İçeriğe geç

My Stepbrother

Bölüm 2 · 2 dk okuma

My Stepbrother

Bölüm 2

Yasak Alan

Bu evde ilk sabahım.

Yeni uyanmıştım, saat daha erkendi, Ailecek ilk defa kahvaltı yapacaktık. Aslına bakılırsa birazcık heyecanlıydım. Hemen üstümü değiştirip kahvaltıya indim, herkes beni bekliyordu, hemen hızlıca kahvaltımı ettim. Annemle üvey babam işe gittiler, ben ise evde kaldım, yaz olduğu için okullarda tatildi. Belki arkadaşlarımla plan yapardık.

Ev sessizken cesaret de artıyor galiba. Evde sadece ben ve o vardık. Ama Aras ortalıkta yoktu. Merdivenden yukarı çıktım. Odamın kapısını geçtim. Ama gözüm diğer uca, onun odasına kaydı. Kapı aralıktı. "Bakmak suç değil," dedim kendi kendime."Sadece... bir bakış." Adımlarım yavaşladı. Kapıyı hafifçe ittim. Gıcırdamadı bile. Sanki gizlice girmemi istiyormuş gibi sessizdi. Oda beklediğim gibi düzenli değildi. Kitaplar dağınık, yatağı toplanmamış, bir köşede basketbol topu vardı. Masada açık bir defter duruyordu. El yazısı... düzgün ama bastırılmış gibiydi. Sayfada bir cümle dikkatimi çekti: "Burası hâlâ bana ait değil." Kalbim sıkıştı. Belki de o da burada yabancıydı. Tıpkı benim gibi. Tam geri dönecektim ki — kapı arkamdan kapandı. Donup kaldım. Aras karşımdaydı. Sessizce baktı. Yüzü ifadesizdi ama gözleri... ilk kez gerçek bir şey gösteriyordu. Hayal kırıklığı. Belki öfke. Belki bir şey daha derin. "Ne arıyorsun burada?" dedi, alçak sesle. "Hiç— ben... sadece merak ettim. "Merak ölüm getirir." Sesindeki soğuklukla beraber içim ürperdi. "Senin odan değil mi burası? Yabancı gibi davranıyorsun." Kaşları hafifçe çatıldı. Yaklaştı. Aramızdaki mesafe birkaç adım kaldı. Gözlerimin içine baktı. "Sen de öylesin. Yabancı." Kalbim göğsümde çarpmaya başladı. Sanki her sözü başka bir kapıyı zorluyordu içimde. Ama konuşmadım Konuşamazdım. Sonra döndü. Kapıyı açtı. "Bir daha girme." Ve odadan çıkmama izin verdi. Ama artık çok geçti. Ona girmiştim bile. Sadece odasına değil... onun içine.

Saat akşam sekizi geçiyordu. Aras kapıdan çıktı. Kapı kapanırken içimde garip bir rahatlama oldu. Sanki odadaki hava normalleşmişti. Yarım saattir onun odasını düşünüp duruyordum. O defterde yazan cümle. O boşluk. O öfkenin altındaki başka şey... Sonunda ayağa kalktım. Sessizce kapıyı açıp yine koridora çıktım. Aras’ın odasının kapısı bu kez kapalıydı. Elim terlemişti ama vazgeçmedim. Kapıyı açtım. İçeri girdim. Oda aynıydı. Dağınık ama karanlık değildi. Gözlerim hemen masaya gitti. Defterin altında bir şey vardı — sanki oraya aceleyle sıkıştırılmış. Çekip aldım. Sarı bir kağıt parçası. Üzerinde ince, tanıdık bir yazı. "Bunu sana asla söyleyemem, çünkü seni kaybetmekten korkuyorum. Ama bilmeni istiyorum: Aras, sen onun oğlusun. Benim değil." Damarlarımda kan çekildi. Annemin yazısıydı. Ve bu not… bu… Gözlerim büyüdü. Yutkundum. Bir anda boğazım kurudu. Kalbim deli gibi atıyordu. Ne demekti bu? Tam o anda — arkamdaki kapı açıldı. Kısa bir sessizlik oldu. Ardından Aras’ın nefesi. Başımı yavaşça çevirdim. Elimdeki kağıt hâlâ parmaklarımın arasındaydı. Göz göze gelmedik. Ama o gördü. Ne tuttuğumu gördü. "Ne yaptığını sanıyorsun?" dedi, sesi bu kez öfkenin ötesindeydi. Soğuk değil, sıcaktı bu kez. Tehlikeli şekilde sıcak. "Bu... bu seninle ilgili," dedim titrek bir sesle. "Bu... senin—" "Çık dışarı." Yüzüme bakmıyordu. Gözleri yerde, ama yumrukları sıkılmıştı. "Aras, bunu bana—" "Çık dedim!" Bağırmadı. Ama sesindeki kırılmayı duydum. Sanki biri onu içinden bıçaklamıştı da sesi ancak bu kadar yükselebilmişti. Kapıdan çıktım ama içimde koca bir fırtına patlıyordu. Bu sır neydi? Aras aslında kimdi? Ve annem neden bunu saklıyordu?

Bölüm sonu

2 yorum