İçeriğe geç

Müphem

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Müphem

Bölüm 4

Bölüm 4: İkinci İpucu ve Yanıltıcı İzler

Kampüsteki öğle sıcağı yerini tatlı bir rüzgâra bırakırken, Umay ve Melis eğitim fakültesinin bahçesindeki çimlerin üzerine oturmuşlardı. Melis elindeki ders notlarını dizine koymuş, endişeli gözlerle Umay’a bakıyordu. Umay ise kucağındaki deftere rastgele şekiller çiziyor gibi görünse de aklı tamamen çantasının gizli gözündeki diğer telefondaydı.

Melis öne doğru eğilip fısıldadı. "Umay, ben sana o yeni hattı verirken Alper'e bir iki mesaj atıp hevesini alırsın, biraz takılırsın sanmıştım. Sen gece boyunca adamla mesajlaşmışsın! İşin bu kadar ileri gideceğini ve senin bu oyunu devam ettireceğini hiç düşünmemiştim. Ya anlarsa? Ya abin öğrenirse benim başım da yanar!"

Umay gülümsedi. "Sakin ol Melis, anlamasına imkan yok. Adam beni çocukluğundan beri tanıdığı için zihninde bana tamamen kapalı bir kutu muamelesi yapıyor. Kafasındaki Umay profili belli: Hakan’ın küçük kız kardeşi, utangaç, iki lafı bir araya getiremeyen, dersinde gücünde bir sınıf öğretmenliği öğrencisi. Onun dünyasında flörtleşebileceği, zekasıyla onu zorlayacak bir kadın imajıyla benim adım yan yana gelemez bile."

"Peki ama adam telefonu elinden düşürmüyor Umay! Ben yanından geçerken gördüm, gözü sürekli ekranda," dedi Melis başını sallayarak. "Şimdi ne yapacaksın? İkinci ipucunu istiyordu adam."

Umay gizli telefonunu çıkardı. Ekranı açtığında Alper’den gelen yeni bir mesaj duruyordu.

Alper: "Çizim dersindeyim ama aklım dün gecede kaldı. Bana o ikinci ipucunu vermeden bu maketi tamamlayabileceğimi sanmıyorum."

Umay kıkırdadı. Parmakları ekranda hızla gezinmeye başladı.

+90 538 XXX XX 16: "Sabırsız bir mimar... Hiç iyi bir birleşim değil Alper. Maketini düzgün yap, sonra projen kalırsa Hakan yine sana kızar."

Alper mesajı okuduğu an cevap yazdı.

Alper: "Hakan mı? Hakan'ın adını bildiğine ve mimarlıkta olduğumu bildiğine göre çember bayağı daraldı anonim. Bizim fakülteden ya da yakın çevremizden birisin, bu kesin."

+90 538 XXX XX 16: "Çemberin ne kadar dar olduğunu bilsen aklın çıkar Alper. Ama kuralları unutma. İkinci ipucu geliyor."

Alper: "Dinliyorum. Umarım bu sefer boyun, saç rengin ya da okuduğun bölümle ilgili somut bir şeydir."

+90 538 XXX XX 16: "İpucu 2: Beni hayatında yüzlerce kez gördün ama hiçbirinde gözlerimin içine gerçekten bakmadın. Çünkü senin baktığın yerde ben her zaman bir başkasının gölgesindeydim."

Alper elindeki maket bıçağını masaya bıraktı. Telefonu sıkıca kavradı. Mesajdaki cümleler zihninde yankılanıyordu. Başkasının gölgesinde olmak ne demekti? Mimarlıktaki popüler kızların yanındaki o sessiz kızlar mıydı? Yoksa üst sınıflardan birinin sevgilisi mi?

Alper: "Bu ağır bir ipucu oldu. Bir başkasının gölgesi... Seni fark etmediğim için bana kırgın mısın?"

+90 538 XXX XX 16: "Kırgınlık değil Alper. Sadece gerçekler. Şimdi sıra sende. Soru vakti."

Alper: "Sor bakalım."

