İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 29 · 7 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 29

29. Bölüm Zeynep & Hamza 🔥🔥🔥

"Dayanamayacağım!"

....

Zeynep

Hamza'nın sırtımda hissettiğim heybetli bedeni yutkunmama sebep oldu. Belime sardığı kolu, kulağımın dibinde duran hırıltılı nefesi içimin kıpır kıpır olmasına neden olsa da Hamza'nın sağlığını düşünerek kendimi biraz geri çektim. Yüzümü döndüğüm anda dudaklarımı kavrayıp sırtımı duvara sabitledi. Sertliğini bu sefer karnımda hissediyordum. Dudaklarımı çekiştire çekiştire öperken becerebildiğim kadar karşılık verdim. Belimdeki eli yavaşça kalçama doğru inerken dudaklarının üstünde derin bir nefes ihtiyacı duydum. Elimi göğsüne bastırıp uzaklaşmasını istedim. Dudaklarımdan çekilip bu sefer çeneme oradan da boynuma doğru ilerledi. Bir yandan boynumu öpüyor bir yandan kalçamdaki elini sıkıştırıyordu. Titreyen sesimle adını söyledim. Bu onu durdurmak yerine daha da körükledi. Sessiz nefesleri daha hırıltılı daha yüksek çıkmaya başladı.

"Durmalısın kocacığım. Banyodayız, hem yaralısın."

Söylediğim şeyin hiçbir etkisi olmadı aksine sertliğini de karnıma sürtmeye başladı.

"Hamza canın acıyacak, lütfen durur musun?"

Duraksadı. Boynuma bir öpücük daha kondurup yüzünü yüzümün hizasına kaldırdı.

"Dayanamayacağım Zeynebim. He de. Söz canını acımayacağım."

"Kendim için korkmuyorum ki. Kolun yaralı acıyacak. İyileşene kadar sabredebiliriz bence."

Gözlerinde tuhaf bir ifade belirdi. Belimde duran elini çekti. Hemen arkasını dönüp hiçbir şey demeden banyodan çıktı. Arkasından bakarken yanlış yapıp yapmadığımı sorguluyordum. Son kez durulanıp havluma sarındım. Saçlarımı banyoda kuruttum. Vücuduma sardığım havluyla çıktığımda Hamza'yı gözleri kapalı yatarken buldum. Dolabın kapağını açıp gecelik ve pijamalarıma baktım. Elim ilk pijamalara gitse de kenarı incecik dantelli askılı geceliği aldım. Banyoda giyinmekle burada giyinmek arasında kalsam da Hamza'nın gözlerinin kapalı olması cesaretlendirdi. Havluyu üstümden atıp geceliğin incecik tülden - neredeyse hiçbir yerimi kapatmayan - altını giydim. Üstüne elbise şeklinde ama elbise olamayacak kadar kısa olan üstünü geçirdim. Aynada kendime baktığımda yatakta bana bakan Hamza'yla göz göze geldik. Saçlarımı tam tepemde sıkı olmayacak şekilde topladım. Havluyu alıp banyoya bıraktım. Yatağa döndüğümde Hamza yatağın solunda sol tarafına dönmüştü. Gözleri açıktı ama ne konuştu ne bana döndü. Yatağa yerleşip arkasından sarıldım. Kollarımı beline sardım.

"Kolunun üstüne yatma, ağrımasın." dedim. Çıplak omzunu öptüm. Yavaşça bana döndü. Gözlerime hiçbir şey demeden uzunca bir süre baktı. Gözlerini kapatıp sabır çekti. Ben de gözlerimi kapattım.

Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama tam uykuya dalmak üzereyken belimi ve kalçamı okşayan elleri hissettim. Gözlerimi yavaşça araladığımda Hamza dizlerinin üstünde oturmuş beni izliyordu. Elleri vücudumu okşarken gözlerimi tamamen açtığımda alnını alnıma koydu.

"İzin ver, sabrım kalmadı."

