Lisama sarılmak istiyorum 🥹🥹
Lisa
Gözlerimi açtığımda dün yaşadıklarımın bi rüya olmasını istedim,annemin hayata olduğunu sadece o şerefsizin ölmesini istedim.
Ama öyle değildi annemi vurduktan sonra intihar etmişti annem öldü o hâlâ komadaydı.
En çok ölümü o hakediyordu umarım bugün onun da ölüm haberi gelirdi.
Keşke eceli benim elimden olsaydı defalarca kes aklımdan geçti korkağın teki olduğum için bunu gerçekleştiremedim.
Üzgünüm anne...
Boğazımda ki acı kendini belli etsede ayağa kalkmak zorundaydım başımı zar zor kaldırdım.
Jennie yatak başlığına yaslanmış uyuyordu,dizinde uyuduğum için pozisyonu hiç rahat değildi.
Ayağa kalkıp banyoya girdim yüzümü yıkadım ve aynaya bakıp kendime tek bir şey söyledim "Güçlü olmak zorundasın." Çünkü benim yıkılma lüksüm yok artık.
Kardeşlerim için Jennie için ayakta durmak zorundaydım.
Banyodan çıkıp üzerimi değiştirdim her ne kadar kabul etmek istemesem de bugün annemi defn edeceklerdi.
Lana ve Leo da orada olacaklar onlar için güçlü görünmek zorundayım ben ağlarsam kim onları teselli edecek?
Arkamdan sesler gelince oraya döndüm gözlerini açıp sağa sola baktı beni görünce derin bi nefes aldı.
"Günaydın" hafifçe tebessüm edip ayağa kalktı "günaydın Lisa" ayakta durmakta zorlanıyordu bunun sebebi dizinde uyumamdı.
Yavaş adımlarla banyoya doğru gitti bende odadan çıkıp kendimi koltuğa bıraktım.
Telefonumu elime alıp kardeşimi aradım bi kaç saniye çaldıktan sonra açtı "alo" sesi o kadar bitkin geliyordu ki onu tek bırakmamalıydım.
"Nerdesin?" dedim. "Amcamlarla birlikte hastanedeyiz" telefonu hoparlöre aldım "tamam" tam telefonu kapatacağım esnada Leo konuştu "annemi teslim almamıza izin verdiler" dedi.
Gözlerim tekrar dolarken nefes aldım "geliyorum" diyip telefonu kapattım.
Jennie elini omzuma koydu irkilerek geri çekildim "korkutum mu?" başımı salladım "geldiğini görmedim" olumlu anlamda başını salladı.
"Jungkook bizi almaya geliyor çıkmadan önce bişiler yemek ister misin?" göz yaşlarımı sildim "aç değilim sen yemek istersen beklerim" gözlerini ayırmadı "güçten düşeceksin en azından bana eşlik et" dedi.
İştahım yok uzun süre olacağını da düşünmüyorum açıkçası, ama benimle birlikte aç kalmasını da istemiyorum.
"Sen ye ben gelince yerim" başını olumsuz anlamda salladı "sözünü aldım seni bekleyeceğim" hafifçe gülmeye çalıştım başarılı oldum mu bilmiyorum.
"Özür dilerim seni dün gece rahatsız ettim üstelik dizini ağrıttım" tek kaşını kaldırdı "saçmalama rahatsız olmadım" beklemediğim şekilde yanıma yaklaştı.
"Her ne olursa olsun benim için değerlisin bunu unutma olur mu?" başımı salladım "teşekkür ederim Jennie" gözleri dolunca ona sıkıca sarıldım.
Kokusu burnuma dolarken huzurla nefes aldım üç saniyeliğine de olsa acımı bana unuturdu.
Telefonu çalınca gerçi çekilip telefonu açtı "tamam iniyoruz" diyip kapattı.
Jungkook'u bekletmemek için ayağa kalkıp aşağa indik.
...
Gerekli işlemler yapılmıştı yapacak hiçbir şey kalmadığından dolayı amcam bizi önceden mezarlığa getirmişti.
Annemde buradaydı tam karşımda...
Tabutun içinde ki bedenini göremiyorum,dokunamıyorum sesini duyamıyorum.
Belki de son kes bana 'kızım' demek istemişti belki de son kez Lana'yı görmek,öpmek istemiştir.
