İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 26 · 6 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 26

26. Bölüm

İbrahim

Bir süredir Meryem'i uykudan uyandırmak çok zor oluyordu. Her zaman benden önce uyanıp beni öperek uyandıran karımın hiçbir şeye hali kalmamış gibiydi. Sırtı bana dönük olan karımın beline kollarımı dolayıp boynuna burnumu dayadım. Hem kokluyor hem de minik öpücükler bırakıyordum. Çok özlemiştim. Düğün dernek derken tenine hasret kalmıştım. Mız mızlanan sesini duyunca biraz daha uğraşmak isteyip belindeki ellerimden birini göğsüne kaydırdım. Göğsüne dokunmamla acıyla inlemesi bir oldu. Panikle yerimden doğruldum. Meryem hala gözlerini açamıyordu. Yüzünü avuçlayıp biraz daha sarstım. Tek gözünü hafifçe açıp mızıldandı.

"Çok uykum var İbrahim elleme beni. Oramı buramı da mıncırma düğünde yoruldum herhalde, her yerim ağrıdan dökülüyor."

Tam cevap verecekken kapı gürültüyle çalındı.

"Oğlum müsaitsen gel hele, önemli."

Kapıda babamın sesini duyduğumda şaşkınlıkla yerimden fırladım. Babam kapımıza geldiyse konu gerçekten çok önemliydi. Meryem'in açılmayan uykusu babamın sesini duyduğunda açıldı. O da benim gibi yataktan kalkmıştı. Eşofmanımın üstü olan hırkayı hemen çıplak bedenime geçirip fermuarı kapattım. Ben kapıdan çıkarken Meryem dolabı açmış giyecek bir şeyler bakıyordu. Babamın salonda olduğunu düşünüp adımlarımı oraya yönlendirdim. Odanın ortasında bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu. Anamı gözleri yaşlı kenarda otururken görünce şaşkınlıklığım yerini korkuya bıraktı.

"Hayırdır inşallah baba?"

"Geç oğlum otur."

Ben geçip kanepeye yerleştiğimde Meryem de kapıdan girdi. Anamın halini görünce hemen yanına ilişip elini tuttu. Fısıltıyla konuşmaya başladılar. Meraklı gözlerimi babama çevirdim.

"Hamza'yı biri vurmuş."

Gözlerimi kocaman açtım. İnceden bir korku gelip yüreğime yerleşti.

"İyi mi? Ne olur iyi de baba?"

"Çok şükür iyi. Omzundan vurulmuş. Haberi varmış, yoksa daha beter olurdu Allah korusun."

"Nasıl haberi varmış?"

"Gidelim de anlatır kendi. Hadi."

Hemen odaya çıkıp apar topar üstümü değiştirdim. Aşağı indiğimde herkes hazırlanmış beni bekliyordu. Arabaya binip yönümüzü Hamza'nın evine çevirdim. Kısa süre sonra vardığımızda kapıyı çaldım. Açılan kapının ardında Hamza ve Zeynep'i yerde otururken gördüm. Hamza'nın damat gömleğindeki kan gözler önündeydi. Yine de yarasına rağmen dinç duruyordu. Hatta Zeynep'e destek olup yerden kalkmasına yardımcı oldu. Hep birlikte odaya geçtiğimizde Meryem Zeynep'i alıp odaya götürdü. Gelinliğini çıkaracaklardı. Olayların aslını öğrenince korkum ve endişem yerine saf bir kızgınlığa bıraktı. Meryem'le Zeynep peş peşe geldiklerinde ayaklanıp hastaneye gittik. Zeynep'i teselli etmek ve dualarla geçen uzunca bir sürenin ardından Hamza odaya alındı. Ne kadar kalmak istesem de Zeynep'in kocasını bırakmaya niyeti yoktu. İlker bizi bırakmak için teklif ettiğinde kabul ettim bu yüzden. Kapıdan çıkıp merdivenlerden inecekken Meryem'de bir gariplik fark ettim. Gittikçe sararan yüzünü, titreyen bedenini görünce hemen kucakladım. O dakikada kendini bırakıp bayıldı. Korkuyla merdivenleri hızlı hızlı inerken İlker de peşimizden geliyordu. Düğün yorgunluğu, Hamza'ya olanlar derken halsiz düştüğünü tahmin ediyordum. Daha ciddi bir mevzu olmaması için doktor muayene ederken dilimde sessizce dualar dönüyordu.

"Tansiyonu çok düşük. Kan ve idrar tahlili istedim. Hemen sonuçlar çıkar zaten. Sonuçlara göre ne yapmamız gerekiyor bakarız. Geçmiş olsun."

Doktorun uzaklaşmasından sonra genç bir hemşire gelip sedyedeki bedeninden kan aldı. Çok geçmeden kendine gelince destek olup lavabolara yönlendirdim. İçeri girmek istesem de halledebileceğini söyleyip tek girdi. O sırada hala bizi bekleyen İlker'e dönüp teşekkürler ederek zor bela evine yolladım. Meryem elinde kapla çıktığında tahlil için bıraktık. Açık hava iyi gelir diye dışarıda soluklandık. Tekrar içeri girdiğimizde çıkan sonuçları alıp doktorun yanına gittik. Tahlil sonuçlarını inceleyen doktor gözündeki gözlüğü çıkarıp omuzlarına bıraktı.

"Geçmiş olsun diyemiyorum. Sanırım uzunca bir süre bu şikayetler devam edebilir."

Doktorun söyledikleriyle kolumu Meryem'in beline doladım.

"Hastalığı ne peki? Tedavi için ne yapabiliriz?"

