Kuyumcu, modacı,emlakçı derken Jin artık sabrının taştığını hissediyordu etrafında onlarca insan koşuşturarak bir şeyler anlatıyor ve hepside dünyayı kurtarıyormuş gibi davranıyordu.
Akşam olmuş hava kararmış, Jin herkesi bir şekilde göndermeyi başarmış ama lanet olasıca kuyumcu tabiri caizse sülük gibi yapışmıştı.
Jin parmaklarındaki yüzüklere baktı adamdan kurtulmak için içinden öylesine birini gösterip "bu olsun" dedi.
Kuyumcu seçilen yüzüğe baktı son derece sade ve klasik bir parçaydı "efendim deltanın bundan pek hoşlanacağını sanmıyorum daha gösterişli birşeyler seçseniz"dedi.
Jin derin bir nefes aldı "delta takmayacak ben takacağım kimseyi ilgilendirmez seç dediniz seçtim artık beni rahat bırakır mısınız birazda misafirimle ilgilenmek istiyorum" dedi adam bu tavırdan pek memnun kalmamıştı beklediği satışı yapamamanın verdiği hayal kırıklığı ile hızlıca toparlanıp evi terk etti.
Büyük annesi Jin'nin yanına oturdu Jin çoktan parmağındaki yüzüğü çıkarıp sehpanın üstüne fırlatmıştı bile
"Evlilik düşüncesi artık eskisi kadar heyecan vermiyor galiba,yoksa aklında şüphemi var"diye sordu.
Jin büyükannesinin dizine başını koyup huzurla gözlerini kapattı "Çok yorgunum büyükanne ben böyle hayal etmemiştim sanki hayatımın altı üstüne geldi hiçbir şeyden zevk almıyorum heyecanlanmıyorum sadece herkes bir tarafa çekiyor ve ben sadece sürükleniyorum"
"Deltanın namını çok duydum gazetede resmini görmüştüm çok yakışıklı bir adam herkesin isteyeceği birisi zengin yakışıklı güçlü senin aklını kurcalayan ne benimle açık konuşabilirsin bu ani evlilik kararının sebebi belliki yıldırım aşkı değil sende aşık ve bir an önce sevdiğine kavuşmak isteyen bir omeganın heyecanı yok hem neden acele ediyorsun biraz ağırdan alın hem neden sadece nikah üstelik kaçar gibi sessiz sedasız" büyükannesi arka arkaya sıralayınca Jin'e durum dahada kötü göründü
Jin "çünkü ben büyük bir hata yaptım ve sonuçlarına katlanmam gerek" diyiverdi
"Ne hatası hiçbir şey apartopar evlenmeni gerektirmez evlilik hayatta bir defa yapılıyor sen küçük bir çoçukken bile düğününü hayal ederdin perdelerden duvak yapardın ne oldu şimdi."
"Artık bunların hiçbir önemi yok ben artık hayal kurmayı bıraktım, büyükanne ben hamileyim o yüzden hemen nikah yapmalıyız şimdi anlıyormusun" göz yaşları sessizce bir bir akmaya başlamıştı
Büyükannesi "nasıl böyle bir hata yaparsın doğum kontrolü diye birşey dumadımmı hiç" diye çıkıştı Jin'in ağlamaları daha da artmıştı
"Nasıl oldu bilmiyorum bir anda oldu ikimizde kızgınlıktaydık yakasını açarak mühürünü gösterdi üstelik mühürlenmişiz artık dönüşü yok lütfen üstüme gelme zaten çok utanıyorum" diyerek hıçkırıklara boğuldu
"Şişşş tamam özür dilerim ne yapalım olmuş bir kere ama bunun için evlenmeye mecbur değilsin istemiyorsan evlenme annen baban mı baskı yapıyor ondanmı bu acele "
Jin "öyle sayılır doğuma kadar Namjoon beraber kalmayı teklif etti bebeğin gelişimi için babanın feromonlarına ihtiyacı varmış ama babam nikahsız olmaz dedi."