Hamza'nın ateş çıkan gözleri benim de içimi yaktı sanki. Yutkundum. Heyecandan titremeye başlamıştım. Ağzımın içi kupkuru olmuştu. Konuşmaya halim kalmadı. Uzanıp dudaklarını öptüm. O dakikadan sonra biz de tamamen ipler kopmuştu.

Dudaklarımız büyük bir şehvetle birbirini tadarken ellerim omuzları ve kalçası arasında geziniyordu. Hamza ellerini vücudumda gezdirirken geceliğin eteklerinden tutup çıkarmak istediğini belli etti. Yerimden doğruldum. Hamza da benimle birlikte doğruldu ama dudaklarını sadece geceliği başımdan çıkarırken ayırdı. Gecelik çıkar çıkmaz dudaklarını çeneme oradan boynuma doğru ilerletti. Sağ eli göğsümü avuçladı. Parmakları göğüs ucumu sıkarken hafifçe gelen acı hissiyle inledim. Hamza sesimi duyunca daha büyük inleyerek boynumdaki dudaklarını sol göğsümün ucuna kapattı. Dilini etrafında dolaştırıp dişleriyle hafifçe çekiştirmesi içimdeki yangını körüklüyordu. Nasıl karşılık vereceğimi bilmesem de sanki vücudum biliyor gibiydi. Benim derin nefeslerim, Hamza'nın mırıltıları odanın tek sesiydi. Hamza sol göğsümü bırakıp aynısını sağ göğsüme yaparken sağ eli belimden kalçama kaydı. İç çamaşırının incecik ipini tutup bıraktı. Tenime çarpan küçük lastik sesi Hamza'nın inlemesiyle neredeyse duyulmadı. Göğsümden dudaklarını çekip karnımı öptü.

"Burada tohumlarım yeşerecek, yavrumuz büyüyecek."

Bir şey diyecek halim kalmamıştı. Ellerimi saçlarına yerleştirdim. Karnımı öperek kasıklarıma kadar geldi. Tül olan çamaşır bütün varlığımı ortaya seriyordu. Tam kasıklarımın üstündeyken gözlerini birden bana çevirdi. Gözlerimi kaçırmadan gözlerine baktım. Gözlerini hiç ayırmadan bakarken çamaşırın kenarlarındaki ipleri birden kopardı. Gözlerim şaşkınlıkla büyürken daha ne olduğunu anlayamadan Hamza'nın dudakları kadınlığımın üstüne kapandı. Dili beni çıldırtmak istercesine kadınlığımda kayarken kendimden geçmiş gibi sesler çıkarıyordum. Ellerimi saçlarının arasından geçirip uzaklaştırmak istedim. Beni engelleyip devam etti. Birden vücudum bir titremeyle sarsılmaya başladığında çığlık atma isteğiyle doldum. Hamza durumumu fark etmiş olacak bacaklarımın arasından kalkıp yanıma yan bir şekilde uzandı.

"Sakin ol, kendini kasmadan gevşe."

Dudaklarıma kapanıp elini kadınlığıma yerleştirdi. Baş parmağı küçük tepemi okşarken diğer parmakları kadınlığımı okşuyordu. Titremelerim büyürken kendimden geçmek üzereydim. Hamza'nın söylediği cümleyi hatırlayıp kendimi sıkmayı bıraktım. Vücudum gevşerken birden son bir kasılmayla çığlık attım. Attığım çığlık Hamza'nın dudaklarında kayboldu. Titremelerim geçmezken pelte kıvamındaydım. Hamza ellerini kadınlığımdan çekmemiş okşamaya devam ediyordu.

"Nasılsın güzelim?"

Utanma duygum alınmış gibiydi. Dönüp dudaklarına yapıştım tekrar.

"Çok iyiyim. Sadece yoruldum sanki, bir tuhafım."

"Her şey daha yeni başlıyor yavrum, ne yorulması?"