+90 538 XXX XX 16: "Hayatında hiç gerçekten aşık oldun mu? Yoksa o etrafındaki flörtler, o çapkın gülüşler sadece yalnız kalmaktan korktuğun için mi?"

Alper oturduğu sandalyede arkasına yaslandı. Bakışları pencereden dışarıya kaydı. Bu anonim kız onunla flört etmek yerine sürekli duygusal olarak onu sınıyordu.

Alper: "Aşka inanırdım eskiden. Ama insanların güvenilmez olduğunu gördüm. Bu yüzden kimseye o kadar yaklaşmıyorum. Birine tam anlamıyla teslim olmak korkutucu. Çapkın etiketi taşımak, kalbini açıp yarı yolda kalmaktan daha güvenli."

Umay mesajı okuduğunda gözleri doldu. Alper’in geçmişte yaşadığı hayal kırıklığını hatırladı.

+90 538 XXX XX 16: "Doğru insana denk gelmediğin içindir belki de. Biri çıkar ve sana o güveni tekrar verir. Şimdi dersine dön Alper."

Umay mesajlaşmayı bitirip telefonu kapattı. Tam o sırada yanlarına doğru gelen ayak seslerini duydu. Başını kaldırdığında abisi Hakan ve hemen arkasında Alper duruyordu.

Hakan çimlerin üzerine oturdu. "Selam kızlar. Bizim çizim bitti, acıktık. Yemekhaneye mi gitsek yoksa dışarıda bir şeyler mi yesek?"

Melis heyecandan çantasının kulpunu sıktı ama belli etmemeye çalışarak yanıtladı. "Dışarıda yiyelim ya, yemekhane bugün çok kalabalıktır."

Alper ise kafası tamamen dalgın bir şekilde Hakan’ın yanına oturdu. Cebindeki telefonu çıkarıp ekranına baktı, sonra tekrar cebine koydu. Zihni tamamen mesajlardaki kızın kim olabileceğiyle meşguldü.

"Ne oldu Alper? Yine neye daldın sen?" dedi Hakan gülerek. "Sabahtan beri bir haller var sende."

Alper başını iki yana salladı, hafifçe gülümsedi. "Hiç ya... Bizim fakültedeki kızlardan biri kafamı karıştırdı biraz. Garip bir durum var da halledeceğim."

Umay’ın kalbi hızla çarptı ama çaktırmamak için başını öne eğip defteriyle ilgilenmeye devam etti. Alper’in "bizim fakültedeki kızlar" demesi, Umay’ı ihtimaller dahilinde bile görmediğinin en net kanıtıydı.

Alper ardından Umay’a döndü, yüzündeki o abice, sevecen gülümsemeyle Umay’ın saçlarını hafifçe karıştırdı. "Naber bücür? Abin yine derslerde darladı mı seni bugün?"

Umay’ın dili yine tutuldu. Yüzü hafifçe kızardı. "Y-yok... İyiyim," diye fısıldayabildi sadece.

Hakan gülerek araya girdi. "Oğlum rahat bırak kızı. Bak yine utandı, tek kelime ettirmedin."

Alper kıkırdadı. "Tamam tamam, takılıyorum sadece. Bizim küçük öğretmen adayı hep böyle sessiz zaten."

Alper ayağa kalkıp etraftaki mimarlık öğrencisi kızlara göz gezdirirken, Umay derin bir nefes aldı. Alper’in radarında bile değildi. O sadece "küçük kardeş"ti.

Hep birlikte kafeye doğru yürürlerken Melis, Umay’ın koluna girdi ve rahatlamış bir nefes verdi. "Ay Umay... Kalbime iniyordu! Adam mimarlıktaki kızlardan biri sanıyor anonimi. Senden zerre şüphelenmedi."

Umay, birkaç adım önlerinde telefonuna bakarak yürüyen Alper’e baktı. Kalbinde buruk bir zafer hissi vardı.

"Evet," dedi Umay sessizce. "Şüphelenmedi. Çünkü beni görmek için asla o tarafa bakmıyor. Ama o mesajlarla aklını karıştırmaya devam edeceğim Melis. En azından zihninde yerim var."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.