Doktor hafifçe tebessüm edip, "Yeni mi evlendiniz?" diye sordu.

Ağzımın içinde küfür homurdandığımda Meryem karın boşluğuma dirseğini geçirdi. Doktora gülümseyip başıyla onayladı.

"Babası çok heyecanlanacak annesi. Hayırlı olsun, hamilesin. Ama sanırım çok yeni bir gebelik değerler biraz düşük. En kısa zamanda kadın doğuma görün o daha iyi bilgiler verir. Tekrar hayırlı olsun."

Doktor yanımızdan uzaklaştığında elime ne ara tutuşturduğunu bilmediğim kağıtlarla ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilemedim. Meryem'e baktığımda gözleri dolmuş sağ eli beline dolandığım elimi kavramış karnına koymuştu. O an gerçeklik beynime vurdu. Elimi karnına hafifçe bastırıp okşadım. Şakağına öpücük bıraktım. Elinden tutup hastanenin bahçesine çıktığımızda karşısına geçip yüzünün her yerini öptüm. Belinden sıkıca kavrayıp ağladım.

"Baba oluyorum, baba! Çok şükür Allah'ım."

Meryem'in tekrar ellerini tutup öptüm.

"Çok teşekkür ederim. İyi ki varsın, iyi ki varsınız."

Meryem hiçbir şey demeden ağlıyordu. Bir an istememesinden korktum. Ama hemen silindi o korkum. Meryem bebeğimizi istemeyecek bir kadın değildi.

" Yavrum konuşsana, nasıl hissediyorsun."

"Çok mutlu oldum İbrahim. Ne diyeceğimi bile bilmiyorum. Karnımda bir canlı var şimdi öyle mi?"

"Var güzel karım benim. Çok şükür karnında evladımız var."

Biz sarılırken yanımızda duran bedeni fark edince hafifçe irkildim.

"Ben doğru mu duydum? Hala mı olacağım?"

Meryem Zeynep'e sıkıca sarıldı.

"İnşallah öyle. Bir doktora da gidelim kesinleşecek."

Zeynep mutlulukla gülümseyip belime kollarını doladı.

"Hayırlı olsun bebeğiniz, çok mutlu oldum."

Saçlarına öpücük bırakıp, "İnşallah Allah size de nasip eder." dedim. Hafif utanarak amin dedi.

"Ee doktora ne zaman gideceksiniz?"

"Hemen."

"E zaten sabaha bir şey kalmadı gitmeyin. Ben de Hamza'ya yiyecek almaya çıktım. Hadi dönelim orada bekleyin."

İtiraz edecek olsam da en mantıklı karar bu gibiydi. Başımı sallayıp Meryem'in elini tuttum.

........

Zeynep

Abim ve Meryem'in bebeği olacağını öğrendiğimde çok mutlu oldum. Düğün günümde hem çok büyük bir acı tattım hem de dünyaya masum bir bebek geleceğini öğrendim. Abim ve Meryem'le odaya doğru giderken odadan ağlayarak çıkan kadını görünce kan beynime sıçradı. Elimdeki poşeti abimin eline verip hızla peşinden gittim kolundan tutup kendime çevirdiğimde saçını başını yolmamak için kendimi zor tuttum.

"Mutlu musun şimdi?!"

"Ben böyle olsun ister miydim Zeynep? Senin de kardeşimin de mutluluğunu istemekten başka bir şey yapmadım ben."

"Seda abla bana bu konuyu ilk açtığında reddettim. O zaman kapatmış olsaydın bunların hiçbiri yaşanmamış olacaktı."

"Sizin evde tartışma çıktığı gün ben Rıdvan'ı vazgeçirmek için çok uğraştım. Hep o kadın yüzünden oldu bütün bunlar. Kardeşim fevridir ama saftır. Ben vazgeçti sandım. İçten içe intikam planları yürüttüğünü göremedim."

Ağlayarak konuşuyordu.

"Hangi kadın? Hem senin kocamın yanında ne işin vardı?"

"Hamza anlatır sana, özür dilemeye geldim Zeynep. Şikayetçi olmayın demeye yüzüm yok ama kardeşimin hapis yatmasına da gönlüm razı değil."

"Elbette şikayetçi olacağız. Hamza'ya bir şey olsaydı kardeşin hapiste değil mezarda olurdu. Uzak durun artık."

Seda ablayı hiddetle omzundan itip odaya doğru yürüdüm. Kapıda kendimi sakinleştirdim. Abim ve Meryem'le içeri girdik.

Hamza hafif yatar pozisyonda ama daha çok oturur gibi uyuyordu. Seda ablanın az önce çıktığını gördüğümden ne zaman uykuya daldığını düşündüm. Abim karısını alıp odadaki ikili koltuğa oturdu. Hamza'nın başı yaralı olmayan omzuna düşmüştü. Derin ama huzursuz nefesi, terleyen alnı acısı olduğunu belli ediyordu. Alnına düşen saçlarını çekip terini sildim. O an gözlerini açtı. Karşısında oturan abim ve Meryem'i görünce hafif toparlanmak istedi. Abim hemen eliyle rahat olmasını işaret etti.

Getirdiğim yiyecekler daha fazla soğumadan Hamza'ya yedirmeye başladım. Abime teklif etsem de istemedi ama Meryem'e hamile olması sebebiyle zorla bir parça verdim. Hamza yemeğini yiyip az da olsa kendine geldiğinde abime hayırlı olsun dileklerini iletti. Sonunda biten mevzuyla kaşlarımı kaldırıp Hamza'ya sorgular gibi baktım.

"Bana anlatacak bir şeylerin var mı kocacığım?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.