Zeynep
Vücudumun titremesini ve ağlamalarımı durduramıyordum. Öylece ayakta birbirimize sarılmış dururken Hamza öpücükleriyle beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Sonunda sabrı kalmamış olsa gerek kucağına alıp yatağın kenarına oturdu. Dizlerinde otururken elimdeki testi sımsıkı tutuyordum. Gözlerime inanamamıştım. Hamza'nın ne olduğunu olayın şaşkınlığıyla anlamadığına emindim. Bu kadar sakin kalmış olması beni oldukça şaşırtmıştı. Tek elimle yüzümdeki yaşları silip Hamza'nın gözlerinin içine baktım.
"Ağlama bu kadar yavrum. Doktora gideriz en kısa zamanda. Allah nasip eder inşallah. Kendini bu kadar kahretmeye değer mi?"
Anlamamıştı. Gülümsedim bu haline.
"Heh gül şöyle. Ben de çok isterim bebeğimiz olsun ama ne gelirse Allah'tan. Üzme kendini, ben daha çok üzülüyorum."
Elimi tekrar açıp testi ikimizin de görebikeceği şekilde tuttum.
"Hamza, kocacığım iyi bak."
Gözlerini gözlerimden çekip teste dikkatle baktı. Çok sonra gözleri büyüdü, teninin rengi kaçtı. Ağzını birkaç kez açıp kapattı. Sonra beni kucakladığı gibi çığlık çığlığa bağırmaya başladı.
"Allaaaahhh! Baba oluyorum, babaaa!"
Ben hem ağlayıp hem kahkahalarla gülerken düşmemek için Hamza'nın boynuna sıkı sıkı tutunmuştum. Hamza bir yandan bağırmaya devam edip kucağında benimle adeta zıplıyordu. Koca adam çocuklar gibi heyecanla bir o yana bir bu yana dönüp durdu dakikalarca. Sonunda durduğunda beni yavaşça yatağın üstüne bıraktı. Elimde tuttuğum testi alıp komodinin üstüne gelişi güzel fırlattı. Üstüme eğilip kıyafetlerimizi çıkardı. İkimiz de tamamen çıplak kalana kadar durmadı. Dudaklarımı öptü. Boynumu, göğüs oluğumu kokladı. Kalbimin üstüne öpücük bıraktı. Göğüs uçlarımı bu sefer es geçip karnıma yaklaştı. Dudaklarını değdirdi, kafasını karnıma yaslayıp öylece uzandı. Konuşursak büyüsü bozulur diye sustum. Bir süre öyle bekleyip doğruldu. Tekrar üstüme uzandığında bu sefer kulağımın altına bir öpücük bırakıp, "Bunu kutlamalıyız ve ben çok güzel bir yol biliyorum." dedi. Hafifçe gülümseyip kollarımı boynuna sardım. Sabahına heyecanla doktora koşacağımızı bildiğimiz halde gece boyu sevişmiştik.
Gün yeni doğarken biz banyodan çıkmıştık. Çok yorgun olsam da önceliğimiz bu haberin doğruluğu olduğu için hazırlanıp hastaneye gittik. Sıra alıp beklerken oldukça heyecanlıydık. Sıramız geldi, odadan ismim söylendiğinde Hamza'yla birlikte içeri girdik. Doktorun genç bir erkek olmasıyla Hamza'nın hafifçe kasılan yüzünü görünce tedirgin oldum. Ama heyecanımız daha ağır bastığı için yavaşça doktorun masasının önündeki sandalyelere yerleştik.
"Merhabalar. Evet Zeynep Hanım şikayetiniz nedir?"
"Ben hamileyim. Test yaptım ama bir gelip öğrenelim dedik."
"Ah çok güzel. Hayırlı olsun öncelikle. Şimdi sizden birkaç test isteyeceğim hemen çıkar zaten. Sonuçları çıktığında sizi bir de ultrasonla kontrol ederiz."
