Jin erkenden uyanıp oflayarak yatağına oturdu boş boş etrafa baktı kısa bir hayatı sorgulama sürecinin ardından komidinin üstündeki telefonuna uzandı, başını geriye atarak ya inanmıyorum saat sabahın altısı daha kargalar bile uyuyordur biz neden ayaktayız diye bebeğine sitem ettikten sonra dehşet bir mide bulantısı ile kendini odasındaki banyoya attı.
Uzun uğraşlar sonucunda bitkin bir halde odasına döndüğünde yatağına oturup ellerini karnına sardı bebeğine " demek yeni oyunumuz bu, ben ağrıyı tercih ederim bu daha zor" dedi.
Birdenbire aklına gelen fikirle yatağından fırladı hızla dolabına ilerledi çekmeceden bir mayo çıkardı hızlıca giyinip ayaklarına da terliklerini geçirip bahçeye ilerledi hızla koşarak bahçeye çıktı ve sabah saatleri olduğu için oldukça soğuk olan havuza balıklama atladı yarı olimpik standartlardaki havuzda uzun uzun yüzdü.
Annesi odasının camında dikilmiş bahçedeki havuzda yüzen oğlunu izliyordu, kocası yanına geldi " ne yapıyorsun bu saatte yoksa uyuyamadınmı" diye sordu.
Kadın derin bir iç çekip " Jin yarım saattir dinlenmeden yüzüyor " dedi sesi endişeliydi "çok garip davranıyor saat ondan önce uyanmazdı şimdi sabahın köründe kalkıyor, spor yapmayı sevmez hatta nefret ederdi şimdi olimpik sporcular gibi yüzüyor bu hiç normal değil"dedi.
"Belkide yaklaşan nikahı için form tutuyordur sende düğünümüzden önce deli gibi spor yapmıştın hatırlasana" dedi "evet ama ben hamile değildim ya bebeğe birşey sonra deltaya ne hesap veririz" dedi
Gerçektende endişeliydi ama endişesi oğlu için yada torunu için değil kendisi içindi delta ile nedense yıldızları pek barışmamıştı.
Bu sırada koridordan gelen seslerle bakmak için odadan çıktılar jimin her sabah yaptığı gibi koşarak Jin'in odasına girmiş boş odayla karşılaşınca hayal kırıklığı ile gerisin geri çıkmıştı kendisine bakan anne ve babasına "günaydın, huyungum nerde " diye sordu bu sırada üstünden sular damlaya damlaya Jin gelmişti annesi hemen koşarak odadan bir havlu kapıp Jin'nin üstüne örttü " bu saatte havuza mı girilir üşüteceksin sonra deltayla biz uğraşacağız" diye sitem etti.
Jin halinden memnun bir şekilde " ama nasıl güzel oluyor bir bilsen" dedi annesi göz devirdi "yürü çabuk sıcak bir duş al sonrada hemen kahvaltıya gel" dedi.
Jin başıyla onayladı "tamam kurt gibi açım zaten" dedi.
Jimin "ayyy iğrenç burası buz kesti nesin sen ergen mi ne bu soğuk espiriler " huyungu ile uğraşmak en sevdiği hobisiydi.
Jin gülerek jimin'in yanından geçerken eliyle jimin'in saaçlarını karıştırdı "kim konuştu ya bu seste nerden geliyor ben göremiyorum aaa sen miydin kısa olduğundan görmemişim "dedi.
Jimin ben kısa değilim bir kere diye bağırırken Jin odasına girip kapıyı çoktan kapatmıştı.
Kahvaltı masasına oturmuşlar tüm aile birlikte kahvaltı yapıyorlardı jimin ters ters Jin'e bakıyordu Jin'in ise kardeşini sinirlendirdiği için keyfi oldukça yerindeydi annesi söze girdi "bu gün nikah için hazırlıklara başlamalıyız,Jin kıyafetin için Bay Lee ile görüşelim deltayada bir nikah hediyesi almalıyız, saat mi? yoksa kol düğmesimi? sever ne alalım hangisini sever ki" Jin annesinin sözleri ile hiç ilgilenmiyordu sadece yemeği ile meşguldu
Annesi sinirle "tanrı aşkına sanki ben evleneceğim senin nikahını konuşuyoruz biraz ilgilenir misin tören nerde olacak kaç kişi davet edilecek birşey söyle " dedi
Jin peçeteyle ağzını sildi annesine döndü "ne töreni anne sadece iki imza atacağız o kadar, bu kadar büyütme,Namjoon memuru getirecek imzaları atıp evleneceğiz işte bitti , ben pijamalarımı giyeceğim çünkü bunlar rahat,hediye falan gerek yok böyle şeylere " dedi
Bu sırada kapı çaldı annesi bir şey demeden sinirle kapıya ilerledi kapıda orta yaşlı takım elbiseli kısa boylu göbekli bir adam vardı " buyurun kime bakmıştınız "dedi.
