İçeriğe geç

My Stepbrother

Bölüm 3 · 3 dk okuma

My Stepbrother

Bölüm 3

Duvarlar

Kapımı kapattım ama beynim kapatılmamış bir kitap gibiydi. Not hâlâ zihnimde yankılanıyordu. “Sen onun oğlusun. Benim değil.” Aras… bu notu hiç okumamış mıydı? Yoksa biliyor muydu da... unutmaya mı çalışıyordu? O gece boyunca uyuyamadım. Her adımımda, her nefesimde, onun kapısının önünden geçerken bile içim sıkışıyordu. Merakla, suçluluk arasında kalmıştım. Sabah olduğunda herkes normaldi. Ya da normalmiş gibi davranıyordu. Annem kahvaltı hazırlıyordu, Mert Bey gazeteye gömülmüş, ve Aras... sandalyede dik oturuyordu. Yüzünde bir maske vardı. Göz göze gelmedi. Ama omuzları daha gergindi. "İyi uyudun mu?" diye sordu annem, bana dönerek. "Gayet," dedim kısa bir sesle. Aras çatalını tabağa bıraktı. Sessizce kalktı. Bir şey demeden odadan çıktı. Annem peşinden baktı. "Son zamanlarda çok içine kapanık. Ne olduğunu bilmiyorum." İçimden "Ben biliyorum," demek geldi. Ama sustum. Çünkü bunu anlatmak demek, başka şeyleri de ortaya çıkarmak demekti. O gün öğleden sonra Aras arka bahçedeydi. Kum torbasına vuruyordu. Ellerinde bandaj vardı. Ter içinde kalmıştı ama yumrukları hâlâ durmuyordu. Sanki biriyle kavga ediyordu. Ama bu biri kendisiydi. Pencereden onu izledim. Saatlerce. Ve o an anladım: Ben onun sırrını öğrendim, ama asıl sır onun gözlerinde saklıydı. Bir şey yaşıyordu. Ve bu, onun gibi birini bile sessizleştiriyordu. Ama işin garibi… artık korkmuyordum. Aras’ın içindeki karanlık, beni korkutmuyordu. Aksine... merak ettiriyordu.

Odama çekilmiştim, kafamı dağıtmak için telefonu elime aldım, aldığım gibi arkadaşım duru aradı bir parti düzenleniyormuş beni de çağırdı, çok kararsızdım ama kafamı dağıtmak için güzel olurdu aslında.

Hemen güzel siyah dar bir elbise giyindim, saçımı ve makyajımı da yapıp evden çıktım tabiki unutulmaz kokumu da sıkmıştım

Parti, okuldan bir çocuğun evindeydi. Bahçede kalabalık, içeride müzik gürültülüydü. Herkes eğleniyordu ama ben... sadece izliyordum. Derken onu gördüm. Aras. Kalabalığın içinden, karanlık bir gölgede gibiydi. Elinde bir içecek, yüzünde o her zamanki kayıtsızlık. Beni fark etti mi bilmiyorum ama ben onu görmüştüm. Herkes ne kadar canlıysa, o o kadar donuktu. Biraz uzaklaştım, sessiz bir köşeye geçtim. Kalabalık üzerime geliyordu sanki. O sırada biri yaklaştı. Tanımıyordum. Sarhoştu. "Yalnız kalmana gerek yok," dedi, kolumu tutarak. Gülümsemeye çalıştım ama içim sıkıldı. Geri çekilmek istedim ama o daha da yaklaştı."Ne bu mesafe? Eğlenmiyor musun?" Tam bir adım geri atarken, aniden biri araya girdi. Aras. Gözleri karanlıktı. Çocuğun kolunu tuttu."Elini çek," dedi soğuk bir sesle. Çocuk duraksadı. "Sana ne lan?" Aras’ın bakışı buz gibiydi. Bir adım attı, sadece bir adım... ama yeterliydi. O an anladım ki, o tek kelime etmeden bile tehdit edebiliyordu. Çocuk geri çekildi. Aras onun yerine bana baktı. Bir anlık sessizlik. Sanki kalabalık donmuştu. Aras eğildi, kulağıma doğru: "Yanlış insanların arasında fazla kalırsan, başın ağrır." Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti. O an nefes almayı unuttum. Kalbim, kafamdan daha hızlı çalışıyordu. O beni korumuştu. Ama sanki hiç tanımıyormuş gibi davranmıştı.

Eve geldiğimde suratıma bile bakmamıştı, ben ise yemek yemeden odama çıktım. Çok yorulmuştum, masama oturup yazmaya başladım

"Bugün beni korudun. Ama sonra sırtını döndün. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Bir yabancının elini kolumdan çektiğin an, içimde bir şey oldu. Korkmam gereken sendin belki ama... kendimi güvende hissettim. Ve sonra gözlerini kaçırdın. Beni korudun ama dokunmadın. Konuşmadın. Anlamadım. Aras... senin duvarlarını kıramam, biliyorum. Ama bana neden hâlâ arkasında durduğun duvarı gösteriyorsun? Beni neden korudun? Ve neden, o an hiçbir şey demedin?" Defteri kapattım. Camdan dışarı baktım. Aras’ın odasının ışığı yanmıyordu. Ama biliyordum... uyanıktı. O da benim gibi düşünüyordu belki. Ya da hiçbir şey hissetmiyordu. Ama ben... ilk kez, içimdeki buzun kırıldığını hissettim.

Bölüm sonu

2 yorum