Yardımcısına dönüp istediği testleri söyledi. Genç bir kızdı. Küçük bir kağıtta birkaç yeri işaretleyip yerlerini tarif etti. Hamza'yla el ele odadan çıkıp gerekli testleri yaptırdık. Sonuçları beklerken hastanenin karşısındaki pastanelerden birine kahvaltı yapmak için oturduk. Sessiz duran Hamza'nın elini kavrayıp konuştum.
"Neden sessizsin aşkım?"
Elinin üstündeki elimi öptü.
"Çok heyecanlıyım. Doktorun erkek olduğunu görünce de bir değişik oldum."
"İstersen..."
Cümlemi tamamlayamadan Hamza müdahale etti.
"Yok artık Zeynep. Bu doktorun iyi olduğunu duyduk. Adı Deniz olunca kadın sandım erkek olduğunu görünce şaşırdım sadece. Senin ve bebeğimin sağlığı en önemli şey. Doktorun kadını erkeği olmaz. Sadece değişik oldum çünkü kendimi bir an yanına yakıştıramadım."
Sinirle elimin altındaki eline hafifçe vurdum.
"Bunu ne sen söyledin ne ben duydum. Bana en çok sen yakışırsın."
Öylece kapattığımız konudan sonra ikimizin de keyfi düzelmişti. Kahvaltımızı edip hastaneye geri döndük. Sonuçların çıktığını öğrenince bayılacağımı zannetmiştim. Hamza bir elinde sonuçları tutarken diğer eliyle elimi kavramıştı. Odanın kapısını tıklatıp sonuçlar için geldiğimizi söylediğimizde doktor içeri çağırdı. Tekrar aynı yerlerimize geçip doktorun sonuçları incelemesini bekledik. Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşunca tuttuğumu fark etmediğim nefesimi verdim. Gülümseyerek Hamza'ya baktığımda o da aynı gülümsemeyle bana bakıyordu.
"Tebrik ediyorum sizleri. Gebelik görünüyor. Büyük ihtimalle kalp atışını da duyacağız. Değerlere göre yeni değil gibi görüyorum. Son adet tarihinizi öğrenebilir miyim?"
Tarihi söylediğimde elindeki minik karta bir şeyler işaretledi.
"Evet tahmini olarak yedi haftalık hamilesiniz. Hilal Hanım, Zeynep Hanım'a yardımcı olur musunuz? Ultrasonda bakalım bir de."
Beni yönlendirmesiyle sedyeye uzanıp karnımı açtım. Karnıma jeli sıkıp doktora hazır olduğumuzu söyledi. Perdenin arkasından önde doktor arkasında Hamza girdiğinde heyecanım katlanmıştı. Hamza elimi kavradığında doktor elindeki aleti jele bastırıp karnımda dolaştırmaya başladı.
"Size iki sürpriz yapacağım. Gerçi birini az önce söyledim. Kalp atışını duyabiliriz."
Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Geldiğimizden beri hiç konuşmayan Hamza doktora diğer sürprizi sordu. Doktor gülümseyerek tuşlara bastığında içerisini çok garip sesler doldurdu. Düzensiz ama güçlü sesler birbirine girmiş gibiydi. Gözlerim dolduğunda doktor Hamza'yı yanına çağırdı. Diğer tarafıma doktorun tam arkasına geçtiğinde Hamza'ya dönüp konuştu.
"Kaç adet yuvarlak siyahlık görüyorsunuz?"
Hamza ekrana anlamazca baktığında iki diye fısıldadı. Doktor ekrana hafifçe vurarak iki adet karaltıyı gösterdi.
"İki karaltı. Yani iki kese."
Biz şaşkınlıkla doktora bakarken doktor güçlü bir kahkaha attı.
"Yani iki bebek. Tebrik ediyorum. Siz toparlanın. Gelin konuşalım."