"efendim ben Bang si-hyug emlak danışmanıyım beni Bay Kim Namjoon gönderdi eğer müsait ise Bay Kim seokjin ile görüşebilir miyim " diye sordu.
Jin'in annesi pek anlam veremesede deltanın adını duyunca adamı eve buyur etti" buyurun hoşgeldiniz" diyerek yolu gösterdi Jin hala kahvaltısı ile meşguldu bu ara iştahı gayet yerindeydi annesi arkasındaki adamı tanıttı "bu Bay Bang si-hyug Namjoon göndermiş emlak danışmanıymış seninle görüşmek istiyor "dedi.
Jin umursamaz bir yüz ifadesi ile adama bakıyordu adam kendisine bakan boş gözlerle kendi acıklsama gereği hissetti "efendim Bay Kim Namjoon yeni yaşayacağınız evi sizin seçmenizi istedi eğer uygunsanız seçenekleri size sunmak istiyorum" dedi.
Jin "tamam olur buyurun oturun lütfen" dedi masayı gösterdi " kahvaltı yaptınız mı birleyler yiyip konuşalım" dedi adam "teşekkür ederim sunum için yardımcım gelsin solona hazırlayayım daha rahat olur"dedi. Jin "siz bilirsiniz" diyerek yemeğine geri döndü.
Bir süre sonra Jin kucağında meyve salatası ile koltukta oturuyor bir yanında annesi diğer yanında jimin oturuyordu annesi kulağına eğilip "Namjoon seninle aynı fikirde değil galiba baksana hazırlıklara başlamış bu nikahı ciddiye alıyor sende bu işi biraz ciddiye almaya başlasan iyi olur "dedi.
Jin annesinin sözlerine hiç aldırmadan ağzına bir çilek atıp Bay si-hyug' un yaptığı sunumu izlemeye odaklandı Bang si-hyug "sizin için bu gün üç farklı konsepte malikane tarzında konut hazırladım" diyerek söze başladı
1. Seçenekteki konutumuz dark hause

Onbeşbin metrekare arazi üzerine kurulu bahçeden bağımsız iki adet müştemilat, bir hobi bahçesi,isterseniz kış bahçesi yada sera olarakta kullanabileceğiz bin metrekarelik cam bahçe, bahçede olimpik yüzme havuzu, en nadide türdeki hayvanlardan oluşan bir hayvanat bahçesi, ayrıca akıllı aydınlatmalı futbol ve basketbol sahası tenis kortu, bahçede dünyanın dört bir yanından getirilmiş özel ağaçlardan yapılmış şahane bir peyzaj tasarımı ve ayrıca bir helikopter pisti var evin iç dizaynına gelirsek iki büyük salon yemek odası geniş bir mutfak şarap mahzeni sinema salonu, oyun odası, spor salonu, kapalı havuz sauna ve buhar odası hizmetliler için Bodrum katında yedi adet oda bulunuyor ayrıca beşyüz metrekarelik ebeveyn süiti bulunmakta bunun yanında on adet misafir yatak odası bulunmakta,bakıyorum unuttuğum bir şey varmııı, Jin ağzına bir çilek atıp araya girdi "bence fazla büyük ayrıca siyah içim karardı" dedi.
Bang si-hyug ozaman ikinci seçenek diyerek bilgisayarından bir tuşa basıp yeni bir resim açtı.
White star lüksün ve ihtişamın vücut bulmuş hali

Bu ev size sadece lüx ve ihtişam vadediyor, on bin metrekarelik arazi üzerine kurulu bahcede bir helikopter pisti, ayrıca bağımsız bir müştemilat, futbol, basketbol sahası, tenis kortu bunlara ek olarak birde golf sahası bulunmakta ayrıca tabiki yüzme havuzu bulunuyor, iç dizaynına gelecek olursak tamamen akıllı ev konsepti kullanıldı evin herşeyini telefonunuza indireceğiniz bir uygulama ile yönetebilirsiniz eviniz 14+1 şeklinde tasarlandı geniş bir ebeveyn suiti bulunuyor bu evinizin ayrıca ebeveyn banyosunda birde saunası bulunmakta diğer yatak odalarında herbiri ebeveyn banyolu ve giyinme odalı olarak dizayn edildi ayrıca yine bu evimizde de kapalı havuz, sinema salonu,spor salonu bulunmaktave tabiki oyun odası bulunmakta.
Jin " bilmiyorum pek beğenmedim çok büyük bunlar"dedi zavallı adam sehpadaki sudan bir yudum aldı hayatının en zor sunumunu yapıyordu herkesin hayran kalacağı evlere Jin en ufak bir ilgi göstermiyordu "ama bu evler malikane, büyük olmalı"dedi.
Jin "bilmiyorum ben 1+1 istiyorum sıcak samimi bir yuva" dedi adam onun şaka yaptığını düşünüp gülerek" sıradaki evimize geçelim" dedi.

