İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 27 · 4 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 27

27. Bölüm

Zeynep

"Bana anlatacak bir şeylerin var mı kocacığım?"

...

Sorduğum soruyla daha doğrusu sorunun sonuna eklediğim kelimeyle Hamza'nın yüzü aydınlandı. Abimi ve Meryem'i ya unuttu ya da önemsemedi tam bilemesem de uzanıp elimden tuttu. Kendine çekti. Kulağıma eğildi.

"Kocan yesin seni."

Sanırım fısıldayarak konuştuğunu zannetti. Arsızca sırıtışına ve söylediği cümleye anında kıpkırmızı kesildim. Hamza'nın söylediği cümleyi duyduklarını Meryem'in yerinde rahatsızca kıpırdanmasından abimin de gıcık tutmuş gibi öksürmesinden anladım. Bu beni daha da utandırırken arsız kocam yüzünde büyük bir sırıtışla bana bakıyordu. Hala elinde duran elimi çekip koluna minik bir çimdik attım. Anlık yüzünü buruştursa da şaka olduğu her halinden belliydi. Utancımı kenara atıp tek kaşımı kaldırarak inatla gözlerine baktım.

"Yavrum anlatacağım zaten. Ama bırak şu an güzel haberin tadını çıkaralım."

Hamza'nın söylediği cümleden sonra Meryem'e hayran bir şekilde bakan abime kaydı gözlerim. Bu habere o kadar mutlulardı ki bu güzel varlık daha şimdiden onların ışıldamasını sağlamıştı. İç çekerek mutluluklarının daim olması için sessizce dua ettim.

Sonrasında abim ve Meryem'in heyecanlı konuşmalarıyla devam etti gecemiz. Hamza'nın ağrısının git gide arttığını fark ettim. Birkaç defa hemşireyi çağırmak istesem de beni reddedip iyi olduğunu söyledi.

Saat ilerleyip poliklinikler açıldığında abim Meryem'in elinden tutup ayaklandı.

"Biz gidip bir doktorla görüşelim. Minik için çok heyecanlıyım. Gitmeden uğrarız yine."

...

Odada yalnız kaldığımızda kedi gibi kocamın yanına kuruldum. Ağrısı olduğunu ne kadar inkar etse de anlıyordum. Şakağına öpücük bıraktım. Konuyu tekrar açmak isterken kapıdan giren doktor, hemşire ve jandarmalarla yerimden kalktım. Doktor gelip yarasını kontrol ederken hemşireye yapması gerekenleri sıraladı. Hemşire açılmış olan sargıyı tamamen söküp yarasını temizledi, tekrar sardı. Doktor elindeki dosyaya bir şeyler yazıp gözlerini bize çevirdi.

"Hamza Bey geçmiş olsun. Elinizde ve sinirlerde his kaybı görünmüyor. Yaranızı temiz tutmanız ve su değdirmemeniz önemli. Bir komplikasyon olması durumunda müdahale edebilmek için bir gece misafir ettik sizi ama taburcu olmanızda bir sakınca görmüyorum. Bir kaç ilaç ve krem yazıyorum. İlaçları aksatmadan içmelisiniz. Duş için de su geçirmez bantlardan alın mutlaka."

Hamza sessizce onayladı. Doktor bu sefer jandarmaya dönüp, "Hasta ifade verebilir." dedi.

Doktor ve hemşirenin odadan çıkmasıyla jandarmalardan biri sandalyeye oturup bir dosya çıkardı.

"Kimin yaptığı biliniyor. Tutuklandı, yargılama için senin ifaden ve avukat bekleniyor. Aranızdaki husumet nedir?"

Hamza derin bir nefes aldı, bir süre tutup seslice nefesini bıraktı. Sağlam olan eliyle saçlarını geri taradı.

"Bu puştla bir problemimiz yoktu bizim."

Jandarmanın uyarıcı bakışından sonra Hamza toparlandı. Cümlesini düzeltti.

