İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 33 · 3 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 33

33. Bölüm

Zeynep

Hamza'nın yardımıyla toparlanıp tekrar doktorun karşısındaki yerimizi almıştık.

"Evet keseleri gördük, kalp atışlarını duyduk. Şu an için her şey yolunda. Ancak kan değerleriniz biraz düşük. İkiz gebelik olduğu için ekstra dikkat etmenizi istiyorum sizden. Gerekli olan vitamin ve takviyeleri yazacağım zaten. Aksatmadan kullanacaksınız."

Doktor konuşmasını yaparken Hamza'yla aramızda gözlerini dolaştırıyordu sürekli. Her söylediğini dikkatle dinliyor başımı sallıyordum. Doktor kendisini bölmediğimiz için konuşmalarına devam etti.

"Şunu söyleyeyim düşük riskiniz yok. O yüzden normal hayatınıza devam etmenizde hiçbir sakınca görmüyorum. Siz hamilesiniz hasta değil. O yüzden temizlik yapabilir, gezebilir, karı koca hayatınıza devam edebilirsiniz. Bulantılarınız olacak, baş dönmeleri, kokulardan tiksinme yaşayacaksınız. Bunlar normal ve gebeliğin getirdiği haller. Korkmanıza gerek olan bir durum değiller. Kontrollerimiz ayda bir kere olması yeterli. Aksi durumlarda hemen gelmelisiniz."

Nefeslenip kağıda birkaç şey yazdı. Yardımcısı Hilal Hanım'a verdi. Tekrar bize dönüp devam etti.

"Bebekleriniz çift yumurta ikizi. Ben normal doğum yanlısı bir doktorum. O yüzden her zamankinin aksine çoğul gebeliklerde de normal doğumu destekliyorum. Sizinle de bu yolda ilerleyeceğiz. O yüzden bol yürüyüş, bol hareket. Ve kilo almak kesinlikle yok. İlk dört ayı kilo almadan tamamlamanız ilk hedefimiz. Neredeyse iki aylık olmuş zaten. Mevcut kilonuzu korumanızı istiyorum. Ama yeterli beslenmeyi atlamadan. Size doğum anına kadar en fazla on yedi kiloya izin veriyorum. Şimdi kilonuza bakalım."

Tartılma işlemim de bittikten sonra Hilal Hanım'ın verdiği reçete ve doktorun kartıyla odadan çıktık. Heyecanla evimize yol aldık.

...

Eve gelir gelmez Hamza'nın isteğiyle uyuduk. Gece boyu uyumamış olmamız ve güzel bebek haberimiz bugün her şeyi savsaklamamız için yeterli bir nedendi.

Uzunca bir uykunun ardından gözlerimi açtığımda her yer karanlıktı. Eve geldiğimizde öğleni geçmişti. Komodine uzanıp telefonu aldım. Saate bakmak için ekranı aydınlattığımda abimden ve Meryem'den çok sayıda çağrı ve mesaj vardı. Hamza'nın kollarından çıkıp banyoya girdim. Ellerimi yüzümü yıkayıp mutfağa çevirdim yönümü. Bir taraftan da abimi arıyordum. Meşgul çalan telefonla Meryem'in numarasını çevirdim. Telefon açılıp Meryem'in sesini duyduğumda dolaptan menemen için malzeme çıkarmıştım.

"Aklımızı çıkardınız Zeynep. Neredesiniz siz ya? İbrahim de şimdi Hamza'yla konuşuyor. Şükür ulaşabildik."

Telefonu kulağımdan çekip saate baktım. Saatin akşamın yedi buçuğu olduğunuz görünce çok alakasız bir soru sordum.

"Yemekte ne vardı Meryem?"

Şaşırsa da cevapladı.

"Tavuk fırınladık, pilav, salata yaptık."

Gözümün önüne gelen mis gibi kızarmış tavukla ağzımın suyu aktı.

"Cacık yapar mısın bana? Üstünde taze nane isterim ama."

"Kız ne cacığı anlamadım. Canın mı istedi. Gel kuzum yaparız tabi."

"Benim değil yeğenlerinin canı çekti herhalde. Ağzımda tadı var resmen."

Meryem'in çığlığı telefonu aştı. Yüzüme kapanan telefonla arkamı döndüm. Hamza'ya anamlara gitmek istediğimi söylemek istiyordum. Kapıda yüzünde kocaman gülümsemeyle beni dinleyen kocamı gördüğümde nazlı nazlı yanına gidip ellerimi göğsüne koydum. Dudaklarını alnıma bastırdı.

"Benim güzel karımın canı bir şey mi istedi ben mi yanlış duydum?"

"Gözümün önünde kızarmış tavuklar var Hamza. İnanılmaz canım çekti. Anamlara gidelim mi? Lütfen." Dudaklarımı yalayarak kurduğum cümleden sonra gözleri dudaklarımda kaldı. Duydu mu bilmiyorum ama hafif bir baş sallamasıyla onayladı beni. Yanından geçip hazırlanmak için odamıza geçtim.

Hazırlandığımda Hamza da hastaneden dönüşte aldığımız üç tepsi baklavanın bir tanesini almıştı. Kapıdan çıkıp eski model ama hala sapasağlam olan arabamıza bindik. Eve yaklaştığımızda kapıda bekleyen anamı görünce gözlerim istemsizce doldu. Hamza'yı beklemeden arabadan inip koşup anama sarıldım.

"Oy kuzum. Benim kuzumun kuzusu mu olacakmış?"

Ağlayarak sarılmamızın ardından evin içine geçtik. Hamza girerken tepsiyi Meryem'e verdi. Odaya geçtiğimde sedirde oturan babamı görünce hafiften utansam da uzun zamandır beklediğimiz bebek haberi utancımı aldı götürdü. Babamın da elini öptükten sonra sohbet başladı. Hamile olduğum haberinden sonra ikiz olması herkesi hem şaşırtmış hem çok mutlu etmişti.

Meryem'in getirdiği tavuk, pilav, cacık üçlüsünü görünce gözlerim parlamıştı. Herkes akşam yemeğini yediği için Hamza ve ben yemek yerken ailem çaylarını içti. Afiyetle yediğim yemeklerden sonra Meryem'in getirdiği tatlıyı yedim. Hamza daha fazla yememem için gözlerimin içine bakıyordu. Doktorumuzun uyarılarını hatırlayınca elimdeki tabağı sehpanın üstüne bıraktım. Uzunca sohbet ettikten sonra evimize gitmek için toparlandık. Arabamıza bindiğimizde herkese el sallayarak vedalaştık. Sonunda evimize gelip Hamza'yla baş başa kalabilmiştik. Sabah evimize geldiğimizde tek düşüncemiz uykuyken şu an uykusuz ve heyecanlıydık. Yatağımıza uzandık. Gece boyu tatlı hayaller kurduk. Zamanın ise bize neler getireceği tam anlamıyla muammaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.