Büyükannesi "anlıyorum yavrum haklısın sonuçta kurdun onu eşi kabul etmiş mühürlenmiş bebek olmasa bile ona ihtiyaç duyacaksın"diyerek Jin'nin kalkması için yardım etti karşısına oturttu "ama eğer aklında en ufak bir soru işareti varsa nikah için acele etme benim yanıma gel ben sanada bebeğinede bakarım kimse karışamaz" dedi.
Jin "ben Namjoon'u seviyorum zaten bebek yada mühür olmasa bile ondan başka birisiyle evlenmek istemezdim onu gördüğüm ilk andan itibaren hep onunla evlenmenin hayalini kurdum ben" dedi.
Bu sırada kapı çaldı Jimin ben bakıyorum diyerek mutfaktan çıkıp kapıyı açtı Jin kim gelmiş diye seslendi.
Jimin Delta ve ailesi diyerek cevapladı.
Namjoon annesi ve babası kapıdaydı Jimin onları salona buyur etmişti Namjoon salona girdiği anda ağlamaktan kızarmış gözleri ile Jin'i gördüğü anda hemen yanına koştu ne "oldu kim üzdü seni" diyerek omegasına sarıldı.
Jin'in tüm sıkıntıları bu sarılma ile geçip gitmişti Jin Namjoon'nun kulağına "herkes bize bakıyor" diye fısıldadı.
Namjoon hemen geri çekildi "annem ve babam seninle ve ailenle tanışmak istediler" diyerek ailesini tanıttı.
Annesi Namjoon'nun Jin'i görünce kendi eline tutuşturduğu çiçeği ve çikolatayı Jin'e uzattı "aslında bunları damat verir usul böyledir ama şu an zaten hiçbirşey usulüne uygun yapılmıyor ben vereyim bari" dedi.
Jin çiçek ve çikolatyı alıp teşekkür ederek sehpaya bıraktı "buyurun lütfen kusura bakmayın büyükannem ile uzun zamandır görüşmüyoruz nikah için geldi duygusallaştık biraz" dedi aslında bu açıklama daha çok delta için yapılmıştı ama Namjoon'un inanmadığı her halinden belli oluyordu.
Bu sırada yine zil çalmıştı bu zil ne kadar çok çalmıltı bu gün,her zamanki gibi jimin kapıyı açtı gelenler annesi va babasıydı "salonda delta ve ailesi var tanışmaya gelmişler" diyerek ailesini bilgilendirdi.
Sonunda aileler tanışmıştı ama beklenilen samimi ortam yoktu herkes sesizce kahvelerini yudumluyordu.
Namjoon'un annesi daha fazla dayanamayarak "sade bir nikah fikrine kesinlikle karşıyım bunu asla kabul edemem"dedi.
Jin'nin annesi "bizde bu durumdan memnun değiliz ama çocuklar böyle karar vermişler bizde saygı gösteriyoruz" diyerek cevapladı
"Yani benim oğlum yüzyılın deltası bilmem farkında mısınız öyle basit bir insan değil ve basit bir nikahlada evlenemez düğün istiyoruz tüm masrafları biz karşılarız merak etmeyin" dedi.
"Siz ne demeye çalışıyorsunuz sizin oğlunuz deltaysa benim oğlumda güzelliği ve zekası ile dillere destan olan kusursuz bir omega ayrıca biz masraftan açacak bir ailemiyiz en güzel düğünü yaparız"
"Belli oluyor bir yardımcınız bile yok" dedi
Namjoon'un babası eşine dönüp " yeter artık uzatma konumuzdan sapmayalım" dedi
Jin'in babasına dönüp "beni yanlış anlamayın ama bu evliliği tüm dünyaya duyurmak mecburiyetindeyiz biliyormusunuz benim oğlum delta ve her deltanın bir vitası vardır eğer vitası daha sonra ortaya çıkarsa bu daha büyük sorunlara neden olur" dedi.
Jin ayağa kalktı "siz ne demeye çalışıyorsunuz buraya beni ailemi aşağılamaya mı geldiniz ne demek vitası çıkarsa,çıkarsa ne olacak onunla mı evlenecek"
Namjoon'un annesi "tabiki öyle olacak doğanın kanunu bu onlar birbirleri için yaratılmış iki tür " dedi.