Gülümsedim. Doğrulmaya çalışırken acıyla inledi. Panikle kalkıp yüzüne baktım.

"Biraz zorladım galiba. Ama şimdi iyi."

"Hamza, canın acıyorsa nasıl yapacağız?"

"Neyi nasıl yapacağız karıcığım?"

Yaparken değil de konuşurken utanmıştım. Gülümsedi. Sırt üstü yatıp kucağına oturmamı işaret etti. Tam erkekliğinin üstüne oturdum. Az önce yaşananlardan ötürü kadınlığımda bir ıslaklık vardı. Kalçamı hareket ettirmem için eliyle yönlendirdi. Yavaş hareketlerim kadınlığımdaki ıslaklığı erkekliğine yaydı. Ben de Hamza'ya zevk vermek istedim. Onu taklit edip boynunu omuzlarını öptüm. Göğüs uçlarını yaladım. Karnını öptüm, kasıklarının hizasına geldiğimde aynı onun yaptığı gibi yüzüne baktım. Ne yapacağımı anlamış gibi telaşla doğruldu. Nefes nefese sakın diye inledi. Dinlemedim. Baksırını çıkardım. Erkekliği karnına çarpıp durdu. Gözlerine bakarak ellerimin arasına aldım. İnleyerek başını geriye attı. Gözlerimi avuçlarımın içindeki organa indirdiğimde büyüklüğü yutkunmama sebep oldu. Düğünden önce duyduğum bir çok korkutucu sözleri aklımdan def etmek için başımı sağa sola salladım. Başımı eğip ucuna bir öpücük bıraktım. Hamza'nın göğsü derin nefeslerinden dolayı hızlı hızlı inip kalkıyordu. Hamza'nın yüzünde olan dikkatimi tamamen elimdekine çevirip öpücüklerime devam ettim. Dilimi uzatıp ucunu yaladım. Hamza'nın inlemesiyle hoşuna gidecek bir şey yaptığımı fark edip yalamaya devam ettim. Hamza ellerini yüzüme getirip yüzüne bakmamı sağladı.

"Yapmak istiyor musun?"

Başımı salladım.

"O zaman yönlendirmemi ister misin? Ama tiksindiğin anda bırakacaksın tamam mı?"

Yine başımı salladım. Hamza sırtını yatak başlığına dayayıp oturdu. Bacaklarını dizlerinden kırıp iki yana açtı. Arasına yerleştiğimde ellerim yine erkekliğini kavradı. Baş parmağını ağzımın içine soktu. Sokup çıkararak yalamamı sağladı.

"İşte böyle yapmanı istiyorum."

Başımla onayladım. Eğilip ucunu tekrar yaladım. Gözlerimi gözlerime çevirip ucunu ağzımın içine aldım. Gözleri kayarak başını yine arkaya doğru attı. Parmağıyla gösterdiği gibi erkekliğini ağzıma almaya başladım. Elini başıma koyup daha hızlı ve daha derine almam için bastırdı. İstediği gibi yaparken öğürmemle başımı erkekliğinden çekti. Bedenimi hızlıca kavrayıp kucağına aldı. Dudakları yine aynı hızla dudaklarımı bulmuştu.

"Korkmuyorsun değil mi?"

Başımı sallayarak korkmadığımı belli ettim. Küçük bir öpücük daha kondurdu. Kucağından indirip o da doğruldu. Ellerimi yatak başlığına sabitlememi söyledi. Ben dizlerimin üzerinde ellerim yatak başlığına sabitliyken Hamza arkamda durdu. Enseme omuzlarıma sırtıma öpücükler bırakarak kalçama geldi. Kalçamı da öperek bacaklarımı ayırmamı sağladı. Belimden bastırarak belimi kıvırmamı istedi. İstediği şekilde durduğumda yine kalçama ve kadınlığıma öpücükler bıraktı. Kadınlığımı yaladı. Kesik kesik ama derin nefesler alırken doğruldu.

