İçeriğe geç

Müphem

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Müphem

Bölüm 17

Bölüm 17: Siyah Elbise ve İlk Fark Ediş

Akşam saat sekize doğru evde bir hareketlilik vardı. Umay, odasında aynanın karşısına geçmiş, üzerine giydiği zarif siyah elbiseyi son kez düzeltiyordu. Elbise, onun o çocuksu masumluğunu alıp yerine son derece şık, sade ama etkileyici bir genç kız silueti koymuştu. Saçlarını hafif dalgalarla açık bırakmış, yüzüne ise tenini ve kahverengi gözlerini ön plana çıkaran zarif ama hafif bir makyaj yapmıştı.

Hazırlığı bittiğinde derin bir nefes alıp odasından çıktı ve koridorkan salona doğru yürümeye başladı.

Tam o sırada salondan mutfağa su almak için geçen Alper, koridorun ortasında durdu. Gözleri salona doğru süzülen Umay’a takıldı. Alper bir an için olduğu yerde kalakaldı. Karşısında sabahtan beri "bücür" diye sevdiği, saçlarını karıştırdığı o küçük kız yoktu.

Alper’in zihnindeki o sabit Umay imajı, giydiği siyah elbisenin zarafeti, saçlarındaki o özenli dalgalar ve duruşundaki olgunlukla bir anda darmadağın oldu. Gözleri istemsizce birkaç saniye boyunca Umay’ın üzerinde gezindi. İçinden geçen tek şey, "Vay be..." düşüncesiydi. Alper, Umay’ın artık ufak bir çocuk olmadığını, gerçekten çok güzel, çekici bir genç kız haline geldiğini ilk defa bu kadar net, bu kadar şaşkınlıkla fark etti.

Ancak bu fark ediş romatizmden ya da kalbini çarptıran o gizemli anonim heyecanından tamamen uzaktı. Alper için bu, sadece uzun süredir aynı evde bulunduğu küçük kardeş figürünün ne kadar büyüdüğünü idrak ettiği şaşırtıcı ve saf bir gerçeklikti. Tıpkı yabancı bir güzelin sokakta dikkatini çekmesi gibi, "Kız gerçekten büyümüş ve çok da güzel olmuş" diye düşündü içinden, korumacı bir abi hayranlığıyla.

Umay, Alper’in kendisine dik dik ve şaşkın baktığını görünce hafifçe yutkundu. Yanaklarına aniden hücum eden kızıllığı gizlemek için ellerini elbisesinin eteklerinde gezdirdi. "N-ne bakıyorsun öyle?" dedi, sesindeki o hafif titremeyi saklamaya çalışarak. "Bir şey mi var?"

Alper hızla kendini toparladı, yüzüne o rahat, hafif alaycı tebessümünü yerleştirdi. Elini ensesine götürüp hafifçe kaşıdı. "Yok bir şey bücür... Şey, yani şey demek istedim... Bayağı şık olmuşsun. Evden biri çıkıyor da biz mi fark etmedik dedim kendi kendime."

O sırada odadan çıkan Hakan kardeşini süzdü ve gülerek lafa girdi. "Ooo bizim ufaklık prenses olmuş resmen! Bakıyorum da Alper de şokta, dili tutuldu."

Alper hafifçe gülerek başını salladı. "Haklısın valla Hakan, ben bunu hâlâ okul üniformasıyla falan geziyor sanıyordum. Bayağı büyümüş."

Umay gözlerini devirdi, dudaklarında alaycı bir kıvrımla Alper’e baktı. "Çok komiksin Alper," dedi düz bir sesle. İlk defa Alper’in yüzüne karşı o alışılagelmiş "abi" ekini çıkartarak hitap etmişti.

Hakan kaşlarını hafifçe çatarak hemen araya girdi. "Alper değil, Alper abi diyeceksin Umay. Büyüdün diye saygıyı unutturma bize."

Umay abisine bakıp omuz silkti ama Alper’in gözlerinde o an çakan hafif şaşkınlığı yakalamıştı. Alper, hayatında ilk defa Umay’dan "abi" lafını duymamıştı ve bu küçük detay, içinde açıklayamadığı garip bir his bırakmıştı.

Kapı çalındığında Umay’ın kalbi hızla çarpmaya başladı. "Buse'ler geldi sanırım," dedi heyecanla. "Ben kaçtım, geç kalmayayım."

Umay kapıdan çıkıp aşağıya doğru inerken, Alper bir süre arkasından baktı. Zihninde hâlâ o siyah elbisenin ve az önceki o 'Alper' kelimesinin bıraktığı garip şaşkınlık vardı. Ama aklının asıl sahibi, cebinde sessizce duran gizli numaradan gelecek yeni bir mesajı bekliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.