Okul çıkışı na gelmiştik rabiayla vedaslarim
Akşam bana yaz
Tamam yazicam hadi baybaygy
Otobüs yavaş yavaş ilerliyordu.
Her durakta birkaç kişi iniyor, birkaç kişi biniyordu.
Ama ikimiz de hâlâ ayaktaydık.
Ben camdan dışarı bakıyor gibi yapıyordum.
Aslında aklım arkamdaydı.
"Bir şey söylese..."
"Yok, ben mi konuşsam?"
"Yok ya, rezil olursun Elif."
Tam o sırada Ercan'ın sesi geldi.
"Şey..."
"Hı?"
"Sen sürekli gülüyor musun?"
Kaşımı kaldırıp arkama baktım.
"Ne alaka?"
"Gülüyorsun çünkü."
"Az önce de kendi kendine güldün."
İstemsizce utandım.
"Yok ya."
"Aklıma bir şey geldi."
"Rabia mı?"
Kahkahamı tutamadım.
"Harbi nereden bildin?"
"O kızın enerjisi uzaktan belli oluyor."
"Bir gün beni kalpten götürecek."
Ben de gülerek,
"Beni de."
dedim.
Otobüs yine hafifçe sallandı.
Demire biraz daha sıkı tutundum.
Ercan başını hafifçe yana eğdi.
"Bu arada..."
"Dün söyledim ama yine söyleyeyim."
"Golü beğenmene sevindim."
Ben omzumu silktim.
"Ben futbolu çok bilmem."
"Ama güzel gol, güzel goldür."
"O zaman bundan sonra attığım golleri sana göre değerlendireceğim."
Bir an sustum.
"Bu çocuk şaka mı yapıyor?"
Gülerek cevap verdim.
"İşin zor."
"Ben acımasız eleştiririm."
"Hadi canım."
"Ciddiyim."
"Bir daha direğe vurursan puan kırarım."
Ercan kahkahayı bastı.
"Demek öyle."
"Evet."
"Ben mahalle hakemiyim."
"Kimseye torpil yok."
İkimiz de gülmeye başladık.
Otobüsteki birkaç kişi bile dönüp bize baktı.
Ben utancımdan başımı eğdim.
"Elif..."
"Biraz yavaş gül."
"Millet bize bakıyor."
Ercan kısık sesle,
"Boş ver."
"Baksınlar."
dedi.
O cümleden sonra nedense içim daha da ısındı.
İlk defa onun yanında bu kadar rahat hissediyordum.
Sanki aylardır tanışıyormuşuz gibi konuşuyorduk.
Ve otobüs yol aldıkça...
Muhabbetimiz de yavaş yavaş ilerliyordu.
Otobüsün hoparlöründen tanıdık durak anonsu duyuldu.
Bir an camdan dışarı baktım.
"Eyvah..."
"Benim durak."
İçimden "Keşke biraz daha sürseydi." diye geçirdim ama bunu tabii ki söyleyemezdim.
Ercan da anonsu duyunca bana baktı.
"Sen burada mı iniyorsun?"
Başımı salladım.
"Evet."
"Her gün."
"Yakınmış."
"Senin?"
"Ben biraz daha devam edeceğim."
Otobüs yavaşça durağa yanaştı.
Kalabalık hareketlenmeye başladı.
Ben de çantamı omzuma takıp kapıya doğru ilerledim.
Tam inecekken arkamdan Ercan'ın sesi geldi.
"Elif."
Dönüp ona baktım.
Yüzünde yine o sakin gülümsemesi vardı.
"Yarın görüşürüz."
Ben de istemsizce gülümsedim.
"Görüşürüz."
Kapılar açıldı.
Otobüsten indim.
Kaldırıma adımımı atınca içimde garip bir boşluk oluştu.
Otobüs hâlâ duraktaydı.
Nedense bir kez daha dönüp baktım.
Ercan cam kenarına geçmişti.
Göz göze geldik.
Elini hafifçe kaldırıp bana küçük bir selam verdi.
Ben de utanarak el salladım.
Kapılar kapandı.
Otobüs yavaş yavaş hareket etti.
Gözden kaybolana kadar arkasından baktım.
Sonra kendi kendime gülümsedim.
"Bugün..."
"Sıradan bir otobüs yolculuğu değildi."
"Galiba en güzel yanı da buydu."
Otobüs gözden kaybolunca derin bir nefes aldım.
Elimi yanağıma attım.
"Niye gülümsüyorum ben ya?"
"Kendine gel Elif."
Başımı iki yana sallayıp eve doğru yürümeye başladım.
Mahalle her zamanki gibiydi.
Bakkalın önünde oturan amcalar çay içiyor, küçük çocuklar sokakta top oynuyordu.
Bir tanesi topu ayağıma doğru yuvarladı.
"Abla, atsana!"
Topu ayağımla hafifçe kaldırıp ona pas verdim.
"Al bakalım."
"Sağ ol abla!"
Gülümseyerek yoluma devam ettim.
Apartmanın önüne geldiğimde annem balkonundan seslendi.
"Elif!"
"Efendim anne?"
"Nerede kaldın kız?"
"Otobüs çok doluydu."
"Tamam, hadi çık da sofrayı hazırlayacağız."
"Tamam."
Merdivenleri ikişer ikişer çıktım.
Kapıyı açar açmaz mis gibi yemek kokusu burnuma geldi.
"Off..."
"Karnım da acıkmış."
Annem mutfaktan seslendi.
"Ellerini yıka."
"Tamam anne."
Musab ise salondan bağırdı.
"Ablaa!"
"Ne var?"
"Bugün yine güle güle geldin."
Terliği çıkarıp ona doğru yürüdüm.
"Sen benimle uğraşmayı bırakmayacak mısın?"
Musab kahkaha atarak kaçtı.
"Yok."
"Ömür boyu."
Ben de gülerek peşinden bir yastık fırlattım.
Akşam yemeğini ailece yedik.
Bu kez ev sessizdi.
Sabahki tartışmadan eser yoktu.
"İnşallah hep böyle olur."
Yemekten sonra odama geçtim.
Duş alıp üzerimi değiştirdim.
Telefonumu elime aldım.
Rabia'dan onlarca mesaj gelmişti.
Rabia: Eve vardın mı?
Rabia: Kesin otobüste de konuşmuşsunuzdur.
Rabia: Kız cevap versene!
İstemsizce güldüm.
Ben: Vardım.
Ben: Biraz konuştuk.
Mesajı gönderir göndermez telefon titredi.
Rabia: BİRAZ MI?
Rabia: Yarın hepsini tek tek anlatıyorsun.
Kahkahamı zor tuttum.
Ben: Tamam ya.
Telefonu komodinin üzerine bıraktım.
Perdeyi hafifçe araladım.
Gökyüzü kapkaranlıktı.
Yıldızlar tek tük görünüyordu.
Yatağıma uzandım.
Bugün olanları tek tek düşünmeye başladım.
Okul...
Maç...
Otobüs...
Ve Ercan'ın gülümsemesi.
İçimde tarif edemediğim bir huzur vardı.
"Galiba..."
"Yarın okula gitmek için ilk defa bu kadar heyecanlıyım."
Düşünceler birbirine karışırken göz kapaklarım ağırlaştı.
Telefonun ekranı yavaşça karardı.
Ben de yorganı üzerime çekip derin bir nefes aldım.
Birkaç dakika sonra...
Çoktan uykuya dalmıştım.