Şimdi bunların önemi kalmadı,Lana yanımda elimi tutuyordu ve ben onun yanında ağlamayacaktım.
Leo kendinden geçmişti başında bi kaç kişi vardı tam çıkaramıyordum kim olduklarını
,kim bilir belki gözlerim dolmaya başlamıştır ve o yüzden bulanık görüyorumdur.
"Son kes anneni görmek ister misin kızım?"
Görüp ne yapacaktım?
Onu geri getiremeyeceğim,tekrar konuşturamayacağım kardeşlerime hayranlıkla bakarken onu izleyemeyeceğim.
Ben görüp ne yapacaktım? o beni görmediği sürece.
Bunun ne önemi vardı?
Omzumda hissettiğim ellerin kime ait olduğunu bile bilmiyordum yavaşça omzumu sıktı "amcan sana soruyor Lisa" bu ses Jennie'ye aitti.
Duruşumu düzletmeye çalıştım ses tonumu da öyle "istemiyorum" dedim. Sesim de ki bitkinlik belli oluyor muydu bilmiyorum.
Cevabımdan sonra açtıkları çukura doğru annemi taşıdılar onu gömeceklerdi, sanki herkes bunu bekliyormuş gibi davranıyordu.
Tabut tamamen toprağın altında kaldığında kardeşimin hıçkırığını duydum. Refleksle omzuna elimi koydum sanki ona destek oluyormuşum gibi.
Dizlerimin üzerine çöküp ona sıkıca sarıldım "Lana" sesimin çıktığına bile emin değildim.
Küçücük bedeni titriyordu minicik burnu kızarmıştı,saçlarını okşayıp başımı boynuna gömdüm.
"Kalkacağız güzelim bunu da atlatacağız" hıçkırıkları durmadan devam ediyordu ben ise ağlamamak için elimden geleni yapıyordum.
Ama gerçekte ikimiz de düşüyorduk ve ben sadece daha geç yere çarpıyordum.
Tanıdık tanımadık hepsi baş sağlığı diliyordu ve ben elimden geldiğince cevap vermeye çalışıyordum.
"Dostlar sağ olsun" amcam benim yerime de cevap veriyordu?
Kalabalık dağılınca kardeşimi kucağıma alıp mezar taşına kadar götürdüm. Yere indirdim onu ve bende yere oturdum.
Leo da gelip yanımıza oturdu,Jennie ve amcam da buradaydı derin nefes alıp mezar taşına döndüm.
Merak etme anne dedim içimden.
"Ben onları korurum."
Ve hayatımın en büyük yalanını söylemiş gibi hissettim çünkü şimdi, onları koruyup koruyamayacağımı bilmiyordum.
Sadece seni ne kadar özleyeceğimi biliyordum anne.
Mezarın başından ayrılırken dizlerim güçlükle beni taşıyordu arkama dönüp son kez baktım.
Sanki orada yalnızca annemi değil, eski hayatımı da toprağa gömmüştük.
Mezarlığın çıkışına kadar dayandım daha sonra tutuğum nefesimle beraber göz yaşlarım akmaya başladı.
Yere oturup hıçkırıklarımı durdurmak için ağzımı kapattım,şimdi olmazdı şimdi ağlamamalıydım.
Yanıma oturan bedenle bakışlarım ona döndü dışarıdan nasıl görünüyorum bilmiyorum ama Jennie bana acıyarak bakıyordu.
"Rahat ol Lisa amcan kardeşlerini götürdü" sanki bu sözü bekliyormuşum gibi tekrardan ağlamaya başladım.
Boğazımda ki düğüm hiç çözülmeyecekmiş gibi hissediyorum.
O düğüm beni boğacak ve ben nefesiz kalıp öleceğim.
"Sen çok güçlüsün bunu biliyorsun dimi?" başımı olumsuz anlamda salladım.
Ben güçlü değilim acizim annesine koruyamamış bi aciz.
Ama sana yemin olsun anne,o adam hastaneden çıksa bile yaşamayacak.
"Hazır hissettiğinde bana söyleyebilirsin,eve geçmek için" göz yaşlarımı silip ona doğru döndüm.
Çok ilgilisin bana fazlasın Jennie.
