatırdı. Eslem uykusuna devam ederken Aslan'a çevirdim gözlerimi. Aslında emmeyi bıraksa da göğsümü hala ağzında tutuyordu. Yavaşça ağzından çekip gazını çıkarmak için aldığımda Hamza başımı öpüp yatmamı söyledi. Aslan'ın da gazını çıkartıp yatırdı. Beni tekrar kollarının arasına aldı. Ben o ara çoktan uyku haline girmiştim bile.
...
Günlerimiz en başlarda gelen giden misafirlerimizle oldukça hızlı geçti. Sonrasında da Aslan'ın ve Eslem'in büyüyüşlerini takip ederken hızlıydı. Yedi aylık olan ikizler ne ara büyüyüp seslerimize, oyuncaklarına tepki verir oldular bilmiyorum. Ama her şey çok güzeldi. Anne baba olmayı çok sevmiştik. Özellikle de Hamza bu durumu o kadar sevmişti ki birkaç aydır yeni bir bebek için adeta yalvarıyordu.
Hamilelikten önceki adet düzenim çok karmaşık olduğu için ve doğum sonrasında henüz adet olmadığım için doktoruma danışarak doğum kontrol haplarımı kullanmayı bırakmıştım. Tabi bunu Hamza'ya söylememiştim. Hamile kalmam çok uzun bir sürede gerçekleştiği için doktorum da ben de hemen hamilelik olabileceğine ihtimal vermiyorduk.
...
Bebekleri uyutup odaya girdiğimde Hamza'yı neredeyse çıplak bulmuştum. Altında sadece baksırı vardı. Geniş sedire uzanmıştı. Yanına yaklaşırken üstümdeki önü düğmeli olan elbise şeklindeki pijamamı bir çırpıda çıkardım. Kucağına oturmamla elleri çıplak belimi buldu. Sırtımdan bastırıp yüzüne eğilmemi sağladı.
"Seni özledim." dudaklarıma doğru fısıldadığı cümleyle hızla dudaklarımızı birleştirdim. Bir yandan hırsla öpüşüyor diğer yandan birbirimizin vücuduna dokunuyorduk.
"Hızlı olacağım Zeynebim, küçük canavarlar uyanmadan teninde olmam lazım."
Hafifçe kıkırdamamla birden yerlerimizi değiştirdi. Yüzünü boynuma kapatırken elleri hızla üstümüzdeki son parçaları da çıkardı. Erkekliğini tutup girişime dayadı. Birkaç kere etrafında gezdirip ıslaklığı dağıttı. Dudaklarıma yapışıp kendini hızla içime itti. Dudaklarımın arasından kaçan çığlık onun dudakları tarafından engellendi. Hızlı hızlı içimde git gel yapmaya devam etti. Dediği gibi çok hızlıydı. Bebekler uyanmadan rahatlamaktı derdi. İçime boşalıp da kendini üstüme bıraktığında yüzünde hoşnutsuz bir ifade vardı.
"Ne var kabul etsen? Bebek istiyorum ben."
Huysuz söylenmesiyle yüzünü avuçlarımın arasına aldım. Alnında biriken teri elimle sildim. Burnumu burnuna sürterek gülümsedim.
"Yaklaşık bir aydır korunmuyorum kocacığım."