İçeriğe geç

Müphem

Bölüm 23 · 4 dk okuma

Müphem

Bölüm 23

Bölüm 23: Masadaki Şüphe ve Kapanmayan Parantez

Alper mutfağın eşiğinde sanki ayaklarına beton dökülmüş gibi çakılı kalmış, göğsü hızlı hızlı kalkıp inerek soluklanmaya çalışıyordu. Banyodan çıkıp buraya gelmesi topu topu on beş saniye sürmüştü. O kısa ve dehşet dolu süre zarfında ne Melis’in ne de Umay’ın elinde herhangi bir telefon görmemişti. Tezgahlarda, masada, ortalıkta yabancı bir cihaz yoktu. Ama o mesaj... O mesaj burnundaki çikolata lekesi daha kurumadan, hızıyla doğrudan telefonunun ekranına düşmüştü!

"Alper abi?" Umay, elindeki fırın eldivenleriyle arkasını dönüp Alper’in bu kireç gibi kesilmiş halini görünce hafifçe kaşlarını çattı. Yüzünde az önceki o muzip tebessümün yerini aniden insani ve samimi bir merak aldı. "İyi misin? Gerçekten yüzün sarardı, bir şey mi oldu?"

"İyiyim..." diye mırıldandı Alper, sesinin ne kadar pürüzsüz çıktığını tartmaya çalışarak. Bakışları radar gibi iki kızın ellerine, tezgahın üzerindeki eşyalara, Melis’in önündeki kâğıt birikintilerine kaydı. "Şey... Melis, telefonun neredeydi senin de?"

Melis şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı; Alper’in bu ani ve sorgulayıcı çıkışına anlam verememişti. Sağ eliyle masadaki el işi kâğıdını tutarken sol eliyle kotunun arka cebini işaret etti. "Cebimde Alper abi, niye ki? Birini mi arayacaksın yoksa acil bir işin mi var?" Melis’in ona "Alper abi" diye hitap etmesi, evdeki o kurulu düzenin ve yaş farkı hiyerarşisinin bir göstergesiydi; fakat Alper şu an bu hitaptan çok, telefonun yerini teyit etmeye odaklanmıştı.

Alper hiç vakit kaybetmeden bakışlarını hemen Umay’a çevirdi. "Seninki nerede Umay?"

Umay bir an duraksadı. Gözlerini hafifçe kısıp Alper’in bu paranoyakça ve gergin tavrını en ince detayına kadar süzdü. Ardından tezgahın üzerindeki pembe kılıflı telefonunu gösterdi. "Tezgahta, çikolata kutusunun hemen yanında duruyor Alper abi. Hayırdır, evimize bir hırsız girdi de polis sorgusuna mı başladık?"

Alper hızla tezgaha yaklaşarak Umay’ın gösterdiği pembe kılıflı telefonun yanına gitti. Ekranı tamamen kapalıydı, herhangi bir bildirim ışığı yanmıyordu. Kızların telefonları göz önündeydi, ellerinde değildi. Peki bu durumda o SMS nasıl düşmüştü? Zihninde kalkan tehlike çanları daha da şiddetlendi. Demek ki ortada ikinci bir hat, gizli bir cihaz ya da önceden kurulmuş entegre bir sistem vardı.

"Yok bir şey," dedi Alper, derin bir nefes verip kendi kendini sakinleştirmeye çalışarak. "Aklıma proje ile ilgili bir detay takıldı da... Çay suyu kaynadı sanırım, ben demleyeyim."

Umay fırından çıkardığı mis kokulu çikolatalı tartı tezgaha bırakırken gözlerini Alper’in üzerinden bir saniye bile ayırmıyordu. Dudaklarında yine o hafif, kontrolü tamamen elinde tutan o baştan çıkarıcı tebessüm belirdi. "Çok düşünüyorsun sarışın... Yani, Alper abi," dedi kelimeleri bilerek vurgulayıp hafifçe yutkunarak. "Kafanı bu kadar yorma, tatlının şekeri düşmesin sonra."

Alper, Umay’ın cümlesinin başındaki o samimi hitapsızlığı fark edip tam ağzını açacakken Umay hemen "Alper abi" diyerek çizgiyi korumuştu. Ama içindeki o şüphe ateşi artık sönmeyecek kadar büyümüştü.