Sana her baktığımda pişmanlık çekeceğim ve beni günden güne eriteceksin.
"Acelemiz yok dediğim gibi sen ne zaman hazır olursan" konuşmak için ağzımı araladım ama yapamadım.
Çantasını kurcalayıp bi şişe su çıkardı "boğazın kurumuştur al iç" şişeyi alıp bi kaç yudum aldım daha sonra ona uzattım.
"Teşekkür ederim" ellerimi avucuna aldı "bana minnettarmış gibi bakma Lisa" gözlerimi ayırmadım "neden?" dedim sesizce.
"Belki saçma bi açıklama olarak gelecek ama kim olsa aynı şeyi yapardı. Ben sadece senin yanında değil kardeşlerinin de yanındayım ve bunu bana borçlu hissetmen için yapmıyorum" cevap vermeyip bakışlarımı kaçırdım.
"Hem ne zamandan beri bu kadar uzaklaştık?" tekrar bakışlarımı ona çevirdim "seni kırdığımdan beri" dedim.
Yüz ifadesi değişse de bunu yansıtmamaya çalıştı "gidelim mi?" yüzüne yaklaşıp dudaklarımı yanağına yasladım "seni seviyorum Jennie" diyip geri çekildim.
Şaşkınlıkla ağzı aralandı konuyu değiştirip "Jungkook araba da bizi bekliyor" dedi.
Jennie arabaya doğru el sallayınca Jungkook bize doğru sürdü.
Yerden destek alarak ayağa kalktım,göz yaşlarımı silip arabaya doğru yürüdüm.
Kapıyı açıp önce Jennie'nin binmesini bekledim daha sonra bende binip kapıyı kapattım.
Jungkook dikiz aynasında bana bakıyordu bende ona bakınca gözlerinin kızardığını gördüm sanırım o da fazlasıyla üzüldü.
Yavaşça önüne dönüp direksiyonu çevirip gaza bastı o da bizimle beraber harap olmuştu.
Jennie araba kullanmayı bilmediği için her zaman bi şöföre ihtiyacımız oluyordu. Ben kullanmak istesem de ben bu haldeyken izin vermiyorlardı.
"Leo ve Lana bizim evde onları merak etme" başımı cama çevirdim amcama karşı da mahçup hissediyorum.
Jungkook tekrar konuştu "Lisa'nın evine gidiyoruz değil mi?" Jennie cevap verdi "evet ama ondan önce markete durman gerekiyor" dedi.
Jungkook onu dinleyip evime yakın olan markete durdu,Jennie bana döndü "gelmek ister misin?" başımı olumsuz yönde salladım.
"Peki marketen bişi ister misin?" bu sefer bakışlarımı camdan ayırıp ona döndüm "soru sorup durma bana" bakışlarını kaçırdı "nasıl istersen" diyip arabadan indi.
Cevap verecek halde değildim açıkçası.
Aklıma gelen şeyle beraber hızla Jungkook'a baktım "geçen gün öğrendiklerini umarım ona anlatmamışsındır" şaşkınlıkla gözleri açıldı "ben bile daha atlatamadım ona nasıl anlatayım?" dedi.
Annemin ölüm sebebinin babam olduğunu kimse bilmemeli özelikle Jennie.
"Lisa bak aklından ne geçiyor bilmiyorum ama öz amcam olmasına rağmen ondan nefret etmeye başladım,eğer olur da hastaneden çıkarsa seninle her şeyi yapmaya hazırım" bunu duymayı beklemiyordum.
"Sakın Jungkook sakın kimseye anlatma" başını salladı "anlatmam güven bana" bakışlarımı kaçırıp markete doğru baktım.
"Koma da hâlâ doktorlar uyanacağını düşünmüyor" ağzımın içinden küfür ettim "gebersin şerefsiz" o da bana katıldı "haklısın onun yaşamaya hakkı yok"
Jennie marketten çıkınca ikimizinde bakışları ona döndü,elinde tutuğu iki poşeti bagaja koyup yanıma oturdu.
Göz göze geldiğimizde bakışlarını kaçırdı "burada yer vardı neden bagaja koydun?" yüzüme bakmadan cevap verdi "görmek istemezsin belki" duruşumu düzeltim.
Tepki göstermemden korktuğu için bagaja koydu bunu biliyorum ama bana katlanmak istemediğini bilmiyordum.
