Aksama doğru saat altıya gelirken Alper ve Hakan çizimlerini toplayıp eve dönmüşlerdi. Alper salondaki koltuğa uzanmış, cebindeki telefonu avucunun içinde hafifçe çevirip duruyordu. Koridordan gelen kilit sesiyle birlikte kapı açıldı.
"Biz geldik!" Melis’in neşeli sesi koridorda yankılandı.
Umay ve Melis, ellerinde Sınıf Öğretmenliği dersi için aldıkları renkli el işi kâğıtları, mukavvalar ve büyük bir market poşetiyle içeri girdiler. Umay’ın üzerinde rahat, krem rengi bol bir kazak ve kot pantolon vardı. Saçlarını ev haliyle dökümlü bir atkuyruğu yapmıştı. Yüzünde ne o cumartesi gecesinin iddialı makyajı vardı ne de kampüsteki mesafeli duruşu; ama Alper’in gözüne her zamankinden çok daha parlak ve güzel görünüyordu.
"Hoş geldiniz hanımlar," dedi Hakan salondan seslenerek. "Hangi rüzgâr attı sizi?"
"Öğretmenlik materyali ödevimiz var abim," dedi Umay poşetleri mutfak tezgahına bırakırken. "İlkokul çocukları için sayı grafiği hazırlayacağız. Ama önce söz verdiğim gibi Alper abime tart yapacağım."
Umay mutfaktan salona doğru bir adım atıp kapı eşiğinde durdu. Bakışları doğrudan koltukta oturan Alper’i buldu. Dudaklarında o son derece muzip ve gizemli tebessüm belirdi. "Tabii çaylar Alper abimden olursa..."
Alper, Umay’ın o gözlerinin içine bakarak konuşmasından ve "abi" kelimesini hafifçe bastırarak söylemesinden yine garip bir heyecan duydu. Ayaklanıp mutfağa doğru yürüdü. "Çay kolay bücür. Sen yeter ki şu tartı yap, sabahtan beri açım zaten."
Umay tezgahın başına geçip apronunu takarken Melis de masaya oturup el işi kâğıtlarını kesmeye başladı. Alper tezgahın kenarına yaslanmış, çaydanlığa su doldururken gözü ister istemez Umay’ın hünerli ellerine kayıyordu. Umay çikolatayı benmari usulü eritirken, mutfağı enfes bir tatlı kokusu sardı.
"Eee Alper abi," dedi Melis makasla kâğıt keserken kafasını kaldırıp. "Gündüz Ece’yle kampüste bayağı derin bir sohbet ediyordunuz. Suratsız görünüyordun, bir sorun yok ya?"
Alper irkildi. Gözleri refleks olarak Umay’a kaydı. Umay çikolatayı karıştırmayı bir an bile bırakmadı ama dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Sorun yok Melis," dedi Alper bakışlarını kaçırarak. "Sadece dersler, projeler işte... Kafam biraz kalabalıktı."
Umay tam o sırada çikolata kasasını kenara alıp Alper’e doğru döndü. Aralarındaki mesafe aniden kısaldı. Umay, Alper’in tam önünde durup başını hafifçe yukarı kaldırdı. Kahverengi gözleri doğrudan Alper’in gözlerinin içine dikildi.
"Kafan sadece projelerle mi kalabalık Alper?" dedi Umay, ses tonu son derece masum ama altında yatan iması muazzam bir cüret taşıyordu. "Sanki başka bir şeyler de seni meşgul ediyor gibi. Çok dalgınsın bugün."
Alper nefesinin kesildiğini hissetti. Umay’ın bu kadar yakınına girmesi, üzerindeki hafif çikolata ve vanilya kokusu, gözlerindeki o derin meydan okuma... Alper bir an için ne diyeceğini bilemedi.
"Ben... Ben iyiyim Umay," dedi Alper kekeleyerek. "Sadece uykusuzum."
Umay hafifçe kıkırdadı. Tezgahtaki kaşığın ucundaki erimiş çikolatadan küçücük bir damlayı işaret parmağının ucuna aldı ve Alper’e doğru yaklaştı. Alper ne yapacağını bilemeden durdu. Umay, parmağındaki çikolatayı Alper’in burnunun ucuna hafifçe kondurdu.
"Uykusuzluğa iyi gelir," dedi Umay göz kırparak. Sonra hiçbir şey olmamış gibi arkasını dönüp fırının kapağını açtı.
Melis masada bu sahneyi görünce sessizce bir kahkaha patlattı. Alper ise burnunun ucundaki sıcak çikolatayla darmadağın olmuş bir halde öylece kala kaldı. Eliyle burnunu silerken kalbi sanki göğsünden fırlayacaktı.
Tam o an, cebindeki kişisel telefonu sessizce titredi.
Alper banyoya geçip kapıyı kapattı. Titreyen elleriyle cebinden telefonu çıkardı. Gelen mesaj yine o anonim numaradandı:
+90 538 XXX XX 16: *"Burnundaki çikolata sana çok yakıştı sarışın! Ama dikkat et, dibindeki tatlı tehlikeleri fark edemeyecek kadar şaşkınsın. Akşamki tartın tadını çıkar, öptüm!"*
Alper mesajı okuduğu an banyodaki aynaya baktı. Şok içindeydi. Anonim kız onun burnuna az önce çikolata sürüldüğünü biliyordu!
Alper’in zihni bir anda patlama noktasına geldi. *Melis mi atıyordu mesajları?* Melis mutfaktaydı, masada oturuyordu ve telefonunu kullanmış olabilirdi! Ya da... Ya da Umay bu işin tam ortasındaydı?
Alper banyodan fırlayıp mutfağa geri döndü. Yüzü bembeyazdı. Mutfağın kapısında durup içerideki iki kıza baktı. Umay fırının başında şarkı mırıldanarak tartı kontrol ediyor, Melis ise masada kâğıtları kesiyordu. İkisinin de elinde telefon yoktu.
"Alper? Neyin var oğlum senin?" dedi salondan gelen Hakan. "Hayalet görmüş gibi bakıyorsun."
Alper yutkundu. Gözleri Umay’ın masumiyet dolu tebessümüne kilitlendi. İpler kopmak üzereydi.