Salondan seslenen Hakan’ın tok sesi mutfaktaki gerginliği böldü: "Oğlum çaylar ne oldu, kurabiye ile tart hazır, biz burada açlıktan bayılacağız!"

"Geliyor!" diye seslendi Melis neşeyle. Ardından Alper’e dönüp gülerek ekledi: "Alper abi valla senin acil bir tatile ya da derin bir uykuya ihtiyacın var, kafan tamamen durmuş durumda."

Yarım saat sonra salondaki ahşap yemek masasının etrafında toplanmışlardı. Hakan devasa bir dilim çikolatalı tartı tabağına alırken Alper’e takılmadan edemiyordu. "Oğlum bücür sana özel tart yaptı, elleriyle hazırladı ama sen hâlâ tabağa sanki uzaylıya bakar gibi bakıyorsun. Yemeyeceksen ben gömeceğim, ziyan olmasın."

"Yiyorum Hakan, sıkıntı yok, dalgınım sadece," dedi Alper ve çatalıyla tarttan büyükçe bir parça alıp ağzına attı. Çikolatanın yoğun, kadifemsi ve tatlı lezzeti bir anda damağına yayıldı; normalde zevk alması gerekiyordu ama zihni tamamen başka bir yerdeydi.

Umay, masanın karşı tarafında Melis’le birlikte hazırladıkları Sınıf Öğretmenliği ders materyalini inceliyordu. İlkokul çocuklarının sayı saymayı öğrenmesi için hazırladıkları renkli, simli kartonları düzenlerken son derece odaklanmış görünüyordu. Ancak ne zaman Alper’e baksa, gözlerinde o anonim mesajlardaki cüretin ve derin bir çekimin ışıltısı parlıyordu.

Umay, Alper’in tabağındaki tartı bitirişini sessizce izlerken bakışlarını bir an olsun kaçırmadı. Alper çatalı kenara bırakıp çay bardağından derin bir yudum aldığında, Umay masanın altındaki bacağını hafifçe uzattı. Niyetini dışarıdan bakan kimseye belli etmeden, masanın kalın örtüsünün sakladığı o loş ve karanlık boşlukta, ayağının ucuyla Alper’in kaval kemiğine yavaşça dokundu.

Alper çay bardağı elindeyken donakaldı. Vücudundan aşağı aniden sıcak bir dalga yayıldı. Bakışları irkilerek masanın altına, ardından hızla karşısında oturan Umay’a kaydı.

Umay ise son derece sakin bir yüz ifadesiyle Melis’le konuşmaya devam ediyordu: "Melis, bu sarı kartonları ilkokul çocuklarının dikkatini çabuk toplasın diye seçtik ama bence sayılara biraz daha parlak, simli detaylar eklemeliyiz. Çocuklar parıltılı ve dikkat çekici şeyleri çok severler."

Sonra başını yavaşça kaldırıp doğrudan Alper’in şaşkınlıkla açılmış gözlerinin içine baktı. "Değil mi Alper abi? Erkekler de tam olarak böyle parlak, dikkat çeken ve onları zorlayan şeylere bayılır."

Alper bardağı masaya öyle bir sertlikle bıraktı ki içerideki sıcak çay biraz dışarı döküldü. Hakan masada irkilerek "Oğlum yavaş, ne oluyor bardağı kıracaksın!" diye uyardı ama Alper’in kulakları artık hiçbir şey duymuyordu; içi tamamen uğulduyordu.

Umay masanın altından ayağını çekmeden, yüzündeki o melek gibi ve masum ifadeyle çayından küçük bir yudum aldı. Alper’in zihni artık sadece adi bir şüpheyle değil, tamamen Umay’ın ördüğü bu tehlikeli ağ ve anonim kızın zihnini esir alan fısıltılarıyla sarılmış durumdaydı. Umay kendini dışarıdan asla ele vermiyordu ama attığı her adımla, dokunduğu her noktayla Alper’i kendi etrafında döndürmeyi başarıyordu. Ve bu oyun, her geçen saniye daha da çıkmaza giriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.