Namjoon "anne baba siz ne diyorsunuz Jin benim mühürlü eşim üstelik karnında benim bebeğim var konuşmuştuk bunları"diye çıkıştı.
Namjoonnun annsei "Güzel olduğu kadar akıllı da bir omegaymış helal olsun koskoca deltayı avucuna almış baksanıza gözü birşey görmüyor daha evlenmeden hamilede kalmış çünkü deltaların ailesine ne kadar bağlı olduğunu biliyor hamile kalırsa onu asla bıraka..."
Namjoon "anne yeter sus artık şimdi ya hemen eşimden özür dilersiniz yada hayatınıza oğlunuz olmadan devam edersiniz"
Jin'e döndü "kusura bakma evde..."
Jin ağlayarak odasına doğru koşmuştu tabi delta da arkasından koşuyordu Jin'in odasına girip kapıyı kapattı hızla Jin'e sarılıp birşeyler söyleyecekken Jin geri çekildi.
"Aslında haklılar bencede acele etmeyelim bellimi olur belkide vitan ortaya çıkar o zaman herşey daha zor olur bir kez seviştik diye benimle evlenmek zorunda değilsin merak etme bebek var diye sana yapışmam senden birşey istemem ben çocuğuma kendim bakabilirim yalnız çocuk büyüten bir sürü omega var doğumdan sonrada duruma bakarız vitan ortaya çıkmazsa ve hala kararımız değişmezse o zaman evleniriz"
Namjoon "ben seninle evlenmek istiyorum bebeğim babasız doğmamalı" dedi.
Jin'in gözleri boş bakıyordu aşk yoktu öfke,kızgınlık, kırgınlık yoktu
"Evlenmek istiyor olabilirsin ama bu seviyor olduğun anlamına gelmez bebek olmasa eminimki bu kadar istekli olmazdın annenin dediği gibi ben seni bebekle zorlamış gibi oldum buna hakkım yok bir hata yaptık "
Namjoon sinirle "bebeğimize hata diyemezsin"
"Ben bebeğimize hata demiyorum korunmadık dikkatsiz davrandık "
Namjoon sözünü kesti. "Eğer senin dediğin gibi hataysa bile beraber yaptık ve sonuçlarına beraber katlanmalıyız neden tek başına tüm sorumluluğu almaya çalışıyorsun"
Jin "haklısın dedi tamam sende baba olarak sorumluluklarını yerine getir bebeğin masraflarını karşıla o zaman"
Namjoon sinirle "tamam dedi sen şimdi kırgınsın ondan böyle davranıyorsun sakinleş sonra konuşalım"
Odadan çıkarken Jin'e döndü "ben seninle gerçekten evlenmek istedim seninle bir hayatı paylaşmak istedim ama sen istemedin neden bilmiyorum ama benim aşkıma bir türlü inanmadın seçtiğin evlilik yüzüğünü bile takmadan sehpaya fırlattın şimdi evliliği bebek için isteyen ben oluyorum öylemi bunlarıda bir düşün" bence diyerek odadan çıktı.
Salona indiğinde herkes suspus olmuş oturuyordu Namjoon sinirden burnundan soluyordu" umarım mutlusunuzdur omegamı üzdünüz o üzülürse bende üzülürüm ve ben üzülürsem herkesi üzerim" dedi
Annesi ayağa kalkıp " oğlum inan bana ne oldu anlamadım birden ağzımdan çıkıverdi sözcükler engel olamadım izin ver gidip özür dileyeyim" dedi.
Namjoon üzüntüyle başını öne eğdi " istemiyor benimle bile görüşmek istemiyor evlenmekten de vazgeçti"
Namjoon başını öfkeyle aniden kaldırdı sanki herşeyi şimdi anlamıştı " omegam beni terk etti sizin saçma sözleriniz yüzünden beni terk etti şimdi omegam bana dönene kadar hiçbirinizin yüzünü görmek istemiyorum" diyerek evden çıktı.