Salı günü öğleden sonra mimarlık fakültesinin maket atölyesinde hummalı bir çalışma vardı. Alper, önündeki ahşap paftaya cetvelini hizalamış, saatlerdir çizim yapmaktan kan çanağına dönmüş gözleriyle projeye odaklanmaya çalışıyordu. Ancak kafası hâlâ dün kampüste yaşananlarda ve zihnini kurcalayan o mesajlardaydı.
Yan masada oturan Hakan, elindeki perti yapıştırıcısını kenara bırakıp esnedi. "Oğlum kafayı yiyeceksin, biraz ara ver. Bugün akşam Umay’la Melis bizim eve kurabiye ve tatlı yapmaya geleceklermiş. Sınıf Öğretmenliği materyal hazırlama dersi için materyal tasarlayacaklarmış, sonra da mutfağa geçeceklermiş. Umay sabah dedi ki *'Alper abime söyle, o çok sevdiği çikolatalı tarttan yapacağım ama bana çay demleyecek.'* Kız resmen seni rüşvetle çalıştırıyor."
Alper’in dudağının kenarı gayriihtiyari kıvrıldı. "Bücüre bak sen... Şantaj yapıyor bir de."
Tam o sırada Alper’in cebindeki kişisel telefonu titredi. Alper’in kalbi anında hızla atmaya başladı. Yutkunup telefonu cebinden çıkardı. Ekrandaki o gizli numarayı görünce atölyeden dışarı, sessiz koridora çıktı.
Ağır felsefe yapıp zihnini yoran o kasvetli mesajları bekliyordu ama ekrandaki metni okuduğunda gözleri şaşkınlıkla açıldı.
+90 538 XXX XX 16: *"Sokrates modumu bir kenara bıraktım sarışın! Son iki mesajdır sana Kant dersi verir gibi takıldığımı fark ettim, içim şişti valla. Ama kabul et, Socrates bile senin bu inatçı kafanı çözmekte zorlanırdı."*
Alper kaşlarını kaldırdı. Kızın bu aniden değişen, matrak ve aşırı flörtöz tavrı karşısında ne diyeceğini bilemedi. Dün akşamki o karanlık hava bir anda dağılmıştı.
Alper: *"Sonunda insafa geldin demek. Ben de tam seni bir felsefe profesörü sanmaya başlamıştım."*
+90 538 XXX XX 16: *"Profesör mü? Aşk olsun! Ben sadece sana sırılsıklam vurulmuş, ama senin o 'her şeyi kontrol ederim' havalarından gına gelmiş tatlı bir belayım. Ayrıca insan bir 'Nasılsın anonimcim, sen de beni özledin mi?' falan der. Hiç romantik değilsin ya!"*
Alper koridordaki duvara yaslandı. Dudağındaki o tebessümü gizlemekte zorlanıyordu. Kızın bu kadar neşeli, tatlı ve doğrudan "sana vurulmuş biriyim" demesi içindeki o bütün gerginliği bir anda eritmişti.
Alper: *"Sana vurulmuş biri olduğunu bu kadar rahat itiraf edeceğini bilsem baştan dalgaya alırdım seni. Kimsin sen gerçekten? Ve ben niye günün her saati senin bu mesajlarını bekler hale geldim?"*
+90 538 XXX XX 16: *"Çünkü bana âşıksın sarışın, sadece haberin yok! Bak sana tüyo vereyim: Beni ararken fazla uzaklara gitme. Ama öyle 'derin anlamlar, gizemli dünyalar' da arama. Sadece arkana yaslan, sana olan sevgimin tadını çıkar."*
+90 538 XXX XX 16: *"Bu arada... Akşama tatlı krizin çözülecek gibi duruyor. Enerjik ol bence, belki karşına sürpriz biri çıkar... Operasyon 'Sarışını Yola Getirme' devam ediyor, öptüm!"*
Alper telefonun kararan ekranına bakarken kendi kendine gülümsediğini fark etti. O ağır, kasvetli ve şüphe dolu hava bir anda yok olmuş, yerini tatlı bir heyecana ve flörte bırakmıştı. Kız ona açıkça âşık olduğunu söyleyerek dalga geçiyor, Alper’in gardını tamamen düşürüyordu.
Atölyeye geri döndüğünde Hakan ona şüpheyle baktı. "Oğlum az önce gözlerinden ateş çıkıyordu, şimdi yüzünde güller açıyor. Ne oldu, piyango mu çıktı?"
Alper cebindeki telefonu düzeltip masaya oturdu. "Piyango değil kanka," dedi gülümseyerek. "Sadece tatlı bir bela... Haydi şu çizimleri bitirelim de akşamı bekleyelim."