İçeriğe geç

MÜHÜRLENMİŞ RUHLAR VARİSİ - KARANLIĞIN TAHTI

Bölüm 25 · 2 dk okuma

MÜHÜRLENMİŞ RUHLAR VARİSİ - KARANLIĞIN TAHTI

Bölüm 25

Bölüm 20.

Akademi geceleri farklıydı. Gündüzleri taş duvarları düzeni, kuralları ve güveni temsil ederdi. Geceleri ise aynı duvarlar, sakladıkları şeylerle nefes alırdı. Koridorlar boşaldığında, sesler çekildiğinde, bina gerçek yüzünü yavaşça gösterirdi. Işıklar kısılır, gölgeler uzar, sanki her köşe bir şey hatırlıyormuş gibi ağırlaşırdı. O gece odama erken çekildim. Yatağa uzandım ama uyumayı denemedim. Akademide uyku, her zaman bir tercihti. Gözlerimi kapatsam bile burası beni izliyormuş gibi hissediyordum. Saatlerin nasıl geçtiğini bilmiyorum. Zaman, gece olunca anlamını yitiriyordu. Sonra… bir ses duydum. Uzaktan. Net değildi. Bir kapının kapanışı mıydı, yoksa bir adım mı, emin olamadım. Ama o ses, beni çağırmıyordu. Daha kötüsü… bekliyordu. Yatağımdan kalktım. Koridora çıktığımda hava değişti. Daha serindi. Meşalelerin ışığı zayıftı, titriyordu. Gölgeler duvarlarda kıpırdıyordu. Akademi uyanık değildi ama uyuyor da sayılmazdı. Birinin nefesini tutması gibi, her şey askıda duruyordu. Ana merdivenlerden aşağı indim. Ayak seslerim fazla yüksek geldi. Bu saatte ses, istenmeyen bir misafirdi. Duvarlarda asılı tablolar karanlıkta şekilsizleşmişti. Gözleri var mıydı, yok muydu, seçemiyordum. Batı kanadına giden geçit uzaktan bile farklı görünüyordu. Işığın ulaşmadığı bir boşluk gibiydi. Kapı kapalı değildi. Aralıktı. Sanki biri aceleyle çıkmış, geri dönmeyi unutmuştu. Bir an durdum. Bu, son eşikti. Akademinin hâlâ bildiğim kısmı arkamdaydı. Ötesi… adı olmayan bir yerdi. Adımımı attım. Kapı arkamdan yavaşça kapandı. Ses çıkarmadı ama içimde bir şey sustu. Hava anında değişti. Burada zaman daha ağırdı. Duvarlar daha yakındı. Taşlar nemliydi ve üzerlerinde izler vardı. Çizikler. Düzensiz. El izlerine benziyordu. Burası terk edilmiş değildi. Burası unutulmak için bırakılmıştı. İlerledikçe akademinin sesleri tamamen kayboldu. Ne bir zil, ne bir adım, ne de rüzgâr. Sadece kendi nefesim. Ve nefesim bile bana ait değilmiş gibi geliyordu. Sonra onu gördüm. Dorion, koridorun sonunda duruyordu. Işık yoktu ama onu seçebiliyordum. Sanki karanlık etrafında değil, ona doğru toplanmıştı. Bana baktı. Gözlerinde ne merak vardı ne de tehdit. Daha çok, olması gereken bir şey gerçekleşmiş gibi bir kabulleniş. “Buraya herkes gelmez,” dedi. Sesi yankılanmadı. Duvarlar sesi geri vermedi. Sanki bu yer, kelimeleri tutuyordu. “Gelenler de,” diye devam etti, “geri dönmez.” İçimde bir şey kıpırdadı ama geri adım atmadım. Akademi arkamdaydı. Kurallarıyla, ışıklarıyla, yalan güvenliğiyle. Buradaysam, bunun bir nedeni vardı. Dorion arkasını döndü. “Artık akademide değilsin,” dedi. “Ama henüz buraya da ait sayılmazsın.” Yürümeye başladı. Karanlık onu yuttu. Ben de peşinden gittim. Ve o an anladım: Akademi beni eğitmek için vardı. Ama burası… beni kırmak için.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

26. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

6 yorum