"Bu şekilde kalmanı istiyorum. Canını yakmamaya çalışacağım."

Sessizliğimi onay saydı. Arkama bakmadığım için ne yaptığını göremedim. Ama kadınlığıma değen erkekliği öne doğru hamle yapmama sebep oldu. Ağzından onaylamaz sesler çıkararak belimi ve kalçamı istediği pozisyona geri getirdi. Erkekliğini kadınlığım boyunca sürterek ıslaklığı dağıttı. Birden ucu içime girdiğinde yine öne doğru hamle yaptım. Fakat bunu bekliyor olacak ki kolunu sararak engelledi. Sırtıma eğilip öpücükler bıraktığında hala içimdeydi. Eli kadınlığıma gelip okşamaya başladı. Yine bir zevk dalgasının içine sürüklenirken içime tamamen kayan erkekliği nefesimi kesti. Hafifçe dolan gözlerimden yaşlar gelirken Hamza kendini geri çekip bir kere daha içimi doldurdu. Tekrar çekildiğinde tamamen içimden çıktı. Yataktan inip elimi tuttu. Banyoya girdiğimizde hala ağlıyordum. Suyu açıp altına girmemizi sağladı. Başlığı eline elip bacaklarımın arasını ve kadınlığımı sildi.

"Canın çok mu acıdı?"

"Hayır, neden böyle oldu bilmiyorum. Ağlamamı durduramıyorum."

"Şşşş... Karım oldun, benim oldun, senin oldum. Artık tamamen birbirimize aidiz. Ağlama lütfen, canın çok mu acıyor?"

"Çok değil. Seni çok seviyorum."

"Ben de seni çok seviyorum karım benim."

Hamza suyu kapattığında vücudumu havluya sardı. Kendini de temizlediğinde hala rahatlamamış erkekliğini gördüm. O havluya sarınırken odaya geçip az önceki istediği pozisyonda durdum. Odaya geldiğinde şaşırdığını gördüm. Yine arkama yerleşip sırtımı öptü.

"Yarın devam ederiz. Canın acısın istemiyorum."

Kalçamı ona yaslayıp, "Hadi." dedim.

"Zeynep..."

"Hamza, canım acımıyor. Devam etmeni istiyorum."

Hiçbir şey demeden yine yavaşça erkekliğini yerleştirdi. Yavaş yavaş ilerleyen erkekliğiyle kadınlığım geriliyordu sanki. Büyüklüğü nefesimi kesecek kadardı. Büyük eli belimi karnımın üstünden kavramış dudakları omzumdaydı. Sona kadar girip yavaşça geri çıkıyordu. Canımın artık acımadığını fark ettiğinde içimdeki git gelleri hızlanmıştı. Nefesi git gide hızlanıyordu. Ellerimi başlıktan çekmemi sağlayıp sırt üstü yatırdı. Erkekliğini bu sefer daha hızlı kadınlığıma yerleştirip daha hızlı hareket etmeye başladı. Bacaklarımı iyice açıp beline doladı. Boynuma göğüs uçlarıma öpücükler bıraktı. Ellerinden biri yine kadınlığımı bulduğunda hem hızlı içimi dolduruyor hem okşuyordu. Vücudum titremeye başladığında o da benden farklı değildi. Hırıltılı nefesleri, terleyen göğsü oldukça zevk aldığını gösteriyordu.

"Ahh, Zeynebim. Geliyorum."

Hırıltılı inleyen sesiyle söylediklerinden sonra çok geçmeden içimden çıkıp karnıma doğru boşaldı. Eli hala beni okşarken dudaklarıma kapandı. Yine çığlıklarım ağzının içinde kaybolmuştu.

"Bundan sonrakini içine boşalacağım haberin olsun."

Beni utandırmak yerine muzip tavırla konuşması gülümsemem

i sağladı. Alnımdan öpüp yerimden kalkmamı sağladı. Tekrar banyoya girdiğimizde saat epeyce geç olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.