"Pardon. Bizim bu Rıdvan'la bir husumetimiz yoktu. Zaten benden küçük selamlaşmamız bile yoktu. Düğünümüze günler kala bir gün nişanlımın yani eşimin kapısında gördüm bunu. Kıskançlık damarım tutsa da bekledim bir şey yapmadım. İş ne zaman ki hakarete döndü ve Zeynep'e çirkin imalarda bulundu o zaman hırpaladım biraz. İnkar etmem. Nişanlı kıza göz koyanın gözünü oymak lazım ya neyse. Düğüne üç beş gün kala bizim muhtarın kızı geldi. Tövbe ya Rabbi. Sıkıştırdı köşede... "

Hamza'ya dönen delici bakışlarımdan sonra Hamza yutkunarak devam etti.

"Tutturmuş evleneceğiz diye. Salya sümük ağlıyor. Ona hiçbir zaman öyle bir yaklaşımım olmadı. Olmayacağını anlayınca tehditler etmeye başladı. Ağzından Rıdvan'ın adı çıkınca bir işler döndüğünü anladım. Sordum ama inkar etti. Vardım babasına anlattım durumu. İçime kurt düştü bir kere. Normalde olsa asla demem. Sağ olsun baba adamdır Galip abi. Çağırdı kızını, anlattırdı zorla. Meğer bu kansız benim karımı düğünden kaçıracakmış. Seval'den yardım istemiş. Akıllarınca plan kurmuşlar. Rıdvan Zeynep'i kaçıracak ben de Seval'e kalacağım. Muhtar kimseye duyurmadan halledelim dedi. Gözüm hep etraftaydı. Üç beş kişiye de dikkat etmeleri için haber verdim. Seval'den destek göremeyince beni vurup almaya kalktı. Allah'a şükür verilmiş sadakamız varmış da böyle sıyırdı geçti. Şikayetçiyim ben. Karım da burada. O gün evlerinin önünde olan olayı sorabilirsiniz."

Jandarma başıyla onaylayıp diğer jandarmalarla bakıştı. Sanırım her şeyi not almıştı.

" Gerekli olduğunda tekrar ifadeniz için rahatsız edebiliriz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?"

"Yok, sağ olun."

Jandarmalar çıktığında Hamza'nın yanına yaklaşıp yüzünü avuçladım. Dudaklarına sıkı bir öpücük bıraktım. Onu kaybetme korkusu yine yüreğimi yakmıştı. Allah'a şükür onu bize bağışladı.

Hamza'ya destek olup kaldırdım. Çıkış işlemlerini halletmek için kapıya ilerledik. Kapıyı açtığımızda karşımızda abim ve Meryem duruyordu. Yüzlerindeki gülümseme bulutlansa da yerli yerindeydi.

"Kötü bir şey mi oldu?"

"Konuşuruz sonra." diyip işlemleri halletmeye gitti abim.

Sonunda hastaneden çıktığımızda kapıdaki taksilerden birine atladık. Evimize geldiğimizde abim ve Meryem'i içeri buyur ettim. Hepimiz içeri yerleştiğimizde koşar adım temiz nevresim ve çarşaf getirip odadaki sedirin üstüne serdim. Hamza gülerek başını salladı. Büyük ihtimalle orada hiç yatmayacaktı. Çay koymak için Meryem'i de alıp mutfağa gittim. Bir yandan da yemek için bir şeyler düşünüyordum. Meryem'in dalgın hali biraz canımı sıktı. Her şeyi boş verip oturmasını sağladım. Yanına oturup ellerini tuttum.

"Anlatmayacak mısın?"

Gözlerinden irice birkaç damla süzülüverdi.

"Zeynep değerler güzel. Belirtiler çok erken başlamış. Yaklaşık dört haftalık hamileyim. Yani hamileyim sanırım. Doktor keseyi gördüm ama kese boş dedi. Bebek de kalp atışı da yok. Üç hafta sonra tekrar çağırdı. Yine durum aynı olursa kürtaj yapmak durumunda kalırım dedi."

Meryem'i teselli edecek bir cümlem maalesef yoktu. Sadece sıkıca sarıldım. Elimizden dua etmekten başka bir şey gelmedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.