Günün son dersi bittiğinde kampüs yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı. Umay ve Melis kütüphanenin arkasındaki ahşap banklarda oturmuş, akşam serinliğinde çaylarını yudumluyorlardı. Melis hâlâ olayın sıcaklığıyla Umay’ı sorgulamaya devam ediyordu.
"Tamam, öğlenki yemek krizini atlattık," dedi Melis çayından bir yudum alarak. "Ama Alper’in aklı tamamen karıştı Umay. Adam seni mimarlık fakültesindeki kızlardan biri sanıyor. Bu durum seni üzmüyor mu gerçekten?"
Umay çay bardağını iki eliyle kavradı. Kahverengi gözlerinde buruk bir tebessüm belirdi. "Üzülmek mi? Melis, Alper yıllardır benim yüzüme bakıp sadece Hakan’ın küçük kardeşini gördü. Şimdi ise cebinde taşıdığı o telefonda, sırf benimle iki kelime daha konuşabilmek için sabırsızlanan bir adam var. Evet, şimdilik kim olduğumu bilmiyor ama zihnimle, hislerimle ilgileniyor. Bu bile benim için mucize gibi."
"Peki ya üçüncü ipucu?" dedi Melis merakla öne eğilerek. "Ona ne zaman ne yazacaksın? Bak, çocuk mimarlıktaki bütün kızları tek tek incelemeye başladı. Yakında yanlış birini 'anonim sen misin' diye darlarsa ne olacak?"
Umay gülümsedi. "Öyle bir şey yapamaz çünkü benim cümlelerimdeki ruhu o fakültedeki hiçbir kızda bulamaz. Ama üçüncü ipucu için biraz beklemesi gerekecek. Ona hemen istediğini verirsem merakı çabuk söner. Alper gibi adamları kaçan kovalanır taktiğiyle dizginleyebilirsin."
Tam o sırada Umay’ın çantasındaki gizli telefon titredi. İki kız da aynı anda bakıştı. Umay heyecanla telefonu çıkarıp ekranı açtı.
Alper: "Mimarideki iki kızı gözümle kestim bugün. Biri çizim salonunda bana garip garip bakıyordu, diğeri de kantinde kahvemi tazelerken gülümsedi. Söyle bakalım anonim, ikisinden biri sen miydin?"
Umay mesajı okuyunca hafifçe kıkırdadı. Parmakları ekranda hızla kaydı.
+90 538 XXX XX 16: "Yazık... Kendini ne kadar da dev aynasında görüyorsun Alper. Seni izlediğimi söyledim ama sana hayranlıkla bakan her kızı ben sanacak kadar çaresiz olduğunu bilmiyordum."
Cevap saniyesinde geldi. Alper adeta telefonun başında bekliyordu.
Alper: "Çaresizlik değil bu, merak. Beni kendi oyunumda vuruyorsun anonim. Zihnimi bu kadar kurcalayan başka bir kadın olmadı. Ve hayır, dev aynasında görmüyorum kendimi. Sadece seni bulmak istiyorum."
Umay’ın kalbi göğüs kafesini zorlayacak kadar hızlı çarpmaya başladı. Zihnimi bu kadar kurcalayan başka bir kadın olmadı... Bu cümle Umay’ın yıllardır duymak istediği en güzel kelimelerden biriydi.
+90 538 XXX XX 16: "Beni bulmak istiyorsun çünkü alışık değilsin Alper. Sen kadınların peşinden koşmaya değil, onların senin peşinden koşmasına alışkındın. Ben sana o konfor alanını vermeyince dengen bozuldu."
Alper: "Belki de haklısın. Ama dengemi bozmandan hoşlanmadığımı söyleyemem. Üçüncü ipucumu ne zaman alıyorum? Yoksa beni bu gece de uykusuz mu bırakacaksın?"
+90 538 XXX XX 16: "Bu gece beni ara Alper. Ama konuşmak için değil. Sadece o telefonun çalmasını izlemek ve bu gizemli oyunun kontrolünün kimde olduğunu hatırlaman için."
Alper mesajı okuduğunda gözleri büyüdü. Yüzünde muzip ama meydan okuyan bir gülümseme belirdi.
Alper: "Sana kontrolün sende olduğunu düşündürten ne anonim? Ararım. Ama o telefonu açmama riskini göze alıyorsan ara diyorsundur. Çünkü açarsan tek bir nefesinden bile seni çözebilirim. Sesini duymama izin verecek kadar cesursan, bu gece o telefon çalacak."
+90 538 XXX XX 16: "Dene bakalım sarışın. Bakalım cesaretin ne kadar ileri gidecek."
Umay mesajı atıp telefonu kapattı. Yüzü alev alev yanıyordu.
Melis şok içinde Umay’a bakıyordu. "Sen ne yaptın Umay?! Aratacak mısın adamı? Ya arkadan bir ses duyarsa? Ya senin yanında çaldığını anlarsa?"
"Sakin ol Melis," dedi Umay çantasını omuzlarken. "Telefon tamamen sessizde kalacak. Açmayacağım zaten. Sadece onun ararken geçirdiği o heyecanlı saniyeleri hayal etmek istiyorum. Bize daha zaman lazım Melis. Alper beni aramaya devam edecek ama bu oyun henüz yeni başlıyor. Onu iyice labirentin içine çekmeden kendimi asla göstermeyeceğim."
"Kızım sen tam bir şeytansın," dedi Melis gülerek. "Adamı delirteceksin!"
Umay’ın kahverengi gözlerinde zekice ve tatlı bir kıvılcım çaktı. "Bırak delirsin, Melis. Yıllardır ben onun için çıldırdım, şimdi sıra onda."