Jungkook arabayı durdurup arkaya döndü "poşetleri yukarıya çıkarayım mı Jennie?" Jennie başını olumsuz anlamda salladı "teşekkür ederim ben çıkarırım" hafifçe başını sallayıp bu sefer bana döndü.
"Jennie'den sıkılırsan hemen beni ara beş dakikaya gelirim" istemsizce güldüm göz ucuyla Jennie'ye baktım.
Benim aksime o somurtuyordu "tamam" dedim.
Jungkook gözlerini kısarak Jennie'ye baktı "sen benim best kuzenime iyi bakamıyorsun ilk günden sıkılmış" şaşırdığım için tekrar güldüm.
"Sen bana best kuzenim mi dedin?" başını kaşıdı "yani Jen'den sonra olabilir" Jennie hafifçe kıkırdayınca bu sefer ona döndüm.
"Tek rakibim sensin" sanırım güldüğüm için şaşırmış olmalı ki mal görmüş gibi bakıyordu.
Göğüsünü kabartı "beni geçebileceğini sanmıyorum" Jungkook kahkaha attı "bu kadar emin olma Jennie belki de içimde farklı duygular vardır"
Jennie sinirle ona baktı "sana güvenende kabahat" kook cevap vermeyip öpücük attı.
Kapıyı açtım çıkmadan önce "görüşürüz jungo" dedim ve arabadan indim.
Bi şekilde konuyu dağıtıp bizi güldürmeyi başarmıştı sanırım kook'un en sevdiğim huyu buydu.
Jennie poşetlerle beraber yanımda duruyordu elinde ki poşetleri aldım "ben taşırdım" cevap vermeden eve doğru yürüdüm.
Ne almıştı da poşetler bu kadar ağırdı?
Anahtarım onda olduğu için kapıyı açtı elimde ki poşetleri mutfağa bırakıp odama geçtim.
Üzerimi değiştirmeden yatağa attım kendimi,çok yorgundum bedensel olarak değil.
Zihnimde anılar dönüp duruyordu sanki bu anda değildim geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyordum.
Annemi en son üç gün önce görmüştüm keşke bi daha ziyaret etseydim.
Boşanacaklardı ayrı evdeydi güvendeydi ya da biz öyle düşünüyorduk...
Düşüncelerime dalıp gideceğim esnada kapıyı tıklattı cevap vermesem bile içeriye girecekti zaten.
Ama bu sefer ona "gelebilirsin" demek istedim ve dedim de.
Belki de ona karşı böyle olmamalıydım sonuçta annesini kaybeden tek kişi ben değilim.
Elinde tepsi vardı tereddütle yanıma gelip oturdu tepsiyi yatağa bıraktı.
Tost yapmıştı ve yanın da çikolatalı ekmek vardı yemek yemeği sevmediğimi bildiği için hep böyle küçük şeyler hazırlardı.
Tostu eline aldı elleri titriyordu yavaşça bana uzattı "söz vermiştin" bakışlarım eleri ve gözleri arasında gidip geliyordu.
Farklı bakıyordu hemde çok farklı.
"Söz verdim biliyorum ama gerçekten yemek istemiyorum" elinde ki tostu bıraktı onun yerine çikolatalı ekmeği aldı.
"İştahının olmadığını biliyorum" ekmeği gösterdi "en azından bunu ye ayakta kalman için" sesi o kadar güzeldi ki nasıl reddeceğimi bilemedim.
"Gerçekten boğazımdan geçmeyecek yapamıyorum" pes ederek elinde ki ekmeği indirdi.
"Ben senin için söylüyorum güçten düşme-" lafını kestim "lütfen beni bi süre yalnız bırak" dudaklarını bir birine bastırdı.
Ayağa kalkıp hiç bişi demeden odadan çıktı.
Kapı kapandığında odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
Ona sert davrandığımı biliyorum, ama şu an ne bir tabak yemek ne de teselli sözleri içimdeki boşluğu doldurabilir.
Belki haksızım, belki yalnız kalmak bana daha çok zarar veriyor, ama şu an sahip olduğum tek şey bu acı ve onu kimseyle paylaşabilecek kadar güçlü hissetmiyorum.
Görüşmek üzereee iyi okumalar💕