Bu konutumuz şehir merkezinden bir hayli uzakta orman içinde size sakinlik ve huzur vadediyor yirmibin metrekarelik bir arazi üzerine kurulu evimizin kendine ait bir korusu bulunmakta diğer iki konutta olan futbol sahası, basketbol sahası, tenis kortu,helikopter pisti ve yüzme havuzu bu evimizdede standart olarak bulunmakta ayrıca bu evimizde saf kan atlardan oluşan koleksiyona sahip bir at çiftliği bulunmakta isterseniz ormanda at binebilir yine kendi ormanınızda ava çıkabilirsiniz sonsuz özgürlüğe sahipsiniz iç dizaynına geçecek olursak
Jin ayağa " kalktı sıkıldım, ben hiç birini de beğenmedim"dedi Bang si-hyug peki ozaman yarın yeni alternatiflerle yine gelirim diyerek toparlanmaya başladı.
Annesi Jin'e dönüp nasıl hiçbirini beğenmedin hepsi birbirinden güzel daha ne istiyorsun anlamıyorum ki bence sen şımarıklık yapıyorsun " dedi gerçektende oğluna kızıyordu hayat önüne altın tepside sunuluyor ama o kabul etmiyor elinin tersiyle itiyordu annesi sinirle "ben gidiyorum hava almalıyım yoksa delireceğim" diyerek odadan çıktı çünkü daha fazla kalırsa kendini tutamayıp ağır konuşacaktı ama bu durum Jin'in zerre kadar bile umrunda değildi.
Sonunda evdeki kalabılık dağıldığında babası işe, annesi nikahta giyeceği elbise için modacısı ile görüşmeye gittiğinde Jin ayaklarını uzatmış evdeki sessizliğin tadını çıkarıyor en sevdiği diziyi izliyordu mutfağa doğru dönüp seslendi " ramenim nerde kaldı beniiimmm"
jimin üstündeki mutfak önlüğü ile kapıyı itekleyerek açtı "geldim geldim patlama" diyerek hazır ramen kutusunu huyunguna uzattı "anlamıyorum nerene yiyorsun bu kadar" dedi.
Jin iştahla rameni höpürdetirken " çok konuşmada evde kimse yokken bana iki tanede corn dog kızart"
jimin sinirle "bari emir verme ben en nihayetinde bir alfayım benim de gururum var kalk kendin yap yemeğini" dedi.
Jin dudaklarını büzüp "ne olur yapsan yakında evlenip gidiyorum kurtuluyorsun benden ,hem sen ne biçim amcasın belki bebeğim istiyor" dedi.
Jimin işte bu sözcüğe dayanamıyordu "tamam ben amcayım tabiki yaparım ama sen istedin diye değil yeğenim istedi diye yapıyorum hemen getiriyorum" diyerek mutfağa koştu Jin'e göre kim için yapıldığı önemli değildi o yemesine bakıyordu.
Jimin elinde corndoglarla salona geldiğinde kapı çaldı Jin "ben onları alayım sen kapıya bak" dedi.
Jimin "oooo az yede kendine bir uşak tut iyice hizmetçi yaptın beni " dedi ama Jin onu hiç umursamadı bile " hadi kapıyı aç"
Jimin göz devirdi kapıya ilerleyip açtığında karşısında gördüğü büyük annesi ile donup kalmıştı "büyükanne senin ne işin var burda diye sordu yaşlı kadın "çok konuşmada şu valizi içeri al" diyerek eve girdi.
Jin ayağa fırlamış büyük annesini karşılamıştı sıcak bir gülümseme ile hoşgeldin büyükanne diyecekken yaşlı kadın "sen hiç konuşma hayırsız evleniyorsun ve bana büyük annene haber vermiyorsun nankör, seni ben büyüttüm " dedi.
Jin büyğkannesini yumuşatmak için "'kimseye haber vermedik anlatması uzun ama sadece aile arasında bir nikah yapacağız büyütecek bir şey yok düğünü sonra yapacağız o zaman çağıracaktım" dedi.
Yaşlı kadın "Ne yani ben aileden değilmiyim ama ben biliyorum hep annenin başının altından çıkmıştır bunlar "diyerek söyleniyordu ki sözü kapının zili ile kesildi.
Jin " yine kim geldi acaba bu gün ne çok çaldı bu kapı"
Büyükannesi kollarını göğsünde bağladı "bu laflar banamı söyleniyor" dedi.
Jin hemen koşarak büyük annesine sarıldı "olurmu tontonum sen iyiki geldin bak kimse bana yardım etmiyor hazırlıkları beraber yaparız olurmu senin tecrübelerine ihtiyacım var" dedi.
Büyükannesi sonunda sakinleşmişti yüzünde memnun bir gülümseme yerleşti " olur tabi yaparız " dedi bu sırada Jimin kapıyı açmıştı huyung "Namjoon kuyumcu göndermiş" diye seslendi.