Uyuyamadım. Zaman ilerledikçe akademinin gecesi derinleşti. Koridorlardaki ışıklar birer birer kısıldı, adımlar azaldı, fısıltılar sustu. Ama tam o anda, başka bir şey başladı. Duvarların içinden gelen, adını koyamadığım bir hareket. Tam gözlerimi kapatmayı denediğim anda, kapımın altından ince bir gölge kaydı geçti. Ardından hafif bir tıkırtı. Bu kez kapı çalınmadı. Sanki biri, kapının orada olduğundan emin olmak ister gibi dokunmuştu. Sessizce ayağa kalktım. Kalbim normalden hızlı atıyordu ama korkudan değil. Daha çok, beklenen bir şeyin nihayet gelmesi gibiydi. Kapıyı araladım. Koridor karanlıktı. Işıklar tamamen kapalıydı. Sadece pencerelerden süzülen ay ışığı taş zeminde soluk çizgiler bırakıyordu. Ve o çizgilerin içinde biri duruyordu. Dorion. Duvara yaslanmıştı. Gölgeyle neredeyse aynı renkte duruyordu, sanki karanlık onu kabul etmişti. Bana baktı ama şaşırmış gibi değildi. Aksine, geç kaldığımı düşünen biri gibiydi. “Uyumadığını biliyordum,” dedi. Sesi alçaktı. Koridorun sessizliğini yırtmıyor, içine karışıyordu. “Burada ne yapıyorsun?” diye sordum. Başını hafifçe yana eğdi. “Bunu sorman gerekiyordu,” dedi. “Ama kapıyı açman gerekiyordu.” Bir adım attı. Ay ışığı yüzüne vurdu. Gözleri gündüzkünden farklıydı. Daha koyu. Daha derin. Sanki bakmıyor da, bekliyordu. “Jack sana geldi,” dedi aniden. İçimden bir şey koptu. “Nereden biliyorsun?” Dudaklarının kenarı çok hafif kıpırdadı. Gülümseme değildi. “Bu akademide,” dedi, “bazı şeyler saklanmaz. Sadece geç fark edilir.” Sessizlik tekrar çöktü. Ama bu kez rahatsız edici değildi. İki kişinin arasında gerilmiş ince bir ip gibiydi. “Neden bana bakıyorsun?” diye sordum sonunda. “Koridorda da… odada da.” Dorion birkaç saniye sustu. Sonra doğruldu. Artık saklanmıyordu. “Çünkü sen,” dedi, “geri çekilmedin.” “Ne zaman?” “Ben durduğumda,” dedi. “Herkes rahatladı. Sen bakmaya devam ettin.” Sözleri içimde yankılandı. O anı hatırladım. Gerçekten de gözlerimi kaçırmamıştım. Dorion bana biraz daha yaklaştı. Aramızda bir adım mesafe kaldı. “Burada kalmak istiyorsan,” dedi alçak bir sesle, “bazı şeyleri görmen gerekecek. Ve gördüklerinden sonra aynı kalamayacaksın.” “Bu bir tehdit mi?” dedim. Başını yavaşça salladı. “Bu bir uyarı.” Arkasını döndü. Geri çekilmedi, kaçmadı. Sadece yürümeye başladı. Karanlık onu yavaşça yuttu. İki adım sonra durdu. “Yarın gece,” dedi. “Eski batı kanadı. Kimse gelmez.” Sonra gitti. Kapıyı kapattığımda ellerimin titrediğini fark ettim. Ama bu titreme korkudan değildi. Bu akademide bir kapı açılmıştı. Ve Dorion Thorn, o kapının anahtarı değildi. O, kapının kendisiydi.
Bölüm 24
Bölüm 19.
Bölüm sonu
7 yorum
S
Ben sevmedim bunu bana JACK verin
1YanıtHiçbir kapıya güvenilmezz
1YanıtMükemmel
1YanıtDorion kızı rahat bırak yaaa birşey yapacaksın kesin 😄
1YanıtAl işte birşey yapacak bu dorion
1YanıtLütfen biran önce diğer bölümü alabilirmiyiz çok güzel ilerliyor
1Yanıt





