Cumartesi öğleden sonra Umay, çantasındaki gizli telefonun alarm ve zamanlayıcı özelliğini kullanarak sonraki adımı incelikle planlamıştı. Telefonunu iki farklı saate zamanladı; ilk mesaj yarım saat sonra, ikincisi ise tam kırk beş dakika sonra Alper’in cihazına düşecekti. Plan kusursuzdu. Alper’in tam yanında dururken telefonuna düşecek bu mesajlar, Umay’ın üzerindeki olası şüphe kırıntılarını da kökten yok edecekti.
Umay aynada kendine son kez bakıp saçlarını düzeltti, ardından adımlarını salona doğru yöneltti.
Salonda Hakan ve Alper, orta masadaki büyük çizim masasının başına kurulmuş, mimarlık projesinin son detaylarını tartışıyorlardı. Masada kahve bardakları, çizim kalemleri ve cetveller fırlamıştı. Alper’in tabağında yarısı yenmiş bir tost duruyordu ama aklı her zamanki gibi darmadağındı.
Umay salona girip abisinin arkasındaki koltuğun kenarına ilişti. Yüzünde en tatlı, en ikna edici tebessümünü takındı.
"Abi..." dedi Umay, sesini hafifçe sevimli bir tona bükerek.
Hakan çizimden başını kaldırmadan yanıtladı. "Söyle bakalım bücür, yine ne istiyorsun?"
"Bu akşam Buse'nin doğum günü var ya..." dedi Umay ellerini dizlerinde birleştirerek. "Kızlar arasında küçük bir mekan kapattılar. Ben de gitmek istiyorum ama annemler biraz tereddüt etti. 'Abin izin verirse gidersin' dediler. Sen izin verirsen annemler de bir şey demez, ne olur gideyim mi?"
Hakan kaşlarını hafifçe çattı, elindeki gönyeyi masaya bırakıp Umay’a döndü. "Kızlar arası mı sadece? Mekan nerede, kaçta bitecek? Bak gece yarısına kalmak yok, kendin gelmeyeceksin, taksiyle bırakacaklar."
"Sadece kızlar var abi, valla!" dedi Umay hemen savunmaya geçerek. "Zaten saat on bir gibi biter, hemen dönerim. Söz veriyorum."
Tam o sırada, tam da Umay’ın zamanladığı gibi, Alper’in masanın üzerindeki telefonu hiddetle titredi.
Alper elindeki kalemi düşürür gibi masaya bırakıp telefona uzandı. Ekranda anonim numarayı gördüğü an gözleri büyüdü. Şaşkınlıkla ekrana kilitlendi.
+90 538 XXX XX 16: "Yine paftaların başında Hakan ile mimarlık kasıyorsun değil mi sarışın? Ders çalışırken yüzünün aldığı o ciddi ifadeyi bozmak kadar eğlenceli bir şey yok."
Alper donakaldı. Mesaj tam şu an, o salonda otururken gelmişti! Alper gayriihtiyari başını kaldırıp salona baktı. Karşısında Hakan paftalara bakıyordu, Umay ise abisinin dizinin dibinde masum masum izin koparmaya çalışıyordu.
Alper’in kafası tamamen karıştı. Anonim kız onu bir yerden izliyor ya da evdeki durumunu anlık takip ediyor olmalıydı! Ama en azından Umay’ın bu işle en ufak bir ilgisi olamazdı; kız şu an abisine döküm veriyordu!
Alper parmaklarını hızla ekranda gezdirdi:
Alper: "Sen tam bir felaketsin. Şu an evde ders çalıştığımı nereden biliyorsun? Beni izlemeyi bırak artık anonim!"
Umay Alper’in telefonuna nasıl bir hırsla sarıldığını, yüzündeki o şaşkın ve çaresiz ifadeyi izlerken içten içe zaferle gülümsedi. Ama dışarıya renk vermeyip abisine dönük durmaya devam etti.
"Abi lütfen ya..." dedi Umay, Hakan’ın kolunu hafifçe dürterek. "Gerçekten çok kalmayacağım. Lütfen izin ver."
Hakan, Alper’e dönüp gülümsedi. "Görüyorsun değil mi Alper? Bütün baskı bende. 'Sen izin verirsen annemler de verir' diyor, ihale bana kalıyor."
Alper gözlerini telefonun ekranından zorlukla ayırıp Umay’a baktı. Zihni o kadar darmadağındı ki Umay’ın masum gözlerine bakarken bocaladı. "Ver izin Hakan ya," dedi Alper dalgınca. "Kız gitsin eğlensin işte arkadaşlarıyla. Kaç yaşına geldi zaten."
"Bak Alper abin bile arkanda durdu," dedi Hakan gülerek. "Tamam gidişine izin veriyorum ama saat on birde evde olacaksın Umay. Bir dakika bile gecikirsen bir daha zor çıkarsın."
Umay neşeyle ayağa kalktı. "Süpersin abi! Çok teşekkür ederim!"
Tam Umay odasına gitmek için yönelmişken, kırk beşinci dakikadaki ikinci zamanlanmış mesaj tam vaktinde Alper’in telefonuna düştü. Masadaki telefon bir kez daha titredi.
+90 538 XXX XX 16: "Ayrıca küçük kızın doğum günü partisine gitmesine izin verilmesine sevindim sarışın. Arada sırada iyi bir adam olmayı başarıyorsun."
Alper mesajı okuduğu an adeta olduğu yere çakıldı. Sandalyesini geriye doğru itip hızla ayağa kalktı. Yüzü bembeyaz olmuştu. Bütün evi, pencere kenarlarını, hatta koridoru çılgın gibi taradı.
"Hakan..." dedi Alper, sesi titreyerek. "Bu kız imkansızı yapıyor. Şu an salonda ne konuştuğumuzu bile biliyor!"
Umay odasının kapısının eşiğinden Alper’in o panik halini izlerken, dudaklarındaki gizli gülümsemeyi saklamak için arkasını dönüp odasına girdi. Alper’in zihnindeki ipler tamamen Umay’ın elindeydi.